Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle       ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

Karadeniz kültürü, karadenizliler, Lazlar

Neden Karalahana.com?

 KARADENİZ MÜZİK

 KARADENİZ TARİH

 KİM KİMDİR

Kafkasya ve  Karadeniz Havzası Politika - Strateji konulu makaleler
Kafkasya ve Karadeniz Havzası Politika - Strateji konulu makalele

 KARADENİZ FORUM

 EDİTÖRDEN

KARADENİZ GAZETELERİ

Tüm Karadeniz Gazeteleri ve Karadeniz Televizyonlarına tek bir sayfadan ulaşın

 

 

LİNKLER

 ARTVİN SİTELERİ

 ORDU SİTELERİ

 BAYBURT SİTELERİ

 SİNOP SİTELERİ

 KARADENİZ BÖLGESİ

KARADENİZ HABER

 

Hemşinliler Ermenistan'da Ermenistan hemşin tarihi konferansı

Yazı Dizisi: Hemşinliler Ermenistan'da

 1. Hemşin Tarihi ve Kültürü üzerine konferans

 2. Hemşin Tarihi ve Kültürü üzerine konferans

3. Hemşinliler konferansı

     Çay, Türkiye'de en çok tüketilen içeceklerden biri. Ancak çayın sofralara nasıl ulaştığını yöre insanları dışında pek bilen yok. İnce Belin Buğusu: Çay belgeselinin yönetmeni İsmail Şahinbaş ile konuştuk.  Çay Belgeseli söyleşisi


İnternetin en büyük Karadeniz fotoğraf arşivi
Tarihi ve güncel Karadeniz resim ve fotoğrafları üye olup kendi fotoğraflarınızı yükleyebilirsiniz
Tarihi karadeniz kartpostalları

Shiran.jpg

Old Postcards of Pontos, Tarihi karadeniz kartpostalları



Karalahana'yı beğendiniz mi?

 




Seyahatnâmelerde Ganita


Ganita fotoğraf trabzon
Ganita Fotoğraf: panoramio.com sitesinden alınmıştır

Dr. Mustafa Duman

Gabriel Bonvolat’ın kitabındaki gravüre göre “Cap de Trebizonde”, yani Trabzon Burnu olarak gösterilen Kale Park Burnu, T. E. Gattinger’in haritasında “Güzelhisar Burnu” olarak geçmektedir. (1) Trabzon’un genel görünüşünü gösteren gravür ve resimlerde, önde bir çıkıntı halinde yer alan bu kısmın adı çeşitli kaynaklarda ayrı şekillerde dile getirilmektedir.
“Kanita” veya “Ganita”, Trabzon kentinin en kuzey noktasında yer alan Güzelhisar Burnu’nun batı yamaçlarına ve oranın ardındaki mahalleye verilen addır. Günümüzde “Kalepark” olarak adlandırılan kayalık yerin üzeri düzdür. Buranın bir kısmına yapılar yapılsa da büyük bölümü boştur ve günümüzde de park olarak kullanılmaktadır.
Trabzon en kuzey noktasında yer alan bu burun, antik çağlarda, Trabzon kentinin önünde, kayalar oyularak yapılan limanın da bulunduğu yerdi. Bu limana “Kanita Limanı” adı verilmekteydi. Bu limanın arkasındaki mahallenin adı da on beşinci yüzyıldan beri “Ganita Mahallesi” idi. Kemerkaya Mahallesi’ne komşuydu.“Ganita Limanı” doğu ve güney rüzgârlarına tam, batı rüzgârlarına ise kısmen kapalıydı. Günümüzdeki Trabzon limanı ise Kale Park’ın batısında yer almaktadır. Eskiden burada “Çömlekçi Limanı” vardı.
Osmanlı kaynaklarında, Kanita mahallesiyle ilgili en eski bilgiler 1554 tarihli Osmanlı Tapu Tahrir Defterleri ve 1565-1566 tarihli Osmanlı Şeriye Sicil Defterlerinde bulunmaktadır. 1583 tarihli Osmanlı Tapu Tahrir Defteri’ne göre Kanita’da 55 hane vardı. (2)
19. yüzyılın başında Karadeniz kıyılarını dolaşarak bu yerler hakkında bir kitap yazmış olarak P. Minas Bujiskyan, Kanita’yı ve çevresini şöyle anlatır:
“Doğu varoşunun denize kadar uzanan ucunda ‘Kanita’, kemer şeklinde bir kayadan dolayı Kemerkaya denilen ve tuzlu bir çeşme bulunan Tuzlu Çeşme adlı mahallede Rumlar oturur.” (3)
Bujişkyan, Kanita’nın çevresinde yer alan mahalleleri ve büyük yapıları anlattıktan sonra sözü Kalepark üzerindeki büyük saraya getirir:
“ Üçüncüoğlu Ahmet Paşa’nın 1740 senesinde yaptırdığı, surlarla çevrili, yüksek ve güzel manzaralı saray, batı taraftaki yüksek kayalar üzerindedir. Kuzey ve güney cepheleriyle iki kısma ayrılmış ve alttan tepeye kadar çok metin bir destek duvarın üzerine oturtulmuş iki katlı sarayın önünde geniş bir meydan ve bahçe vardır. Saray doğudan Lazistan’a, batıdan Yoros’a, kuzeyden de denize nazır bir mevkidedir. Doğu tarafta bulunan saray kapısının kubbeli, kargir müştemilatı, dışında da harabeler vardır. Moskofların kuzey tarafına yaptıkları bombardıman neticesinde sarayın birçok yerleri şimdi yıkılmış bir haldedir. Sarayın önünde deniz taşlık olduğundan, Ahmet Paşa, batı rüzgârını keserek limanın emniyetini sağlamak üzere orasını doldurmak niyetinde idi. Fakat buna vakit bulamadı. Doğu tarafta, çayın ötesinde Kupsi Burnu denilen yerde St. Atanas kilisesinin kalıntısını gördük.
Eskiden Frenkler ikamet ettikleri için ‘Frenk Mahallesi’ adını taşıyan bu yere şimdi ‘Güzelsaray’ denilir. Bu semtte oturan Frenkler, manastır kayıtlarında görüldüğü gibi, zamanla Ermenilere karışmış, fakat adlarını ‘Frenkoğlu’ olarak muhafaza etmişlerdir.” (4)
Bujişkyan, kitabının bu bölümünde Değirmendere hakkında da bilgi verir, sonra Trabzon’un limanlarını şöyle sıralar:
“Trabzon’un şimdiki büyük limanı Çömlekçi’dir. Kanida, Tuzluçeşme, Taşdirek, Kemerkaya, Mumhaneönü ve kalenin önünde Moloz da küçük limanlardır. Limanlar her türlü ihracat ve ithalat ile çok faal vaziyettedirler.” (5)
Antik çağdan beri liman olarak kullanılan Ganita’nın bu özelliği, yukarıda anlatılanlardan da anlaşılacağı gibi, on dokuzuncu yüzyıla kadar sürmüştür.
Charles Texier, Trabzon’u anlatırken, Güzelsaray’ın oturtulduğu kale kayalıklarının altında bir liman olduğunu ve 19. yüzyılda burada bir “karantina” binası bulunduğunu yazmaktadır.
Roma imparatoru Adrianus’un 124 yılında, imparatorluğu gezerken Trabzon’a geldiği ve Ganita’nın bulunduğu yerdeki kayaları oydurarak Trabzon limanını inşa ettirdiği bilinmektedir. Bu olayı Texier şöyle anlatmaktadır:
“İmparator Adrian Trabzon’un imarına özel olarak önem verdi. Burada saraylar, kemerler, mabetler inşa ettirdi. Gemilerin yanaşmasını tehlikeli gördüğünden şimdi Karantina’nın bulunduğu Güzelsaray kayalarının altında, denize doğru uzanan taşlığın yanındaki sun’i limanı oydurdu. Bu liman şimdi kum dolduğundan işe yaramaz haldedir.” (6)
Bu anlatımlardan, acaba “Kanita” adı “Karantina” adının bozulmuş şekli olarak mı günümüze ulaştı? sorusu akla gelmektedir. Bu konunun ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Texier, Ganita çevresini giderek daha ayrıntılı bir şekilde anlatır:
“Şehrin kuzey kıyısında volkanik kayalardan meydana gelmiş bir burun vardır. Bu kayalarla sahil arasındaki girinti eski liman idi. Burası şimdi kum dolmuştur. Bu burunun tepesinde 1826 yılında son zamana ait bir şatonun yanmış harabesi görülüyordu. Buna Güzelsaray adını verirlerdi. Bunu yaptıran Üçüncüoğlu Ahmet Paşa, Padişah’ın gazabına uğramış, gönderilen bir kapıcıbaşı vasıtasıyla başı kesilmiş ve bina da ateşe verilmiştir. Bu olay 1740’da 1. Sultan Mahmut zamanında olmuştu. O zamandan beri hiç kimse bu uğursuz şatonun duvarları içinde mesken yapmadı. Kum dolmuş limanın ‘Kule’ adı verilen yeri tersanedir. Bunun üst tarafındaki iki kubbeli küçük bina Gürcü kralı Davit’in mezarıdır.” (7)
Abdülmecid tarafından 1847 yılında, incelemeler yapmak üzere Bağdat’a kadar gönderilen mabeyinci Ragıp Bey’in yanında bulunan Dr. Perunak Feruhan Bey de, yol boyunca gördüklerini kaleme almıştır. Dr. Perunak Feruhan Bey’in, 1868 yılında, Ermenice olarak yayınlanan kitabında, Trabzon’dan söz edilen bölümde kentin Rum mahalleleri anlatılırken “Kanita Mahallesi” Rum mahalleleri arasında sayılmaktadır. Feruhan Bey devamla şunları yazar:
“Gümrük binası, denize nazır iki katlı, eski fakat metin bir yapıdır. Güzelsaray denilen Karantina, surlarla çevrili, üç katlı bir binadır. Limanın batı tarafında, Eleusa (Kale Park olmalı) üzerinde bulunan bu meşhur bina, 1740 senesinde, Üçüncüoğlu Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bir burun vaziyetinde olup denizin içine uzanmış dört köşe ve üç tarafı denizden altmış kadem yükseklikte büyük bir kaya olan Eleusa’nın tepesindeki düzlükte eski bina ve kilise kalıntıları görülür. Karantina’nın bulunduğu bu burun, güneyde dar bir berzahla kara ile birleşmiştir. Altı deniz, üst tarafı da yüksek kayalık olup bir geçit vaziyetinde olan yeni yol, bu kayanın altından geçer. Yol yapıldığı vakit, içleri boş iki büyük mağara meydana çıkmıştır. Burada yapılmış olan karantina binasının yüksek surunun kuzey tarafında bulunan ufak bir kapıdan korkunç bir taş merdivenle denize inilir Güney tarafta da limana inilen büyük kapı vardır. Karantina binası sıhhi bir kuruluş olmakla beraber, orada yerleştirilmiş büyük toplardan dolayı, limanın ve doğu varoşunun bir müdafaa kalesi vezifesini de görür. Burası aynı zamanda şehrin bir silahhanesidir.” (8)
İsmail Habib Sevük, 28 Ocak 1937 tarihinde, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan “Trabzon’u Gezerken” başlıklı yazısında, kentin caddelerinin denize açılmadığını, sanki denize küskün olduğunu belirtir ve şöyle devam eder:
“Bereket Güzelhisar’ın son zamanlarda yapılmış olan Kalepark’ına. Burası Trabzon’un denize en çok ilerleyen burun yeri. Minare boylu, üstüvani biçimli ve üstünde beş on harmanlık saha olan, dörtte üçü denizle çevrili, eşi zor bulunur bir yer. Halk akşamları oradaki parka doluyor. Denize küskün şehrin, küstüğü ile tek barıştığı ve şehre yalvaran denizin yalvardığı ile tek konuştuğu yer.” (9)
İsmail Habib Sevük’ün anlattığı Kale Park, 1960’lı yıllarda, özellikle akşamüzerleri Trabzonluların, güneşin Yoroz Burnu’ndan kızıllara bulanarak deniz sularına gömüldüğü saatlerde çaylarını içerek sohbet ettikleri park idi. Bu park aynı zamanda askeri gazino olduğu için oraya ellerinde giriş kartı olanlar girebilirdi. Ama kartlar yalnız askerlere değil, memurlara, kentin sivil halkına da verilirdi. Cumartesi günleri öğleden sonra Kale Park’ta canlı müzik eşliğinde dans edilirdi. Aradan geçen elli yıla rağmen Trabzon’un sosyal yaşamı o günlerin çok arkasına düştü. Bütün Türkiye’de olduğu gibi.
1916-1918 Rus işgali döneminde, Trabzon’da arkeolojik kazı ve araştırmalar yapmış olan Prof. Fyador İvanoviç Uspenski (1845-1928), Kale’nin yanında, denizde liman kalıntıları olan taşların bulunduğunu yazmaktadır. Şöyle:
“Bu kalıntılar sanki gemilerin demirlemeleri için yapılmış yerlerdir. Burada şimdi ‘Güzelsaray’ ya da ‘Dafni Körfezi’nin yakınlarında ‘Leonkastron Kalesi’nin izlerini aramak gerekir. Zira bu kale uzun bir süre Trabzon kralları ve Cenovalılar arasındaki iddiaların merkezi olmuştur.” (10)
Ömer Akbulut’un, Trabzon Tarihi adlı kitabında, daha önce yazılmış tarih ve coğrafya kitaplarından kaynak göstermeden aktardığı bilgilere göre Kale Park’ın üzerindeki Güzelhisar’a “Bella Kastro” da denilmekteydi. Akbulut şöyle der:
“Garp rüzgârlarına Güzelhisar’ın (Bella Kastro) bulunduğu kaya çıkıntısıyla az çok korunmuş ve Boztepe’nin dik eteğine doğru sokulan koyun, küçük gemilere bir sığınak teşkil edecek vaziyette bulunması ayrıca şehrin kurulmasına ve genişlemesine imkân verecek az çok düz kademelerin oldukça geniş saha vücuda getirmiş olmasında ikinci bir sebep sayılabilir.” (11)
Ganita, yalnızca geçmişten günümüze Trabzon’u ziyaret edenlerin çoğunun farkında olduğu, anlattığı bir yer olarak değil, bizim gibi 1960’lı yıllarda, ilk gençlik günlerini Trabzon’da geçirenlerin de anılarında yer tutar. Demli çayların eşliğinde, güneşin Yoroz Burnu’ndan batışını seyrederken yapılan sohbetler gün olur gözümüzde tüter.

Kaynakça
1. Gabriel Bonvolat, Du Caucase aux Indes a Travers Le Pamir, Librairie Plon, Paris, 1889, s. 13; T. E. Gattinger, (Tertipleyenler: Cahit Erentüz-İhsan Ketin), Türkiye Jeoloji Haritası: Trabzon, MTA Yayını, Ankara, 1962, Levha:1.
2. M. Hanefi Bostan, XV-XVI. Asırlarda Trabzon Sancağında Sosyal ve İktisadi Hayat, TTK Yayını, Ankara, 2002, s. 150.
3. P. Minas Bujişkyan, (Çev: Hrand D. Andreasyan), Karadeniz Kıyıları Tarih ve Coğrafyası, İ.Ü.Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1969,s. 52.
4. P. Minas Bujişkyan, A.g.e. s. 56.
5. P. Minas Bujişkyan, A.g.e. s. 58
6. Veysel Usta, Anabasis’ten Atatürk’e Seyahatnamelerde Trabzon, Serander Yayınları, Haziran 1999, s. 103.
7. Veysel Usta, A.g.e. s. 104.
8. P. Minas Bujişkyan, Çev: Hrand D. Andreasyan), Karadeniz Kıyıları Tarih ve Coğrafyası, İ.Ü.Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1969, s. 70-75.
9. İsmail Habib, Yurddan Yazılar, Cumhuriyet Matbaası, İstanbul, 1943, s. 236.
10. F. İ. Uspenski, Trabzon Tarihi, (Çev: Dr. Enver Uzun), Trabzon, 2003, s. 19.
11. Ömer Akbulut, Cumhuriyetten Evvel Trabzon Tarihi Tarih ve Valiler, Cilt: 1, İstikbal Matbaası, Trabzon, 1955, s. 19.


Kaynak:

Ganita Kitabı, (Hazl. Ali Mustafa), Kıyı Dergisi Yayınları, Trabzon, Ağustos 2011, 188 s. + Muammer Kotbaş'tan 30 tam sayfa renkli karikatür. Yazı 23-29. sayfalardadır.






        

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır