Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle  ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

 

 

 MÜZİK

 TARİH

 KİM KİMDİR

 

 

 

 Karadeniz fORUM

 EDİTÖRDEN

 AJANDA

KARADENİZ GAZETELERİ

 

LİNKLER

 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

 B. KARADENİZ



Yazılarınızı yayınlamamız için bize gönderebilirsiniz


Karadeniz Bölgesi Tarihi

 Makale: Emine Yılmaz

Anadoluya ilk kültürleri getirenlerin proto Hititlerdir.Kalkolitik çağı kapsayan MÖ.5000-3000 yılları arasında Anadoluyayeni insan kütleleri gelmiştir.Anadolunun bu ilk halkının brekisefal ırkından olması asyayla bağlantı karulmasına neden olmaktadır.MÖ.3.bin sonlarına doğru ortaasyada meydana gelen siyasi kaynaşma insan gruplarının yeniden batıya göç etmelerine neden oldu.Bu dalgalardan bir ksmı Kafkaslar üzerinden anadoluya girerek siteler hakinde yaşayan proto Hititler ve bunlardan sonra anadoluya gelerek göller bölgesşne yerleşen Luviler ‘in bölgelerini işgal ettiler.Kusar ve Neşa beyliklerini kurdular. Kusarlar proto Hititlerin yerleri ile kendilerinin kurdukları yeni alanlara yerlaşirken Kusarın yerinin Niğde-aksaray civarı olduğu düşünülür.Nesa’nın ise Muratlı höyük çevresinde olduğu sanılır.Nesların hükümdarı Anitta zamanında MÖ.1900 yıllarında Anadolnun eski halkı proto-hititler ve Nesalılar kaynaşıp anadolunun bilinen ilk imparatorluğu olan Hitit imparatorluğunu kurdular. Önceleri komşu luvilerle ilişkiler iyi olup luvi dili yaygın olarak hihitlercede kullanılır hale gedi.nesa beyliği Hitit imparatorluğu haline gelince devletin hakim unsuru hattiler olduğundan imparatorluğun adıda Hitit ldu.Asyanik topluluklar ile hint-avrupa gruplar karışarak ağırlık hint-avrupalılışmış gruplardan oluşmuştur.Hititler güçlü oldukları dönemde doğudaki hurriler asıllı mitanniler ile mücadele ederek onları vasal krallık hakine getirdiler.II.Murşil döneminde Hitit topraklaronı kuzeyinde Kaşkalar (Gaşkalar ) isyan ederler.bu sırada güneydoğuda Asurlar ortaya çıkar.Tuthaliye IV zamanında Asur tehlikesi artar,Asurlar Hitit vasalı Hurilerin mitann,i devletini istila eder.Mitannilere yardıma çalışan Hititler Asurlara yenilir ve böylece Hitillerin mitanniler üzerindeki etkisi sona erer.Bu arada batıdan deniz yoluyla anadoluya yeni kavimler gelmeye başladı.MÖ.1180 de birden bire yazılı dönem sona erer ve Anadolu için karanlık dönem başlar ve yaklaşık 500 yıl sürer.Bu arada Hititler hurrivemitannilere sığınır.MÖ.200 yıllarında Kaaafkaslardan Anadoluya gelerek Doğu Karadeniz ve doğu Anadoluda yaşayan Huriler Hitit kültür ve sanatının doğu Anadolu ve mezopotamyaki temsilcileridir.Hitilarin kuzey komşuları arasında çağdaşı olan gaşkalar varlıklarını devam ettirmektedirler.doğu anadoluda asur etkisini takiben Urartu hakimiyetine girer.MÖ.9.yy.da kurulan bu devlet MÖ.600 yıllarına doğru Kafkasyadan gelen kimmerlerin ve takipçileri İskitlerin baskısına dayanamayıp siyasi etkinliklerini kaybettiler.Bunların bir kısmı doğu karadenize ,Trabzonun güneyine çekilirler.Buralarda tanrıları Khaldi adından dolayı Yunanlılar tarafından Khaldiler olarak adlandırıldılar.Doğu karadenizdeki yer adları incelendiğinde Hitit ve Luvice kökenli yer adlarınısaptanması dağılan Hititler ve vasallrı luvilerin doğu karadenize sığındıkları anlaşılmaktadır.MÖ.1200-800 arası Anadolu için karanlık çağdır. Frigyanın ilk halkı proto-Hititlerdi.Daha sonra anadoluya Makedonyadan gelen Thrak kökenli firigler MÖ.1200 lerden itibaren büyük tzahribatlara neden olup karanlık çağ sürecini başlatırlar.MÖ.800 de Frig krallığı kurulur.Sınırarı Sakarya boylarından Kızılırmağa ,Karadeniz kıyılarına kadar uzanır.Bu dönemde doğu karadenizde kimmerler bulunmaktaydı.MÖ.670 li yıllarda Kafkaslar üzerinden ,doğu Karadeniz yoluyla kimmerlerin saldırılarıyla Frigler güç aybeder kimmerler tarafından devletleri ortadan kaldırılır.Frig dili MS.4.yy.a kadar anadoluda varlığını sürdürür.Miletlilerin batı anadoludan gelerek doğu Karadeniz bölgesinde ticaret kolonisi kurma çalışmaları başlar.
Karadenizin kuzeyindeki geniş bozkırlarda yaşayan kimmerler kendileriyle aynı soydan gelen İskitlere karşı mücadeleyi kaybedip kitleler halnde Kafkas yoluyla doğu Karadeniz ve doğu anadoluya inmeye başlamışlar ve Urartu devletinin yıkılmasına neden olmuşlardır.artlarından gelen İskit baskısıyla atıya yönelmiş frigleride yenerek MÖ.676 da frig ülkesinede hakim olurlar.Peşlerinden gelen İskitlerle kaynaşarak yaklaşık otuz yıl boyunca anadoluda hakim unsur olurlar.Merkezleri Sinoptur.Kimmer ve İskitler anadolya göçebe olarak geldiklerinden ve yazılı hayatları olmadıklarından yaşadıkları bölgelerdeki halkların dilleri ve kültürlerini aldılar.MÖ.546 da Anadolu hakimiyeti Med’lere geçti.Medlerin devamı olan Persler anadoluyu satraplıklar halinde bölerek merkeze bağladılar.Kıyılardaki yunan koloniler Perslere bağlanır.Bunların ticaretinde İranda etkili olmaya başlar.Perslerden sonra anadoluya hakim olan Makedonya kralı İskender ve hellenizm dönemi ve sonrasında kurulan pontus krallığı ,takiben roma imparatorluğu ,Doğu roma (Bizans imparatorluğu)anadoluya hakim olur.Bu toplulukların çoğu hiristiyanlık dinini bu dinin getirdiği dil birliği yüzünden MS.3.yy dan sonra kendi kültürel kimliklerini ve anadoluda resmi dil olan önce Latince ,sonra rumcayı kabul etmekle öz benliklerini kaybetmeye başlamışlardır.Karadeniz bölgeside Kalkolitik çağ yerleşmeleri Samsun’daki Dündar tepe ve ikiz tepede görülür.Karadeniz Tunç çağı yerleşmeleri ise sahilde en ziyade iç kesimlerde yoğunluk kazandığı görülür.Doğu karadenizde kalkolitik ve Tunç ve demir çağı yarlaşmasi olarak Rize ili,Çamlıhemşin ilçesi ,Dikkaya köyü ,Çay mahallesindeki kaya-yamaç yerleşmesi doğu Karadeniz bölgesinin temsilcisi durumundadır.MÖ.3000 yıllarında Anadolunun doğusunda Hurri devleti bulunmaktaydı.Trabzon-Rize bölgesi Hititler döneminde Hayaşa (Azzi)olarakanılmaktaydı.Doğu karadenize yakınlığı bulunan Kafkaslar ve kars çevresinde saptanan Neolitik dönem (MÖ.8000-5500) Doğu Karadeniz Bölgesininde yakın tarihlerde iskan edildiği düşünülebilir.Müzede sergilenmekte olan MÖ.3000 li yıllara Tunç çağına tarihlenen Tunç sap delikli baltalar anadolunun bilinen ilk uygarlığı olan Hititler ve sonrasında aynı toprakları paylaşan Hurilerin bu bölgede yerleşmiş olabileceğini gösterir.Buradaki zengin maden yataklarının işletildiği dikkada raslanan maden curuflarından anlaşılmaktadır.
Doğu Kardeniz dağları vadi ve sahillrinde kimmer ve İskitlerden önce yerli halklar yaşamıştır.Doğu Kradenizin eski halklarıyla ilgili en eski bilgileri Kayralı Skylax,Heredot ve Ksenophon’dan öğrenebilmekteyiz.Karyalı Skylax MÖ.6.yy.da yaşamış yunan denizcisive coğrafyacısı.Pers hükümdarı I.dara tarafından İndus nehrinin bir kısmını keşfetmekle görevendirilmiş,adını taşıyan Periplus’ u (deniz seyehati) MÖ.508 de kaleme alınöıştır.Flavinus Arrianus (MS. 95-175) yunanlı tarihçi ve filozof roma imparatoru Hadrianus tarafından kappadokya valiliğine atanmış ,Karadeniz sahilleri hakkında bilgi veren ve bir bölümü imparatora yazdığı raporlardan oluşan periblo.Ksenophon Atinalı filozof ve tarihçi.Anabasis (Sefer)‘i yazdı.
Akdenizin denizci kavimleri daha önce Karadeniz sahillerine gelmiş olup sonrki yıllarda Helen kolonistler böleye gelmiştir.Fenikeliler,kartacalı tüccarlar,bölgeye Helenlerden önce gelmşir.MÖ.750-550 yıllarınada bölgede kolonist Helen faaliyetlari başlamıştır. MÖ.8.yy.larda yapılan doğu Karadeniz sahillerindeki kolone etme çalışmaları Karadenizin kuzeyindeki İskitlerin baskısı ile yerlerinden çıkartılan Kimmerler tarafından ortadan kaldırılmıştır.MÖ.7.yy.da yeniden kolonize çlışmaları başlamıştır.Kimmerleri yeri alan İskitler Helen kolonist ve tücarlara dostça davranmıştır.MÖ.670 de Miletliler tarafından ele geçrilerek Helenleştirilen Sinop tan sonra doğu karadenize geçilmiştir.
M.Ö.8.yy.da Karadenizin kuzeyinde Kimmerler bulunmaktaydı.M.Ö.8.yy.sonlrında Orta Asyadan gelen İskitlerin baskısı ile bölgeden haraket edem Kimmerler Kafkaslar yolyla doğu anadoluya gelerek Urartularla svaşmışlar Kzırırmak,Sakarya bölgelerinde yayılarak kuzeydoğu anadoluyu işgal etmişlerdir.Kimmer saldırıları sırasında Karadeniz kıyılarındaki Helen kolonileri yok edildi.Kimmerleri takip eden İskitler MÖ.6.yyda doğu Anadolu ve oradan diğer bölgelere yayılmışlardır.Kimmer ve İskitlerin Atlı göçebe kültüre sahip olan ,idari ve askeri teşkilatlanmaları ,sanatta orta asya hayvan üslubunun takipçileri olmaları Turani kavimlerle akraba oldukları tezini güçlendirmektedir.Alp Er Tonga zamanında MÖ.643-625 yıllarında ege ve Kapadokya ya yayılan İskitler /Sakalar ‘in küçükasya hakimiyetleri 28 ıl sürmüştür (heredot).İskitlerin (Sakaların ) küçük asa hakimiyetleri 625 yılında Alp Er Tonga’nın Med kralı Kiyatsares tarafından öldürülmesiyle son bulur.bu olaydan sonra Anadoluda kalan İskitlerin bir kısmı Kuzeydoğu Anadoluya yerleşmişlerdir.Ksenophon MÖ.400 lerde Bayburt civarındaki İskit ülkesinden 4günlük bir yürüyüşle geçtiğinden bahseder.
Ksenophon ( MÖ.430-355 ),Anabasis (Sefer) adlıeserinde Pers İmparatorluğunun Batı Anadolu Valisi Kyros’un babası II.Dara ‘nın ölümünden sonra tahta çıkan kardeşi II.Atrakserkes’e (MÖ.404-358) isyan ederek bir ordu toplayıp MÖ . 401 de Sardes’tn yola çıkarak Anadoluyu eçip Babil yakınlarındaki Kunaksa’da Pers İmparatorluk ordusuna yenilmesi ve Kyros’un öldürülmesinden sonra başıboş kalan onbin kadar Helen paralı askerin ülkelerine dönüş hikayesini anlatır.
Kunaksa yenilgisinden sonra ülkelerine dönmek üzere yola çıkan Helen askerlerinin komutanları yoldaöldürüldüğüiçin aralarında seçtikleri komutanlarla birlikte orduyu yöneten Ksenophon kayda aldığı Anabasis/Sefer’de ordunun yaşadığı olayların yanı sıra geçtiği bölgelerde yaşayan halklar konusundada bilgi verir.Anabasis 4. ve 5.kitapta Karadeniz bölgesiyle ilgili yaşananlar yer almaktadır.
Helen paralı askerlari geçtikleri her yeri yağmalattılar.Ksenpohon (MÖ.430-355) bugünkü Bayburt Ovasında Onbinlerin İskitlerin memleketine girdiklerini ovad 4 günde yirmi parasang (yaklaşık 104 km.) gittikten sonra büyük ve zengin bir şehir olan Gymnias’a ulaştılar.Burası Onbinlerin rastladığı ilk şehirdi.Gymnias ‘tan (bügünkü araklı-aydıntepe olabilr)geçerken yöneticisinin çok akıllı olduğundan söz eder.Yönetici kenti yağmalattırmadığı gibi onlara verdiği klavuzlarlada 5 günde denizi görebilecekleri yere götüreceklerini söyleyerek onlaraın kısa sürede kendi topraklarından çıkmalarını sağlamışlardır.Kılavuz yolu uzatarak orduyu düşmanlarının yaşadığı bölgeden geçirtmek suretiyle köylerini yağmalatmıştır.Eski Çağın ünlü oğrafyacısı Amasyalı Strabon (MÖ.64-MS 21) Geographica adlı eseride Trabzonun üst tarafında doğudan batıya doğru Moskhia dağları,Skydises/İskit dağı Samsun bölgesine kadar uzanan Paryados dağlarından bahseder.Bu İskit dağı maçkanın güneydoğusunda yükselen Kolat dağlarıdır.Herodot Karadenizin kuzeyindeki İskitler olarak tanımladığı Skolat/Kolatlar’ın isinleri yer ve aile adı olarak yaşamaktadır.
Ksenophon denizi görükleri Thekes dağına (Madur) ulaştıktan sonra ertesi gün İskitlerin memleketini Makronların memleketinden ayıran ırmağa ulaştıklarını (Karadere) söylemektedir.Gymnias’ın yöneticisinin verdiği klavuz onları Atdıntepenin kuzeyine yöneltip Çençül deresi vadisinden Soğanlı dağlarına çıkardığını ,soğanlı dağları tepelerinde ve kuzey yamaçlarında yaşayan fakat Gymnias ve çevresind yaşayan Scyten /İskitlere düşman olan halkın memleketinden geçirdiğini bugün Haldizen (Demirkapı) ,Haros (Yaylaönü) Kavlatan ve Henege (Dumlu) köylerinin çevrelediği bölgedeki köyleri yağmalattığını söylenebilir.
Demirkapı köyünün güneyindeki Demirkapı (Haldizen) (Haldi= Urartu tanrısı) yaylası yolu üzerinde yer alan Tekneler mevkinndeki kalıntılar bugünlerden günümüze ulaşan kalıntılar olarak değerlendirilebiir.Devasal blok taşlar,firizler,çokgen formda yontulmuş sütünlarla geniş bir alna yayılmış olan kalıntılar yoğun ve kontrolsüz bitki dokusu altında kalmış olup bir bölümü hala görülebilmektedir.Geniş ve düzgün bir hatçizen ve zaanında oldukça işlek bir kervan yolu olduğu gözlenen yol üzerindeki devasal yerleşmenin detaylı incelemeler sonucu adının da ortaya çıkabilecegi yazıları yosunlar ve yağışlar nedeniyle silinme aşamasına gelmiş taşların incelenmesi neticesi ortaya çıkacaktır.Büyük Blok taşların harç kullanılmadan birbirine geçirilmek suretiyle birleştirildiği , taş boyutlarının ise oldukça büyük olmalarından korunaklı bir kent-köy ortamı sağladığı anlaşılmaktadır.Taşların altında kalan yerlaşmeye ait seramik vb. buluntuların ele geçmesi yaşananlar ve bölge halkının kültür-sanatı hakkında daha detaylı bir bilgi verecektir.Tekneler mevkiinde yer alıp sahil-iç bölgeler arası ticaret ağının önemli bir güzergahında yer alıp zengin bir yerleşme olduğu şüphe götürmeyen kentin Ksenophon ve ordusunun hedefinde olması kaçınılmazdır.Ksenophon ve onbinlerin geçiş yolunun bölge halkı tarafından Demirkapı yaylasına ve Yusuf Eline gidişte mevcut araba yolu açılıncaya kadar kullanılmakta olan bu yol olması muhtemeldir.
Daha sonra kuzeybatıya yönelen Onbinler –Kemer dağının kuzey eteklerinden geçerek bir kısmı bugün hala kullanılan yoldan kuzeye doğru ilerlemiş ve Aşot yaylasındn geçip Madur dağına ulaşmıştır.
Kılavuz düşmanlarının memleketine gelince Helenlere burasını ateş ve kılıçla harap etmelerini söylemiş ve niyeti anlaşılmıştır.Onbinleri yaya olarak Aydıntepeye en fazla bir günlük mesafedeki Madur dağına götürürken daha kısa olan kemer ağı –karasu geçidi-lemonsuyu-Aşot yaylası yolunu izlemediğinin nedeni ortaya çıkmıştır. Klavuz geniş bir kavis çizerek Madur dağına ulaşınca Helenlere denizi ve Makronların memleketinde izleycekleri yolu gösrerir.Askeslerden yüklü hediyeler alan İskitli rehber tahrip edilen köylerin savaşçılarından korunmak için akşam olmasınıbekler.Thekesh (Madur) dağından araklı koyu ve deniz güzel görünür.Denizi gördükleri yer madur dağının kayalık zirvesi değil zirveyi oluşturan sivri kayalıktan 200 m. Kadar dha aşağıda olan madur dağı ile batısındaki Polut dağı arasındaki boyundur.boyunun sırt kısmında denin görüldüğü büyük bir düz alan vardır.Bu sırta ulaşan askerler arasında bağrışma kopmuş,deniz diye bağırmışlar ,askerler taş toplayıp bir tepe halinde ğığarak bir anıt oluşturmuşlardır.Eskiçağlardan beri kullanılan doğu Karadeniz ticaret yolları canlılığını giderek yitirmiş,sadece o bölgedekilerin kullandığı önemsiz yerler durumuna düşmüştür.
MAKRONLAR:
Makronlar mö.4.yy.’a kadar Trabzon çevresi dhil olmak üzere Rizeye kadar olan kıyı kesimi ile soğanlı ve madur dağlarının çevrelediği bölgede yaşarlardı.Bu halkın adı gerçekte Makron olmayıp,uzun başlı anlamına gelen bu adı onlara Helenler vermiştir.Makronlardan Ksenophon,Heredot,Skylax ve strabon bahseder. Pers imparatorluğunu 19.satraplık bölgesinde yaşayan ve üçyüz talant altın vergi ödediklerini belirttiği moskhiler ,tibarnler,mossyonoikler,marlar dan bahseder. Heredot makronların sünnet olma adetlerinden bahseder.heredot MÖ.480-197 de Pers kralı Kserkes komutasındaki Yunanistan seferine çıkan İran ordusunda bulunan birlikler arasında Makron askerlerinide sayar.Bu seferden 80 yıl sonra Onbinlerin arasında Makron dilini bilen makron asıllı savaşçını olması Makron-helen ilişkilerinin bundan ibaret olmadığını gösterir.Onbinleri denizi gördükleri madur dağına ulaştıran klavuz deniziseyrettikleri yerden onlara konaklamaları için bir köy ve makronların köyüne giden yolu gösterir.Ksenpohon makronlr ülkesine giderke sağ tarafın (polut dağı) dik yamaç,soldan aşılması gereken sınır ırmağının bir kolu (karadere) (diğer kolu yağmurdere) akıyordu.Irmağın kenarı sık ağaçlarla kaplıydı.Makronlar ırmağın karşı kıyısında onları bekliyordu ,yüksek sesle konuşarak taş atıyorlardı.bu arada onbinlerin arasında bulunan atinada esir olarak hizmet etmiş asker makronlarla konuşur.Onbinler ve makronlar arasında anlaşma sağlanır.Makronlar Helenlere bir mızrak verir ve bir mızrak alırlar.Makronlar onları Kolkhların sınırına kadar götürür.
Eskiçağın ünlü coğrafyacısı Amasyalı Strabon Trabzon dağlarında yaşayan Sanni-Tzan-Canların eskiçağlarda makronlar adıyla adıyla anılan halk odlundan bahseder.Makronlar of-yomra arası sahil ve vadilerde,ve buvadilerin orta ve yüksek kesimlerinde kurmuş oldukları köylerde yaşamışlardır.hayvanılık ve tarımla uğraştılar,yün yada kıldan yapma elbiseler giyer örme kalkan ve mızraklarla silahlanmış olup onbinlerin alışveriş yapmaları için Pazar kurmalarından ticaret yaptıkları anlaşılmaktadır.
KOLKLAR:
Kolkhis /Kolheti adı ile ilgili en eski yazılı kaynaklar MÖ.8.yy.da yazılmıştır.Yunanlılardan çok önce ticaret amacıyla karadenize gelen Fenikelilerin kolkhis’lilerden kırmızı boya,kurşun,kehribar,balık,el sanatları aldıkları bilinir.Mö.7.yy.da kolheti kültürüne İskitler etki etmeye başlar.
Kolkhis doğu Karadeniz ile Kafkas dağları arasında kalan bölgeye yunan kaynaklarında verilen addır.kendir bitkisinden elde ettikleri keten kumaş ve bezlerle il çağın önemli testilcilerindendir.Hereot Mısırlılar ve Ethiopialılar gibi sünnet olduklarını belirterek yaşayış ve dillerindeki benzerlikten Mısır kökenli olduklarını söyler.Ağaçtan yapılmşbaşlıklar,tabaklanmamaış deridn yapılmiş kalkan,kısa mızrak ,eğri kılıç ile donanmış olarak Kserkesin ordusundayunanaistan seferine katılmaşlardır.19.satraplık bölgesi halkları ile birlkte pers imparatorluğuna vergi ödemektedirler.Trabzon civarında yaşamaktadırlar.Helen kaynaklarında karadenizin güneydoğu sınırları kolkhis olarak adlandırıldığından ksenophon bu civarda yaşayan halkı kolkhlar olarak adlandırmıştır.Arrianus of nehrinin kolkların memleketi ile Tzanlar /Sanniler/Canların memleketi arasında sınır teşkil ettiğini yazar.Driller ve sannilerin aynı halk olabileceğini belirtir.Kolklar ve onbinler savaşırlar.Onbinlerin askerlerbal tutmasına uğrar.kolkların ülkesinden Trabzona varırlar.Trabzonun sinopun kolonisi olan Helen şehri olduğundan bahseden ksenophon Trabzon yakınında 30 gün konaklayan onbinlerin 30 gün boyunca kolkların memleketini yağmaladılar.arrianusun periplosonda of-solaklı deresinin doğusunda kalan toprakların kolkların ülkesi olarak belirtmesi ,MÖ.400 de trabzona ulaşan Ksenophonun ise Trabzon ve Giresun’u kolkların memleketi olarak tanımlaması aradan geçen beş asır içinde kolkların doğuya doğru çekilmek zorunda kaldığını gösterir.
DRİLLER:
Onbinler trabzona konaklarken bir günlü mesafede yağmalanmadık yer kalmadığı için trabzondaki Helenlerden klavuz alarak ordunun yarısı ile driller ülkesini yağmaya gittiklerini ksenophon bildirmektedir.Bu günkü Torul (Dorila)bölgesidir.dağlık ve yolsuz bögede yaşayan diriller onbinlerle savaşırlar.Bölgenin en savaşçı halkıdırlar.Savaşçılar örme kalkan,mızrak.dizlikler,paphlagonya tolgaları kullanmaktaydılar.Roma ve Bizans dönemi kaynaklarındada Driller trabzonun güneyindeki dağlarda yaşayan ve Trabzonlulara amansız düşman bir halk olarak geçer.
MOSSYNOİKLER:
Mossyn denilen ağaçtan yaılmış evve kulubelere oturduklarıiçin mossynoiler oalarak adlandırılan halk Giresun/kirazlık’ın batısındaki topraklarda yaşıyorlardı. Krallıkla yönetilen bu halk doğu-batı olarak iye bölünmüş olup birbirlerine düşmandırlar.Heredot’a göre 19.pers satraplık bölesinde olup Yunanistan seferine katılmışlardı.Ksenophonun verdiği bilgiye göre Balıkçıdırlar.müstahkem mevkilerle korunan 10-2 km. mesafearalığıyla şehirleri vardı.Eski kaynaklarda madencilikle ünlü olduklarıbelirtilen khalyblerin mossynoiklerin uyruğunda olduğundan bahseder.bakır-sarı-prinç madeni işliyorlar.Ksenophon Doğu mossynoiklerin şehirlerinin etrfında müstahken mevkilere sahip oldukları için onbinlerin ülkelerinden geçmelerine izin vermediler.Ynlrında misfir ve Trbzondki lolonist Helenlerin elçisi olark bulunan Timesitheos adındaki birini aracılık ypması için onlara gönderdi.Onbinlere batıda oturan mossynoiklerin doğuda oturan mossynoiklere düşman olduğunu ve onlardan yardım istemelerini öneren Timesitheosbatıdaki mossynoiklerin toprklrın giderek bşknlrını onbinlerin krarghın getirdi.Ypıl görüşmelerde batıda oturan mossynoikler onbinlerle birlikte doğuda oturn mossynoiklere krşı svaş çmaya karar verdi.Ertesi sbah batıdaki mossynoikler üç yüz kyıkla geldi.Her kyıkta üç kiş vrdı.Bunlrdan ikisi karaya çıkarken yüzer kişilik bölük halinde dizildiler.Sarmaşık yaprağı şeklinde beyaz tüylü sığır derileriyle kaplı örme kalkanlar ,altı kol uzunluğunda mızraklrın bir ucunda sivri temren öteki ucunda ise topuz vrdı.Klın çuval bezinden dizlerine kadar inen mintanları ,başlarında ise deriden ypılma ve ortasınd bir demet kıl bulunan tolgaları ve demirden yapılmış savaş baltaları ile donanmılardır.İçlrinden birinin söylediği şarkıya diğerleride topluca katılıyor ayaklrı ile tempo tutarak yürüyorlardı.Mossynoiklerin başşehrinin öünde memleketin en yüksek yerine kurulmuş bir kaleye hücuma kalktılar.Kaledekiler önce hareketsiz beklediler.sonra aniden çıkış yaparak saldıranların birçoğunu öldürüp geri püskürttüler.Onlarda türkü söyleyerek savaşıyorlard.Helenler önce başşehrin önündeki kalyi ele geçirdiler.Bşşehirde tepe üzerinde yapılmış bir kulede oturan krlkulesinden çıkmadığı için kulesiyle birlikte yakıldı.Kralın kuleden ayrılmaya hakkı olmadığı için daha önce ele geçirilen kaledeki kralda aynı şekilde davranmış ve kulesi ile birlikte yakılmıştı.(ksenophon s.224-229)Birbrrileri ile anlaşmalığa düşerek ikiye ayrılan halkın askeri bakımdan çok iyi örgütlenmiş,bellibir disiplin ve donanımı olan orduya ship olduğunu söyleyebiliriz.Batı mossynoikler de bir gecede onbinlere 300 kyık ve 900 asker tşımaları onların denizdende önemli miktrda askeri bir kuvveti sevk edebilecek donanıma sahip olduklarını göstermektedir.Başşehirde yağmalanan ambarlarda geçen yıldan klmış ekmeklerin ,sapların üzerinde saklanmış kızılcık buğdaylarının ,yassı cevizlerin ,kokulu ve birz ekşi şarabın yanı sıra küplerde tuzlanmış yunus blığı eti,kaplar içinde balık yağı bulunmuştur.Doğu mossynoikler kıtlık tehdinine karşı bir yıldan diğe yıla ekmek saklayacak kadar bölge şartlarına göre bol tarımsal üretim yapıyorlardı.Denizcilikte ileri olduklarını gösterir.Mossynoiler müstahkem mevkilerle korunan birbirinden yaklaşık 10-12 km. mesfede ama memleketleri inişli yokuşlu vadi ve tepelerden oluştuğu için birinden bağırılınca diğerinden duyulabilecek yerlerde kurulmuş şehirlerden ve daha eski kaynaklarda madencilikle ünlü oldukları belirtilen Khalyblerin ,mossyno,iklerin uyruğında olduğundan ksenophon bahseder.Bu maden ticaretinin mossynoiklerin elinde olduğunu gösterir.Bakır-sarı-prin ürtiminde ünlü oldukları bilinir.Kentlerinde iç ve dış ticaretle zenginleşmiş ailelerin mevcut olduğu bilinir.Ksenophon doğu mossynoiklerin başşehrini lan onbinlerin zaptettikleri yeri müttefiklerine bırkarak ertesi sabah oradan yrıldıklarını ,diğer müstahkem mevkilerin ahalisinin kendilerie direnmeden ya şehirlerini bırakıp gittiklerini yada teslim ettiklerini yazar.doat ve düşman mossynoiklerin memleketlerini 8 günde geçerek Khalyblerin memleketine varmışlar buradan Tibarenlerin memleketine ulaşan onbinler (Turna suyu Civarı) 2 gün yürüdükten sonra Kotyora/Ordu’ulaşcaktır.Mossynoiklerin ülkesi bugünkü Giresun ile ordu arasındaki dr bölgede değil Kirazlı köyü ile Pazar suyu rasında olduğunu düşündürmektedir.
KHALYBLER:
Heredot bunları şöyle tanımlar;Khalybler İran –Yunan savaşlarında İran tarafında sefere katılan bu halkın savaşçıları öküz köselesinden yağpılma kalkanlar ve kurt avlamakta kullanılan çeşitten ikişer mızrak taşıyorlardı.Başlarını prinç denilen sarı alaşımdan metal tolgalar korumaktatdı ve tolganın üzerine de yine pirinçten öküz boynuzlarıyla kulakları eklenmiştir.Tolganın üzerinde ayrıca sorguç takılıydı.Bacaklarına mor renkli şerit bağlar sarıyorlardı.
Ksenophon anabasis’de Giresun ve ordu arasındaki dağlık biölgede yaşayıp mossynoiklere bağlı olan Khalybler’in ilerlediklerinden bahseder,demir madenciilğinde ilrlamişlerdir….zırhları ketendendi,ve karınlarına kadar iniyordu.zırhlarının etekleri sıkı bükülmüş iplerden yapılmıştı.Dizlik ve tulga taşıyorlardı.Kemerlerinde hemen hemen lakonia kılıçları büyüklüğünde bir harp bıçağı sokulu idi.Düşmanları kendilerini görebilirse türkü söylüyorlar ve dans ediyorlardı.Onbeş kol uzunluğunda ve tek uçlu birer mızrakları vardı. Kasablarında bekliyorlardı ve Helenler geçince hemen arkalarına düşüyor,boyuna döğüşüyorlardı.Müstahkem yerlerde oturuyorlardı.İç kesimlerde demirciyken sahile yakın yerlerde çelik yaparak bunu yunanlılara da öğreten Khalyler Sakaların bir kolu olabilir.Yunanlılar demir-çelik işleme sanatını bunlardan öğrenmiştir.
TİBARENLER:
Pir azizin doğusunda,denize kavuşn Pazar suyu vadisi,Turna suyu vadisi ve batıda Vona burnuna kadar olan toprklarda yaşadıklarını ve sınırlarının paphlagonia krallığı sınırlrına kadr uzamaktadır.Heredot pers imparatorluğunu 19.satraplık bölgesinde yaşayıp yunanista seferine katıldıklarını belirtit.Tibarenler dha sonra Amasya-Kastamonu-Sinpo bölgesinde kurulmuş olan pontos devletine katılacak anadoluyu roma işaline karşı ayaklandıran Pontos kralı Mithridatesin Pompeus’la olan savaşlarında öneml roller oynayacaklardır.
TRAPEZUS ; KERASUS ve KOTYORA HELENLERİ:
Akdenizin denizci kavimleri daha önce Karadeniz sahillerine gelmiş olup sonrki yıllarda Helen kolonistler böleye gelmiştir.Fenikeliler,kartacalı tüccarlar,bölgeye Helenlerden önce gelmşir.MÖ.750-550 yıllarınada bölgede kolonist Helen faaliyetlari başlamıştır. MÖ.8.yy.larda yapılan doğu Karadeniz sahillerindeki kolone etme çalışmaları Karadenizin kuzeyindeki İskitlerin baskısı ile yerlerinden çıkartılan Kimmerler tarafından ortadan kaldırılmıştır.MÖ.7.yy.da yeniden kolonize çlışmaları başlamıştır.Kimmerleri yeri alan İskitler Helen kolonist ve tücarlara dostça davranmıştır.MÖ.670 de Miletliler tarafından ele geçrilerek Helenleştirilen Sinop tan sonra doğu karadenize geçilmiştir.
Onbinler makronların,Kolkhların ve Mossynoiklerin ülkesinden geçerken tercümanlar vasıtasıyla anlaşmışlardır.Bundanda o tarihlerde Helen kolonistlerin dillerinin ve dinlerinin henüz yayılmadığı anlaşılmaktadır.Takip eden yıllarda bölgede Hiristiyanlığın yayılması ve Rome sonrası 10.yy.da Bizansın resmi dilinin yunanca olması ve Trabzonda devlet kuran Komnenos hanedenın Rumlaşma-Romalılaşma sürecini hızlandırmışYunan veya Romalı olmayan balkan ve Kafkas menşeli hiristiyan halk zaman içinde kendi dil ve kültürlarinden uzaklaşarak kiise lisanı olan rumcayı konuşmaya başlamıştır.

TRABZONUN DOĞUSUNDA KALAN BÖLGE:
İlk çağda Karadeniz sahilerie yapılan deniz seyehatlerini anlatan eserler (Periplo)bölge hakkında bilgi verir.Karyalı Skylax ‘a ait olan ve MÖ.508 yılna tarihlenen Akdeniz Seyehatnamesidir.Skylax bu eserini Pers imparatoru Dara/Darius’un küçük asyadaki yunan denizcilerine bu seyehati yapmaları için görev verdiğinde kaleme alındığı sanılmaktadır.Skylax’a göreRize çevresinde ve özellile batısında yer alan topraklarda Bechireler yaşamaktaydı.Çayeli bölgesinden doğuya ,Pazar bölgesi ve Furtuna deresine kadar olan bölgede Ekekheirieler ,ardeşen ,arhavi, hopa ölgesinde Byzerler ve Byzerlerin doğusunda ,Batym bölgesinde deKolkhlar oturmaktaydı.
Bechire bölgesinde Bechire limanı ve Bechire şehri (Rize) vardı.Ekekheirielerin bölgesinde ise Pazar bölgesinde Odeinus şehri ve Pordanis Pordanis (furtuna deresi) Limne şehri vardı.Odeinus’a adını veren Odena halkı Kafkas menşeli idi.Skylax Bechirelerin batısında oturan halkı Macrokephalesler olarak tanımlamaktadır ki bu halk Ksenpohon’un Makronlarıdır.Trabzonun macrokephaleslerin bölgesinde bir şehir olduğundanbahisle bunların batısındaki halkı Mossynoikler olarak verir.Skylax’tan bir asır sonra kenophon ‘un Trabzon civarında oturan halkı Kolkhlar olarak adlandırması izah edilmesi gereken bir durumdur.Skylax’ın Mossynoikler ‘in memleketini Zephiros limanı ile Giresun /ares adsının bulunduğu bölge olarak tanımlamasından hareket ederek Ksenophon’un Giresun’unu daha doğudaki Kirazlık /kireson olarak tanımlarken bir çok çeleişki ortadan kalmiştı.Ancak aynı şeyi Slylax’ın Batum bölgesine yerleştirdiği Kolkhların ,yaklaşık bir asır sonra Ksenopho tarafından Trabzon civarında gösterilmesi konusu açıklama yapmak zordur.Bölge hakkında bilgi veren bir diğer Periplo’da MS.131-132 yıllarına tarihlanen Arrian Periplosudur.Arrian Solaklı deresinin doğusundan Furtuna deresine kadar olan bölgenin Machelonlar ve Henoikler tarafından iskn edildiğini belirtir.Bölgenin batısında Machelonlar,doğusunda ise Henoikler bulunuyor.Henoik halkı bir çok aşiretten meydana gelmiş ve anchalo adlı bir kral tarafından yönetiliyordu.Henoiklerin doğusunda zydritler ve onların kuzeyinde Lazlar bulunuyordu.Lazların bulnduğu bölge bugün Taupse ciarıdır.Henoiklerin arkasında Caspien (Hazar) dnizi ki (Medlerin sınırı bu denize yakındır) shillerine kadar olan bölgede oturan insanlar ise at etile beslenen bir halktı.
MOKSHİLER:
Heredot Pers imparatorluğunun 19.satraplık/Eyalet bölgesindeki halklar arsında saydığı Moskhiler MÖ.480 de Yunanistan üzerine sefere çıkan Pers imparatoru Kserkes’in ordusunda bölgenin diğer halklarıyla birlikte ,ağaçtan yapılmış başlıklar ,kalkan ve ucu sivri saplı mızraklarla donatılmış olarak bulunduklarını kaydetmektedir.Ksenophon bu halktan hiç bahsetmediğine göre bunlar ksenophonun geçtiği bölgede yaşamamaktaydılar.Strabon’un yukarı kolkhis (Trabzonun güneydoğusuna düşen bölge9 deki Moskhia dağlarından bahsetmasinden hareket ederek onların doğu Karadeniz dağlarının güney bakarı ve Bayburt’un doğusuna düşen bölgenin halkı olarak tanımlayabiliriz.Şemsetin GÜNALTAY Moskhilerin Asur tabletlerinde kayıtlı Muşkiler olduğunu belirtir.
HEPTAKOMENTLER:
Strabon ,MÖ.400 de bu bölgeden geçe Ksenophonun mosynekler dediği halkın heptakomentler olduğunu bildirir.
Strabon Trabzonungüeydoğusunda tepeleri Heptakomentler tarafından işgal edilmiş Moskhia dağları,bu dağlarla birleşen çok kayalık Skydises /İskit dağı ve pontos2un doğu tarafı diye tarif etiği ,Trabzonun batısından Samsuna kadar uzanan bölgeyi meydana getiren Paryadros dağlarından bahisle tüm bu dağlarda yaşayan insanların tamamaıyla vahşi olduğunu fakat Heptakomentlerin dahada kötü lduğunu belirtir ve şu bilgiyi verir;’’Bazıları ağaçlarda veya seyyar ahşap kulelerde yaşarlar.Bu kulelere mossyn dendiğinden antik devirlerde u insanlar mosynekler olarak adlandırılmıştır.Bular vahşi hayvan eti, ve ceviz (fındık-kestane) yıyerekyaşarlarve kulelerinden atlayarak yolculara saldırırlar.Heptakomentler Pompeidus’un ordusu dağlık ülkeden geçerken üç roma bölüğünü imha etmiştir.bunlar ağaç sürgünlerinden elde edilen deli balı kaselerle yol üzerine bıraktılarve askerler bunu yiyipde bilinçlerini kaybedince onlara saldırarak kolayca hepsini saf dışı ettiler.Bu vahşilerin bir kısmınada Byzers denir.(Strabon (S.28)
Strabon da eski müelliflerin halklara ,halkların kendilerini andıkları isimlerden başka isimler vermesini ‘’bu isimler Hellanikos ve Heredotos ve Eudeksos tarafından bize zorla kabul ettirilmiş ‘’ diye eleştirsel olarak açıklamaktadır (Srabon s.30).Bu durum coğrafyacı olarak onunda bu halkları tanımlamada güçlüklrle karşılaşmasına neden olmuştur.Nitekim Ksenophon Giresun/Kirazlı ‘nın batısında yaşayan halkı ağaçtan yapılmış evlerde oturdukları için Mossynoik olarak tanımlarken oda Rizenin güneyine dişen dağlarda yaşayan halka ahşap evlerde oturdukları içi eskiden Mossynoik olarak olarak adlandırılan halk olduğunu düşünmüştür.Tüm Karadeniz bölgesi halkı ahşap evlerde oturduğu için bu olgunun bölgede yaşamış toplulukları tanımlamak için hiçde doğru bir kriter olmadığı bir gerçektir.İlkçağ yazarlarının bölgenin coğrafi şartlarından ötürü bölgeyi ve yaşayan halkları yakından tanımalarına imkan olmadığı için onlarla ilgili daha önce verilmş bilgilere ve onlarla ilgili anltılan hikayelere rağbet etmeleri doğaldır.Bu nedenle aktarılan bilgileri bu anlamda bir filtrden geçirmek gerek.Yukarı kolkhis olarak adlandırılan ve trabzonun güneydoğusunda yer alan Moskhia dağlarının üzerinde yaşayan bu halka verilen Heptakomentler adı ‘’Yedi köylüler ‘’ anlamındadır.Bu adlandırma bize Rize ye bağlı İkizdere ilçesinin bulunduğu bölgenin Kurayiseba (Arapça yedi köyler demek) olarak adlandırılmış olduğunu hatırlattı.
Strabon bize Heptakomentlerin Pompeidus’u ordunun dağlık bölgeden geçerken üç roma bölüğünü imha ettiklerini bildirirken bu birliklerin hangi yolu izlerken bu olayın gerçekleştiğini bildirmez ama o dönemi olaylarını değerlendirerek yorumlarsak ,bu olay muhtemelen Pompeidus’u MÖ.66 da nihai yenilgiye uğrayan ve doğu anaduludan Karadeniz sahillerine oradanda Kırım’a geçen Pontos Kralı VI.Mithridates (MÖ.121-63) yakalamak ve topraklarını ele geçirmek için bölgede faaliyette bulunduğu sırada ceryan etmiş osa gerek.Heptakomentler adı bize yedi köylülerive bugün rizeye bağlı ikizdre ilçesini işaretettiğine göre bu birliklerin bölgeden geçiş yolu bugün Rize-Erzurum karayolunun geçtiği Ovit Dağı geçidi olmalıdır.Ovit kelimesi bölgede arı anlamına gelmekte ve eski çağlarda bu bölgede kaya ve ağaç kovuklarında çok sayıda yabani arı petekleri olduğu için dağa arı dağı anlamında Ovit dağı dendiği anlaşılmaktadır.Anzer/Bllı köyüde bu bölgededir.Heptakomentlerin Romalı askerleri safdışı etmek için yolların üzerine bıraktıkları Deli Balı/Tutan Bal ve bu baldan yiyenleri baltutması denilen yarı zehirlenme sonucu girdikleri derin uyku hali bölgede bugünde bilinen bir durumdur.İlk çağlardan 1960lı yıllara kadar yaygın olarak trımı ypıln ve tarih boyunca bölgedeki tekstil sanayini temelini teşkil etmiş olan hintkeneviri/kendir/Cannabis sativa bitkisinden aldıkları polenlerle yapılan baldan yiyenlerde görülen bir durumdur.Strabonun verdiği bilgiler değerlendirildiğinde Heptakomentlerin Trabzonun doğusunda,Rizenin güneyine düşen Moskhia dağları üzerinde ,bugün ikizdere bölgesinde yşadıklarını söyleyebiliriz.Bunlara kuzeyden komşu olan Bechirelerden başka bu dağlara adını veren Moskhilerin da kaçkarların batı uzantısının üzerinde ve güney yamaçlarındaki vadilerde yaşamışlardır.
İlk çağlarda bölgeyi egemenlileri ltın almış olan Pers imparatorluğunun gücünün zrvesine çıktığı dönemlerde bölgeden vergi alındığını ve MÖ.480 de yapılan yınnistan seferine çıkn pers ordusunda bölgede yşyan toplulklardan oluşn birlikler bulunmaktaydı(Herodotos-s.347-348) fakat Ksenophon’un bölgeden geçtiği MÖ.401 yılında buralarda yaşayan halkların hiçbiri Pers imparatorluğuna bağlı değildi.Orta karadenizde pers asilzadesi trafından MÖ.301 de kurulmuş olan Pontos devleti de güçlü olduğu dönemlerde ordu ve giresunun dğlık bölgelerinde yaşayan Tibarenleri ve diğer toplulukları kendine bağlamış fakat Harşit çayının doğusu ile Çoruh nehrinin denize döküldüğü yerin batısı arasında kalan bölgede yaşayan toplulıklar üzerinde hakimiyet sağladığına yada bölgeyi kontrol altına aldığına dair herhangi bir kayıt yoktur.Kradenizin doğu ve kuzey sahillerindeki Helen koloni şehirleri ticaretlerine serbestçe devam edebilmek için Pontos devletine vergi vermiştir. Bütün Anadoluyu Romaya karşı etrafında toplamış ,22 dil bilen ve Anadolunun yerli halklarından oluşan ordusundaki askerler kendi dilleri ile hitp eden pontus devteti kralı büyük Mithridates VI. (MÖ.121-63) MÖ.66 yılında Roma ordusuna yenilince romanın önünden kaçıp ,doğu anadoludan kırıma geçmek için Karadenize ulaşmak isterken ,geçtiği bölgedeki topluluklrdan geçişizni alamamış ve onlarla çatışarak bölgeden geçebilmiştir.Anadoluya hakim olan roma ,doğu pontos denilen bölgeyi başlangıçta deitoros (MÖ.64-40) ,Polemonlar gibi vasal krallarla yönetmeyi uygun bulmuştu.Fkat Part savaşlarında Trabzon ,Romanın doğu anadoludaki ordusunun önemli bir ikmal limanı olduğu için İmparator Nero (MS.54-68) zamanında bölgenin bölgenin vasal krallarla yönetilmesi sisteminden vazgeçilerek Roma impratorluğunun doğu hudutları Legionlar vasıtasıyla korunmaya ve askeri garnizonların yerleştiği bölge doğrudan romadan atanmış yöneticiler eliyle idare edilmeye başlanmıştır.Eski çağlardan buyana birçok topluluklar bölgeye yağma yada sığınma amacıyla gelip yerleşmişti.Yeni gelen toplulukar kalabalık ve güçlü oldukları zaman bölgede daha önce yaşayan toplulukları bulunduklrı vadilerden ya komşu vadiler yada vdilerin içine ve yüksek kesimlerine çekilmek zorunda bırakmışlardır.Romanın bölgeye hakim olmasıyla bölgeye yerleşmelr kavimlerin göç hareketleri sonucu değil ,imparatorluğun uyguladığı doğu sınıtrlarını emniyet altına alma politikalarına göre şekllenmeye başladı.Bölgede romanın hakimiytini sağlmak için sürdürülen harekat ile imparatorluk topraklarının doğudan partların ve kradeniin kuzeyindeki got ve Hun gii kavimlerin akınlarından korunmasına yönelik harekat bölgenin nüfus ypısında dğişikliklere neden olmuş bu durum dha sonrki asırlarda iranda yükselen sasanilerle (MS.3-7.yy.) sürdürülen savaşlarla devam etti.Bölgenin asırlr boyu süren çekişme alanı içinde olması tahribatlara neden olmuştur.Bu tahribatlar daha sonraki sırlarda da devam etmiş ,zamanın iki dev gücü roma/Bizans ile iran nı sırlar süren çekişmesi ve daha sonraki asırlarda Müslüman Arapların akınları sadece güneydoğu kradeniz bölgesinin değil anadoluda yaşayan topluluklrında maddi ve mnevi olarak çökmesine ,yok olmasına yol açmıştır.
Strabonun ‘’ Ksenophonun Makronlar diye bahsettiği halk ‘’ olark tanımladığı Tzan/Canlar skylax ve Arrianus’un verdiği bilgiye göre doğuda iyidere ,güneyde Gümüşhane/canca ve trbzon üçgeninde yaşamıştır.Romanın kapodokya valisi olan ve kendisine bağlı topraklarda bir teftiş ziyaretine çıkan Arrianus ,imparatora yazdığı mektupta sataladan Trbzona geliş yolu üzerinde olan bölge halkı için şunları yazmıştır;’’ksenophonun çok savaşçı ve Trabzonlulraın düşmanı diye tbir ettiği Driller bence Tznnilerdir.Bugün dahi son derece savaşçı Trabzonluların can düşmanıdırlar.Silahla donatımlaş yerlerde yaşıyorlar ve kralsız bir halk olrak Romalılara haraçveriyorlar.Kendilerini haydutluğa verdikleri için haraç ödemeye zhmet etmiyorlar.Fakt şimdi eğer istenirse ya görevlerini yerine getirecekler yada köklerini kurutacağız’’(Marenghi S.67). MÖ.400 yıllarıda iki ayrı toplum olark gördüğümüz Makronlar ve drillerin yaşadıkları bölge birkaç asır sonra arrianus tarafından Tzan/canlrın yaadığı bölge olarak tanımlanıyor.trabzonun çevresindeki dağlık bölgelerde yaşayan canlar sürekli isyanlarla romanın bölgedeki hkimiyetine gölge düşürmüş ve justinianos (527-565) döneminde ancak itaat altına alınabilmişlerdi. Trabzon krallarının Gümüşhane-torul bölgesinin hakimi olan Tzaniteslerin beyini ,devletin hizmetine alabilmek ve ehlileştirip asimile edebilmek için Trabzon şehrine yerleştirdiğini reislerine ve aile mensuplarına idari görevler verdiğini bilinir. 11.yy.da gürcü kaynakları gürcü kaynakları Bayburtttan borçkaya kadar olan Çoruh vadisin kuzeyini chanet olarak adlandırırken İslâm ve Osmanlı kaynaklarında Samsun’a kadar olan bölge Canik olarak geçmektedir.13.yy.da İbn Bibi ‘’El Evamirü’l Ala’iye Fi’lumiri’l- Ala’iye ‘’ (Selçukname) adlı eserinde 1230 yılında Sinop’u bir baskınla ele geçirmek isteyen Trabzon Kralı I.Andronikos (1222-1235) için Canik –Caniti diye bahsediliyor.Aynı dönem Bizans kaynakları ise Trabzon krallarını Laz dükleri olarak kaydediyordu. Çamlıhemşin ilçesi,Topluca köyü Vant yaylası yolu yedi kardeşler tepesindeki yerleşim alanında Trabzon kralı I.Andronikos dönemi gümüş sikke bulunmuş olup maden curufları ve sırlı ve sırsız seramiklerden zengin bir yerleşme olduğ anlaşılmaktadır.Karadeniz sahillerini iç kesimlerdeki maden yataklarına ve diğer ticaret ağlarıyla birleitiren kervan yolu üzerinde bulunan yerleşme geniş bir alana yayılmış olup yoğun bitki dokusu tespiti güçleştirmaktedir.Ancak I.Andronikos döneminde Rize bölgesi maden ticaretinin Trabzon krallığı kontrolünde olduğunu göstermesi bakımından bulgular önem arzetmektedir.
Pontos krallığını ortadan kaldırarak orta,doğu Karadeniz ve kırım bölgesni hakimiyatine alan Romalılar önce önce Rizeninde içinde bulunduğu bölgeyi Kapadokya eyaleti inde yönetmiş bölge daha sonra teşekkül eden pontos polemoniacus eyaleti içinde kalmış krallara başlangıçta roma tarafından taçgiydirilrren daha sonra roma hudutlarının roma askeri lejyonları tarafınan korunmaya başlanmıştır.
Roma hakimiyetinin sağlanmasından sonra bölgenin etnik ve idari yapısı hakkına bilgi enililebilen en önemli kaynak Romanın kapodokya valisi Arrianus ‘un Periplosudur.Arrianus Trabzondan deniz yolu ile doğuya doğru olan seyehatinde bugün Araklı ilçesindeki karaderenin doğusundaki solaklı deresinin colchilerin memleketini Tiannica’dan ayırdığını belirtir.Rize’nin doğusundaki topraklarda Machelonlar ve Eniochilerin bulunduğundan bahseden arrianus ,Eniochilerin kralı olan Anchilo ‘nun sarayının Atina’ya (Pazar ilçesi)40 stardion uzaklıktaki Pritani’de olduğunu kaydeder. Bundan Machelonların Rize bölgesinde ,Eniochilerin ise Pazar bölgesinde yaşadıkları anlaşılmaktadır.Pritani’nin Furtuna deresi yakınlarında denize kavuştuğu yerin batısında ki platonun üzerinde olması gerekmektedir.Arrianus doğuya doğra seyehatinde önce kralları Farsmane olan Zidritileri,daha sonra Hadrianus tarafından atanan vasal kral Malassa tarafından yönetilen Lazları ,Lazlarla komşu olan Giuliano tarafından yönetilen Apsiileri ve bunlara yakın hadrianusun atadığı vasal kral Resmaga tarafındn yönetilen Abaschileri daha sonra kral Spadaga tarafından yönetilen Sanigileri sayar.Roma ordusu vasal krallarla yönetilen bu bölgenin kontrolünü Karadeniz sahilindeki Hysus,Apsaros,Fasi/poti,Sohum ve Pitsunda kalelerindeki garnizonlar ile sağlıyordu.bu vasal krallıklardan başlangıçta vergi ve asker alınırken bu askeri destek erme yükümlüüü zamanla kuzey kafkasyadan roma topraklarına yapılacak olan akınların önünü kesmek,şeklinde veya İran ordusu ile yapılan şavaşlarda roma ordusuna yardımcı birlikler verme şeklinde gerçekleşiyordu.bu küçük krallıklar bazen kendi aralarında bazend birleşerek işgalci romaya karşı birleşerek mücadele ediyorlardı.Megteller (Lazlar) diğer beyliklere üstünlük sağlayarak (Roma-Bizans kaynakları=Lazlar,Gürcü kaynakları =Megrel-Egrisi) Megrel krallığını kurdular.Bizans-İran çekişmeleri arasında sıkışan ve kraları roma tarafından taç giydirilen megrel krallığı 4.,5. yy.larda roma ile iyi ilişkiler içindeydi.Romalılarda bu ülke ile kendileri açısından çok karlı bir ticaret yönetiyorlardı.Bu durum Justinianus (527-565) zamanına kadar sürdü.Bu imparator dönminde sahildeki kaleler restore edildi.Petrada bir kale yapılarak bölgedeki en büyük roma garnizonu buraya yerleştirildi.Petra valisi Tsibe ve yöneticiler ticarete tekel koyarak halkı soymaya başladılar.Halk İran’dan destek alarak Romalıları ülkeden kovmaya karar verdi.İranlılarında Romalılar gibi davranması ve kalıcı olarak bölgede kalma girişimleri halkın tekrar romadan yardım istemesine neden oldu.Jüstinianus bölge hakimiyetini Hiristiyanlık yoluyla pekiştirmek istediğinden bölge halklarının hiristiyanlaştırma çalışmaları hız kazanmış 4. yy.dan itibaren hiristiyanlık yayılmaya başlamıştır.Bu dönemde inşa ediler kiliseler İran’ın bölgeye hakim olduğu dönemlerde geleneksel Zerdüşt dinini yerleştirme çabaları,bölge halklarının geleneksel putperest dini dini kurumlarının mücadelesisonucu tahrip edildi.Jüstinianus döneminde kurulan kiliseler İstanbul patrikhanesine bağlandı.Kilise ve İncil’in ve daha sonra devletin dili olan yunanca roma gücüyle yayılmaya başladığı için kiliseler roma/rum kilisesi ve kilisenen dili olan yunanca yerli dillerden birçok kelime ile zenginleşerek Rumca olarak anılmaya başlandı.İncil Gürcü alfabesi ile yazılmış,Bizanstan bağımsız gürcü kiliseleri inşa edilmitir.Bu doğu karadenizde 10.-11.yy.larda gürcü dili ve kültürünün yayılmasına neden olmuştur.Çoruh nehrinin denize döküldü yerin batısında kalan ve roma-bizans legionları ile korunan bölge bu yayılmadan çoketkilenmemiştir.10.yy.da yunancanın bizansın resmi dili haline gelmesi ve sonuçlarının 11. ve 12. yyda bölgenin hızla hiristiyanlaşması şeklinde görülmesi,İncil dili dışoında konuşulmasının günah olduğu şeklindeki propogandalar sonucu yerel diller etkili yunanca konuşulmaya başlandı.
Asyanın içlerinde başlayan dalgalanmaların yarattığı kavimler göçünde Hunlar,Sabrler,Avarlar,Onogurlar,Hazarlar,Peçenekler,Uzlar ve Kumanlar birbiri ardı sıra Kafkasya ve karadenizin kuzeyindeki steplerde boy göstermiş ve bugünkü orta ve doğu Avrupa haritasını oluşturan milletler bu göçlerle şekillenmiştir.Anadoluyu ve başkentiniSasanilerin elinden kurtarmak üzere 622-627 arasında iran üzerine üç sefer düzenleyen Bizans imparatoru Heraclius (610-641) Hazarlarla temasa geçmiş 627-628 de Hazar hakanı Ziebel-Zebu/Çebi Hanla görüşerek ona kızı Eudocia’yı vermeyi vaat etm,ş,aldığı destekle bu savaştan galip çıkmıştır.aaİran’a bizansla birlikte saldıran Hazarlar Sasanilerin yılıkmasına neden olmuştur.Heraclius 627-628 kışını karaderenin batısındaki Sousormania /Sürmene (Canayer-Buzluca) kalesinde geçirmiş,lazikadan gemilerle gelen Hazar hakanı Çebi Hanlada burada görüşmüştür.İyiderenin denize döküldüğü yerin doğusunda Hazar adıyla anılan yer adı olması o günlerin htırasıdır.Yahudilerce kutsal kbul edilen 7 kollu şamdan ve Davud yıldızı sembolleri Hazarkültürünün izleri olarak karşımıza çıkmaktadır.Çağın en büyük imparatorluğundan biri olan Hazarlar aynı şekilde Müslüman Araplarıa durdururarak Bizansı ve hiristiyan dünyasını kurtarmıştır.Bu olaydan sonra Hazarlar Bizans sarayını etkilemiş,V.Kostantinos (741-775) Hazar prensesi evlenmiş,IV.leon (Hazar Leon) bu evlilikten doğmuştur.740 da Hazarkağanı ve komutanlarının Yahudi dinine girerek bu dini Hazarların resm, dini haline getirmişlerdir.Hazarlar hiristiyan ve İslâm dini temsilcilerinin asimilasyon çalışmalarına karşı kitabi dinerin en eskisini benimseyerek kendi kimliklerini korumak istemişlerdir.
Malzgirt savaşondan kısa bir süre sonra (1071) Trabzon bölgesine Türk akınları oldu.1073-1074 yıllarında bölge Türk akıncılarınca ele geçirildi.Bölgede Bizans yönetimin çöktüğü bu dönemde rizenin doğusunda kalan bölge gürcü akın ve yağmalarına sahne oldu.Bizansın tekrar kontrolü sağlamak için ordu ile birlikte bölgeye gönderdiği Thedora Gavras 1075 de bölgeyi Türkmenlerin elindn alarak Bizansın hakimiyeti sağlamış,ve bu başarısından dolayı Haldiya düklüğüne atanmış Trabzona vali olmştur.Trabzon bölgesini bizanstan bağımsız yöneten Thedora Gavras 1089 yılında gürcülerin Trabzon topraklarına yönelik yağmaların önüne geçmiş,Bayburt yakınlarında Gümüştekin Ahmet Danışmend Gazinin oğlu İsmailin ordusu tarafından yenilerek öldürülmesi sonrası yerine atanan oğlu Grgory Gavras ve ondan sonra Constantin Gavras bölgeyi bizanstan bağımsız olarak yönetti.BölgedekiTürkmenlerle güç birliği yaparak üç kuşak bölgeyi bizanstan bağımsız yöneten Hasan İbni Gavras gibi bazı fertleri Müslüman olarak Selçuklu devletin hizmetine girmiştir.1204 ylında trabzonda kurulacak olan Komnenosların öncüleri gibidirler.
Bizans ordusu tarafından 530 da mağlup edilen Bulgar Türklerinden bir kısmı doğu Karadeniz bölgesindeki garnizonlara asker olarak yerleştirilmiştir.Kasar,Kabar ve Kalis Türklerini doğu Karadeniz bölgesindede görmekteyiz.Karadenizin kuzeyindeki bu olaylara genel olarak bakıldığında Asyanın içlerinde başlayan dalgalanmaların bu biölgeleri etkilediğini Sabirlarin Hunları,Avarların Sabirleri,Onogurların Avarları takip ettiği bu coğrafyada Peçeneklerin doğusunda Oğuz/Guz/Uz (Rusça Tork) oymakları yaşıyordu.Oğuz/Guz/Uzların sıkıştırması ile topraklarından ayrılan peçenekler Hazar ülkense yerleşmek istediler hazarlar buna izin vermeyip batıya sürdüler.Karadenizin kuzeyindeki topraklarda (Bizans kaynaklarında Kuzey İmparatorluğunda )gerçekleşen olaylar kardenizin güneydoğusunuda etkiledi.Rasony ;Tuna köprüleri; s.73.de peçenek oymaklarından biri olarak ortaya çıkan Mak adının geniş anlamıyla Kumanlardan önceye ,Uz menşeğlive Uz kabile adına ait olabileceği ni belirtir.Makaloz/Mağaloz (Tersane-Rize),Mağloz (Camidağı-Rize),Makrevis (Çamlıhemşin),Makaliskirt (Dikkaya-Çamlıhemşin). Rus kaynaklarında polevets,Bizans kayaklarında kuman ,ermeni kaynaklarında khartes,alman kaynaklarında falben olarak eçen kumanlar sarışın anlamında olup bu günde biölge insanının fiziksel özelliğindendir.1238-1239 yıllarında Moğollara yenilen kumanlar(sarı Uygur-kıpçak) dağılmış bir kısmı gürcistana inerek orduda aldıkları görevlerle gürcistana altn çağını yaşatmışlardır.Gürcü kraliçesi thamar istanulda Bizans tahtından bir ihtilalle devrilen komnenos hanedanının varisleri olan çocuk yaştaki David ve Aleksius ‘u zindandan kaçırmışve gürcistana getirmiştir.Latinleri bizansı işgali üzerine Thamara komnenos kardeşleri Kumanlardan oluşturduğu ordu ile istanbulu ve Bizans tahtını ele geçirmak üzere harekete geçirir.Trabzon sarayının tarihçisi Michael Panaretos komnenos sülalesi mensuplarından bazılarnın iki isim taşıdıklarından bahseder ve bunlerın Müslüman olmayan Türk ismi olduklarından bahseder.I.aleksius’un oğlu I.John Komnenos (1235-1238) olup ikinci adı axuokhos/Aksukos/Aksuk dur ve Tütkçe bir ismdir.Trabzon sarayında Türkçe ikinci isim taşıyanların ortak özelliği annelerinin kuman Türkü olmasıdır.Karadeniz sahillerini takip edrk ilerleyen aleksius ve david komnenos kardeşler den david yolua devam ederek Karadeniz ereğlisine ulaşmış,bu bölgede bir taraftan Latinlerin işgal ettiği bizanstan kaçarak iznik2te devlet kuran ve Bizansa varis olma iddiasıdaki Laskarisler ve diğer yandanda istanbuldaki Latinlerle mücadeleye devam ederken büyük kardeş aleksius trabzonu başkent edinerk başlangıçta sinop’tan Rizenin doğusuna kadar olan Karadeniz sahillerindeki topraklara hakim olarak devlet kurar (1204).Trabzon krallığının kurulmasında hizmet eden ve yönetimde önemli görevler alan Kuman asıllı Türklerin birçoğu aileleri ile birlikte Trabzon civarındaki askeri bakımdan önemli yerlere yerleşerek hiristiyanlaşmışır.1214 yılında Aleksius komnenos’un Sinop önlerinde esiredilip bölgenin Selçukluların eline geçmesinden sonra Selçuklu vasalı haline gelen Trabzon krallığı sınırları Samsun’a kadar geriledi. Komnenosların trabznda kurduğu devlet 1214 yılında selçulu,gaznelilere,Moğollara,İlhanlılara,vergi vererek varlıklarını sürüdürdüler.Beylikler döneminde akkoyunlular,Tacettinoğulları,Hacıemiroğulları gibi Türkmen emirleriyle evlilik yoluyla ittifak yaparak ayakta kalmışlardır.1458 de uzun hasan’ın Atabekerin eli ile yönetilen ispir bögesini sınırlarına katmasıyla Hemşin bölgesi Akkoyunlulara tabi olmuş ,rize ve Pazar trabzo krallığına bağlıydı.Akoyunluların özellikle hemşin-çamlıhemşin bölgesinde rastlanmakta olup bölge halkının ataları olarak değerlendirilebeilr. Aşağı çamlıca ve ülkü köydeki koç şeklindeki mezar taşları,kulaklı tabir edilen kut başı-koç başı şeklindeki kapı menteşeleri bu güne ulaşmış akkoyunlu hatıralarıdır.1461 de fatih Sultan mehmetin Trabzonu fethiyle bçlge Osmanlı hakimiyetie girdi. Fetihten çnce bölgede bulunan hiristiyan unsurlar olan Trabzon rum krallığı,Megrel Dadyanı,Kartl kralı,Çoruh atabeği ittifak yaparak Osmanlının rakibi akkoyunlularıda bu ittifaka dahil ederek kilisenen de desteğini aldılar.Planı fark eden Fatih Sultan Mehmet ittifkın beyni olan Trabzon krallığını 1461 yılında yaptığı bir seferle ortadan kaldırdı.Samsun ve Bafra bölgesinde kumanos ve birçk köy Aleksius’un ordusundaki kumanlar tarafından kurulmuştur. Fethi takp eden ilk yüzyıl içinde bölgedeki nüfus yapısında önemli olan Yavuz sultan selimin ‘in doğu Anaolu ve Tebriz (1481-1511) seferidir.Dulkadiroğulları beyliğini Osmanlı bünyesine katan yavuz dulkadirli Türkmenlerinden önemli miktardaki aileleri Trabzon bölgesine iskan ettirdi.Doğu anadolnun fethi ve mısır seferi sırasında Diyarbakır beylerbeyi Bıyıklı Mehmet paşanın Trabzon bölgesindeki tımar sahiplerini değiştirerek bu bölgeye gönderdiği kişiler Trabzon sancağında tımar veriyordu.Trabzon-Rize bölgesinde Dulkaroğlu,Dulkadiroğlu,Maraşlıoğlu,Babolioğlu (babilli),Vanlıoğlu,Bağdatlıoğlu,Harputluoğlu,Fettahoğlu (Hacı fettahoğlu),solakoğlu (Çolakoğlu),gibi birkaçilçeye yayılan ailelerdir. 1461-1483 tarihlerinde rize ve Pazar bölgesinde gürciler,grcüler ve Ermeniler, megreller (Mamiyan kafiri) tarafından üçbüyük yağma yapılmıştır.1461 yılı sonrası orta Karadeniz ve orta anadoludan , özellikle karamanoğulları beyliğini ortadan kaldırdıktan sonra bu beyliğe mensup bazı aileler bölgeye yerleştirilirken 16.yy.da kalabalık Çepni grupları bölgede görülmektedir.Yavuz sultan Selimin trabzona vali olarak atandığı 1481-1511 yıllarında doğu Anadolu olylar nüfüs yapısında değişikliklere neden olmuş,Safeviler düşmanı oldukları Akkoyunlu devletini yıkıp katliama girişirken ,katliamdan kaçan Akkoyunlu kitlelerini Trabzon valisi olan Yavuz,Trabzo sancağı topraklarına ,özellikle Rize bölgesine yerleştirdi. Fethi takp eden ilk yüzyıl içinde bölgedeki nüfus yapısında önemli olan Yavuz sultan selimin ‘in doğu Anaolu ve Tebriz (1481-1511) seferidir.Dulkadiroğulları beyliğini Osmanlı bünyesine katan yavuz dulkadirli Türkmenlerinden önemli miktardaki aileleri Trabzon bölgesine iskan ettirdi.Doğu anadolnun fethi ve mısır seferi sırasında Diyarbakır beylerbeyi Bıyıklı Mehmet paşanın Trabzon bölgesindeki tımar sahiplerini değiştirerek bu bölgeye gönderdiği kişiler Trabzon sancağında tımar veriyordu.Trabzon-Rize bölgesinde Dulkaroğlu,Dulkadiroğlu,Maraşlıoğlu,Babolioğlu (babilli),Vanlıoğlu,Bağdatlıoğlu,Harputluoğlu,Fettahoğlu (Hacı fettahoğlu),solakoğlu (Çolakoğlu),gibi birkaçilçeye yayılan ailelerdir. 16.yy.’ın ikinc yarısında bozulan dirlik sitemindeki tımar sahiplarinin yerini sipahi kökenli üfüzlu,zengin kimseler (ayanlar) almaya başlamıştı.Bunlar önceleri devlet adına asker ve vergitoplarken iyice güçlenince kendi adlarına asker ve vergi toplayan bu ayanlar zamanla büyük güç elde ederek bölgenin idaresini üstlenmişlerdir.Ayanlar zamanla halkı soymaya başlamış ve devlete baş kaldırmişlardır.Merkezi otoriteyi güçlendirmek isteyen devlet ıslahatlar yapmış,3.selim (1789-1807) ,2.mahmut (1808-1839) dönemlerinde olaylar kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.17.-18.yy.da Tuzcuoğlu olayları doğu karadenize damgasını vurur.Rize ve Hopa taraflarında vergi toplayıcılığı (Mültezimlik) yapan ve zengin olan Tuzcuoğlu Memeiş Ağa Rize ayanlığını ele geçirmiş olup askerlik çağa geliş gençleride kendi kapısında toplamaktaydı.1805-1806 yıllarda Faş kalesi muhafızlığına atanan Memiş ağa aynı zamanda Dergah-ı mualla kapucubaşısı rütbesi taşımakta idi.1812 yılında Trabzon ve rize bölgesinden toplanan askerlerin komutanı olarak Batum kalesi muhafızlığına atanan memiş ağa ya gönye sancağıda verilmişti.Hazinedarzade Süleyman paşa ile Memiş ağanın arası süleymen paşavali olduktan sonra açıldı.Süleyman paşanın şikayeti ile rütbeleri alındı.Ve hakında idam fermenı çıkarıldı.Memiş ağa 1815 yılında bölgede isyan başlatır.ve 1816 yılında Trabzonu ele geçirirler.Babialı olayları haber lınca bolu ve Kastamonu mutasarrıfı Ali paşaya askerleriyle bölgeye gitmesini emretti.bunu üzerine memiş ağa ve taraftarları trabzondan çekildi.memiş ağa Trabzon kaymakamı Çeçenzade hasan ağaya af dileme mektupları gönderir.Memi,ş ağa önce rize sonra of’a sığınır.26 ekim 1917 tarihinde memş ağa ele geçirilir ve idam edilir.Ayan İsyanları bastırıldıktan sonra (1821-1822) de Hüsrev paşaikinci defa Trabzon valisi olur. Daha sonra Hafız Ali paşa, ve çeçenzade hasan Paşa valioldular. Daha sonra Hazinedarzade Osman ağa ya vezirlik rütbesi verilerek Trabzon valiliğine atandı.Osman Paşa daha önce bölgede huzursuzluk nedeni ile ağalardan devlet hizmetinde yararalanma yoluna gitmiş Tuzcuoğlu memişoğlunun kardeşininoğulları olan Tahir’i Rize Mütesellimliği,Abdülkadir’e Çürüksu kaymakamlğı görevi verildi.Devletin aldığı tedbirler 1828-1829 Rus savaşında doğuanadoluya girip Gümüşhaneye kadar ilerlemesine engel olamadı.Mısırda Kavalalı Mehmet Ali paşa isynınında çıkması devleti zor duruma düşürdü.Memmet ali paşa isyanına karşı düzenlenen sefere Tuzcuoğlu Tahir ve Abdülkadir ağalarda çağrılmıi,Tahir ağa katılmış ancak Abdülkadir ağa Gönye sancağını basarak Artvine yönelmiş,burada taraftarlarıyla bbulşmuştur.Osman Paşa isyanı bastırmakla görevlendirilmitir.İsyan bastırılmış affedilen Abdülkadir ağa istanbulda yaşamaya mecbur edilmiştir.Tekrar Rizeye dönen Abdülkadir ağa yeniden isyan çıkarır.3000 kadar taraftarı ile Gönye sancağı üzerine giderken kardeşi Tahir ağada 3000 askeri ile Sürmene mütesellimi Mirmiran Şatırzade Osman Ağanın üzerine yürümek için Asbet (iyidere) iskelesine gelir.Bölgede büyük çaplı isyan bastırma harekatna sahne olur.30 mart 1834 de Tahir ve Abdülkadir kardeşler Of’a kaçar.20 yılı aşkın süren isyanlar zaten Osmanlı-Rus harpleri nedeniyle tahrip olan bölge bölge ayanlarının isyanlarıyla sosyal ve ekeonomik olarak çok zarar gördü.Hazinedarzade Osman Paşanın ıslahat çalışmaları sayesinde isyanlara destek veren derebeylerin güç kaynakları ellerinden alınmış güçlerinin simgesi olan konakları yakılarak ortadan kaldırılmıştır.

            

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır