|
|
|
Ganita
Fotoğraf: panoramio.com sitesinden
alınmıştırDr.
Mustafa Duman
Gabriel
Bonvolat’ın kitabındaki gravüre göre
“Cap de Trebizonde”, yani Trabzon Burnu
olarak gösterilen Kale Park Burnu, T. E.
Gattinger’in haritasında “Güzelhisar
Burnu” olarak geçmektedir. (1)
Trabzon’un genel görünüşünü gösteren
gravür ve resimlerde, önde bir çıkıntı
halinde yer alan bu kısmın adı çeşitli
kaynaklarda ayrı şekillerde dile
getirilmektedir. “Kanita” veya
“Ganita”, Trabzon kentinin en kuzey
noktasında yer alan Güzelhisar Burnu’nun
batı yamaçlarına ve oranın ardındaki
mahalleye verilen addır. Günümüzde
“Kalepark” olarak adlandırılan kayalık
yerin üzeri düzdür. Buranın bir kısmına
yapılar yapılsa da büyük bölümü boştur
ve günümüzde de park olarak
kullanılmaktadır. Trabzon en kuzey
noktasında yer alan bu burun, antik
çağlarda, Trabzon kentinin önünde,
kayalar oyularak yapılan limanın da
bulunduğu yerdi. Bu limana “Kanita
Limanı” adı verilmekteydi. Bu limanın
arkasındaki mahallenin adı da on beşinci
yüzyıldan beri “Ganita Mahallesi” idi.
Kemerkaya Mahallesi’ne komşuydu.“Ganita
Limanı” doğu ve güney rüzgârlarına tam,
batı rüzgârlarına ise kısmen kapalıydı.
Günümüzdeki Trabzon limanı ise Kale
Park’ın batısında yer almaktadır.
Eskiden burada “Çömlekçi Limanı” vardı.
Osmanlı kaynaklarında, Kanita
mahallesiyle ilgili en eski bilgiler
1554 tarihli Osmanlı Tapu Tahrir
Defterleri ve 1565-1566 tarihli Osmanlı
Şeriye Sicil Defterlerinde
bulunmaktadır. 1583 tarihli Osmanlı Tapu
Tahrir Defteri’ne göre Kanita’da 55 hane
vardı. (2) 19. yüzyılın başında
Karadeniz kıyılarını dolaşarak bu yerler
hakkında bir kitap yazmış olarak P.
Minas Bujiskyan, Kanita’yı ve çevresini
şöyle anlatır: “Doğu varoşunun
denize kadar uzanan ucunda ‘Kanita’,
kemer şeklinde bir kayadan dolayı
Kemerkaya denilen ve tuzlu bir çeşme
bulunan Tuzlu Çeşme adlı mahallede
Rumlar oturur.” (3) Bujişkyan,
Kanita’nın çevresinde yer alan
mahalleleri ve büyük yapıları
anlattıktan sonra sözü Kalepark
üzerindeki büyük saraya getirir: “
Üçüncüoğlu Ahmet Paşa’nın 1740 senesinde
yaptırdığı, surlarla çevrili, yüksek ve
güzel manzaralı saray, batı taraftaki
yüksek kayalar üzerindedir. Kuzey ve
güney cepheleriyle iki kısma ayrılmış ve
alttan tepeye kadar çok metin bir destek
duvarın üzerine oturtulmuş iki katlı
sarayın önünde geniş bir meydan ve bahçe
vardır. Saray doğudan Lazistan’a,
batıdan Yoros’a, kuzeyden de denize
nazır bir mevkidedir. Doğu tarafta
bulunan saray kapısının kubbeli, kargir
müştemilatı, dışında da harabeler
vardır. Moskofların kuzey tarafına
yaptıkları bombardıman neticesinde
sarayın birçok yerleri şimdi yıkılmış
bir haldedir. Sarayın önünde deniz
taşlık olduğundan, Ahmet Paşa, batı
rüzgârını keserek limanın emniyetini
sağlamak üzere orasını doldurmak
niyetinde idi. Fakat buna vakit
bulamadı. Doğu tarafta, çayın ötesinde
Kupsi Burnu denilen yerde St. Atanas
kilisesinin kalıntısını gördük.
Eskiden Frenkler ikamet ettikleri için
‘Frenk Mahallesi’ adını taşıyan bu yere
şimdi ‘Güzelsaray’ denilir. Bu semtte
oturan Frenkler, manastır kayıtlarında
görüldüğü gibi, zamanla Ermenilere
karışmış, fakat adlarını ‘Frenkoğlu’
olarak muhafaza etmişlerdir.” (4)
Bujişkyan, kitabının bu bölümünde
Değirmendere hakkında da bilgi verir,
sonra Trabzon’un limanlarını şöyle
sıralar: “Trabzon’un şimdiki büyük
limanı Çömlekçi’dir. Kanida, Tuzluçeşme,
Taşdirek, Kemerkaya, Mumhaneönü ve
kalenin önünde Moloz da küçük
limanlardır. Limanlar her türlü ihracat
ve ithalat ile çok faal
vaziyettedirler.” (5) Antik çağdan
beri liman olarak kullanılan Ganita’nın
bu özelliği, yukarıda anlatılanlardan da
anlaşılacağı gibi, on dokuzuncu yüzyıla
kadar sürmüştür. Charles Texier,
Trabzon’u anlatırken, Güzelsaray’ın
oturtulduğu kale kayalıklarının altında
bir liman olduğunu ve 19. yüzyılda
burada bir “karantina” binası
bulunduğunu yazmaktadır. Roma
imparatoru Adrianus’un 124 yılında,
imparatorluğu gezerken Trabzon’a geldiği
ve Ganita’nın bulunduğu yerdeki kayaları
oydurarak Trabzon limanını inşa
ettirdiği bilinmektedir. Bu olayı Texier
şöyle anlatmaktadır: “İmparator
Adrian Trabzon’un imarına özel olarak
önem verdi. Burada saraylar, kemerler,
mabetler inşa ettirdi. Gemilerin
yanaşmasını tehlikeli gördüğünden şimdi
Karantina’nın bulunduğu Güzelsaray
kayalarının altında, denize doğru uzanan
taşlığın yanındaki sun’i limanı oydurdu.
Bu liman şimdi kum dolduğundan işe
yaramaz haldedir.” (6) Bu
anlatımlardan, acaba “Kanita” adı
“Karantina” adının bozulmuş şekli olarak
mı günümüze ulaştı? sorusu akla
gelmektedir. Bu konunun ayrıntılı bir
şekilde incelenmesi gerektiği
düşüncesindeyim. Texier, Ganita
çevresini giderek daha ayrıntılı bir
şekilde anlatır: “Şehrin kuzey
kıyısında volkanik kayalardan meydana
gelmiş bir burun vardır. Bu kayalarla
sahil arasındaki girinti eski liman idi.
Burası şimdi kum dolmuştur. Bu burunun
tepesinde 1826 yılında son zamana ait
bir şatonun yanmış harabesi görülüyordu.
Buna Güzelsaray adını verirlerdi. Bunu
yaptıran Üçüncüoğlu Ahmet Paşa,
Padişah’ın gazabına uğramış, gönderilen
bir kapıcıbaşı vasıtasıyla başı kesilmiş
ve bina da ateşe verilmiştir. Bu olay
1740’da 1. Sultan Mahmut zamanında
olmuştu. O zamandan beri hiç kimse bu
uğursuz şatonun duvarları içinde mesken
yapmadı. Kum dolmuş limanın ‘Kule’ adı
verilen yeri tersanedir. Bunun üst
tarafındaki iki kubbeli küçük bina Gürcü
kralı Davit’in mezarıdır.” (7)
Abdülmecid tarafından 1847 yılında,
incelemeler yapmak üzere Bağdat’a kadar
gönderilen mabeyinci Ragıp Bey’in
yanında bulunan Dr. Perunak Feruhan Bey
de, yol boyunca gördüklerini kaleme
almıştır. Dr. Perunak Feruhan Bey’in,
1868 yılında, Ermenice olarak yayınlanan
kitabında, Trabzon’dan söz edilen
bölümde kentin Rum mahalleleri
anlatılırken “Kanita Mahallesi” Rum
mahalleleri arasında sayılmaktadır.
Feruhan Bey devamla şunları yazar:
“Gümrük binası, denize nazır iki katlı,
eski fakat metin bir yapıdır. Güzelsaray
denilen Karantina, surlarla çevrili, üç
katlı bir binadır. Limanın batı
tarafında, Eleusa (Kale Park olmalı)
üzerinde bulunan bu meşhur bina, 1740
senesinde, Üçüncüoğlu Ahmet Paşa
tarafından yaptırılmıştır. Bir burun
vaziyetinde olup denizin içine uzanmış
dört köşe ve üç tarafı denizden altmış
kadem yükseklikte büyük bir kaya olan
Eleusa’nın tepesindeki düzlükte eski
bina ve kilise kalıntıları görülür.
Karantina’nın bulunduğu bu burun,
güneyde dar bir berzahla kara ile
birleşmiştir. Altı deniz, üst tarafı da
yüksek kayalık olup bir geçit
vaziyetinde olan yeni yol, bu kayanın
altından geçer. Yol yapıldığı vakit,
içleri boş iki büyük mağara meydana
çıkmıştır. Burada yapılmış olan
karantina binasının yüksek surunun kuzey
tarafında bulunan ufak bir kapıdan
korkunç bir taş merdivenle denize inilir
Güney tarafta da limana inilen büyük
kapı vardır. Karantina binası sıhhi bir
kuruluş olmakla beraber, orada
yerleştirilmiş büyük toplardan dolayı,
limanın ve doğu varoşunun bir müdafaa
kalesi vezifesini de görür. Burası aynı
zamanda şehrin bir silahhanesidir.” (8)
İsmail Habib Sevük, 28 Ocak 1937
tarihinde, Cumhuriyet gazetesinde
yayınlanan “Trabzon’u Gezerken” başlıklı
yazısında, kentin caddelerinin denize
açılmadığını, sanki denize küskün
olduğunu belirtir ve şöyle devam eder:
“Bereket Güzelhisar’ın son zamanlarda
yapılmış olan Kalepark’ına. Burası
Trabzon’un denize en çok ilerleyen burun
yeri. Minare boylu, üstüvani biçimli ve
üstünde beş on harmanlık saha olan,
dörtte üçü denizle çevrili, eşi zor
bulunur bir yer. Halk akşamları oradaki
parka doluyor. Denize küskün şehrin,
küstüğü ile tek barıştığı ve şehre
yalvaran denizin yalvardığı ile tek
konuştuğu yer.” (9) İsmail Habib
Sevük’ün anlattığı Kale Park, 1960’lı
yıllarda, özellikle akşamüzerleri
Trabzonluların, güneşin Yoroz Burnu’ndan
kızıllara bulanarak deniz sularına
gömüldüğü saatlerde çaylarını içerek
sohbet ettikleri park idi. Bu park aynı
zamanda askeri gazino olduğu için oraya
ellerinde giriş kartı olanlar
girebilirdi. Ama kartlar yalnız
askerlere değil, memurlara, kentin sivil
halkına da verilirdi. Cumartesi günleri
öğleden sonra Kale Park’ta canlı müzik
eşliğinde dans edilirdi. Aradan geçen
elli yıla rağmen Trabzon’un sosyal
yaşamı o günlerin çok arkasına düştü.
Bütün Türkiye’de olduğu gibi.
1916-1918 Rus işgali döneminde,
Trabzon’da arkeolojik kazı ve
araştırmalar yapmış olan Prof. Fyador
İvanoviç Uspenski (1845-1928), Kale’nin
yanında, denizde liman kalıntıları olan
taşların bulunduğunu yazmaktadır. Şöyle:
“Bu kalıntılar sanki gemilerin
demirlemeleri için yapılmış yerlerdir.
Burada şimdi ‘Güzelsaray’ ya da ‘Dafni
Körfezi’nin yakınlarında ‘Leonkastron
Kalesi’nin izlerini aramak gerekir. Zira
bu kale uzun bir süre Trabzon kralları
ve Cenovalılar arasındaki iddiaların
merkezi olmuştur.” (10) Ömer
Akbulut’un, Trabzon Tarihi adlı
kitabında, daha önce yazılmış tarih ve
coğrafya kitaplarından kaynak
göstermeden aktardığı bilgilere göre
Kale Park’ın üzerindeki Güzelhisar’a
“Bella Kastro” da denilmekteydi. Akbulut
şöyle der: “Garp rüzgârlarına
Güzelhisar’ın (Bella Kastro) bulunduğu
kaya çıkıntısıyla az çok korunmuş ve
Boztepe’nin dik eteğine doğru sokulan
koyun, küçük gemilere bir sığınak teşkil
edecek vaziyette bulunması ayrıca şehrin
kurulmasına ve genişlemesine imkân
verecek az çok düz kademelerin oldukça
geniş saha vücuda getirmiş olmasında
ikinci bir sebep sayılabilir.” (11)
Ganita, yalnızca geçmişten günümüze
Trabzon’u ziyaret edenlerin çoğunun
farkında olduğu, anlattığı bir yer
olarak değil, bizim gibi 1960’lı
yıllarda, ilk gençlik günlerini
Trabzon’da geçirenlerin de anılarında
yer tutar. Demli çayların eşliğinde,
güneşin Yoroz Burnu’ndan batışını
seyrederken yapılan sohbetler gün olur
gözümüzde tüter.
Kaynakça 1.
Gabriel Bonvolat, Du Caucase aux Indes a
Travers Le Pamir, Librairie Plon, Paris,
1889, s. 13; T. E. Gattinger,
(Tertipleyenler: Cahit Erentüz-İhsan
Ketin), Türkiye Jeoloji Haritası:
Trabzon, MTA Yayını, Ankara, 1962,
Levha:1. 2. M. Hanefi Bostan,
XV-XVI. Asırlarda Trabzon Sancağında
Sosyal ve İktisadi Hayat, TTK Yayını,
Ankara, 2002, s. 150. 3. P. Minas
Bujişkyan, (Çev: Hrand D. Andreasyan),
Karadeniz Kıyıları Tarih ve Coğrafyası,
İ.Ü.Edebiyat Fakültesi Yayınları,
İstanbul, 1969,s. 52. 4. P. Minas
Bujişkyan, A.g.e. s. 56. 5. P. Minas
Bujişkyan, A.g.e. s. 58 6. Veysel
Usta, Anabasis’ten Atatürk’e
Seyahatnamelerde Trabzon, Serander
Yayınları, Haziran 1999, s. 103. 7.
Veysel Usta, A.g.e. s. 104. 8. P.
Minas Bujişkyan, Çev: Hrand D.
Andreasyan), Karadeniz Kıyıları Tarih ve
Coğrafyası, İ.Ü.Edebiyat Fakültesi
Yayınları, İstanbul, 1969, s. 70-75.
9. İsmail Habib, Yurddan Yazılar,
Cumhuriyet Matbaası, İstanbul, 1943, s.
236. 10. F. İ. Uspenski, Trabzon
Tarihi, (Çev: Dr. Enver Uzun), Trabzon,
2003, s. 19. 11. Ömer Akbulut,
Cumhuriyetten Evvel Trabzon Tarihi Tarih
ve Valiler, Cilt: 1, İstikbal Matbaası,
Trabzon, 1955, s. 19.
Kaynak:
Ganita Kitabı,
(Hazl. Ali Mustafa), Kıyı Dergisi
Yayınları, Trabzon, Ağustos 2011, 188 s.
+ Muammer Kotbaş'tan 30 tam sayfa renkli
karikatür. Yazı 23-29. sayfalardadır.
|
|
|
|
| |