|

|
|

YENİ ANSİKLOPEDİ
En iyi Türkçe Ansiklopedi sitesi
Yeni
Ansiklopedi: Kim, nedir, nasıl, neden, nerede,
niçin sorularına cevap bulun! BİLİM, TEKNOLOJİ,
COĞRAFYA, TARİH, KÜLTÜR, SANAT, YAŞAM, Sağlık,
hastalıklar, tıp, bilgisayar, hukuk, teknoloji,
eğitim, biyografiler, tarih, coğrafya, fen
bilimleri hakkında detaylı ve özgün bilgi
kaynağı!

Temel Fıkraları ve Karadeniz kimliği

Karadeniz Bölgesi (Yeni Ansiklopedi)
LİNKLER |


Yunan
Mitolojisi

Felsefe

Karadeniz
Forumda sıcak Tartışmalara katılın
Karadeniz
Bölgesi

Karadeniz Haberleri
Karadeniz Fotoğrafları,
Trabzon,
Rize,
Giresun,
Ordu,
Gümüşhane,
Artvin,
Samsun,
Çay ve fındık,
Kaybettiklerimiz,
Karadeniz Sağlık sorunları,
Çevre Sorunları,
Karadeniz Politika
Karadeniz gezi - tatil -turizm
Düzce,
Karabük,
Rize,
Bartın,
Gümüşhane,
Bayburt,
Giresun,
Zonguldak,
Kastamonu,
Ordu,
Samsun,
Trabzon,
Sinop,
Tokat,
Çorum,
Bolu,
Artvin,
Amasya
Karadenizliler buraya
Avrupadaki Karadenizliler,
İstanbullu Karadenizliler,
Ankaralı Karadenizliler,
Üniversiteli Karadenizliler,
Karadeniz Dernekleri

Karadeniz Kültür ve Tarih
Karadeniz Mutfağı,
Hemşinliler,
Lazlar,
Pontus Rumları,
Gürcüler,
Karadeniz Türkleri
Karadeniz Yerel kelimeler
A,
B,
C, Ç,
D,
E,
F,
G,
H,
I-İ,
K,
L,
M,
N,
O,
P,
R,
S-Ş,
T,
U-Ü,
V,
Y,
Z
Karadeniz horonları
Müzik
Kemençe ve kemençeciler,
Tulum ve tulumcular,
Kaval ve kavalcılar,
Davul zurna,
Karadenizli Müzisyenler,
Müzik aletleri ve müzik teknolojileri,
Atma Türküler
Karadeniz video ve belgeselleri
Siyaset Gündemi

Dünya
Avrupa Birliği Haberleri,
ABD Haberleri,
Ortadoğu Haberleri,
Yunanistan Haberleri,
Ermeni Sorunu,
Yurtdışındaki Türkler,
Rusya Haberleri,
Kafkasya Haberleri,
Türk devletleri
Türkiye
Doğu-Güneydoğu Anadolu,
Marmara Bölgesi,
Akdeniz Bölgesi,
İç Anadolu Bölgesi,
Ege Bölgesi,
Eğitim Öğretim,
Ekonomi,
Türk Medyası
İdea Politik
Serbest Kürsü,
Kemalizm,
Siyasi İslam,
Irkçılık - Aşırı Milliyetçilik,
Marksizm ve Diyalektik,
Gizli Örgütler ve Ezoterik Topluluklar,
Milliyetçilik....
|
|
|
|
| |
|

Karadeniz Ansiklopedik Sözlük.

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü.
Pontus

Kıyı Dergisi
275. sayı
Kıyı Kültür ve Sanat Dergisi, yayın hayatına
1961’in Ekim ayında başladı. Yayını, kesintilerle
beraber 2002’nin Mart ayına kadar devam
etti. Günümüzde yeniden yayınlanan dergi bu ay
275. sayısını çıkarıyor.
FOTOĞRAF GALERİLERİ

Eski Karadeniz fotoğrafları

Karadeniz etnografik materyaller

Karadeniz Yemekleri fotoğrafları

iPhone 4 Wallpapers

iPhone 4s Wallpapers, iPhone 5 Backgrounds, iPhone
4s Themess

Wide Screen Photos 1920x1080

Yunanistan fotoğrafları, Greece Walpapers

Doğa, Tabiat, manzara resimleri,Nature Walpapers

Osmanlı imparatorluğu dönemi resimler, Engravings
of Ottoman Empire

otomobil resimleri, araba fotoğrafları,Car
wallpapers
City Wallpapers, HDR photos

Aviation, Aircrafts and Helicopters Wallpapers

Klasik arabalar, Classic Cars wallpapers

Gezi fotoğrafları, Travel All Around the Worl
Full HD Wallpapers

1. Dünya Savaşı resimleri, World War I Photos
1914-1918

Hayvan resimleri,Amazing Animals Wallpapers

Makro fotoğraflar, Macro Flowers photos Wallpapers

Yeniyıl resimleri, New Year Wallpapers,

2. Dünya savaşı uçakları resimleri, World War 2
planes

Tabiat resimleri, WideScreen Nature Wallpapers

Romantik resimler, Romantic Wallpapers
|
Türkiye’de İlk At
Yarışları İzmir’de Yapılmıştı! İzmir’de At
Yarışları (1850-1900)
GÜNVER GÜNEŞ
19. yüzyılda İzmir
Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa merkezli dünya
ekonomisiyle bağlanma sürecinin ön plana
çıkardığı merkezlerden biriydi. Kent güçlü
levanten koloniler, yerli gayrimüslim tüccarları
barındırıyor, gezginlerin başlıca uğrak yeri
oluyordu. Devlet denetiminin zayıfladığı
nispeten özgür bir tablonun ortaya çıktığı İzmir
Avrupalı bir havanın solunduğu OsmanlıTürk
özellikleri de bünyesinde barın- dıran
kozmopolit bir yapı içerisindeydi. Bu yapı
Avrupalı yaşam tarzının pratikleri ile
bütünleşip sosyal, kültürel, ekonomik
dinamiklere de kök salabiliyordu. İzmir kentinin
özel durumu, Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün
kentleri içinde bir çok etkinliğinde ilk kez bu
şehirde ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu
spor etkinliklerinde de böyle olmuştur.
Modern anlamda ilk düzenli at yarışlarının
İzmir’de, hem de levanten aileler eliyle
yapılması rastlantı sayılmamalıdır. Osmanlı
İmparatorluğu’nun çeşitli kentleri içinde at
yarışları etkinliklerinin başlatılması şerefi
İzmir’e aittir. Bu etkinlikler aynı zamanda
devamlılığı yönünden de ilginç bir gelişme
göstermiş ve 19. yüzyıl boyunca İstanbul da bile
zaman zaman kaldırılmış olmasına karşın, at
yarışları İzmir’de süreklilik ve düzeni-ni
hiçbir zaman yitirmemiştir.1 İzmir’de 19. yüzyıl
ortalarında koşulan ilk yarışlar, modern at
yarışçılığımızın çekirdeğini oluşturması
bakımından da büyük önem taşımaktadır.2
İzmir’de 1840’h yıllarda her çeşit yarışın belli
bir programı olmaksızın akla geldikçe çoğu kez
eğlence amaçlı olarak boş arazide yapıldığı
anlaşılmaktadır. Özellikle Buca, Bornova gibi
yabancıların kalabalık olduğu yerlerde zaman
zaman bu tarz yarışlara rastlanmaktadır.
İzmir’deki at yarışlarına ilişkin ilk bilgi ise
1849 yılına ait olup Sultan Abdülmecid’in kente
gelişiyle başlayan gelişmelerin sonucunda ortaya
çıkmıştır. “1849 yılında Sultan Abdülmecid
Sultaniye Vapuru ile İzmir’e geldiği zaman at
üstünde büyük bir alayla şehri dolaşmış ve
şerefine yapılan ko-şularda hazır bulunmuştu.
Abdülmecid İzmir de Whitthall, Rees, Alyoti
aileleri arasında yapılan programlı yarışları
çok beğendi. Yarışların ardından zengin levanten
aileler tarafından kendisine hediye olarak
İngiliz ve Arap atları gönderilmiştir." 1853
yılında Abdülmecid Mısır se-yahatinden dönerken
yine İzmir’e uğramış ve kentte bir hafta misafir
kalmıştır. Abdülmecid’e büyük ilgi gösteren
İzmir’in levanten aileleri Sultan’ın şerefine
büyük bir at koşusu düzenlemişlerdi. Buca
vadisinde düzenlenen yarışlara “Paradiso” adı
verildi. Yerli Arap ve İngiliz atlarının ayrı
ayrı koştuğu yarışlarda Lamarti- ne’nin atları
ile İngiliz Guythell’in atları başa baş
gittiler. Kazananlara büyük ikramiyeler
sunulmuştu. Sultan Abdülmecid bu tarihlerde
İzmir Valisi olan Kayserili Ahmed Paşa’ya
koşuları kimin düzenlediğini sormuş, kendisine
verilen “Ecnebiler” yanıtını alınca kızmış ve
her sene İzmir koşuları için hâzineden 20 altın
verilmesini emretmiştir. Bu tarihten itibaren
koşu programlarına bir de “Sultan Koşusu” ilave
edilmiş ve koşu Osmanlı Hanedanı’nın kaldırıldı-
ğı tarihe kadar devam etmiştir.3 İzmir’in ilk
düzenli hipodromu da 1850 tarihinde Fransız şair
Lamarti- ne’in ikinci gezisi sırasında inşa
edildi. Bu yapının İzmir’e kazandırılmasında
şair’in zengin eşi Ağlidalı Ma- rinna Bert’in
katkısı büyük olmuştur. 1856 yılında ise
İzmir-Aydın Demiryolunun kurulmasının ardından,
Demir yolu Direktörü Mösyö Purcer Pa- radiso
(Şirinyer) de bir koşu sahası meydana getirmiş
ve Eylül ayının 23. günü Aydın demiryolunun
kurulması şerefine İzmir’in zengin levanten
ai-lelerinin de katılımıyla ilk programlı at
yarışına başlanmıştır. Sekiz ayrı yarıştan
ibaret olan bu koşuların beşi Arap atlarına, üçü
de İngiliz atlarına ayrılmıştı.4 Demiryolu
kumpanyasının büyük memurlarıyla, İngiliz
tüccarlarından Mazat, Whitthal, Pater- son,
Jackson ile Direktör Purcer’in atlarının iştirak
ettiği yarışlar sırasında ilk defa İzmir’de ve
Türkiye’de at yarışçılığı kulübü de kuruldu.
İzmir’in zengin yabancı ailelerinin bir araya
gelerek İngilizlerin meşhur “jokey kulüp”
nizamnamesinden bir prog ram alarak
oluşturdukları kulübe “Smyrna Club” adını
verdiler.5 Paterson, Rees, Alyotti, Whithal
ai- lelerinin girişimleri ile ku- rulan
“Smyrna Club” yarış kural ve yönetmenlikleri-
ne uygun olarak ilk düzen- li at yarışlarını
İzmir’de gerçekleştirmişlerdir. Ama- tör
bir istekle başlayan gi- rişim kısa sürede
halkın yoğun ilgisiyle karşılaşmış,
ilerleyen yıllarda yarışlar adeta bir
festivale dönüş- müştür.6 Ancak kulübü be-
lirli bir tüzüğü ve programı olan ve Osmanlı
impara- torluğu içinde ilk kez İz- mir’de
düzenlediği görülen bu at yarışlarının ilk
dö- nemlerine ilişkin ise eli- mizde
fazlaca bilgi bulunmamaktadır. Bilinen bir
gerçek var ki o da at ya- rışlarının bu
dönemden itibaren ken- tin belli başlı
atraksiyonları arasına girdiğidir.7 Önemli
konukların gelişi sırasında program dışı olarak
at yarışlarının düzenlenmesi de bu etkinliklerin
gördüğü ilgiyi kanıtlamaktadır. Nitekim İzmir
koşularının başarılı bir şekilde gelişme
göstermesi dönemin Padişahı Abdülaziz’e kadar
aksetmiş spora ve özellikle atlara karşı merakı
olan Sultanın İzmir’i ziyareti sırasında onuruna
özel bir at yarışı düzen-lenmiştir. Padişahın
izleyeceği yarışlar için çevrede titizlikle
hazırlanmış, Sultanın geçeceği yollara halılar
dö-şenmiş ve yarış mahalli kalabalık bir halk
topluluğuyla dolmuştu. 24 Nisan 1863 yılında
düzenlenen yarışları Abdülaziz çok beğenmiş ve
bu tarihten itibaren her sene kendi adını
taşıyacak, 100 altın mükafatlı bir koşununda
tertip edilmesini yarış heyetinden istemişti.8
Bu suretle İzmir at yarışlarında en büyük
mükafatı taşıyacak olan 100 altın ikramiyeli
“Sul tan koşusu” önemli bir yarış olmuştur.
Abdülaziz onuruna düzenlenen yarışmada ise
birincilik ödülünü Fransa General Konsolosu Kont
Benti Voliye kazanmış kendisi Padişah tarafından
çadıra davet olunarak güzel bir Arap atı (ala
esb) hediye edilmiştir. 1865 yılında İzmir’i
ziyaret etmiş olan İngiliz Prensi onuruna da bir
at yarışı düzenlenmiş on koşu üze-rinden
düzenlenen bu yarışlarda ödül olarak 25 bin
kuruş konulmuştu.10 S- myma Races Club’ın
düzenlediği ya-rışlarda başlangıçta ikramiyeleri
kulüp karşılarken, sonraları çeşitli müesseseler
adına yarışlar düzenlenmesiyle ikramiyeler bu
müesseseler tarafından verilmeye başlanmıştır.11
Yarışların yapıldığı koşu alanının (bugünkü
Şirinyer hipodromu) yapıl-masında başta Paterson
olmak üzere Alyoti, Rees, Forbes ve Refik
Evliya- zade’nin oldukça büyük katkıları
ol-muştur.12 Paterson uzun süre “Smyrna Clubın
yöneticiliğini yapmış yarışların gelişmesinde
büyük pay sahibi olmuştur. Paterson sırf zevki
için bir yarış ahırı kurmuş ve amatörce yarışlar
gerçekleştirmişti.13 Yarışlarda, üstünlük elde
edebilmek için İngiltere’ye gider oradan güçlü
atları büyük paralar ödeyerek İzmir’e
getirtirdi. Paterson İngiltere deki
siparişlerini Londra’nın tanınmış
antrenörlerinden Cedle vasıtasıyla yapıyor yine
onun vasıtasıyla jokey, seyis ve antrenörleri
alıp geliyordu. Paterson Londra dan Anglo-Arap
atlarını getirerek yarışlarda üstünlük elde
ederken aynı zamanda elindeki Ingiliz hayvanları
Tunus’tan “Sidi Talet” harasından satın aldığı
Arap atlarıyla mükemmel Anglo-Arap atları
yetiştiriyordu. Paterson’un bu işler için sarf
ettiği para 30 bin altın civarın-daydı.14
Rees’lerin de atlara meraklı olduğu Buca ile
Paradiso (Şirin- yer)arasındaki düzlükte arazide
at ya-rışları için bir hipodrom yaptırmış
ol-malarından anlaşılıyor. Ayrıca köşk
bahçesinin kuzeyinde haralar bugün dahi
kullanılmaktadır.15 At yarışlarının İzmir de
19. yüz- yıl’m son çeyreğinde çok büyük bir
ilgiyle karşılanmakta olduğunu görmekteyiz.
Gazetelerde yarışlarla ilgili haberlere çok
öncelerden yer verilmekte daha sonra ise
yarışların programları ve sonuçları çok
ayrıntılı bir biçimde halka duyurulmaktadır. Bu
haberlerin yayınlanış şekli at yarışlarının
İzmirlilerin büyük bir kesimi için çok özel,
kaçırılmaması gereken bir şenlik olarak
algılandığını kanıtlar niteliktedir. İzmir at
yarışlarının yalnız yerel gazetelerde değil,
İstanbul gazetelerinde de aynı ilgiyi görmesi
son derece ilginçtir. At yarışlarının İzmir’de
erken yıllarda, yılda bir kez ve çoğunlukla
nisan ayında yapıldığını görmekteyiz. Bu tarihin
kentin yabancı sosyetesinin paskalya
şenliklerine bağlı olarak saptandığı
sanılmaktadır. Daha sonraki yıllarda koşu
sayılarının arttırıldığını ve sonbahar aylarında
da yarışlar düzenlenmeye başlandığını
biliyoruz.16 Yarışlarla ilgili her türlü
organizasyon (Smyrna Races Club) tarafından
yapılıyordu. 1880’li yılların ortalarına kadar
koşulara katılan at sahiplerinin çoğu
yabancılardı. Ve bunların büyük bir kısmını da
İngilizler oluşturuyordu. At sahiplerinden başka
antrenör, jokey ve seyislerde İngiliz veya
Rum’du. Uzun yıllar yedi koşu üze-rinden yapılan
yarışlar adeta enter-nasyonal bir görüntü
yansıtıyordu. Yarışlarda birinci gelen atların
sahipleri hangi millete mensup olursa olsun
şeref direğine onun bayrağı çekiliyordu. Örneğin
bir Yunanlının atı kazandığı zaman şeref
direğine Yunan bayrağı asılır ve bando Yunan
milli marşını çalardı. Kazanan atın jokeyi Rum
ise tartı yerine kadar eller üzerinde taşınırdı.
Türkler 1880’li yıllara kadar yarışlara ancak
seyirci olarak katılmışlardır.17
Ayrıntılarını gazete haberlerinden
izlediğimiz 1879 yılının at yarışları 22
Nisan tarihine rastlamıştır. Bu ve-sileyle Buca
da bir gün öncesinden çadırlar hazırlanmış ve
tenteler geril-miştir. Yarış günü her sınıftan
ve her milletten büyük bir kalabalığın,
trenlerle, arabalar, atlar ve eşeklerle yarış
mahalline gelmişlerdi. Yaklaşık 9.0 kişinin
izlediği yarışları Vali Hamdi Bey’de takip
etmiştir. 1879 yılındaki yarışlar yedi koşu
üzerinden yapılmış, bu yarışlar sırasıyla şu
şekilde adlandırılmıştı. Rıhtım şirketi koşusu,
Banliyö Koşusu, Sultan Kupası, Direktörler
Koşusu, Aydın Demiryolu, Kasaba Demiryolu ve
Teselli Koşusu. 1880 yılı İzmir at yarışları
ise mayıs ayı içinde Sultan ve Mısır Hidivi’nin
himayeleri altında gerçekleşmiştir.18 Yarışların
İzmir dışında da büyük ses getirdiğini, özelikle
İstanbul gazetele-rinin olaya ilgiyle
yaklaştığını görüyoruz. 1881 yılında bir
İstanbul gazetesi bu konuya yer vermiş ve
İzmir’de yarışlara ilk kez 21-22 sene önce
başlandığını, at yarışlarının daha sonra
İstanbul ve diğer bazı kentlerde de düzenlemeye
girişilmişken, bazı yörelerde durdurulmasına
karşın İzmir’de hâlâ düzenli olarak
sürdürüldüğünü belirtmiştir.19 Gazeteye göre
bu de-vamlılığın başlıca etkeni İzmir’de
yerleşik İngiliz asıllı halkın varlığı
ol-muştur. 1881 yılı at yarışları Paskalyanın
üçüncü günü Buca da yapılmıştır. Paskalya
nedeniyle bir çok aile çöreklerini,
yumurtalarını, marullarını, şarap ve rakılarını
da beraberinde getirerek piknik düzenleyip eğ-
lenmişlerdi. Aynı şekilde 1883 yılında
düzenlenen at yarışlarına 5.000’in üzerinde
seyirci gelmişti.20 Türkler Yarış Alanlarında
Türkler arasında da at yarışları ve yarışçılığı
yıllar geçtikçe rağbet görmeye başladı. Bu
alanda Evliyazade Refik Bey’den söz edilmeden
geçilemez. Küçük yaşlardan itibaren ata ve
atçılığa ilgi duyan Evliyazade Refik Bey
İzmir’in köklü ailelerinden birinin oğluydu.
“Smyrna Races Club”ın faaliyetlerinde yer alan
tek Türk olmuştu. Organizatörlüğünün yanında
sahip olduğu atlarına kendisinin binmesiyle ün
saldı.21 Çoğu koşularda atlarına hep kendisi
bindi.22 Ata o kadar hakimdi ki bir gün
arkadaşlarıyla iddiaya girerek çizmesiyle eğerin
arasına beşer altın koydurmuş, baldırı ile
eğerin arasına sıkıştırdığı bu al tınları
düşürmeden bir volta, tırıs, iki volta da galop
yapmıştı. Torbalı’nın Tepeköy mevkiinde bir
yarış sahası kurduğu içinde dönemin padişahı II.
Abdiilhamid tarafından bir nişanla
ödüllendirilen Evliyazade Refik Bey, şimdi
Kızılçullu tabir edilen yerde 1890 1ar da ilk
Türk yarışını yapmış ve İngilizlere ait koşu
sahasını 4.000 altına satın almıştı.23 Ancak
Türklerin görkemli şekilde yarış alanına girişi
Dr. Sıtkı Şükrü Pamirtan’m İzmir at yarışlarına
ilişkin anılarına göre 1885 yılında Ahmet Bekri
isimli Mısırlı bir Türk ile başlamaktadır.24
Mısır at yarışları tarihinde önemli bir yeri
olan Ahmet Bekri aslen İstanbullu olup uzunca
bir süre Mısır’da bulunmuş, burada at
yarışlarında büyük bir ün salmıştı. İzmir’in
tanınmış doktorlarından Tev- fik Bey’in ricası
üzerine tesadüfen İzmir’e gelen Ahmet Bekri 1885
yılı yarışlarında yedi koşudan altısına
ka-tılmış ve atı “Nedim” ile tüm koşuları
kazanmıştı. Bu olayı Refik Evliya- zade’nin oğlu
Sedat Sultan koşusunda şöyle anlatıyordu. “...O
zamanın en büyük koşusu için sahada hazırlıklar
başlıyor. Ahmet Bekri atıyla meşguldür. Nedim
gayet sakin. Atlar sıra ile piste çıkıyorlar.
Artık Türklerde ümitlidirler. Ancak bir atın
böyle üç defa üst üste koşup kazanması
görülmemiş bir şey olduğundan biraz
endişelidirler. Muhtelif yabancı gruplar Nedim’i
birinci görmemek için plan düşünüyorlar. Koşu
başlıyor. Ahmet Bekri gerilerde, ilk iki koşuda
tatbik ettiği sistemi aynı şekilde
muvaffakiyetle neticelendiriyor. Böylece Nedim
rakiplerini geçerek son 200’de mükemmel bir
finişle birinci geliyor. Ahmet Bekri’nin
“NedinV’i bu büyük yarışı da kazanınca hipodrom
yerinden oynuyor. Mağrur Rumlar, atlarına
güvenen Fransızlar ve İngilizler, İtalyanlar
daha yarışlar bitmeden Pa- radisoyu
(Şirinyer) terk ediyorlar. Türk Zabitleri Ahmet
Bekri’yi elleri üstünde tartı mahalline
götürüyorlar. Halk toplanıyor. Bando marşımızı
çalarken Osmanlı Bayrağı da şeref direğine
çekiliyor...”25 Ahmet Bek- ri'nin kazanmış
olduğu başarı atçılığa meraklı Türkleri teşvik
etmiş, Şirinyer Koşu alanında Türkler daha sık
görünmeye başlamışlardı. Refik Evliyazade, Mösyö
Narik’ten satın almış olduğu “Yerli” isimli Arap
atı ile bir günde üç büyük koşu kazanıp, İngiliz
ve Mısırlı jokeyleri geride bıraktığında bayağı
sansasyon yaratmıştı.26 Yarış alanındaki
üstünlüklerini kaybettiklerini gören zengin
levanten aileler Mısır’dan, Urfa’dan, Bağdat’tan
bir çok kuvvetli Arap, Anglo-Arap ve safkan
İngiliz atlarını rekabet için İzmir’e
getirdiler. Türk atçılığının gelişmesi için
hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan Ahmet Bekri
kendi yetiştirmesi olan Haşan ile Ali Fara’yı
İzmir’e getirmiş buna nisbet olarak Stanley ve
Paterson da Rose ve Mathew isimli iki antrenör
ile jokeyi yanlarına almışlardı. Ahmet Bekri
Türk koşucularına antremanm bir çok
inceliklerini göstermiş, bunun sonucu olarak
ilkel Çerkeş idmanları terk edilerek modern
usulle çalışmalara geçilmiştir.27 Yedi
koşunun tartışmasız en güçlü yarışçıları Rees
ailesiydi. Onlar dört yarışı kazanarak adeta
gövde gösterisi
yaptılar.29 Dönemin
yarışları ilkbaharda, nisan zaman zaman mayıs,
sonbahar da ekim ayında gerçekleştiriliyordu.
1889 yılında Paradiso’daki (Şirinyer) nisan
yarışları altı koşudan oluşurken, Türkler de
yarış pistlerinde boy göstermeye başladılar.
Özellikle Halil Efendi’nin “Yerli” isimli atı
III. Koşuda ikinciliği, V. Koşuda Mr.
Mayneti’nin ünlü ”Maksut”unu geçerek birinciliği
kazanmış ve 3.500 kuruşluk ödülü almıştır.
Çerkeş Haşan Refik Bey de yarışlarda
isimlerinden söz ettirdiler. Yarışların Sultan
Koşusu galibi ise Nikoloyidi’nin “Vu- laj”
isimli atı oldu. Kartıca, Mr Pur- cer, Pruto
Palci, Mayneti, Andros, Nikoloyidi, Halil Efendi
yarış alanında Vulaj, Maksut, Yerli, Cobili,
Keklik, Pifori, Zibiskin, Dağ, Rubliye, Tayfur
gibi atlarıyla dikkat çektiler.30 Ekim yarışları
beş kısımdan oluşurken, farklı olarak
zaptiyeler, yarış kazanmamış atlar için teselli
koşusu yapılıyordu.31 Buca da yılda bir kere
olarak yapılan yarışlar 1880’ler ortalarından
itibaren sonbahar aylarında da yapılarak ikiye
çıkarıldı. Ancak bununda yeterli olmadığı
belirtilerek Vali Halil Rıfat Paşa’nın hem at
yetiştirenlere bir hizmet, hem de Islahhane’ye
gelir sağlamak üzere bir koşu daha düzenleteceği
ifade edilmiştir. Bu yarışla 1890 yılında
düzenlenen koşu sayısı üçe çıkıyordu. 1890 bahar
yarışları ise 15 Nisan salı günü yapılmış
yarışları 10 binden fazla seyirci izlemiştir.
Dokuz ayaktan oluşan 1890 yılı bahar
yarışlarında Ceylan, Piç Osman, Dang, Galip
isimli atlar performanslarıyla dikkat çektiler.
Zaman zaman at sahiplerinin zevklerini tatmin
etmek için özel yarışlarda tertiplenen İzmir’de
17 Ağustos 1890 günü yapılan böyle bir yarışı
Dava Vekili Ali Beyin oğlu Mehmet Galib
Efendinin “Galip” isimli atı kazan-mıştı.32
Islahhaneye gelir getirmek amacıyla bir at
yarışı düzenlenmesi içinde bir komisyon
oluşturuldu. Bu yarışların programlanması için
kurulan komisyonda Fahri Reis Defteri Hakani
Memuru ve Islahhane Nazırı Süleyman Bey, aza
Doktor Mustafa (Enver) Bey, aza ve mütercim
Uşakizade Halit Ziya Bey, aza ve katip Dava
Vekili Tevfik Nevzad, aza ve Sandık Emini Ahmet
Bey, aza Mösyö Spako İpsiyaki, aza Mösyö Thomas
Boven Rees bulunuyorlardı.33 Islahhane
ya-rarına düzenlenecek yarışlara yerli at
neslinin ıslahı amaçlanarak İngiliz atlarının
kabul edilmeyeceği açıklan-mıştır.34 Islahhane
yararına düzenlenen at koşusu 9 Kasım 1890
tarihinde yapıldı. Beş koşudan oluşan yarışların
ilki başlangıç koşusuydu. Mehmet Galip Efendinin
“Galip”i birinciliği kazandı. Köylü koşusunun
lideri ise İdris Efendi’nin “Hacı İlyas”ı oldu.
Hünkâr koşusunda Miralay Hıfzı Bey “yerli”
isimli atıyla yarışı önde tamamlarken, Asker
koşusu Çerkeş Hüsnü Bey’in “Doru” isimli atının
oldu. Son yarış olan Islahhane koşusunda Hüsnü
Efendi’nin “Şahmerdan”! kazandı.35 Her yıl
Paskalyanın üçüncü günü düzenlenmesi gelenek
olan İzmir at yarışları bazen Ramazan ve Kurban
bayramlarına rastladığından Aydın Demiryolu
Direktörü Mr. Purcer bu tür durumlarda Müslüman
ahalinin gönlünü yaparak yarışları erteletmiş-
tir.36 Nitekim 1891 yılında yapılması gereken
yarışlar Ramazan ayının 27. gününe geldiğinden
yarışları Müslü manların da izleyebilmesi
için ileri bir tarihe alındı. Halil Rıfat Paşa
Valiliği döneminde yarışlara oldukça özel bir
ilgi göstermiş, uzun süre yabancıların
etkinliğinde olan yarışları yavaş yavaş
vilayetin kontroluna almıştır. Öyle ki 1891
yılında mayıs ayında yapılan yarışmalar Vali
Halil Rıfat Paşa’nın yardımlarıyla
gerçekleştirilmiştir. Yarışmanın sonuçları şu
şekilde alındı.37 1891 yarışlarının yıldızları
Jiftelet, Little Doc, Jübile, Xsantos isimli
atlardı. Sonbahar yarışları altı koşu üzerinden
yapıldı. Bu koşular Tecrübe, Buca Kulüp,
Meraklılar, Askerî ve Süvari, yerli Beygir,
Teselli isimleriyle gerçekleşti. Bu yarışlarda
en yüksek ikramiye 3.000 kuruşla meraklılar
yarışınındı.38 Koşuların mesafesinin ne kadar
olduğunu anlamak bakımından 1892 yılı yarışları
iyi bir örnektir. Genellikle yedi koşu üzerinden
yapılan at yarışları bu yıl “Ha- reklio” isimli
koşuyla sekiz kısım üzerinden gerçekleşmiştir.
İlk koşu olan tecrübe koşusu 7 furlong
mesafedeydi. Diğerleri ise direktör koşusu:7
fur- long, Kasaba Demiryolu: 1 mil, Sultan
koşusu 1.5 mil, asker ve jandarma koşusu: 7
furlong, Aydın Demiryolu 1.4 mil, Hareklio
koşusu: 1.4 mil, teselli koşusu: 1 mil di.39 Bu
koşuya at yazdıranların bir kısmı Müslüman
olduğundan yarışların ramazan ayına denk gelmesi
nedeniyle katılamamışlardı. Bunun yanı sıra
yarış-mada güvenliğin sağlanması40 için her yıl
koşu yerine gönderilen Nizamiye Askerleri,
jandarma, polis ve bandonun gönderilmesindeki
zorluklar sebebiyle hükümet yarışın bir yıl önce
olduğu gibi, 1892 yılında da bayram sonrasına
ertelemiştir. Yarışma Komitesi ise koşuyu
erteleyeceğine hükümetle yaşadığı sürtüşme
nedeniyle yarışları kaldırdığını ilan etmiştir.
Koşuya katılmak için para yatıranların
paralarını 20 nisan 1892 gününden itibaren Koşu
Kulübü Fahri Katibi Edward Purcer Coniver’den
tahsil edilebileceği açıklanmıştır. Bu tutum
özellikle uzak ülkelerden hayvan getirmiş
olanları mağdur durumda bırakmıştır.41 İzmir
valilerinin hemen hepsi at yarışlarına gereken
itinayı göstermişlerdir. Ancak bunlar arasında
en ayrıcalıklı yere sahip olan Haşan Fehmi
Paşa’dır. 1893 yılında İzmir’e vali olarak gelen
Haşan Fehmi Paşa at yetiştiricilerini teşvik
ediyor, at yarışlarına katılıyor, bu konu ile
ilgili olarak vilayette özel toplantılar
yapıyordu. Türkleri yarış sahasına çekebilecek
bütün olasılıkları hesap ediyor, zaman zaman
Türklerin yarışlarda başarılı olması için
koşulara müdahaleden kaçınmıyordu. 1894 yılında
Vali Haşan Fehmi Paşa’nın gayretleriyle ilkbahar
ve sonbahar yarışları dışında, yerli atların
ıslahı için Torbalı’da Nisan ayının üçüncü
haftası da yarışlar düzenlemiştir.42 Bu yarış
yalnız köylü hayvanlara mahsustu. Ve 5 liradan
15 liraya kadar ikramiyesi vardı. Vali Haşan
Fehmi Pa- şa’nın bu yarışlardan faydalanmak
istediği hatta güçlü İngiliz atları karşısında
yerli atların yarışlarda hiç ikramiye kazanma
şansı olmaması, koşularda yerli atlar lehine
yeni düzenlemelere girişilmesine de neden
olmuştu.43 İzmir’e önemli eserler kazandırmış
olan Haşan Fehmi Paşa valiliği döneminde
(1893-1895) at yetiştiriciliği ve at yarışları
ile yerli atların ıslah edilmesi yönünde büyük
mesafeler kat edilmiştir. Yerli at cinsinin
ıslah edilmesi için İzmir koşularında sert
tedbirler alınması önerilmiştir. İngiliz cinsi
atların yarışlarda sürekli ikramiyeleri
kazanmalarına karşı bir koşuda ikramiye kazanan
atın bir daha koşulara katılmaması, en büyük
ikramiyeyi kazanan atın tekrar yarışlara
girmemesi, hiçbir yabancı hayvanın yarışlara
katılmaması gibi radikal tedbirler bile dönemin
yerli basını tarafından öneriliyordu. 1894
yılı ilkbahar ve sonbahar ya-rışlarında dikkati
çeken atlar Dorios, Poem, Apa, Ceylan, Ritm,
Exantos, Cubeyli idi. At sahipleri arasında da
Mösyö Momotidis, Mösyö Hear, Mösyö Rişar, Mösyö
Vokren, Mösyö Dukan, Mösyö Boven Rees, Ernest
Paterson, Mösyö Tomarees, Mösyö Agrima, Sergis
Balyozyan, Mösyö Aslikan ile Müslüman at
yetiştiricileri arasında İbrahim Çavuş, Çerkez
Ali, Haşan Onbaşı, Edirneli Süvari Mehmed,
Miralayzade Refik Bey başta gelen isimlerdi.44
İzmir qt yarışlarında pek çok kez birincilik
kazanmış olan “poem” isimli ata rekabet etmek
amacıyla Ernest Paterson Malta dan “Prito”
isimli kuvvetli bir atı İzmir’e getirmiş, yarış
alanları kızışmıştı. Pa- terson'un bu at için
epey yüklü paralar ödediği kentte dolaşan
söylentilerdendi.45 1894 yılı ilkbahar koşuları
tecrübe, müdürler, Kasaba Demiryolu, Sultan,
Jandarma, Aydın Demiryolu, Yerli Adi Hayvanlar,
Teselli isimlerini taşıyan 8 yarıştan oluşurken,
sonbahar koşusu ise Tecrübe, Buca, Jokey Kulüp,
Askeri, Gabb komiserleri şeklinde beş yarış
üzerinden yapılmıştır.46 Yarışları on bine yakın
halk izlemiş bahislere girenlerin sayısı arttığı
gibi bahislerdeki para da epey yüklü olmuştur.
Yarışlarda en fazla para kazandıran atlar Prito,
Raydem, Poem, Apa Cubeyli ve Exantos olmuştur.47
İzmir at yarışları yalnız Buca yarış-larından
ibaret olmaktan çıkıp artık Torbalı’da da üçüncü
bir yarış düzen-leniyordu. Torbalı Çiftliği’nde,
Tepe- köy’de tesis edilen bu yarışların daha
sonraki yıllarda da sürdürüldüğünü görüyoruz.48
1 895 yılındaki Tepeköy at koşuları Ahenk
gazetesinde sonuçlarıyla şu şekilde
belirtiliyordu. Atların 1500 metreyi 1 dakika
57 saniyede, 2000 metreyi 2 dakika 40 saniyede,
2500 metreyi 3 dakika 17 saniyede geçmiş
olmaları o dönemin atlarının hızlarını
belirlemek açısından önemli olsa gerekir.49 1896
yılında bu yarışların 2500, 2100 ve 1500
metrelerde uygulanmış, ikramiyelerde 50, 125, 50
, 35 sim (gümüş) mecidiye olarak
belirlenmiştir.50 Torbalı-Tepeköy de her yıl
yapılmaya başlanan at yarışları çevrede büyük
ilgi uyandırmıştır. 1898 yılı Mayıs ayının
sekizinde yapılan at yarışları Ticariye, Köylü
ve Teselli koşularından oluşmuştu. Dönemin yerel
basını koşularda verilecek ikramiyeler,
koşuların mesafeleri, başlama saatleri gibi
ayrıntılı bilgilerde aktarıyorlardı.51 1895
yılında yerli koşuların yapılması gerekliliği
üzerinde yoğun bir çalışma gözlenirken, Hamidi-
ye Şirketi ile Göztepe Tramvay Şirketi bu konuda
yardıma çağrılıyordu. Yarışmaların
organizasyonundaki mali yük büyük şirketlerin
sponsorluğu ile aşılmaya çalışılıyordu. Böyle
bir yarış için Kokaryalının (Güzelya- lı) doğru
olacağının yerel basın tarafından altı
çiziliyordu.52 Bu konuda Sporting Kulüp
tarafından İzmir de yarış atlarının yetiştirilip
bakılacağı bir ahır tesis edilmek istendiği ve
bu amaçla açılan deftere birkaç gün içinde 500
liraya yakın para kaydedildiği bildiriliyordu.53
Burada yapılacak koşuların adı da “Osmanlı
koşusu” olarak kararlaştırılmıştır. Koşu için
binalar ve barakalar Nisan sonundan itibaren
yapılmaya başlanmıştır. Koşu için yapılan alan
ve binaların masrafı koşu da alınan paralarla
belediye tarafından ödenecekti.54 Ahenk
gazetesinde bu yarışlara ilişkin uzun makaleler
yer almıştır. Vali Haşan Fehmi Paşa’nın bu
konuyla ilgilendiği ve Güzelyalı da at yarışları
düzenlenmesi için gereken emir ve talimatlarda
bulunduğu nu gazete haberlerinden öğreniyoruz.55
Bu önerinin nasıl sonuçlandığı ve Güzelyalı’da
at yarışlarının gerçekleşip gerçekleşmediği
konusunda herhangi bir bilgiye rastlayamadık.
1895 yılının ilkbahar Buca koşusu 16 Nisan
Sah günü yapıldı. Ahenk gazetesinin yazdığına
göre, İzmir’in o tarihe kadar görmediği bir
kalabalık önünde gerçekleşmiştir. Yarışlar saat
10’da tecrübe koşusuyla başlamış, iç-lerinde ata
binmede usta olan Leble- bicizade Fazıl Bey’in
de bulunduğu koşuyu Jandarma Binbaşısı Mustafa
Bey’in “Ateş” isimli atı kazanmıştı. Diğer
yarışmalarda müdürler koşusunu Paterson’un
“Bimatalizm”, Kasaba Demiryolu koşusunu yine
Paterson’un “Bravo”, sultan koşusunu Baron
Rees’in İngiliz kısrağı “Apselda- il”, Sporting
Kulüp koşusunu Niyazi Beyin “Küheylan”ı, Aydın
Demiryolu koşusunu Drakopli’nin “Poem”, Rıhtım
koşusunu Baron Rees’in “Ap- seldail”, Teselli
koşusunu da Mösyö Ruger’in “Apa” isimli
atlarının birinciliği ile sona ermiştir.56 Kasım
ayının ilk haftası yapılan sonbahar yarışlarında
tecrübe koşusu Mösyö Di- yoni’nin “kukdat”ının,
Buca koşusu Birunabad ahırında “Poem” isimli
atın, koşu kulübü koşusu Mösyö Di- yoni’nin
“Ritm” isimli atının, Spor-ting Kulüp koşusu
Serkomiser Niyazi Beyin “Küheylan”ı, asker
koşusu Çerkeş Hasan’ın atının, komiserler
koşusu Birunabad’dan “Bravo” nun, sonbahar
koşusu da Mösyö Diyo- ni’nin “Ritm” isimli
atlarının birinciliği ile sonuçlandı. Bu yılın
gözde atlarının sahibi Mösyö Diyoni idi.
Özellikle “Ritm” isimli atı hemen hemen
katıldığı tüm yarışları kazandı. 1895 yılının
iyi atları arasında “kukdat” ,Poem, Kiiheylan,
Bravo, Saib, Ceylan, Kahraman, Garcia ve Çetral
da göze çarpıyordu.57 Günümüzde yapılan at
yarışlarında “ganyan” tipinde bahis yapıldığı
gibi 1895 yılı İzmir at yarışlarında bahis
oynandığını gazete haberlerinden öğ-reniyoruz.
İlkbahar at koşuları müna-sebetiyle taraflardan
yapılan bahisler sonucunda toplanan para 5000
liraya kadar yükselmiş, İzmirli zenginler
arasında 300 liraya kadar bahse giri-şenler
olmuştur. Yarış meydanlarının kızıştığı 1895
yılında İzmirli yarış se-verler Fransa ve
Londra’dan büyük paralar ödeyerek getirdikleri
atlarla koşulara yazılmışlardı. Bunlar arasında
Paterson 1000 lira değerindeki İngiliz atıyla
başı çekiyordu. İstanbul ve Mısır dan gelen
atlarda yarışlarda boy gösterdiler.58 İzmir’de
Ahenk gazetesi bu ilgi karşısında gazete
sayfalarını at yetiştiriciliği, at yarışmalarına
daha fazla yer ayırıp uzun makalelerle Müslüman
halkı da bu konuyla alakadar olamaya
çağırıyordu. Gazete atın bir memleketin serveti
olduğunu vurgulayarak, at yetiştirmeye teşvik
için yapılan at yarışlarını iyi bir tedbir
olarak belirtiyordu. Ayrıca Avrupa da her gün
özel koşular yapıldığını ve bununla at cinsinin
ıslah edildiği yazılıyordu. İzmir de otuz kırk
seneden beri at koşusunun yapıldığı fakat bunun
at koşusuna heves duymaktan ibaret bir olay
olduğu, bu nedenle de Arabistan ve Avrupa’dan at
ithal edildiği bunun da milli servete zarar
verdiği, amacın yerli atların yarıştığı bir at
yarışı organizasyonu olması gerektiği
vurgulanırken; Bir de slogan belirleniyordu:
“Güzel at binmek, gü zel at beslemek
Osmanlılığın en büyük övünç kaynağı nişanı
olmalıdır”.59 Gazeteler yerli at yetiştiriciliği
konusunda uyarıcı yazılarını yaza dursunlar
Nafiz Paşa büyük paralar ödediği “Saib” isimli
atının İzmir’de her yarışı kazanacağını iddia
ederek at sahiplerine meydan okuyordu.60
İmparatorluğun bütün şehirlerinde taassubun kol
gezdiği 19. yüzyıl sonla-rında İzmir’de Müslüman
Türkler at yetiştiriciliğine ve at yarışlarına
teşvik ediliyorlardı. Hele yarışlar üzerinden
büyük paralar kazanılmasına saray göz yumduğu
gibi, kendi adına yarış düzenlendiği için epey
ciddi bir ikramiye de gönderiyordu.61 İzmir’in
yabancı teb’ası oldukça özgür koşullar içinde
kendi yaşam tarzlarını belirliyorlardı. 1896
yılı Buca yarışları yine ilkbahar ve sonbahar
koşuları üzerinden iki kez yapıldı. İlkbahar
yarışları 11 ve 13 Nisan tarihlerinde62
sonbahar yarışları ise 7 Kasım günü
gerçekleşti.63 Programın dışında Ocak ayında bir
üçüncü yarış daha yapıldı ki İzmir yarışlarının
artık yılda birkaç kez koşulduğunu bize
göstermektedir.64 1897 yılının 7 Kasım günü
Buca’da sonbahar at yarışlarının İkincisinin
koşulacağı bildirilmektedir ki bu ha-berden o
tarihte sonbahar yarışlarının da artık en az iki
kez tekrarlandığını görmekteyiz.65 Saat ll:30’da
Tecrübe koşusuyla başlayan yarışlar sırasıyla;
Buca, Sonbahar, Komiserler, Süvari, Koşu Kulübü,
Sporting Kulüp etaplarından oluşuyordu. Yarışlar
15:30’da ki son koşuyla tamamlanıyordu. Süvari
koşusu bir çeşit centilmenler koşusu olarak
profesyonel jokeylerin katılmadığı bir yarış
olduğu için katılacak yarışçıların sayısı açık
bırakılıyordu. 1897 yılı yarışları yabancı
ailelerin atlarının birincilikleriyle sona
ererken, yalnızca sonbahar koşusuyla, Sporting
Kulüp koşusunu Jandarma Binbaşısı Mustafa
Efendi’ nin “Ateş” isimli atı yarışlarda başarı
elde edebildi.66 Sultan koşusunun ikramiyesi
10.0 kuruştu. Osmanlı saltanatı adına düzenlenen
Sultan koşusunu kazanabilmek adeta Londra’da ki
Derby ve Paris’te ki Grand Prix yarışlarını
kazanmak derecesinde bir olaydı. 1898
yılındaki Buca at koşuları 12 yarış üzerinden
yapıldı. Uzun yıllar 7 yarış üzerinden koşulan
ilkbahar yarışları yüzyıl sonlarına doğru epey
zenginleşti. 6 Nisan pazartesi günü yapılan
yarışlar sonunda tecrübe koşusunu Haşan
Efendi’nin “Hüddam” isimli atı birinciliği elde
edip 1500 kuruşluk ikramiyeyi kazandı. Diğer
yarışlarda ise şu sonuçlar alındı. Bi- runabad
koşusu, Birunabad ahırından “Bravo” birinci,
İzmir ahırından “Belanı” ikinci, Askerî koşu;
Bölük Emini Yaşar Efendi’nin “Hayran” isimli atı
birinci, Haşan Onbaşının “Derviş" ikinci,
ilkbahar koşusu; Birunabad ahırından “Girid”
birinci, Şeyhzade Ziya Efendinin “Geyik” ikinci,
Osmanlı koşusu; Birunabad ahırından “Lippon"
birinci, yine aynı ahırdan “Paymatalis” ikinci,
kasaba demiryolu koşusu; Birunabad ahı-rından
“Sadun” birinci, Mösyö Ri- ter’in “Ritm” ikinci,
Askerî koşu; Çerkeş Haşan Onbaşının “Yağız”
isimli atı birinci, Çerkez Mübarek’in “Al” atı
ikinci, sultan koşusu; Birunabad ahırından “Air
Scop” birinci, aynı ahırdan “Lippon” ikinci,
müdürler koşusu; Birunabad ahırından “Kedir”
birinci, Şeyhzade Ziya Efendi’nin “Geyik”
ikinci, İzmir rıhtım koşusu; Birunabad ahırından
“Air S- cop” birinci, aynı ahırdan “Paymeta-
lizm” ikinci, Osmanlı-Aydın demiryolu koşusu;
Birunabad ahırından “Bravo” birinci, Baron
Rees’in “Ritm” ikinci ve son yarış olan iane
koşusunda Birunabad ahırından “Paymetalizm”
birinci geldiler.67 İzmir at yarışlarında yüzyıl
sonlarına doğru Birunabad (Bornova) ahırının
atları koşularda büyük bir egemenlik
kurmuşlardı. Bu yarışma sonuçları dikkate
alındığında da net bir biçimde
gözlenebiliniyordu. Jokeylerin büyük
çoğunluğunun Çerkeş çocuklarının olması ise
yarışlarda başka bir dikkat çekici unsurdu.68
19. yüzyıl’ın son at yarışı Kasım ayının ikinci
haftası gerçekleşti. 6 koşu üzerinden yapılan
yarışlar sonunda tecrübe koşusunda Küçük
Mehmed’in “Ceylan” isimli atı birinci olurken,
diğer koşularda ise Buca koşusu İzmir
ahırından “Bellami”nin, sonbahar koşusu; Küçük
Memed’in “Ceylan” ı’nın, askerî koşu; Haşan
Onbaşının atının, koşu kulübü Bor- nova
ahırından “Sovadon” un, spor- ting kulüp koşusu
da Bornova ahırından “Kedir” isimli atın
birincilikleri Tepeköy at yarışları koşu
heyetinde Müdür Tahir Kenan Bey, Komiser de
Refik Bey’di. Üyeler Emlak-ı Hümayun Mustafa
Bey, Kasaba Şimendüferi Komiseri Sami Bey,
Topografya Müdürü Nazif Bey, Emlak-ı Hümayun
Tabibi Hüsnü Bey, Topografya Memurlarından
Süvari Yüzbaşısı Nazmi Efendiler bulu-
barıyla imparatorluğun diğer şehirlerine oranla
Avrupa da ki etkinlikleri bünyesinde oluşturan
özgür bir şehirdi. Levantenlerin zengin ve
renkli eğlence yaşamları kente ayrı bir güzellik
verirken, modern sporların öncülüğünü de İzmir’e
kazandırıyordu.NOTLAR 1 Rauf Beyru, 19.
yüzyılda İzmir de Yaşam, İstanbul 2000, s. 265
2 Eser Tutei, At Yarışları ve Atlı Sporlar,
İletişim yay. İstanbul 1998, s. 56 Atıf
Kahraman, OsmanlI Devletinde Spor, Ankara 1986,
s. 649 3 İzmir Rehberi, İzmir ve Havalisi
Asar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti, İstanbul 1934,
s. 110 - 111. 4 Sabahattin Kapanı, “Türkiye
de ilk At Koşuları’, Yeni Asır 22 Mart 1942.
“İzmir de At Yarışlarının Tarihçesi", İzmir
Rehberi, İstanbul 1934, s. 110-111. 5 Sait
Akson, Yarışçılık Anıları, Türkiye Jokey Kulübü
yayınları, İstanbul 1971 s. 3, İsmail Ilhan
Başçı, 50 Yılda Yarışçılık, İstanbul 1973 s. 27.
6 Doğan Yıldız, Türk Spor Tarihi, (Tarihsiz) s.
323 7 Rauf Beyru, a.g.e., s. 266 8 Hristo
Solomonides, İzmir (Yunanca) Atina 1955, s. 226.
(Kitabın Yunanca dan Türkçe- ye çevrilmesinde
yardımcı olan Selanik doğumlu öğrencim Hakan
Emin’e teşekkür ederim). “İzmir yarışlarının
saray tarafından da desteklendiğini kanıtlayan
önemli bir örnektir. Bu desteğe hemen tüm
OsmanlI Sultanları katılmışlardır.Abdülmecid’in
50 altın vererek başlattığı gelenek 19. yüzyıl
sonunda II.Ab- dülhamid tarafından verilen 200
altınla zirveye çıkmıştır". 9 Sabahattin
Kapani, “Türkiye de İlk At Koşulan", Yeni Asır
22 Mart 1942. 10 Raif Nezihi, İzmir Tarihi,
İzmir 1926, s.6. 11 "Sedat Evliyazade'nin
Yarış Hatıraları', Derbi Atçılık Mecmuası, sayı:
156, İstanbul 1949, s. 3 Örneğin Aydın-Kasaba
Demiryolu koşusu gibi. 12 İsmail Ilhan Başçı,
50 Yılda Atçılık, İstanbul 1973, s. 27. 13
Sait Akson, a.g.e., s. 4, M. Kamil Dursun, İzmir
Hatıraları, (yay. haz. Ünal Şenel), İzmir 1994,
s. 39-40. 14 Sabahattin Kapani," Türkiye de
İlk At Koşulan", Yeni Asır 22 Mart 1942. 15
Rees'lere ait bilgi için Bkz , Feyyaz Erpi, Buca
da Konut Mimarisi, (1838-1934 ) Ankara 1987, s.
157. 16 Rauf Beyru, a.g.e., s. 266 - 267.
17 “Sedat Evliyazade'nin Yarış Hatıraları",
Derbi ile sona ermiştir. Yarışlarda dikkati
çeken diğer atlarda Mösyö C. Kor- di’nin
“Kolibri”, Bornova ahırından “Bravo” ile
Leblebicizade Fazıl Beyin hayvanları idi.69
Sonuç olarak bu yarışlar bize göste-riyor ki,
İzmir kozmopolit yapısı iti- Atçılık
Mecmuası, sayı: 156 İstanbul 7 Temmuz 1949 s. 3.
18 Rauf Beyru, a.g.e., s. 267. 19 Stamboul
Gazetesi'den, 3 Mayıs 1881, aktaran Rauf Beyru,
a.g.e., s. 267. 20 Stamboul Gazetesi’den, 7
Mayıs 1883, aktaran Rauf Beyru, a.g.e., s. 267.
21 Naci Gündem, Günler Boyunca, İzmir 1955, s.
200-201. 22 Eser Tutel, a.g.e., s. 61-62.
23 Edip Bilener, “Refik Evliyazade", Derbi
Atçılık Mecmuası, sayı 178, 24 Mart 1950, s. 3.
Nail Morali, Mütarekede İzmir Önceleri ve
Sonraları, İstanbul 1972, s. 61. 24 “İzmir At
Yarışlarının Tarihçesi”, İzmir Rehberi, 1934, s.
112. 25 Nimet Üyken," Sedat Evliyazade'nin
Yarış Hatıraları", Derbi Atçılık Mecmuası, sayı,
14 Temmuz 1949, s. 3. 26 Eser Tutel, a.g.e.,
s. 61 - 62. 27 Sabahattin Kapani, “Türkiye de
İlk At Koşu-ları', Yeni Asır, 22 Mart 1942.
28 Hizmet, 20 Nisan 1887. 29 Feyyaz Erpi,
a.g.e., s. 36. 30 Hizmet, 27 Nisan 1889.
31 Hizmet, 2 Kasım 1889. 32 Hizmet, 19
Ağustos 1890. 33 Hizmet, 11 Teşrin-i sani
1890. 34 Hizmet, 14 Teşrin i sani 1890. 35
Hizmet, 11 Teşrin i sani 1890. 36 Hizmet, 10
Mart 1891. 37 Hizmet, 12 Mayıs 1891. 38
Hizmet, 7 Kasım 1891. 39 Hizmet, 13 Nisan
1892. 40 Zaman zaman güvenliğin sağlanması
konu-sunda yaşanan sorunlar İstanbul’a kadar
ulaşıyordu. Hükümetle olan yazışmalar bunun en
güzel göstergesidir. Başbakanlık OsmanlI Arşivi,
Yıldız Mütenevvi Maruzat Evrakı 201/109. 41
Hizmet, 16 Nisan 1892. 42 Raif Nezihi, İzmir
Tarihi, İzmir 1926, s. 9 , Hizmet, 11 Nisan
1894. nuyordu. Tepeköy-Torbalı yanşları
yalnız yerli atlara mahsus olup müsabakayı
kazananlara 5 liradan 15 liraya kadar
ikramiyeler verili-yordu. Müsabakalar; Tecrübe,
Tepeköy, Köylü, İzmir ve Teselli koşularından
oluşuyordu. (Hizmet, 31 Mart 1894)
Torbalı-Tepeköy de düzenlenen yarışlar Büyük
Çamlık denilen arazide yapılıyordu. Burası
Padişah’a mahsus bir arazi idi. Koşulara ait el
ilanlarında “ Çiftlikat-ı Hümayun Tepeköy At
Koşuları" ibaresi dikkati çekiyordu. Naci
Gündem, Günler Boyunca İzmir, İzmir 1955, s.
201. 43 OsmanlI Ziraat ve Ticareti, sayı: 4,
16 Nisan 1310, s. 5-6. 44 Hizmet, 29 Nisan
1894. 45 Hizmet, 4 Nisan 1894. 46 Hizmet,
23 Ekim 1894. 47 Hizmet, 29 Nisan 1894,
Hizmet, 23 Ekim 1894. 48 Ahenk, 13 Mayıs
1895. 49 Ahenk, 3 Mayıs 1895. 50 Ahenk, 24
Nisan 1896. 51 Ahenk, 7 Mayıs 1898. 52
Ahenk, 22 Nisan 1895. 53 Rauf Beyru, a.g.e.,
s. 268. 54 Raif Nezihi, İzmir Tarihi,
i.Kitap, İli. Kısım, 16. Forma, İzmir 1926, s.
10. 55 Ahenk, 29 Nisan 1895. 56 Ahenk, 18
Nisan 1895. 57 Ahenk, 8 Teşrin-i sani 1895.
58 Ahenk, 4 Nisan 1895. 59 Ahenk, 11 Nisan
1895. 60 Ahenk, 28 Haziran 1895. Bu habere
göre at sahipleri kendi aralarında iddiaya
girerek özel yarışlar tertipledikleri de ortaya
çıkmıştır. 61 Sabahattin Kapani, "Türkiye de
İlk At Koşuları', Yeni Asır, 22 Mart 1942. 62
Ahenk, 10 Nisan 1896. 63 Ahenk, 5 Kasım 1896.
64 Ahenk, 4 Ocak 1896. 65 Ahenk, 25 Teşrin-i
evvel 1897. 66 Rauf Beyru, a.g.e., s. 268.
67 Ahenk, 7 Nisan 1314 (1898) Ahenk, 9 Nisan
1314 (1898). 68 Nail Morali, Mütareke
Önceleri ve Sonraları İzmir, İstanbul 1976, s.
60. 69 Ahenk, 9 Teşrin-i sani 1899.
|
|
|
| |