K. RYSBAEVA*

 *Kazakh State Women’s Pedagogical Institute Candidate of philological sciences, the head of Teaching methods of foreign languages faculty / Almatı – KAZAKİSTAN

ÖZET
Bu makalede eski Türklerin ay, güneşle ilgili inançları ve onların bugünkü dilimizdeki izleri inceleniyor.
Anahtar Kelimeler : Güneşe tapma, Animizm, folklor, Türk halk inanışları

TO WORSHIP TO THE MOON AND THE SUNİN TURKISH COMMUNITIES


ABSTRACT
In this article old Turkish beliefs related to the moon and the sun and their marks in today’s language are being analyzed.
Key Words: To worship to the sun, folklore, Animizm, Turkish public beliefs.

Türk halklarında ay, güneş, yıldızlar, su ve ateşi Tanrı bilip tapma, kutsal sayma geleneği eski zamanlardan beri vardır. Ş. Valihanov: “Ay Tanrı olarak kabul etmiş olmasındandır, Kırgız (Kazak) halkı yeni ayı görünce, kara yere alnını koyup başını eğer. Yaz gelince alnının değdiği yerden çıkan otu evine getirir ve ateşe atar.” (Valihanov 1949: 19.) bilgisini vermiştir. G. Musabayev “Kazakların doğmuş ayı görünce, ‘Ay gördüm sağlam gördüm! Eski ayda bağışla, yeni ayda nimet eyle!’ diye dua edip, ottan koparıp eşiğe bırakma adetini uygulayarak aya taptıklarını görürüz.” bilgisini vermiştir. (Musabayev 1958: 16.)
Batı Sibirya Tatarları yeni ay doğduğunda dans ederek, yüksek sesle dua ediyormuş. Hakas Türkleri yeni ayın doğmasını iyi işler yapılmasına uygun zaman olarak kabul ederlerken, Altay Türkleri arasında bu sırada tam tersine hiç bir iş yapmama anlayışı oluşmuş. Başkurt Türkleri yeni aydan iyilik olmasına dua ederlermiş. Eğer bu sırada insan vefat etmişse, aydan o kişiye iyilik olması temenni edilirmiş. Saha Türkleri dolun aya tazim ederek bir sonraki dolun aya iyilik içinde ulaşmak için dua etmişler.
Bazı Türk toplumlannda eski ay, ay arası kavramı ile ilgili inançlar mevcuttur. Mesela, Altay Türklerinin anlayışında, eski ay ile yeni ay arasında ocak temizlenmez, binlerine süt verilmez gibi yasaklar konulmuştur. Bu aralıkta cinler ve periler çok olduğundan, yasaklan yerine getirmeyenlerin belaya uğrayacaklanna inanılır. Buna benzer bir inanış Kazaklar arasında da vardır. Kazaklar arasında aya uzak bakmazlar, aya karşı abdest alınmaz, ay parmakla gösterilmez. Ay parmakla gösterilirse ailede bir kötülüğün ortaya çıkacağına inanılır. Ay, her zaman hürmetle anılır. Eğer uzun zaman göz kırpmadan aya bakılırsa, oradaki ihtiyar kadın, bakanın ömrünü sayar ve yaşamını tehlikeye atarmış. Eski halk inancına göre güneş karardıktan sonra özellikle aylı gece dışanya süt çıkanlmaz, çıkanlsa bile, süt taşınan kabın kapatılması gerekirmiş. Eğer süt taşman kapa ay ışığı düşerse sığır, kısrak gibi süt elde edilen hayvanların memesi hastalanır inancı varmış. Böyle bir belaya uğramamak için yanmış ağaçla dışanya çıkılırmış. Bu âdet ateşin kudretine inanmaktan ileri gelse gerek. Bu âdete Özbekler ve Tacikler arasında da rastlanır.
Ayı Taıın bilip, kutsal sayma inancı: “Aya bakma!”, “Aya karşı oturma!”, “Aya parmak kaldırma!”, Aya uzun süre bakma!”, “Bebeğin yüzüne ay ışığı düşmesin.”, “Dolun ayda göç etme!”, “Dolun ayda sefere çıkılmaz.”, “Dolun ayda gelin gelmez.”, “Dolun ayda sünnet yapılmaz.” gibi yasaklann ortaya çıkmasına neden olmuştur. Etnolinguistik (Halk Dil Bilimciliği) yönünden bakıldığında, Kazaklar arasında, “Ay kulaklanırsa ayağım hazır tut, güneş kulaklanırsa küreğini hazır tut.” şeklinde bir söz vardır. Bu dolun ayda hava ılık olur; ay yatay görünürse hava çok soğuk olur, şeklinde hava tahmini yapar ve ona göre hazırlık yaparlardı. “Oğuznâme” destanında “Ay Kağan’ın gözleri parladı, erkek oğul doğurdu” sözü, dilimizde atasözü gibi olmuştu. Yusuf Balasagun’un “Kutadgu Bilig” adlı eserinde “Ay doğduğunda küçücük olur, gün geçtikçe dolar”, “Ay dolunca gözü açılır dünyanın, yüzü parlar cihandaki her elin” şeklinde atasözleri vardır.
Kazak halkı ayın sadece insana değil hayvanlara da etkisinin olduğunu kabul etmişti. Sevilen hayvanın boynuzu ile toynağı aya benzetilirdi: “ay toynaklı küheylanım”, “ay boynuzlu sığırım”, “ay boynuzlu koçum”. Kırgız Türklerinde yılkıya “ay toynak” denilir. Mesela, “Ay boynuzlu ak keçi boynundaki zilini ota değdirip seslendiriyor” (Kazak Edebiyatı) “Ay boynuzu ak keçi koyun sürüsünü başlatır, yar-yar. (Alpamıs Batır) Türk halklarında Hunlardan süre gelen şiirlere rastlanır:
Ay boynuzlu ak koçum senin olsun.
Kamış gibi kulakları olan aygırım senin olsun.
Boyunlukları dökülen kara devem senin olsun.
Hayvanların boynuzu ile toynağının aya benzetilmesi, aya hürmet edilmesi ve ondan hayvanlann sağlığının dilenmesi, onlann aya tapması ile ilgilidir.
Özbek Türklerinde ayla ilgili atasözleri var: “Ayı etekle kapatamazsın”. Kazaklar arasında “Ayın yansı parlak, yansı karanlık”, “Ay gece gerekli”, “Ay parlak-tavşan zayıf’, “ay doğsa da onun bahtı, güneş doğsa da onun bahtı” atasözleri aya tapmanın işaretleridir.
Kazaklar arasında söylenilen “Ay ortak, Güneş ortak, İyi ortak”, atasözü yan anlamda gökteki ay ve güneş ışığı gibi, yeryüzündeki iyilerin iyiliği ve şefaati de halka ortak, kimse için özel olmaz anlamındadır.
Ayla ilgili deyimler şöyledir: “ay tutulması”, “yüzünü ay gibi kılmak”, “aya bakıyor mu”, “ayın sağından doğsun”, “dolun ay gibi dolup, ayı göğe çıkardı”, “sağ taraftan ayı, sol taraftan güneşi doğdu”. “Aya koçtu” deyimi elinden gelmeyene çalıştı. “Ay tutuldu” aym yüzünü kara gölge kapattı. “Ay ve güneş gibi ışığı ortak” çok güzel. “Ayın yenisi” ayın ilk günü. “Ay süt gibi aydınlık” bulutsuz gece anlamında kullanılır. “Aym sağından doğsun”, “karşından güneş, arkandan ay doğsun”, “karşından ak güneş doğsun”, “yıldızın yüksek olsun” deyimleri bahtı açıldı, istediği oldu anlamındadır.
Halkın anlayışında ayla ilgili deyimlerin dışında şöyle adetler de vardır: Yeni ay doğduğunda başlatılan iş olumlu sonuçlanır. Bu yüzden aya dua edilir: Dolun aya ölenlerin günahım affet, dirilerin dileğini kabul et, mutluluğa kavuştur şeklinde dua edilmiştir.
Ay nişanı taç zamanında ortaya çıkmıştır. Ayın taşa işlenilen simgesi yan ay ve yuvarlaktır. Yan ay damgası gece belgesi ve Müslümanlann kutsal simgesidir. Ay halk inancında güzellik, zarafet sembolüdür.
Eski Türklerin taptığı ikinci bir Tann, güneştir. Güneş kelimesi Türk halklannın hepsinde kullanılır. Kazak, Kırgız, Uygur, Başkurt, Karakalpak Türkçelerinde “kün”, Türkmen Türkçesinde “güneş”, Tatar Türkçesinde “kön”, Başkurt Türkçesinde “koyaş” kelimesi kullanılır. Türk halklarında Güneşin “Örken” şeklinde ismi de vardı. “Örkenin össin”, “Künün össin, baht olsun” deyimleri de vardır. Sibirya halklan güneşi “Büyük örken”, ayı “küçük örken” diye adlandınyorlar. Buryatlar güneşi “sekiz ayaklı”, “Nayman hultay hara”, ayı da “dokuz ayaklı uyçen hultay kara” şeklinde adlandınyorlar. Güneş ve aya halk, pek çok benzetme yapar. “Gümüş güneş”, “Altm ay” denilir. Buryatlar güneşe “Altın Şara Naran”, yani “San altm güneş” derler. Mısırlılar güneşe “Ra”, Sümerler “Ud” demişler. O Hudaların Budası altm kavramı ile birlikte söylenilir. Kalmaklar eskiden güneşe şöyle dua etmişler: “Güneşi doğuran göğe rahmet, otu çıkartan güneşe rahmet, hayvanlara nzk olan ota rahmet.” Bu anlayış Kazaklarda söylenilen “Gökte verir, yerde eğer” anlayışına benzer.
Güneş dünyada yaşam için en önemlidir. Güneş en yakın yıldızlardan biri olduğundan hem de en yakım olduğundan büyük olarak görünür. Güneş Tannsmm her halkta türlü isimleri vardır. Mısırlılarda “Ra”, Sümerlerde “Ud”. Bunlar aynı manada kullanılan kelimelerdir. Demek ki ateş, güneşin yerdeki simgesidir. Kırmızı renk, ateş ve güneşin sembolüdür.
Eskiden insanlar mevsimlerin değişmesi ile ilişkili olarak tabiatın değişmesinde ve insan yaşammın şekillenmesinde güneşin önemli olduğunu biliyorlardı. Onlar ekinin çıkmasında güneşin önemini anlayınca, ona taptılar. Onun hürmetine büyük anıt diktiler ve ona övgüler söyleyerek şiirler yazdılar.
Güneş, göçebelerin başlıca tannsı oldu. K. Salgarin “Altm Damar” adlı kitabında Hunlarla ilgili “sıyu” ve “sı” (Çince transkripsiyon) adetleri hakkında kısaca açıklamalar vardır. “Siy” her ayın güneşle kavuşma töreni. Güneşe baş eğip tazim etme, her ayın ilk günü üç defa, diğer günlerde bir defa tazim etme âdeti olduğu yolunda bilgiler verdi. “Sı” her ayın battığı son günü ile vedalaşma töreni. Batan güneşe baş eğip tazim etme her aym son günü için üç defa, diğer günler için bir defa söz konusu olurmuş. (Salgarin 1986: 42-43.)
Eski İranlılann “Rigveda” isimli ilahi kitabında “Puşan” isimli biri hakkında eski bir efsane vardır. Efsaneye göre o, elbisesini ters giyen, saçı uzun, burnu çok büyük birisidir. Eski İranlılar bunu iyilik tannsı olarak bilirlerdi. Yunanlar ona “Panam” demişlerdir. Bu Tannlann resimlerini taşlara çizmişlerdir. Bu taşlardaki boğa resmi, dini inançlann görüntüleridir.
Kazakistan’da rastlanan taşlar üzerindeki resimlerden, boynuzu ile güneş kaldıran boğa resmine rastlamak mümkündür. Bu resimler bize göre güneş başlı tann resmidir.

KAYNAKLAR
Avesta. İzbrannıe Gimnı. Perevod s Acestinskoy Î. Steblin-Kemenskogo, Moskva 1992.
Musabayev Ğ., Kazak Tili men Grammatikası Tariyhman, Almatı 1958.
Salgarin K., Altın Tamir, Almatı 1986.
Valihanov Ş., Makalaları men Hattan, Almatı 1949.

Please follow and like us:

Enjoy this blog? Please spread the word :)