Ölümünün Birinci Yılında Kazım
Koyuncu ve Çırpınan Karadeniz’in Sessizliği*
Fatih Sultan KAR*
Çernobil
yağmurları üzerimize yağdı
Ses
çıkarmadık sustuk, hayatımız karardı
Yaprak dökümü
gibi tek tek gitti yiğitler
Biz susarken haykıran Cihan
Eren’ler vardı
Sahil yoluna karşı direnişe
geçmedik
Yanlıştan yana olduk doğruları
seçmedik
Yaşarken
insanların kıymetini bilmedik
Haksızlığa
dur diyen bir Kazım’ımız vardı
Bir bir kayıp
oluyor bütün değerlerimiz
Eski
Karadeniz’den kalmadı ki hiçbir iz
Onlar
yağmalıyorken alkış tutuyoruz biz
Eskiden
aramızda cesur yürekler vardı
Karadeniz
sahili boyuca yolculuk yaparsanız kıyı katliamının sonuçlarını,
dinamitlerle indirilmiş dağları, mahkeme kararıyla dolgu inşaatı
durdurulan ilçeleri, yol seviyesinin altında bırakılan ve bu
yüzden çamura mahkûm edilen mahalleleri görürsünüz ve kendinize
sorarsınız: Bu güzelim sahil nasıl bu hale geldi?
Sustuk,
sıra bize geldi
Çoğumuz
sustuk, ya da haykıran insanların yanında olmadık. Bir yıl önce
aramızdan ayrılan Kazım Koyuncu çevre gönüllüsü idi. Çernobil,
Karadeniz otoyolu konularında yıllarca kamuoyu oluşturmaya
çalışmıştı. Kendisine kanser teşhisi konulmadan kısa süre önce
yaptığımız röportajda Karadeniz sahil yolu ve Çernobil
konularına tam bir sanatçı duyarlılığı ile yaklaşıyor ve “Bu
sahiller geri gelmeyecek. Herkesin bir katkısı vardır bu
işlerde. Yol bir şekilde bitti sayılır, sahiller mahvoldu. Bizim
orada yaşayan insanların da çok büyük kusurları var ama
politikacıların ve bürokratların suçu daha büyük. Sahiller geri
gelmeyebilir ama birilerinin hayatımda ilk defa bu kadar
cezalandırılmasını istiyorum.” diyor ve avucumuzun içinden
uçup giden sahillerimiz için verdikleri mücadeleyi
hatırlatıyordu: “2000 yılında sahil yoluyla ilgili ses
çıkarmaya başladık birkaç arkadaşla. VİYA! albümünün adının viya
olmasının sebebi sahil yoluna nazik bir tepki idi.
Çünkü viya sahillerde yapılan bir nevi aletsiz sörf. Ardeşen’de
tahtasız yaparlar. Böyle dalgaya bırakıyorlar kendilerini .
Kayalarla kavga ediyor insanlar, çocuklar. Bu çok önemli bir
kültürel durumdu aslına bakarsanız. Bir ritueldi ya da. Fakat
eğer şimdi sahilleri doldurursak böyle bir şey de olmayacak.”
“Viya”
sahil yoluna nazik bir tepki idi
“Bu bir
simgeydi. Küçük bir şey. Onu da albümün içine de koyduk. Öyle
kocaman bir sahili yol yapmak için dolduruyorsunuz. Dünyanın
hiçbir yerinde yoktur böyle bir şey. 700-800 sene sonra bu
sahiller tekrar elimize gelecek ve bu insanlar yüzünden tarihin
içini boşaltmış olacağız. 700-800 sene sonra sahil oluşacak
efendime söyleyeyim, kaç bin yılda oluşmuş sahilimiz yok olacak.
Siz kimsiniz ya, binlerce yılda oluşan bir şeyi siz hangi
kafayla, hangi vicdanla tutup da yok edebiliyorsunuz?. İnsanın
geleceğiyle oynuyorsunuz. Sizin kısa vadede kazanacağınız birkaç
milyon doların karşılığı milyonlarca insanın geleceği ve bütün
dünyanın ortak mirası olan oradaki doğa, oradaki deniz, oradaki
fırtına deresi, oradaki Artvin’in dereleri. Bütün bunlara karşı
çıkmak için ne filozof olmak lazım ne sanatçı. Hiçbir şey olmaya
gerek yok. Sadece gören bir çift göze sahip olmak... Korkmamak
lazım. Devlet niçin var? Devlet modern toplumda benim için var.
Topluluk için değil, bütün halk için de değil. Ayrı duranlar
için, daha marijinal duranlar için, hayatı tehlikede olanlar
için devlet vardır. Hak hukuku böyledir yanı. Ama öyle bir
gelenek yok. Türkiye’de her şey devlet için. Hayır efendim
devlet benim haklarımı korumak için var. Ben devleti korumak
için ne çaba sarf edeceğim? Koskoca devlet yani...”
diyordu.
Hayatta
hep gıcık işlerle uğraştım
Kazım koyuncu ölümünden tam dokuz
ay önce Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri
için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunanların
arasındaydı. Karadeniz’de artan kanser vakalarına dikkat
çekilerek kendisine sorulan “Ailenizde kanserli var mı”
sorusuna sorusuna bir yıl sonra “Ben” diye cevap
veriyordu. O gün kendisiyle uzunu uzun Karadeniz’i konuşmuştuk.
O yaşamı süresince haksızlıkların ve yanlışlıkların karşısında
olmuştu. Ya biz değerlerimiz, güzelliklerimiz elimizden gidince
veya ailemizde bir kanser hastası olunca mı uyanacağız. Her gün
Karadeniz’den yüzlerce insan tedavi için İstanbul’a geliyor.
Türkiye’de
hiç radyasyon olmasa da sistem adamı kanser eder
Kazım Koyuncu
Trabzon Dernekler Birliği’nce 23 Nisan 2005’te organize edilen
“Çernobil’in Etkileri ve Hasta Hakları” konulu panele
hasta olduğu halde konuşmacı olarak katılmıştı. Orada yaptığı
konuşmada “O koca burnumu her şeye soktuğum için bu
hastalığın da tanrıdan geldiğini düşünüyorum”
sözleriyle dinleyenleri güldürmeyi
başarmıştı. Konuşmasında, “Bir kaset yaptım, gazete çıkarır
gibi yazdım. Hayatta hep gıcık işlerle uğraştım.
“Beni kanser ettiniz”
demek istiyorum. Her şeyin içinde
bulunmak zorundaydım. Sistem bizim gibi insanları dinlemiyor.
Asi, muhalif... Kanser beni ilgilendirmiyor. Beni yaşamlar
ilgilendiriyor. Mücadele edin. Güç bizde. Yönetenlerden
kanserden ölen var mı son dönemlerde? Ben Türkiye’de her şeyin
bir sektör olduğuna inanıyorum. Türkiye’de hiç radyasyon olmasa
da sistemin kendisi yeter zaten. Ama hiç merak etmeyin bundan
sonra da muhalif, illet, deli bir herif olmaya devam edeceğim”
diyordu. Ayrıca panelde
sarf ettiği ve altını önemle çizmek istediğim “Türkiye’de bir
sistem sorunu var. Beni radyasyon değil Türkiye’deki sistem
kanser etti” cümlesini unutamıyorum.
“Hopa’ya
gitmek istiyorum”
Amerikan
Hastanesi’nde bir ziyaretinde “Hopa’ya gitmek istiyorum”
diyordu. Hopa derken boğazının düğümlendiğini hissediyordum.
Bizler ona “Seni iyi gördük” derken gerçekler de bizi
endişelere itiyordu. Sahnelerin hırçın çocuğu sakinleşmişti. O
kabul etmiyordu. Öyle ya bir konser düzenlese büyük gelir elde
edebilirdi ama o bunu kabul etmedi.
Aramızdan
ayrılalı bir yıl oldu. Karadeniz’in bizim sorunlarımızı dile
getiren hırcın çocuğunu bu bir yıl içinde daha fazla yanımızda
oldu. 25 haziran 2006 tarihinde Hopa’daki köyünde Yeşilyut’a
misafiri olacağız. Çok kalabalık geliyoruz Kazım. Şarkılarınla
karşıla bizi.

Birini Çernobil, diğerini sahil yolu aldı elimizden!
Avukat Cihan Eren ( soldan 1.) Kazım Koyuncu
onları aynı karede buluşturan şey memleket ve insan sevgisiydi

Kazım Koyuncu Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin
yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda
bulunanlar arasında yer alıyordu. Şimdi ise gönüllerde...
KAZIM KOYUNCU HAKKINDA LİNKLER
Kazım Koyuncu
Kazım Koyuncunun hayat
hikayesi ve biyografisi
Kazım koyuncunun cenaze töreni
Karalahana.com: Doğu
Karadeniz bölgesi halk kültürü, yöresel tarih, folklor ve gezi
rehberi
Kazım Koyuncu'nun ardından
Ölümünün Birinci Yılında
Kazım Koyuncu ve Çırpınan Karadeniz’in Sessizliği
KAZIM KOYUNCU ŞARKI SÖZLERİ
..
|