Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle       ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

Karadeniz kültürü, karadenizliler, Lazlar

Neden Karalahana.com?

 KARADENİZ MÜZİK

 KARADENİZ TARİH

 KİM KİMDİR

 

 

 

 KARADENİZ FORUM

 EDİTÖRDEN

KARADENİZ GAZETELERİ

Tüm Karadeniz Gazeteleri ve Karadeniz Televizyonlarına tek bir sayfadan ulaşın

 

 

LİNKLER

 ARTVİN SİTELERİ

 ORDU SİTELERİ

 BAYBURT SİTELERİ

 SİNOP SİTELERİ

 KARADENİZ BÖLGESİ

KARADENİZ HABER

 

Hemşinliler Ermenistan'da Ermenistan hemşin tarihi konferansı

Yazı Dizisi: Hemşinliler Ermenistan'da

 1. Hemşin Tarihi ve Kültürü üzerine konferans

 2. Hemşin Tarihi ve Kültürü üzerine konferans

3. Hemşinliler konferansı

Türk Halk Oyunları

A  - B - C - Ç - D  - E - F - G - H - I - İ - K - L - M N  - O - P - R - S - Ş - T - U  - V - Y - Z



Birol Topaloğlu ile Yerelden Evrensele Karadeniz ve Laz Müziği

Birol topaloğlu
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Üçüncü solo albümünü ‘Ezmoce (Rüya)’ adıyla Kalan Müzik’ten piyasaya çıkaran Laz müziği sanatçısı Birol Topaloğlu ile Karalahana İnternet Gazetesi olarak bir röportaj gerçekleştirdik.

    ODTܒde Elektrik-Elektronik mühendisliği eğitimi alan sanatçı, doğup büyüdüğü coğrafyaya ait müziğin bilimsel kriterlere kavuşması ve gelişmesi için yıllardır büyük çaba harcadı. Çalışmalarıyla Karadeniz ve Laz müziğinin önemli isimleri arasında yer aldı ve yöresine ait kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir yer edindi. Birol Topaloğlu ilk olarak 1997 yılında Heyamo isimli albüm çalışmasıyla müzikseverlerin karşısına çıktı, ardından 1999 yılında Metropol Müzik bünyesinde, çeşitli sanatçıların yer aldığı ortak bir çalışma olan Salkım Söğüt isimli albümde yer aldı; ikinci solo albümünü ise 2000 yılında yine Kalan Müzik’ten Aravani ismiyle çıkardı. 2001 yılında yine Kalan Müzik çalışması olan Lazeburi Arşiv-Derlemeler albümünü hazırladı. Bunun dışında gerek tulumu, gerek sesiyle çeşitli albümlerde konuk sanatçı olarak yer aldı.

    Dünyanın her yerinde müzikseverlerin ve Karadenizlilerin ilgisini çeken Topaloğlu, derlediği ve geleneksel yapıya sadık kalarak düzenleyip yorumladığı müziği ile birçok uluslararası festivalde yer alarak büyük beğeni topladı. Böylece Karadeniz ve Laz müziğini dünyaya tanıttı.

24 Haziran 2007’de piyasaya çıkan Ezmoce adlı yeni albümde altı Türkçe, sekiz Lazca; iki tane de Megrelce olmak üzere on altı eser alıyor

. Geleneksel yayla-yol ezgileri, tulum eşliğinde horon havaları ve yöre kültüründe önemli bir yere sahip olan destanın yanı sıra; Didou Nana şarkısı bu albümde bestekarı Nana Belkania ile birlikte düet yaparak seslendirmiş, anonim olarak bilinen bu şarkının gerçek sahibinin bilinmesine  katkı sağlamıştır. Bilindiği gibi Didou Nana şarkısı 1997 yılında ilk kez Birol Topaloğlu’nun Heyamo albümünde yer almıştı.
Ezmoce’de şarkıların birçoğunun düzenlemesi sanatçının kendisine ait. 1970’lerde Karadeniz müziğinin önemli ismi Erkan Ocaklı tarafından söylenen ve çıkışı büyük bir yankı uyandıran Tara Saçını Tara şarkısı Kemal Sahir Gürel’in düzenlemesi ve Birol Topaloğlu’nun yorumu ile albüme nostaljik bir renk katarak sevenleri ile tekrar buluşuyor. 
Diğer albümlerden farklı olarak bu albümde tabla ve dijiridu gibi dünya müziğinde önemli yerlere sahip enstrümanlar kullanıldı. Ayrıca Megrelce aşk şarkısı olan Margaluri Oropa ile Karkalaki şarkısı Gürcistan-Tiflis’te kaydedildi.

Birol topaloğlu AKM konseri 

1.       Rize Pazarlısınız? Anadiliniz Lazca olduğu için mi Lazca halk şarkıları söylüyorsunuz? Başka tür müzik yapmayı düşünseydiniz (sözgelimi
rock, pop, taverna) yine Lazca kullanır mıydınız? Diğer müzik türlerinde, edebiyat ve modern sanatlarda Lazuri kullanımı sizce mümkün mü?

Evet Pazarlıyım. Ancak eskilerimiz ilçemize hala Atina derler. Anadilim olan Lazca ile daha samimi ve kendimi daha iyi anlatabildiğim için bu dilde  müzik yapıyorum. Ancak biliyorsunuz ki yıllarca Anadolu halk ozanlarını da araştırdım. Bu araştırmalar bana çok şey kazandırmıştır.
Şayet geleneksel müzik değil de başka tür müzik yapsaydım hip-hop yapardım herhalde. Daha özgür bir tarz. Anlatmak istediğini sansürsüzce anlatması açısından da önemli. Bence Laz müziğine çok uygun bir tür. Hangi sanat dalında olursa olsun insan kendi anadilinde daha başarılı ve üretken oluyor. Siz de söylediğiniz gibi diğer sanat dallarında oldukça başarılı bir şekilde Laz dili kullanılabilir.

2.       ODTÜ (Gaziantep) Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümünü bitirdiniz. Hiç mühendislik yaptınız mı?

Ben 1995 yılında üniversiteyi bitirir bitirmez İstanbul’a çalışmaya geldim. İlk mühendislik deneyimim Azerbaycan’da özel bir şirkette oldu. Yaklaşık bir yıl şantiyede çalıştım. İşi bitirdikten sonra tekrar İstanbul’a döndüm. Döndükten sonra Kadıköy’de İsmail Demircioğlu’nun evinde misafir olarak kalıyordum. Bu süreçte Erkan Oğur gibi değerli müzisyenlerle tanışma fırsatım oldu. Müzik dünyasında olup bitenleri anlamaya çalıştım. O sıralarda bağlama çalıyordum. Hatta bir ara İsmail, Erkan ve ben üçlü grup şeklinde bağlama ile müzik yapmaya niyetlenmiştik. Benim daha önceden derlediğim Lazca şarkıları kendi aramızda çalarken özellikle Erkan Oğur’un dikkatini çekmiş ve benim Lazca şarkılar söylemem konusunda teşviki olmuştur. Ve benim açımdan Laz müziği macerası bu şekilde başlamış oldu.

3.       Müziğe saz ile başladığınızı biliyoruz. Buna karşın geleneksel müzik konusunda tutucu davrandınız ve Laz müziğine sazı sokmadınız. Hatta Kazım Koyuncu, Fuat Saka gibi müzisyenlerle kıyaslandığında elektronik aletleri son derece az kullandınız. Özel bir nedeni var mı?

Kalan Müzik ile albüm yapmaya karar verdiğimizde bir sorumluluk hissettim. Bu durumu tarihi bir fırsat olarak gördüm. Çünkü ilk kez otantik Laz müziği konusunda ciddi bir albüm çalışması olacaktı. Otantik ve kalıcı olmasına özen gösterdim. Bu da Laz müziğine uygun müzikal seslerin kullanılması ile mümkün olabilecekti. Ben bugüne kadar otantik Laz müziği yapmaya gayret gösterdim. Siz de bahsettiğiniz gibi Kazım Koyuncu, Fuat Saka gibi isimler hiçbir zaman otantik Laz müziği ya da Karadeniz müziği yaptıklarını iddia etmediler. Ya da böyle bir amaçları da yoktu. Bu durum enstrüman seçimi ve kullanımı konusunda müzisyenlere bir rahatlık veriyordu. Benim durumum biraz farklı idi. Bazen yanlış yapmamak adına eksik bıraktığım ya da zamana yaydığım durumlar olmuştur. Müzikal anlamda heyecanımı bastırmak zorunda kaldığım anlar da olmuştur.
Son albümde bu ürkekliğimi biraz daha kırdığımı düşünüyorum. Biraz daha olgunlaştım sanırım.

Birol topaloğlu tulum çalarken Lazca müzik ezmoce 

4.       Çalışmalarınızda özellikle de son albümünüz Ezmoce’de Laz şarkılarının yanı sıra Trabzon, Hemşin, Megrel şarkılarına da yer veriyorsunuz. Albümünüzün daha geniş kitlelere ulaşmasını mı arzu ediyorsunuz yoksa bu şarkıları Laz müziğine veya sizin tarzınıza pek de uzak olmadıkları için mi seçtiniz?

Ben albüme koyacağım şarkıların seçiminde şarkının beni heyecanlandırmasına ve albümün genel konseptine uymasına özen gösteririm. Bu da bana yakın duran şarkıların seçilmesine sebep oluyor. Şarkının dili bu noktada ikinci planda kalıyor. Ayrıca tabi ki yaptığım şarkıların geniş kesimlere ulaşmasını arzu ediyorum. Ancak bunu isterken ilkelerimden ödün vermeden yapmak istiyorum. 

Ezmoce albümü Lazca Lazuri Birol Topaloğlu

 5.       Djivan Gasparyan ve Hüsnü Şenlendirici ile verdiğiniz konserin tadı damağımızda kaldı. Konser bazında değil de belki bir duduk sanatçısı ya da başka örneğin Erkan Oğur gibi başka bir virtüözle ortak bir albüm projesine girer misiniz? Yoksa bu deneysel çalışmalar ticari ve sanatsal açıdan riskli mi?

Dünya çapında virtüözlerle aynı sahnede çalmak çok keyifli. Ne istediğini bilen, göz ucuyla anlaşabildiğiniz müzisyenlerle sahne paylaşmak oldukça müthiş. Ortak projeler beni heyecanlandırır ve içinde yer almak isterim. Ancak albüm yapmak dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ciddi maliyet gerektiriyor. İnternet dünyası birçok açıdan işimizi kolaylaştırmasına karşın, kontrol sağlanamadığı için müzik dünyasını çok olumsuz olarak etkilemekte. İnsanlar bilmelidir ki zamanla İnternetten indirecek nitelikli şarkılar bulmakta zorlanacaklar. Orijinallerini satın alıp yeni çalışmalara cesaret vermeleri gerekir.

6.       Rize’de Yeşil Yayla adlı bir festival düzenliyorsunuz. Bu festivalin bölgede on yıllardır düzenlenen geleneksel festivallerden farkı nedir? Festival'de ne tür etkinlikler gerçekleştirilmektedir? 

25-27 Ağustos 2006 tarihinde benim de içinde olduğum bir ekiple Yeşil Yayla Festivali’ni başlattık. Festival bir sonraki yıl, yani 5-11 Temmuz 2007’de bir önceki senenin gönüllü kadrosunun profesyonelce üstlenmesi ile gerçekleşti. Ben bu yıl festivale danışmanlık yaptım. Bu festival tamamen yöresel kültürün evrensel değerlerle buluşması ve ekolojik bir duyarlılık yaratılması amaçlanarak başlatılmıştır. Yani popüler kültür karşısında ezilmeye, yok olmaya çalışılan yöresel kültüre ve çevreye katkı amaçlı.
Bunun için de maddi desteğin önemli bir kısmını The Cristensen Fund’dan aldık. Bu tamamen benim kişisel girişimlerim sonucu ve daha önceden yaptığım çalışmaları referans alarak sağlanmış bir destektir. Daha önceden 2002 yılında Strickly Mundial Festivali kapsamında yapmış olduğumuz ve İstanbul’da ‘Laz Project’ adını verdiğim bir proje referans olarak bu destek sağlanmıştır. Bu proje; bugün bu festivale karşı çıkan kişi ya da kişilerin de aralarında yer aldığı geniş bir kesimin desteği ile gerçekleşmişti. Ancak festival iptal edildiği için benim hazırladığım bu gösteri de son anda sahnelenmekten vazgeçildi. Ancak bu vesileyle Laz Project adını verdiğimiz bir belgesel hazırlanmış oldu. Yıllar sonra aynı vakıftan destek almam nedense daha önceden destek veren kişiler arasında anlaşılmaz bir tavra sebep oldu ve sanki paranın kaynağı kötü amaçlar için kullanılıyor imajı yaratılmaya çalışıldı.

 7.       Destanlar Laz müziğinde önemli bir yer tutuyor. Destancılar, yaylacılığın tarihe karışıp sembolik bir ritüele, turistik gezilere dönüştüğü internet çağında ne zamana dek varlıklarını sürdürebilir?

Bir halkın müziği, yaşamı, geleneği, üretim ilişkisi  ile şekillenir. Şayet geleneksel bir yaşam yoksa geleneksel müzik de sona erer. Bugün Lazlar büyük oranda geleneksel yaşamdan uzaklaşmışlar, dolayısıyla da müziklerinin belkemiği geleneksel destanlar da yok olmaya yüz tutmuştur. Ancak Laz destancıları geçmişte o kadar çok ürün vermişler ki bugün bunları arşivlemek genç nesillere önemini anlatmak bu destanları yok olmaktan kurtarır bence.

8.       Geçmişte ya da şimdi etkilendiğiniz ya da örnek aldığınız sanatçılar var mı?

Okul yıllarımda Aşık Veysel, Karacaoğlan gibi Anadolu halk ozanları beni çok etkilemiştir. Üniversite yıllarıma kadar bu ozanları araştırdım. ODTÜ THBT’de (Türk Halk Bilimleri Topluluğu) çalışırken, Anadolu Halk ozanlarının hayatını anlatan müzikal bir deneme projesi gerçekleştirdim. Aşık Veysel, Karacaoğlan ve Pir Sultan Abdal gibi ozanları araştırdım. Bu ozanlar bana çok büyük ilham verdiler. Bu araştırmalar beni kendi kültürümüzde var olan ozanlarımızı fark etme, anlama ve tanımama teşvik etti. Yaptığım çalışmalar sonucunda geçmişte Laz ozanı, aydını, araştırmacısı, derlemecisi, ressamı, yazarı gibi birçok özellikleri barındıran Helimişi Xasani’yi keşfetim. Ve bu keşif ait kültürümü araştırmamda bana yol haritası oldu.

9.       İstanbul'da Karadenizli olmak özelde Laz olmak günlük hayatınızı nasıl etkiliyor?

İstanbul’da yaşamak beni mutlu ediyor. Çünkü keşiflerin, yaratıcılığın sınır tanımadığı bir yer İstanbul. İkinci memleketimiz oldu. Burası dünyanın kültürel mozaiği. Dünyada neler olup bittiğini İstiklal caddesinde bir tur atarak öğrenebilirisiniz. Bu kadar yakın her şey. Laz kültürel çalışmaların da merkezidir aynı zamanda. Buna rağmen bazı korkular var tabi. Hala insanlar kendi kimliklerini rahatça ifade edemiyorlar. Hoşgörü ortamı yaratıldıkça bu korkular da yok olacaktır.
 
10.   Karadeniz ve Karadenizli denilince aklınıza gelen olumlu, olumsuz düşünceler neler?

Karadeniz dendiğinde hamsi, yeşil yaylalar, hırçın dalgalar ve samimi insanlar gelir aklıma. Son zamanlarda deniz suyunun ısınması ve kirlilik yüzünden hamsinin de yok olacağı endişesi var içimde. Karadenizimizin doldurularak Kayadeniz olması (!)   hem ekolojik hem de kültürel açıdan büyük katliam. İnsanlarımızın çevreye yeteri kadar duyarlılık göstermemeleri de bu yok oluşu hızlandırmaktadır.
 
11.   Pazar'da Lazlar ve Hemşinliler yan yana yaşıyorlar. Dilleri faklı olmasına karşın kültürleri, müzikleri uzaktan bakılınca birbirinden ayrılamayacak kadar yakın. Bu iki halk yakın zamana dek her konuda rekabet halindeydi. Müzikal alanda Hemşinlilerden çizgisini beğendiğiniz sanatçılar var mı? Nokta Ana destanında olduğu gibi komşu köyün kültürünü de taşımaya devam edecek misiniz?

Senin de dediğin gibi Laz ve Hemşin kültürel olarak ayrılamaz komşu halklar. Bana göre kültürel açıdan sadece dil farklılığı var. Geçmişte Hemşinliler daha çok yaylacılık yaparlardı. Lazlar ise sahil şeridinde yaşarlardı. Bunun yanında Çamlıhemşin’de yüksek Laz köyleri var. Bunların da yaylacılık geleneği devam etmektedir. Bunların bugün kültürlerini daha iyi koruduklarını görüyoruz. Demek ki teknoloji girdikçe kültür de olumsuz olarak etkilenmektedir. Bunun bir dengede oturtulması gerekir. Ne teknolojiyi reddedeceğiz ne de kültürümüzün yok olmasına müsaade edeceğiz. Bu mümkündür.
Müzikal olarak Hemşin yöresini yorumlayan sanatçılar yeni yeni çıkmaya başladı. Bir grup kadından oluşan ve çoğunluğu Lazca söyleyen Dalepe Nena grubu ve  Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği bünyesinde yaklaşık iki yıldır çalışmalarını yürüten Gola Laz Halk Şarkıları Gençlik ve Çocuk Korosu gibi müzikal çalışmaların Hemşinlilere de iyi örnek olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz kış Kadıköy’deki Hemşinliler Derneği’nde provalarına rastladığım Hemşin Korosu çalışması oldukça başarılıydı. Umarım uzun soluklu olur.
Ben de Nokta Ana gibi hikayesi olan Hemşin yöresine ait şarkıları derleyip, okumaya devam edeceğim.

12.   Tulum ve kemençe çaldığınızı biliyoruz. Müzik aleti seçiminde tercih ettiğiniz kriterler, enstrüman yapımcıları var mı?

Maalesef tercih edecek kadar çok müzik aleti yapımcıları yok. Ancak elime geçen enstrüman yapısı ve sesi bana iyi geliyorsa benim için yeterli. Daha sonra kendi kendime sağını solunu düzeltirim. Enstrümanı kendime yaklaştırırım.
 
13.   Müziğin yerini tutabilecek ikinci bir tutkunuz var mı?

Benim için müzik bir tutku değil yaşamımın bir parçası. İlla da tutku diyecekseniz 22 aylık oğlum Şina’ya tutkunum.

 14.   Bundan sonrası için projeleriniz var mı?

Uzun zamandır destanlar üzerinde çalışıyorum. Destanların yanı sıra horonlar üzerinde de çalışmalarım devam ediyor. Bunları zamanı geldikçe sizlerle paylaşacağım.

15. Ayrıca eklemek istediğiniz bir konu var mı?

Son zamanlarda Karadeniz üzerinde çeşitli spekülasyonlar var. İnternet üzerinden oluşan bilgi kirliliğinden maalesef kendini aydın gören insanlar da etkilenmektedirler. Hatta bu kirli bilgiler ışığında yorum yapmak yazılar yazmak adeta normal bir şey halini almış. Bu durum Karadeniz ve Laz kültürüne zarar vermektedir. Bizler dünyanın sadece Karadeniz'den ibaret olmadığını fark etmeli ve kendi duruşumuzu koruyarak dünya ile bütünleşmeli, birbirimizi kucaklamalıyız.

Ayrıca Oku:

1. Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali

2. ezmoce

 
 
TURKEY BLACK SEA (PONTIC) REGION TRAVEL GUIDE

ENGLISH

TURKEY BLACK SEA (PONTIC) REGION TRAVEL GUIDE, CULTURE, FOLKLORE, TRAVEL TIPS, HISTORY, COUSINE, HOTELS, TRABZON, RIZE ...

Karalahana Bağımsız Karadeniz Gazetesi'nden makaleler: Karadeniz Bölgesi haberleri

 



        

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır