Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle  ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

 

 

 MÜZİK

 TARİH

 KİM KİMDİR

 

 

 

 Karadeniz fORUM

 EDİTÖRDEN

 AJANDA

KARADENİZ GAZETELERİ

 

LİNKLER

 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

 B. KARADENİZ


Yazılarınızı yayınlamamız için bize gönderebilirsiniz



Komnenoslar

Komnenos ailesi, Komnenoslar

İlk çağlarda bölgeyi egemenlileri altına almış olan Pers imparatorluğunun gücünün zirvesine çıktığı dönemlerde bölgeden vergi alındığını ve MÖ.480 de yapılan Yunanistan seferine çıkan Pers ordusunda bölgede yaşayan topluluklardan oluşan birlikler bulunmaktaydı(Herodotos-s.347-348) fakat Ksenophon’un bölgeden geçtiği MÖ.401 yılında buralarda yaşayan halkların hiçbiri Pers imparatorluğuna bağlı değildi.

Orta karadenizde pers asilzadesi trafından MÖ.301 de kurulmuş olan Pontos devleti de güçlü olduğu dönemlerde ordu ve giresunun dğlık bölgelerinde yaşayan Tibarenleri ve diğer toplulukları kendine bağlamış fakat Harşit çayının doğusu ile Çoruh nehrinin denize döküldüğü yerin batısı arasında kalan bölgede yaşayan toplulıklar üzerinde hakimiyet sağladığına yada bölgeyi kontrol altına aldığına dair herhangi bir kayıt yoktur.Kradenizin doğu ve kuzey sahillerindeki Helen koloni şehirleri ticaretlerine serbestçe devam edebilmek için Pontos devletine vergi vermiştir.

Bütün Anadoluyu Romaya karşı etrafında toplamış ,22 dil bilen ve Anadolunun yerli halklarından oluşan ordusundaki askerler kendi dilleri ile hitp eden pontus devteti kralı büyük Mithridates VI. (MÖ.121-63) MÖ.66 yılında Roma ordusuna yenilince romanın önünden kaçıp ,doğu anadoludan kırıma geçmek için Karadenize ulaşmak isterken ,geçtiği bölgedeki topluluklrdan geçişizni alamamış ve onlarla çatışarak bölgeden geçebilmiştir.Anadoluya hakim olan roma ,doğu pontos denilen bölgeyi başlangıçta deitoros (MÖ.64-40) ,Polemonlar gibi vasal krallarla yönetmeyi uygun bulmuştu.Fkat Part savaşlarında Trabzon ,Romanın doğu anadoludaki ordusunun önemli bir ikmal limanı olduğu için İmparator Nero (MS.54-68) zamanında bölgenin bölgenin vasal krallarla yönetilmesi sisteminden vazgeçilerek Roma impratorluğunun doğu hudutları Legionlar vasıtasıyla korunmaya ve askeri garnizonların yerleştiği bölge doğrudan romadan atanmış yöneticiler eliyle idare edilmeye başlanmıştır.Eski çağlardan buyana birçok topluluklar bölgeye yağma yada sığınma amacıyla gelip yerleşmişti.Yeni gelen toplulukar kalabalık ve güçlü oldukları zaman bölgede daha önce yaşayan toplulukları bulunduklrı vadilerden ya komşu vadiler yada vdilerin içine ve yüksek kesimlerine çekilmek zorunda bırakmışlardır.Romanın bölgeye hakim olmasıyla bölgeye yerleşmelr kavimlerin göç hareketleri sonucu değil ,imparatorluğun uyguladığı doğu sınıtrlarını emniyet altına alma politikalarına göre şekllenmeye başladı.Bölgede romanın hakimiytini sağlmak için sürdürülen harekat ile imparatorluk topraklarının doğudan partların ve kradeniin kuzeyindeki got ve Hun gii kavimlerin akınlarından korunmasına yönelik harekat bölgenin nüfus ypısında dğişikliklere neden olmuş bu durum dha sonrki asırlarda iranda yükselen sasanilerle (MS.3-7.yy.) sürdürülen savaşlarla devam etti.Bölgenin asırlr boyu süren çekişme alanı içinde olması tahribatlara neden olmuştur.Bu tahribatlar daha sonraki sırlarda da devam etmiş ,zamanın iki dev gücü roma/Bizans ile iran nı sırlar süren çekişmesi ve daha sonraki asırlarda Müslüman Arapların akınları sadece güneydoğu kradeniz bölgesinin değil anadoluda yaşayan topluluklrında maddi ve mnevi olarak çökmesine ,yok olmasına yol açmıştır.
Strabonun ‘’ Ksenophonun Makronlar diye bahsettiği halk ‘’ olark tanımladığı Tzan/Canlar skylax ve Arrianus’un verdiği bilgiye göre doğuda iyidere ,güneyde Gümüşhane/canca ve trbzon üçgeninde yaşamıştır.Romanın kapodokya valisi olan ve kendisine bağlı topraklarda bir teftiş ziyaretine çıkan Arrianus ,imparatora yazdığı mektupta sataladan Trbzona geliş yolu üzerinde olan bölge halkı için şunları yazmıştır;’’ksenophonun çok savaşçı ve Trabzonlulraın düşmanı diye tbir ettiği Driller bence Tznnilerdir.Bugün dahi son derece savaşçı Trabzonluların can düşmanıdırlar.Silahla donatımlaş yerlerde yaşıyorlar ve kralsız bir halk olrak Romalılara haraçveriyorlar.Kendilerini haydutluğa verdikleri için haraç ödemeye zhmet etmiyorlar.Fakt şimdi eğer istenirse ya görevlerini yerine getirecekler yada köklerini kurutacağız’’(Marenghi S.67). MÖ.400 yıllarıda iki ayrı toplum olark gördüğümüz Makronlar ve drillerin yaşadıkları bölge birkaç asır sonra arrianus tarafından Tzan/canlrın yaadığı bölge olarak tanımlanıyor.trabzonun çevresindeki dağlık bölgelerde yaşayan canlar sürekli isyanlarla romanın bölgedeki hkimiyetine gölge düşürmüş ve justinianos (527-565) döneminde ancak itaat altına alınabilmişlerdi. Trabzon krallarının Gümüşhane-torul bölgesinin hakimi olan Tzaniteslerin beyini ,devletin hizmetine alabilmek ve ehlileştirip asimile edebilmek için Trabzon şehrine yerleştirdiğini reislerine ve aile mensuplarına idari görevler verdiğini bilinir. 11.yy.da gürcü kaynakları gürcü kaynakları Bayburtttan borçkaya kadar olan Çoruh vadisin kuzeyini chanet olarak adlandırırken İslâm ve Osmanlı kaynaklarında Samsun’a kadar olan bölge Canik olarak geçmektedir.13.yy.da İbn Bibi ‘’El Evamirü’l Ala’iye Fi’lumiri’l- Ala’iye ‘’ (Selçukname) adlı eserinde 1230 yılında Sinop’u bir baskınla ele geçirmek isteyen Trabzon Kralı I.Andronikos (1222-1235) için Canik –Caniti diye bahsediliyor.Aynı dönem Bizans kaynakları ise Trabzon krallarını Laz dükleri olarak kaydediyordu. Çamlıhemşin ilçesi,Topluca köyü Vant yaylası yolu yedi kardeşler tepesindeki yerleşim alanında Trabzon kralı I.Andronikos dönemi gümüş sikke bulunmuş olup maden curufları ve sırlı ve sırsız seramiklerden zengin bir yerleşme olduğ anlaşılmaktadır.Karadeniz sahillerini iç kesimlerdeki maden yataklarına ve diğer ticaret ağlarıyla birleitiren kervan yolu üzerinde bulunan yerleşme geniş bir alana yayılmış olup yoğun bitki dokusu tespiti güçleştirmaktedir.Ancak I.Andronikos döneminde Rize bölgesi maden ticaretinin Trabzon krallığı kontrolünde olduğunu göstermesi bakımından bulgular önem arzetmektedir.
Pontos krallığını ortadan kaldırarak orta,doğu Karadeniz ve kırım bölgesni hakimiyatine alan Romalılar önce önce Rizeninde içinde bulunduğu bölgeyi Kapadokya eyaleti inde yönetmiş bölge daha sonra teşekkül eden pontos polemoniacus eyaleti içinde kalmış krallara başlangıçta roma tarafından taçgiydirilrren daha sonra roma hudutlarının roma askeri lejyonları tarafınan korunmaya başlanmıştır.
Roma hakimiyetinin sağlanmasından sonra bölgenin etnik ve idari yapısı hakkına bilgi enililebilen en önemli kaynak Romanın kapodokya valisi Arrianus ‘un Periplosudur.Arrianus Trabzondan deniz yolu ile doğuya doğru olan seyehatinde bugün Araklı ilçesindeki karaderenin doğusundaki solaklı deresinin colchilerin memleketini Tiannica’dan ayırdığını belirtir.Rize’nin doğusundaki topraklarda Machelonlar ve Eniochilerin bulunduğundan bahseden arrianus ,Eniochilerin kralı olan Anchilo ‘nun sarayının Atina’ya (Pazar ilçesi)40 stardion uzaklıktaki Pritani’de olduğunu kaydeder. Bundan Machelonların Rize bölgesinde ,Eniochilerin ise Pazar bölgesinde yaşadıkları anlaşılmaktadır.Pritani’nin Furtuna deresi yakınlarında denize kavuştuğu yerin batısında ki platonun üzerinde olması gerekmektedir.Arrianus doğuya doğra seyehatinde önce kralları Farsmane olan Zidritileri,daha sonra Hadrianus tarafından atanan vasal kral Malassa tarafından yönetilen Lazları ,Lazlarla komşu olan Giuliano tarafından yönetilen Apsiileri ve bunlara yakın hadrianusun atadığı vasal kral Resmaga tarafındn yönetilen Abaschileri daha sonra kral Spadaga tarafından yönetilen Sanigileri sayar.Roma ordusu vasal krallarla yönetilen bu bölgenin kontrolünü Karadeniz sahilindeki Hysus,Apsaros,Fasi/poti,Sohum ve Pitsunda kalelerindeki garnizonlar ile sağlıyordu.bu vasal krallıklardan başlangıçta vergi ve asker alınırken bu askeri destek erme yükümlüüü zamanla kuzey kafkasyadan roma topraklarına yapılacak olan akınların önünü kesmek,şeklinde veya İran ordusu ile yapılan şavaşlarda roma ordusuna yardımcı birlikler verme şeklinde gerçekleşiyordu.bu küçük krallıklar bazen kendi aralarında bazend birleşerek işgalci romaya karşı birleşerek mücadele ediyorlardı.Megteller (Lazlar) diğer beyliklere üstünlük sağlayarak (Roma-Bizans kaynakları=Lazlar,Gürcü kaynakları =Megrel-Egrisi) Megrel krallığını kurdular.Bizans-İran çekişmeleri arasında sıkışan ve kraları roma tarafından taç giydirilen megrel krallığı 4.,5. yy.larda roma ile iyi ilişkiler içindeydi.Romalılarda bu ülke ile kendileri açısından çok karlı bir ticaret yönetiyorlardı.Bu durum Justinianus (527-565) zamanına kadar sürdü.Bu imparator dönminde sahildeki kaleler restore edildi.Petrada bir kale yapılarak bölgedeki en büyük roma garnizonu buraya yerleştirildi.Petra valisi Tsibe ve yöneticiler ticarete tekel koyarak halkı soymaya başladılar.Halk İran’dan destek alarak Romalıları ülkeden kovmaya karar verdi.İranlılarında Romalılar gibi davranması ve kalıcı olarak bölgede kalma girişimleri halkın tekrar romadan yardım istemesine neden oldu.Jüstinianus bölge hakimiyetini Hiristiyanlık yoluyla pekiştirmek istediğinden bölge halklarının hiristiyanlaştırma çalışmaları hız kazanmış 4. yy.dan itibaren hiristiyanlık yayılmaya başlamıştır.Bu dönemde inşa ediler kiliseler İran’ın bölgeye hakim olduğu dönemlerde geleneksel Zerdüşt dinini yerleştirme çabaları,bölge halklarının geleneksel putperest dini dini kurumlarının mücadelesisonucu tahrip edildi.Jüstinianus döneminde kurulan kiliseler İstanbul patrikhanesine bağlandı.Kilise ve İncil’in ve daha sonra devletin dili olan yunanca roma gücüyle yayılmaya başladığı için kiliseler roma/rum kilisesi ve kilisenen dili olan yunanca yerli dillerden birçok kelime ile zenginleşerek Rumca olarak anılmaya başlandı.İncil Gürcü alfabesi ile yazılmış,Bizanstan bağımsız gürcü kiliseleri inşa edilmitir.Bu doğu karadenizde 10.-11.yy.larda gürcü dili ve kültürünün yayılmasına neden olmuştur.Çoruh nehrinin denize döküldü yerin batısında kalan ve roma-bizans legionları ile korunan bölge bu yayılmadan çoketkilenmemiştir.10.yy.da yunancanın bizansın resmi dili haline gelmesi ve sonuçlarının 11. ve 12. yyda bölgenin hızla hiristiyanlaşması şeklinde görülmesi,İncil dili dışoında konuşulmasının günah olduğu şeklindeki propogandalar sonucu yerel diller etkili yunanca konuşulmaya başlandı.
Asyanın içlerinde başlayan dalgalanmaların yarattığı kavimler göçünde Hunlar,Sabrler,Avarlar,Onogurlar,Hazarlar,Peçenekler,Uzlar ve Kumanlar birbiri ardı sıra Kafkasya ve karadenizin kuzeyindeki steplerde boy göstermiş ve bugünkü orta ve doğu Avrupa haritasını oluşturan milletler bu göçlerle şekillenmiştir.Anadoluyu ve başkentiniSasanilerin elinden kurtarmak üzere 622-627 arasında iran üzerine üç sefer düzenleyen Bizans imparatoru Heraclius (610-641) Hazarlarla temasa geçmiş 627-628 de Hazar hakanı Ziebel-Zebu/Çebi Hanla görüşerek ona kızı Eudocia’yı vermeyi vaat etm,ş,aldığı destekle bu savaştan galip çıkmıştır.aaİran’a bizansla birlikte saldıran Hazarlar Sasanilerin yılıkmasına neden olmuştur.Heraclius 627-628 kışını karaderenin batısındaki Sousormania /Sürmene (Canayer-Buzluca) kalesinde geçirmiş,lazikadan gemilerle gelen Hazar hakanı Çebi Hanlada burada görüşmüştür.İyiderenin denize döküldüğü yerin doğusunda Hazar adıyla anılan yer adı olması o günlerin htırasıdır.Yahudilerce kutsal kbul edilen 7 kollu şamdan ve Davud yıldızı sembolleri Hazarkültürünün izleri olarak karşımıza çıkmaktadır.Çağın en büyük imparatorluğundan biri olan Hazarlar aynı şekilde Müslüman Araplarıa durdururarak Bizansı ve hiristiyan dünyasını kurtarmıştır.Bu olaydan sonra Hazarlar Bizans sarayını etkilemiş,V.Kostantinos (741-775) Hazar prensesi evlenmiş,IV.leon (Hazar Leon) bu evlilikten doğmuştur.740 da Hazarkağanı ve komutanlarının Yahudi dinine girerek bu dini Hazarların resmi dini haline getirmişlerdir.Hazarlar hiristiyan ve İslâm dini temsilcilerinin asimilasyon çalışmalarına karşı kitabi dinerin en eskisini benimseyerek kendi kimliklerini korumak istemişlerdir.Budistler Çinlilerden zulüm gördüklerinde ,Bizans kıyımından kaçarak Hazarlara sığınan Yahudiler Türklerin hoşgörüsüne sığınırlar.Dönemlerinin zengin ülkelerinden olan hazarların zenginliği ticaret etkinlinden,,ithalat ve ihract yani aracılık rolünden kaynaklanmaktadır.Konaklama merkezlerine,şehirlerine tüm orta doğudan seyyahlar ve tüccarlar akın etmekteydi.Bu insanlar buralara kendileri ile birlikte yabancı modaları ,zevk ve fikirleri taşımaktaydılar.Şehirleri olmasına rağmen göçebelikten ve Türkçeden hiç vazgeçmediler.Yönetici sınıf Yahudiliği kabul etmş olmakla birlikte esası hoşgörü üzerine kurulu ,herkesin kendisin, hür birşekilde ifade edebildiği bir toplumda ,ister Yahudilik ister başka bir din olsun devlet dini hiçbir zaman oluşmamıştır.halkın geneli hala eski dinlerini hiçbir zaman unutmamıştır.
Malzgirt savaşondan kısa bir süre sonra (1071) Trabzon bölgesine Türk akınları oldu.1073-1074 yıllarında bölge Türk akıncılarınca ele geçirildi.Bölgede Bizans yönetimin çöktüğü bu dönemde rizenin doğusunda kalan bölge gürcü akın ve yağmalarına sahne oldu.Bizansın tekrar kontrolü sağlamak için ordu ile birlikte bölgeye gönderdiği Thedora Gavras 1075 de bölgeyi Türkmenlerin elindn alarak Bizansın hakimiyeti sağlamış,ve bu başarısından dolayı Haldiya düklüğüne atanmış Trabzona vali olmştur.Trabzon bölgesini bizanstan bağımsız yöneten Thedora Gavras 1089 yılında gürcülerin Trabzon topraklarına yönelik yağmaların önüne geçmiş,Bayburt yakınlarında Gümüştekin Ahmet Danışmend Gazinin oğlu İsmailin ordusu tarafından yenilerek öldürülmesi sonrası yerine atanan oğlu Grgory Gavras ve ondan sonra Constantin Gavras bölgeyi bizanstan bağımsız olarak yönetti.BölgedekiTürkmenlerle güç birliği yaparak üç kuşak bölgeyi bizanstan bağımsız yöneten Hasan İbni Gavras gibi bazı fertleri Müslüman olarak Selçuklu devletin hizmetine girmiştir.1204 ylında trabzonda kurulacak olan Komnenosların öncüleri gibidirler.
Bizans ordusu tarafından 530 da mağlup edilen Bulgar Türklerinden bir kısmı doğu Karadeniz bölgesindeki garnizonlara asker olarak yerleştirilmiştir.Kasar,Kabar ve Kalis Türklerini doğu Karadeniz bölgesindede görmekteyiz.Karadenizin kuzeyindeki bu olaylara genel olarak bakıldığında Asyanın içlerinde başlayan dalgalanmaların bu biölgeleri etkilediğini Sabirlarin Hunları,Avarların Sabirleri,Onogurların Avarları takip ettiği bu coğrafyada Peçeneklerin doğusunda Oğuz/Guz/Uz (Rusça Tork) oymakları yaşıyordu.Oğuz/Guz/Uzların sıkıştırması ile topraklarından ayrılan peçenekler Hazar ülkense yerleşmek istediler hazarlar buna izin vermeyip batıya sürdüler.Karadenizin kuzeyindeki topraklarda (Bizans kaynaklarında Kuzey İmparatorluğunda )gerçekleşen olaylar kardenizin güneydoğusunuda etkiledi.Rasony ;Tuna köprüleri; s.73.de peçenek oymaklarından biri olarak ortaya çıkan Mak adının geniş anlamıyla Kumanlardan önceye ,Uz menşeğlive Uz kabile adına ait olabileceği ni belirtir.Makaloz/Mağaloz (Tersane-Rize),Mağloz (Camidağı-Rize),Makrevis (Çamlıhemşin),Makaliskirt (Dikkaya-Çamlıhemşin). Rus kaynaklarında polevets,Bizans kayaklarında kuman ,ermeni kaynaklarında khartes,alman kaynaklarında falben olarak eçen kumanlar sarışın anlamında olup bu günde biölge insanının fiziksel özelliğindendir.1238-1239 yıllarında Moğollara yenilen kumanlar(sarı Uygur-kıpçak) dağılmış bir kısmı gürcistana inerek orduda aldıkları görevlerle gürcistana altn çağını yaşatmışlardır.Gürcü kraliçesi thamar istanulda Bizans tahtından bir ihtilalle devrilen komnenos hanedanının varisleri olan çocuk yaştaki David ve Aleksius ‘u zindandan kaçırmışve gürcistana getirmiştir.Latinleri bizansı işgali üzerine Thamara komnenos kardeşleri Kumanlardan oluşturduğu ordu ile istanbulu ve Bizans tahtını ele geçirmak üzere harekete geçirir.Trabzon sarayının tarihçisi Michael Panaretos komnenos sülalesi mensuplarından bazılarnın iki isim taşıdıklarından bahseder ve bunlerın Müslüman olmayan Türk ismi olduklarından bahseder.I.aleksius’un oğlu I.John Komnenos (1235-1238) olup ikinci adı axuokhos/Aksukos/Aksuk dur ve Tütkçe bir ismdir.Trabzon sarayında Türkçe ikinci isim taşıyanların ortak özelliği annelerinin kuman Türkü olmasıdır.Karadeniz sahillerini takip edrk ilerleyen aleksius ve david komnenos kardeşler den david yolua devam ederek Karadeniz ereğlisine ulaşmış,bu bölgede bir taraftan Latinlerin işgal ettiği bizanstan kaçarak iznik2te devlet kuran ve Bizansa varis olma iddiasıdaki Laskarisler ve diğer yandanda istanbuldaki Latinlerle mücadeleye devam ederken büyük kardeş aleksius trabzonu başkent edinerk başlangıçta sinop’tan Rizenin doğusuna kadar olan Karadeniz sahillerindeki topraklara hakim olarak devlet kurar (1204).Trabzon krallığının kurulmasında hizmet eden ve yönetimde önemli görevler alan Kuman asıllı Türklerin birçoğu aileleri ile birlikte Trabzon civarındaki askeri bakımdan önemli yerlere yerleşerek hiristiyanlaşmışır.1214 yılında Aleksius komnenos’un Sinop önlerinde esiredilip bölgenin Selçukluların eline geçmesinden sonra Selçuklu vasalı haline gelen Trabzon krallığı sınırları Samsun’a kadar geriledi. Komnenosların trabznda kurduğu devlet 1214 yılında selçulu,gaznelilere,Moğollara,İlhanlılara,vergi vererek varlıklarını sürüdürdüler.Beylikler döneminde akkoyunlular,Tacettinoğulları,Hacıemiroğulları gibi Türkmen emirleriyle evlilik yoluyla ittifak yaparak ayakta kalmışlardır.1458 de uzun hasan’ın Atabekerin eli ile yönetilen ispir bögesini sınırlarına katmasıyla Hemşin bölgesi Akkoyunlulara tabi olmuş ,rize ve Pazar trabzo krallığına bağlıydı.Akoyunluların özellikle hemşin-çamlıhemşin bölgesinde rastlanmakta olup bölge halkının ataları olarak değerlendirilebeilr. Aşağı çamlıca ve ülkü köydeki koç şeklindeki mezar taşları,kulaklı tabir edilen kut başı-koç başı şeklindeki kapı menteşeleri bu güne ulaşmış akkoyunlu hatıralarıdır.1461 de fatih Sultan mehmetin Trabzonu fethiyle bçlge Osmanlı hakimiyetie girdi. Fetihten çnce bölgede bulunan hiristiyan unsurlar olan Trabzon rum krallığı,Megrel Dadyanı,Kartl kralı,Çoruh atabeği ittifak yaparak Osmanlının rakibi akkoyunlularıda bu ittifaka dahil ederek kilisenen de desteğini aldılar.Planı fark eden Fatih Sultan Mehmet ittifkın beyni olan Trabzon krallığını 1461 yılında yaptığı bir seferle ortadan kaldırdı.Samsun ve Bafra bölgesinde kumanos ve birçk köy Aleksius’un ordusundaki kumanlar tarafından kurulmuştur. Fethi takp eden ilk yüzyıl içinde bölgedeki nüfus yapısında önemli olan Yavuz sultan selimin ‘in doğu Anaolu ve Tebriz (1481-1511) seferidir.Dulkadiroğulları beyliğini Osmanlı bünyesine katan yavuz dulkadirli Türkmenlerinden önemli miktardaki aileleri Trabzon bölgesine iskan ettirdi.Doğu anadolnun fethi ve mısır seferi sırasında Diyarbakır beylerbeyi Bıyıklı Mehmet paşanın Trabzon bölgesindeki tımar sahiplerini değiştirerek bu bölgeye gönderdiği kişiler Trabzon sancağında tımar veriyordu.Trabzon-Rize bölgesinde Dulkaroğlu,Dulkadiroğlu,Maraşlıoğlu,Babolioğlu (babilli),Vanlıoğlu,Bağdatlıoğlu,Harputluoğlu,Fettahoğlu (Hacı fettahoğlu),solakoğlu (Çolakoğlu),gibi birkaçilçeye yayılan ailelerdir. 1461-1483 tarihlerinde rize ve Pazar bölgesinde gürciler,grcüler ve Ermeniler, megreller (Mamiyan kafiri) tarafından üçbüyük yağma yapılmıştır.1461 yılı sonrası orta Karadeniz ve orta anadoludan , özellikle karamanoğulları beyliğini ortadan kaldırdıktan sonra bu beyliğe mensup bazı aileler bölgeye yerleştirilirken 16.yy.da kalabalık Çepni grupları bölgede görülmektedir.Yavuz sultan Selimin trabzona vali olarak atandığı 1481-1511 yıllarında doğu Anadolu olylar nüfüs yapısında değişikliklere neden olmuş,Safeviler düşmanı oldukları Akkoyunlu devletini yıkıp katliama girişirken ,katliamdan kaçan Akkoyunlu kitlelerini Trabzon valisi olan Yavuz,Trabzo sancağı topraklarına ,özellikle Rize bölgesine yerleştirdi. Fethi takp eden ilk yüzyıl içinde bölgedeki nüfus yapısında önemli olan Yavuz sultan selimin ‘in doğu Anaolu ve Tebriz (1481-1511) seferidir.Dulkadiroğulları beyliğini Osmanlı bünyesine katan yavuz dulkadirli Türkmenlerinden önemli miktardaki aileleri Trabzon bölgesine iskan ettirdi.Doğu anadolnun fethi ve mısır seferi sırasında Diyarbakır beylerbeyi Bıyıklı Mehmet paşanın Trabzon bölgesindeki tımar sahiplerini değiştirerek bu bölgeye gönderdiği kişiler Trabzon sancağında tımar veriyordu.Trabzon-Rize bölgesinde Dulkaroğlu,Dulkadiroğlu,Maraşlıoğlu,Babolioğlu (babilli),Vanlıoğlu,Bağdatlıoğlu,Harputluoğlu,Fettahoğlu (Hacı fettahoğlu),solakoğlu (Çolakoğlu),gibi birkaçilçeye yayılan ailelerdir. 16.yy.’ın ikinc yarısında bozulan dirlik sitemindeki tımar sahiplarinin yerini sipahi kökenli üfüzlu,zengin kimseler (ayanlar) almaya başlamıştı.Bunlar önceleri devlet adına asker ve vergitoplarken iyice güçlenince kendi adlarına asker ve vergi toplayan bu ayanlar zamanla büyük güç elde ederek bölgenin idaresini üstlenmişlerdir.Ayanlar zamanla halkı soymaya başlamış ve devlete baş kaldırmişlardır.Merkezi otoriteyi güçlendirmek isteyen devlet ıslahatlar yapmış,3.selim (1789-1807) ,2.mahmut (1808-1839) dönemlerinde olaylar kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.17.-18.yy.da Tuzcuoğlu olayları doğu karadenize damgasını vurur.Rize ve Hopa taraflarında vergi toplayıcılığı (Mültezimlik) yapan ve zengin olan Tuzcuoğlu Memeiş Ağa Rize ayanlığını ele geçirmiş olup askerlik çağa geliş gençleride kendi kapısında toplamaktaydı.1805-1806 yıllarda Faş kalesi muhafızlığına atanan Memiş ağa aynı zamanda Dergah-ı mualla kapucubaşısı rütbesi taşımakta idi.1812 yılında Trabzon ve rize bölgesinden toplanan askerlerin komutanı olarak Batum kalesi muhafızlığına atanan memiş ağa ya gönye sancağıda verilmişti.Hazinedarzade Süleyman paşa ile Memiş ağanın arası süleymen paşavali olduktan sonra açıldı.Süleyman paşanın şikayeti ile rütbeleri alındı.Ve hakında idam fermenı çıkarıldı.Memiş ağa 1815 yılında bölgede isyan başlatır.ve 1816 yılında Trabzonu ele geçirirler.Babialı olayları haber lınca bolu ve Kastamonu mutasarrıfı Ali paşaya askerleriyle bölgeye gitmesini emretti.bunu üzerine memiş ağa ve taraftarları trabzondan çekildi.memiş ağa Trabzon kaymakamı Çeçenzade hasan ağaya af dileme mektupları gönderir.Memi,ş ağa önce rize sonra of’a sığınır.26 ekim 1917 tarihinde memş ağa ele geçirilir ve idam edilir.Ayan İsyanları bastırıldıktan sonra (1821-1822) de Hüsrev paşaikinci defa Trabzon valisi olur. Daha sonra Hafız Ali paşa, ve çeçenzade hasan Paşa valioldular. Daha sonra Hazinedarzade Osman ağa ya vezirlik rütbesi verilerek Trabzon valiliğine atandı.Osman Paşa daha önce bölgede huzursuzluk nedeni ile ağalardan devlet hizmetinde yararalanma yoluna gitmiş Tuzcuoğlu memişoğlunun kardeşininoğulları olan Tahir’i Rize Mütesellimliği,Abdülkadir’e Çürüksu kaymakamlğı görevi verildi.Devletin aldığı tedbirler 1828-1829 Rus savaşında doğuanadoluya girip Gümüşhaneye kadar ilerlemesine engel olamadı.Mısırda Kavalalı Mehmet Ali paşa isynınında çıkması devleti zor duruma düşürdü.Memmet ali paşa isyanına karşı düzenlenen sefere Tuzcuoğlu Tahir ve Abdülkadir ağalarda çağrılmıi,Tahir ağa katılmış ancak Abdülkadir ağa Gönye sancağını basarak Artvine yönelmiş,burada taraftarlarıyla bbulşmuştur.Osman Paşa isyanı bastırmakla görevlendirilmitir.İsyan bastırılmış affedilen Abdülkadir ağa istanbulda yaşamaya mecbur edilmiştir.Tekrar Rizeye dönen Abdülkadir ağa yeniden isyan çıkarır.3000 kadar taraftarı ile Gönye sancağı üzerine giderken kardeşi Tahir ağada 3000 askeri ile Sürmene mütesellimi Mirmiran Şatırzade Osman Ağanın üzerine yürümek için Asbet (iyidere) iskelesine gelir.Bölgede büyük çaplı isyan bastırma harekatna sahne olur.30 mart 1834 de Tahir ve Abdülkadir kardeşler Of’a kaçar.20 yılı aşkın süren isyanlar zaten Osmanlı-Rus harpleri nedeniyle tahrip olan bölge bölge ayanlarının isyanlarıyla sosyal ve ekeonomik olarak çok zarar gördü.Hazinedarzade Osman Paşanın ıslahat çalışmaları sayesinde isyanlara destek veren derebeylerin güç kaynakları ellerinden alınmış güçlerinin simgesi olan konakları yakılarak ortadan kaldırılmıştır.




            

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır