Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

E-Mail gönder Sık kullanılanlara ekle       ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

Karadeniz kültürü, karadenizliler, Lazlar

Neden Karalahana.com?

 KARADENİZ MÜZİK

 KARADENİZ TARİH

KARADENİZ ÇEVRE EKOLOJİ

 KARADENİZLİLER: KİM KİMDİR

 KARADENİZ GEZİ REHBERİ

 KARADENİZ MUTFAĞI

Karadeniz Yemekleri, Karadeniz Mutfağı

Karadeniz Yemekleri, Karadeniz Mutfağı

 KARADENİZ FORUM

 EDİTÖRDEN

KARADENİZ GAZETELERİ

Tüm Karadeniz Gazeteleri ve Karadeniz Televizyonlarına tek bir sayfadan ulaşın

Yeni Ansiklopedi: Kim, nedir, nasıl, neden, nerede, niçin sorularına cevap bulun! BİLİM, TEKNOLOJİ, COĞRAFYA, TARİH, KÜLTÜR, SANAT, YAŞAM, Sağlık, hastalıklar, tıp, bilgisayar, hukuk, teknoloji, eğitim, biyografiler, tarih, coğrafya, fen bilimleri

YENİ ANSİKLOPEDİ

En iyi Türkçe Ansiklopedi sitesi

Yeni Ansiklopedi: Kim, nedir, nasıl, neden, nerede, niçin sorularına cevap bulun! BİLİM, TEKNOLOJİ, COĞRAFYA, TARİH, KÜLTÜR, SANAT, YAŞAM, Sağlık, hastalıklar, tıp, bilgisayar, hukuk, teknoloji, eğitim, biyografiler, tarih, coğrafya, fen bilimleri hakkında detaylı ve özgün bilgi kaynağı!

Temel fıkraları, Karadeniz Fıkraları analizi, yeni ansiklopedi

Temel Fıkraları ve Karadeniz kimliği

Karadeniz Bölgesi Yeni Ansiklopedi

Karadeniz Bölgesi (Yeni Ansiklopedi)

LİNKLER

 ARTVİN SİTELERİ

 ORDU SİTELERİ

 BAYBURT SİTELERİ

 SİNOP SİTELERİ

 KARADENİZ BÖLGESİ

KARADENİZ HABER

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü

Yunan mitolojisi

 Yunan Mitolojisi

Felsefe Sözlüğü

Felsefe

Karalahana Karadeniz Forumdan sıcak Tartışmalar
Karadeniz Forumda sıcak Tartışmalara katılın
Karadeniz Bölgesi
Karadeniz Haberleri
Karadeniz Haberleri
Karadeniz Fotoğrafları, Trabzon, Rize, Giresun, Ordu, Gümüşhane, Artvin, Samsun, Çay ve fındık, Kaybettiklerimiz, Karadeniz Sağlık sorunları, Çevre Sorunları, Karadeniz Politika
Karadeniz gezi - tatil -turizm
Düzce, Karabük, Rize, Bartın, Gümüşhane, Bayburt, Giresun, Zonguldak, Kastamonu, Ordu, Samsun, Trabzon, Sinop, Tokat, Çorum, Bolu, Artvin, Amasya

Karadenizliler buraya

Avrupadaki Karadenizliler, İstanbullu Karadenizliler, Ankaralı Karadenizliler, Üniversiteli Karadenizliler, Karadeniz Dernekleri

Karadeniz Tarihi, Karadeniz kültürü makaleler, haberler
Karadeniz Kültür ve Tarih

Karadeniz Mutfağı, Hemşinliler, Lazlar, Pontus Rumları, Gürcüler, Karadeniz Türkleri

Karadeniz Yerel kelimeler
A, B, C, Ç, D, E, F, G, H, I-İ, K, L, M, N, O, P, R, S-Ş, T, U-Ü, V, Y, Z

Karadeniz horonları
Müzik

Kemençe ve kemençeciler, Tulum ve tulumcular, Kaval ve kavalcılar, Davul zurna, Karadenizli Müzisyenler, Müzik aletleri ve müzik teknolojileri, Atma Türküler
Karadeniz video ve belgeselleri

Siyaset Gündemi
Siyaset Gündemi, dünya haberleri, politika yorumları
Dünya
Avrupa Birliği Haberleri, ABD Haberleri, Ortadoğu Haberleri, Yunanistan Haberleri, Ermeni Sorunu, Yurtdışındaki Türkler, Rusya Haberleri, Kafkasya Haberleri, Türk devletleri

Türkiye
Doğu-Güneydoğu Anadolu, Marmara Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi, Eğitim Öğretim, Ekonomi, Türk Medyası

İdea Politik
Serbest Kürsü, Kemalizm, Siyasi İslam, Irkçılık - Aşırı Milliyetçilik, Marksizm ve Diyalektik, Gizli Örgütler ve Ezoterik Topluluklar, Milliyetçilik....



Karadeniz Ansiklopedik Sözlük

Karadeniz Ansiklopedik Sözlük.

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü.

Pontus & Antikçağ'dan Günümüze Karadeniz'in Etnik ve Siyasi Tarihi. GENESİS KİTAP. Ankara, 2011  

Pontus

 

Kıyı Dergisi 275. sayı

Kıyı Dergisi 275. sayı

Kıyı Kültür ve Sanat Dergisi, yayın hayatına 1961’in Ekim ayında başladı. Yayını, kesintilerle beraber 2002’nin Mart ayına kadar devam etti. Günümüzde yeniden yayınlanan dergi bu ay 275. sayısını çıkarıyor.

 

FOTOĞRAF GALERİLERİ

eski karadeniz fotoğrafları, old pictures of Pontos, post cards

Eski Karadeniz fotoğrafları

Karadeniz etnografik materyaller, tarihi eşyalar, eski araç gereçler, antikalar

Karadeniz etnografik materyaller

Karadeniz yemekleri fotoğrafları

Karadeniz Yemekleri fotoğrafları

iPhone 4 Wallpapers, iPhone 4s Wallpapers

iPhone 4 Wallpapers

wintersnow~0.jpg

iPhone 4s Wallpapers, iPhone 5 Backgrounds, iPhone 4s Themess

Wide Screen Photos 1920x1080, Best Win 7 Walpapers 1920x1200

Wide Screen Photos 1920x1080

Yunanistan fotoğrafları, Greece Walpapers

Yunanistan fotoğrafları, Greece Walpapers

Doğa, Tabiat, manzara resimleri,Nature Walpapers

Doğa, Tabiat, manzara resimleri,Nature Walpapers

Osmanlı imparatorluğu dönemi resimler, Engravings of Ottoman Empire

Osmanlı imparatorluğu dönemi resimler, Engravings of Ottoman Empire

otomobil resimleri, araba fotoğrafları,Car wallpapers

otomobil resimleri, araba fotoğrafları,Car wallpapers

architecture-wallpapers-city-photos-best-free-pics_2829729.jpg 

City Wallpapers, HDR photos

img_127.JPG

Aviation, Aircrafts and Helicopters Wallpapers

00000619.jpg

Klasik arabalar, Classic Cars wallpapers

Image_0701_Virginia_Colonial_National_Historic_Park_Yorktown_Battlefield.jpg

Gezi fotoğrafları,  Travel All Around the Worl Full HD Wallpapers

1914-1918_Ze_n_ai_pas_peur_des_Boches_I_se_not_afraid_of_the_Germans.jpg

1. Dünya Savaşı resimleri, World War I Photos 1914-1918

44~1.jpg

Hayvan resimleri,Amazing Animals Wallpapers

Macro-flowers-photos-Wallpapers_284529.jpg

Makro fotoğraflar, Macro Flowers photos Wallpapers

new-year-wallpapers_38.jpg

Yeniyıl resimleri, New Year Wallpapers,

War-Plane-Images.jpg

2. Dünya savaşı uçakları resimleri, World War 2 planes


105_WideScreen_Nature_Wallpapers_2810529.jpg

Tabiat resimleri, WideScreen Nature Wallpapers

love-photos-Romantic-wallpapers_281029.jpg

Romantik resimler, Romantic Wallpapers

Trabzon Ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti ve Program ve Beyannamesi



SUBUTAY HİKMET

Cemiyet hakkında kısa bilgiler Kuruluş tarihi : Ocak 1335 (1919) 2 Kuruluş yeri ve merkezi : İstanbul Kurucuları,
Yönetim Kurulu
Başkan ve üyeleri : Başkan: Haşan Hicabı3, Üyeler: Dervişkaptanzâde Necati, Muhsin- paşazâde Ethem Bey, Süleyman Sudi bey4, Esat Bey, Mehmet Kâmil Bey5 Şükrü Bey, Besim Bey, Nazmi Nuri Efendi0
Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti, benzerleri gibi, Anadolu'nun muhtelif bölgelerinin mukadderatiyle ilgilenmek üzere kurulan teşekküllerden biridir. İttihat ve Terakki Fırka- sı'nın baskıları nedeniyle uzun süre siyaset dışında kalan Hürriyet ve itilâf Fırkası'nın Mondros bırakışmasının ardından yeniden canlanması üzerine, bu fırkanın yararına, bir yan kuruluşu gibi çalışmak amacıyla kurulan cemi-yet, İttihat ve Terakki Fırkasına ve idaresine karşı ağır tenkitlerini ve derin husumetini programının maddelerinde ve beyannamesinde açıklamaktadır.7 Cemiyetin, Kara-deniz kıyılarında bir Rum devletinin kurulmasını hedefleyen Pontus Rum Cemiyeti'ne ve yabancıların planladıkları birtakım işgal emelle-rine karşı koymak için kurulduğu düşünülebilir ise de, adında yer
KARAHASANOGLU
alan adem-i merkeziyet sözünden de anlaşılacağı gibi, merkezi idareye bağlı olmak istemeyen, yöresel yönetimi (=adem-i merkeziyetçiliği) savunduğu görülmektedir. Ekonomik görüşü, devletçiliğe karşı ve "teşebbüs-ü şahsi" (= özel girişimcilik) olan cemiyet aynı zamanda saltanat ve hilâfet yanlısı bulunmaktadır. Bu itibarla da, İttihat ve Terakki Fırkası'na ve bunun görüşlerini benimseyen Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti'ne ve bunlarca desteklenen Anadolu Kurtuluş hareket ve mücadelesine de karşıdır. Ulusal kurtuluş mücadelesini benimsemeyen, küçümseyen Hürriyet ve İtilâf Fırkası'm kendisine önder gören Cemiyet, kuruluşundan yaklaşık 9 ay sonra bu fırka ile birleşmiştir.
Adından da anlaşılacağı gibi, Cemiyet, Trabzon ve havalisi için kurulduğu halde, kuruluşunu Trabzon'da değil, İstanbul’da yapmıştır. Kuruluşundan sonra da, Trabzon ve havalisinde ciddi bir gelişme gösterememiştir. Bunda, Trabzon'daki köklü ve güçlü İttihatçılık geleneğinin etkisi olmuştur. 1919 Haziranında, henüz Hey'et-i temsiliye kurulmazdan önce, Mustafa Kemal Paşa, çektiği 1.6.1335 tarihli telgrafla, Trabzon Valiliği'nden, Trabzon Ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin kuruluş tarihini,
vvrv
V“ - j**-l
programını, yasal olup olmadığını, kurucularının kimler olduklarını ve çalışmalarının bildirilmesini istemiştir. Trabzon Valisi Mehmet Galip, Mustafa Kemal’e gönderdiği 9.6.1335 tarihli yanıt telgrafında, "Trabzon'da Adem-i Merkeziyet Cemiyeti yoktur. İstanbul'da kurulan bu cemiyetin bölgemize gelen Nazmi Nuri Efendi ismindeki murahhasının teşebbüsü üzerine Of kazası ile Lâzistan Livası dahilinde adem-i merkeziyet şubeleri açılmıştır" denilmektedir.8 Açıldığı bildirilen Of ve Lâzistan (Rize) Şubeleri de aslında bir etkinlik ve çalışma gösteremeyerek kâğıt üzerinde kalmışlardır. 9
Cemiyetin hususi bir yayın organı olmamakla beraber, kurucularından ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yüklenen Şatırzâde Haşan Hicabı Beyin Trabzon'da haftada beş gün yayınlanan "Tarık" gazetesi hem cemiyetin hem de Hürriyet Ve İtilâf Fırkasının fikirlerini yaymaya çalışmıştır.
Belirtilen nedenlerle bir gelişme ve etkinlik sağlayamayan Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin, himayesi altına sığındığı Hürriyet Ve İtilâf Fırkası ile birleştiğini belirten 15.9.1335 (26.9.1919 M.) tarihli kararı, hem Cemiyet ve hem de adı geçen Fırka taraflarından "Alemdar" gazetesinin 26.9.1335 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.10
Cemiyet'in Programı
Trabzon Ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin programı, "Söz" gazetesinin 25 Kanun-i Sani (Ocak) 1335 (1919 M. ) tarihli nüshasında yayınlanmıştır.11
Aşağıda çevrimyazısını sunacağımız program, İstanbul'da Şems Matbaasında 1335 senesinde kitap halinde basılmıştır. Çevrimyazımı- za kaynak olan bu kitap, 14 sayfa ve 21x15 cm. sayfa ve 17xllcm. basılı kısım boyutlarında ve İstanbul Belediyesi Atatürk Kütüphanesinin K/3509 demirbaş numarasında kayıtlıdır. Bir nüshası da Ankara Millî Kütüphanede bulunan 12 kitabın iç kapağını oluşturan 1. sayfasında, baş tarafında "Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti" ve bunun hemen altında "Program ve Beyan-namesi" ve sayfanın alt kısmında ise "1335-1337- İstanbul-Şems Matbaası" ibareleri yazılı bulunmaktadır. Program kitabın 3 ve 4. sayfalarında ve beyanname ise 5-14. sayfalarında bulunmaktadır.
"Trabzon Ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyetinin Programıdır" "Unvan-ı Cemiyet ve Maksad-ı Teşekkülü"
Madde 1 - Vatan ve milletin teali ve terakkisi 13 ve inkişafı, hükümetin takviye ve tarsini ve inbisatı, adem-i merkeziyet-i idari usulünün tatbikiyle kabil olacağı kanaat- ı kafiyesine binaen, tamamiyet-i mülkiye-i Osmaniye mahfuz kalmak ve Saltanat-ı Osmaniye etrafında toplanmak şartıyle teşkil ettiğimiz cemiyetin unvanı (Trabzon Ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti) dir.
Madde 2- Hukuk-u Tabiiye ve esasiye-i millete ibtinaen 14 idare-i adem-i merkeziyetin ve mahiyetinin tâyin ve takriri hakk-ı tabii- si'nin Trabzon ve havalisindeki kısm-i milletin arzu ve iradesini ilâ edecek meclis-i 16 miiessesana tahsisi,
Madde 3 - Hukuk-u esasiye-i milleti ve şekil ve mahiyet-i meşrutiyeti tesbit eden Kanun-i Esasi-i Osmaniye'nin vaz' ve takriri hakkının hey'et-i umumiye-i milleti temsil eden meclis-i müessesana hasrı.
Madde 4 - Nüfuz-u siyasiye ve icraiyeyi ve selâhiyet-i teşriiyeyi gasben amâl-i hasise ve şahsiyele- rine feda ederek millet ve devleti harb-i umumiye cebr ve idhal ve sair cinayat-i müteaddide-i malü- meyi tertip ve saha-i fiile is'al eden hey'et-i icraiye-i devlet ve hey'et-i teşriiye ve erkân-ı ittihat ile işbu cinayat-ı şeniayı tahriren ve şifahen emr ve bizzat ve bilvasıta ika' eden ve ettiren rüesa-i icraiye ve bilumum memurin-i devlet ve mensuban-ı 17 ittihat haklarında eşhas-ı saire-i müteaddideye tercihan ve mevkufen 15 takibat-ı acile-i adliye icrası esbab ve vesai- line teşebbüs.18
Madde 5 - Cinayet-i şeniye-i mebhuseye mübaderetten mukaddem hiç bir servete malik olmayan ve hatta kut-i layemut geçinenlerin bu müddet-i kalile zarfında cem ve idhar olunan ve müessesat-ı maliye ve sınaiye ve ticariyede münferit surette ve eşhas nezdinde müstamel ve mudhar bulunan cesim servetlerine hükümetçe derhal vaz-ı yed ile taht-ı muhafazaya aldırılarak iade-i emval-i magsube19 ve menhube ile ihkak-ı hak esbabına tevessül.
Madde 6 - Ekalliyetin hukuk-u esasiye ve siyasiyelerini teyiden ve tesbiten intihab-ı nisbî usulünün tatbik ve icrası.
Madde 7 - İşbu siyasi nizamna- me-i esasiyenin tadil ve tevsii kongreye aiddir.
Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti Beyannamesi
Tarihimizi karıştırırsak görürüz ki cenah-ı adalete sığman milletlerle, ülkelerle tevessü eden vatanımız, daima yükselen devletimiz edvar-ı ahire-i inhitatiyemizde uğradığı felâketlerden daha büyüklerini, daha elimlerini 1255 den sonra görmeye başladı. 1255 den sonra vatanımız mütemadiyen parçalandı, izzet-i nefs-i millimiz çiğnendi, fakat anlayan, aldıran bulunmadı, bünye-i millimiz öldürüldü, mefküre-i millimiz söndürüldü, mevcudiyet-i istihsali- ye ve sanayiyemiz huîre-i inkıraza sürüklendi. Fakat farkına varan olmadı ne şayan-ı hayrettir ki tevali eden o azım felâketleri sebrah-ı terakkiye vasıl, Avrupa aile-i milliye ve düveliyesi meyanı- na dahil olmaktan mütevellid olduğuna zahip olanlar bile bulundu, bu zehap ise milletimizi hal-i inhitatda tevkif ile gaye-i infiraka takrip etti, ekseriyet-i mühimme-i milletin mefküresini, zihniyetini, inkişafat istidadını zehirledi.
Bir kısm-ı diğeri ise selâmeti asrileşmekte aradı fakat asrileşmenin nasıl olacağını, marazm esbab-ı husulünü anlayamadı buna infaz-ı fikir ve nazar edemedi yanlış yola saptı bu hal ise an'anat adat-ı milliyeyi itikadat-ı diniyeyi vatan ve millet merbutiyetini hırpaladı. İsdidat ve kabiliyet-i milliyeyi uyuttu.
Sultan Orhan zamanında teessüs eden hükümet, lâmerkeziye usulüne hemen hemen mutabıktı eyalet vezirleri, meskükât darp, vergi tarh, seferberlik hattâ harp ilân, hem hudud hükümetlerle muahe-
de akt ve miinasabat kat' etmek, umur-u nafia ve umur-u maarif ve umur-u belediyeye müteallik hidemat ve vezaifi bilâistizan yapmak ve hattâ belediye ve nafia için vergiler tarh etmek, mahalli bir bütçeye malik olmak, selâhiyet-
i kanuniyesini haiz idiler. Yolları yaptırırlar, bataklıkları kuruturlar, mektepler, medreseler, hanlar, köprüler, inşa ederler, kuvve-i askeriyeyi tezyit ederlerdi, hasılı emniyet-i dahiliye ve münasebat-ı hariciye takrir için her şeyi yapmaya selâhiyettar idiler. Sinaiye-i arziye ve imaliyeyi ihya ile memleketin tezaid-i servet ve istihsalatiy- le de alakadar olurlardı. Merkeze olsa olsa senelik icraatı bildirirler veyahut sene iptidasında başlanılan muharebata iştirak için eyalet askeriyle karargah-ı umumiye muvasalatta hâkipayi şahaneye şifahen arzederlerdi.
Hasılı mebna-i kadim idaremiz, adem-i merkeziyetten başka değildi. Bu tarz idare o zamana muvafık ve umran-ı vatanı kâfil, emniyet-i ammeyi ve tezyid-i servet-i milleti zâmindi. Bunun içindir ki bu şekl-i idare ile edvar-ı ahire-i inhitadiye bile, (1255) den bilitibar merkeziyet usûlünün tatbikinden sonra başlayan felâketler kadar zararaver olamadı. 1255 de tanzimat-ı hayriye ilâniyle usul-ü merkeziyet tatbik olundu. Şimdiye kadar olduğu gibi daha o zaman hiç düşünülmedi ki: telgraflar, şimendüferler, vapurlar, hasılı kuvve-i elektrikiye ve ticariye meçhul, kıtaat-ı Osmaniye ise pek vâsi. Lâmerkeziye usulü değiştirilir ise pek baid mahallerle muhabere icrası ve ledelicap bu yerlere asker şevki, asayişin takriri, müda- faa-i vatanın temini gayri mümkün. Hal bu merkezde iken Galata sarraflarını kefil gösterecek valiler tâyini, emval-i devletin rüsumata varıncaya kadar kâffesinin mültezimlere ihalesi usülü kabul ve tatbik olundu. Artık o baid mahallerde umran-ı vatana, takrir-i asayişe imkân mutasavver olama-yacağı, Galata sarraflarını kefil irae ile kabul-i vilâyet edenlerde merbutiyet-i vataniye muhabbet-i milliye değil, izzet-i nefisden bile eser bulunamayacağını, düşünen bulunmadı, vatan tedricen parçalandı. Devlet-i bilaram hufre-i inkıraza yuvarlandı, gitti.
Evet ; hakikaten pek baid o müşevveş zihniyet bina-i kadimi yıktı. Yerine merkeziyet usulünü tatbik etti, pek esaslı ve ilm-i maliye hemen tamamen muvaafık bulunan istihlakat ve israfata matrah ve bilvasıta istifa olunan tekâlif-i müteaddide tevhid-i tekâlif usulüne tevfikan bittevhit salnameye tahvil ve elyevm tatbi- kina mecbur olduğumuz birçok tekâlif-i mühimme ilga olundu; devlet zaafa ve teşevvüş-ü idare ve maliye düçar oldu.
Nihayet acz-i idare ve zaruret-i maliye pek çabuk çehre-i abusunu gösterdi. Tavzih ve tezkârinden haya ettiğimiz sirkat ve irtişanın her nev’i merkeziyet usulünün icabatından olarak tevessü etti. Usul-ü merkeziyet Paytaht ahalisi-ni müvellid-i servet mahiyetinden tamamen tecritle muzir müstehlikler derekesine iskat etti. Bu ise israf ve sefahata inhimaki artırdı. Aile-i diniye ve sihriyet-i milliye ve vataniye duygularını öldürdü. Köyde, kasabada, şehirde, vilâyetlerde servet namına ne varsa (1255) denberi geçen bilnisbe kısa bir zaman içinde hemen hepsi paytahta sürüklenip getirildi. Devlet millet yüzmilyonlarca liralık borçlara boğduruldu, nihayet itibar-ı maliye-i devlet de ihlâl edildi.
Sanayi-i ziraiye ezildi. Eskidenbe- ri mevcud ve zamana muvafık yollar, hanlar, camiler gibi kabili- yet-i medeniyet-i milliyeyi gösteren abidat bozuldu, yıkıldı. Yenilerini yaptıracak, hattâ tamir edecek bulunmadı. Bu uzun müddet içinde köylerde, kasabalarda ne bir yol ne de köylüye bir mektep, bir mescit yaptırıldı. Yollar, köprüler harap oldu. Ormanlar kesildi, yakıldı. Dağlar çıplak kaldı. Seller arttı. Yağmurlar eksildi. Bataklıklar çoğaldı. Köyler, kasabalar vesait-i sihhiyeden, zabıta-i mania ve adliyeden köylüler hali araziyi temellükten ve işbu sermaye-i sanayie kabiliyet-i tedavülden mahrum, vatan harap olup gitti, millet günden güne nüfusça eksildi, eridi. Su-i idare ve su-i teşkilât sebebiyle başlayan isyanlar ihtilâller millette servet hattâ hayat namına birşey bırakmadı.
1278 de usul-ü merkeziyete karşı halkın sesini susturmak için ana- sır-ı saıreye hukuk-u esasiye ve milliye bahş olundu. Her unsur mecalis ve muvazene-i umumiye ve mecalis ve muvazene-i mahalli- yeye malik ve binaenaleyh şehrah- ı terakkiye dahil oldu. Millet-i islâmiye ise merkeziyet usulüne bihaberane gerdande-i teslimiyet oldu. Ve bu günkü derekeye sukut etti. Bu gün Vilson prensipleri bizleri ikaz edemez ise, 1278 gafletlerinin zararlarının daha elimlerini göreceğimize, bu sefer artık hufre-i ademe yuvarlanıp gideceğimize şüphe yok, 1255 de o koca mülkü kurtarabilecek olan hükümet-i la-merkeziye usulü yine bu günden bilitibar elde kalan mevcudiyetimizi tahlise müsait ve müheyyadır. Tarih-i mezkürden- beri milletimizi zemini inkıraza süren merkeziyet usulü, bu sefer bizi zemin-i imhaya sürmek için karşımızda nekrandır. Bunu bizlere uzun müddetlerin tarihi ve asar-ı mevcudesi ilham ve ifade ediyor.
Halâ merkeziyet usulüne saplanıp kalmak vatana, millete ihanettir. İlân-ı meşrutiyetden bilitibar mücahid-i muazzam, irfanpenah muhterem Prens Sabahattin Bey Hazretlerinin 20 tetebbuat-ı vatan- perveraneleri, ankasden su-i telâkki ve tefehhüme uğratılma- saydı, ve hak ve hakikata teslim-i nefs etmek saadetine mazhar bulunsaydık vatanımızın alettevali parçalandığını değil, lâşek şimdiye kadar anasır-ı muhtelife beyninde rabıta-ı Osmaniyeye hadim, mu- habbet-i Osmaniye ile mülezzez yeni bir zihniyet husule geldiğini ve bütün anasırın bulundukları yerlerin mamur ve bununla da bütün Osmanlıların mes'ud olduğunu binnetice devletin de iktisab- ı füyüzat eylediğini maaliftihar görmüş olurduk. Tarih-i millimize bunca kara lekeler de sürülmüş olmazdı. Hayfa ki o kıymetdar fırsatlar geçti gitti. Bundan böyle olsun daima hak ve hakikate teslim-i nefs edelim. İllâ geçen fırsatları kaçırmayalım.Artık merkeziyet usulünden, verdiği zararlar nisbetinde teneffür edelim.
Bu vasi memleketin her tarafını merkeze bağlayarak hareketsiz bırakmak suretiyle değil, her tarafa salâhiyet-i hareket ve icraat vererek imarına muvaffak olmak için adem-i merkeziyet usulünün tatbikine muhtaç bulunduğumuzu teslim edelim. Her milletin kabili- yet-i temeddiyesiııi öldürecek, inkişafat-ı insaniyesine mani olacak yegâne âmil fakr ve zarurettir. Bir ferdin, bir milletin malûmat ve mesaisinin kıymettar ve faide- yap olmaktan mahrumiyeti, ferdini de umumiyetini de, fakra, sefalete boğar. Kabiliyet ve istidat-ı fıtriyi ve inkişafat-ı tabiiyeyi öldüren, Van'ı, Bitlis'i, İzmir'i, Trabzon'u soyan, gören ve reşit ile gayri reşiti, sagir ile kebiri yanyana yürütmek isteyen: Hasılı kabileye- te hiç ehemmiyet vermeyen, faaliyeti uyutan, inkişafatı men eden âmil-i mühim bizlerde merkeziyet usulüdür. Servet-i vilâyat merkeze getirildi, borçlar altına girildi, İstanbul ahalisi yüzde doksanbeş raddesinde okuryazar oldu. Aralarında eli kalem tutan, dili dönenler de yetişti, halbuki vilayetin dimağı, milletin ruhu olan bu muhit halâ hukuk-u belediyesine ne malik ne de talip, teşebbüs-ü şahsiyeden, kabiliyet-i istihsaliyeden füyüzat-ı medeniye- den mahrumdur. Burası için hâlâ hükümet imaret, kendileri oradan lokmahavardır. Bu şekl-i münevverlik vilâyete nur değil zulum, ahlâk değil esaet tamim eder. Nasıl ki şimdiye kadar da böyle oldu. Merkeziyette başlayan su-i istima- lat israfat, vilâyette yağmagerlik ve mezalim şeklini aldı. Nihayet milletin cephe-i pâkine seyahif-i tarihiyesine silinmez kara İekeler sürüldü.
Ey köylü ey kasabalı vatandaşlar! Meşrutiyetten evvel köyünüzde, kasabanızda emniyet namına birşey görmediniz, yoldan, mektepten, hıfzıssıhhadan hâlâ İstanbullular gibi hukuk-u belediyeden mahrum idiniz. Köyünüze gelen jandarmalar, eşkıyalar gibi neniz varsa hepsini soyar götürür idi. Vilayete, Livaya, Kazaya, Nahiyeye tâyin olunup gelen Valiler, Mutasarrıflar, Kaimimakamlar, Mildirler, Kadılar, sair memurlar, sîzleri haraca keserlerdi. Meşruti- yet-i idare bu dertlere deva olabilirdi. Sîzlere de öyle söylediler. Sizler safsınız, sizler sabursunuz. Sizler fenalıklardan sakınırsınız. Bu fezail ise bir insanı, bir milleti yükseltebilir. Fakat bir kusurunuz var. Ekseriyetle yazar okur değilsiniz. Çünkü vaktiyle köyünüzde, kasabanızda mektepler açılmadı. Alman maarif paraları İstanbul'a getirildi. Açılan mekteplere de bihakkın okutacak, öğretecek muallimler tâyin olunmadı. Bunun içindir ki sîzleri kandırmak pek kolay oldu.
Meşrutiyet ilân olunduktan sonra araya yine sîzleri soyan, haraca kesen hainler girdi. Yine sîzleri soymak ve haraca kesmek için, adem-i merkeziyet fenadır diyerek bin türlü yalanlar, tezvirler uydurularak sîzleri bizleri aldattılar, uyuttular. Merkeziyet usulü devleti büyültüyor, fenalıklardan eser kalmaz diye sîzleri kandırdılar. Doğruyu söyleyen, hür ve malumatlı vatandaşları hain tanımanızdan cesaret alarak bunları da iftiralarla, kurşunlarla, yalan mahkûmiyetlerle öldürmeye sonra da ulemayı kesip asmaya başladılar. Bütün bunları yine sîzleri soymak için ve yazar okur olmamanızdan saflığınızdan istifade ederek yaptılar. Artık kendilerine yan bakacak, yahut yalanlarını ortaya koyacak, anlatacak kimse kalmadığını görünce bu sefer İslâmları birleştireceklerinden, Kafkasya'yı Türkistan'ı, Hindistan’ı, Mısır'ı, Cezayir'i, Tunus'u, alacaklarından ve mes'ud olacağınızdan söze giriştiler. Bu sefer sîzleri sevine sevine aldattılar. Vatandaşlar, sîzleri böyle sevindiren, aldatan hainler gördünüz mü nihayet neler yaptılar? Sîzleri asker diye hududa koşturdular. Köyde kalan familyanızın, ananızın, küçük oğullarınızın, küçük büyük kızlarınızın aç ve çıplak ve bin zahmetlerle ekip biçtikleri ekinini öşür ve öşürün bir misli ve daha ve daha bir misli bilmem ne diyerek yağma ettiler, getirdiler. Ne sîzlere verdiler, ne de şehirlilere değer fiyatıyla satarak milleti açlıktan kurtardılar. Bil'akis aşarı yükselterek, milletin kanım emerek, elinde avucunda ne varsa hepsini alarak sattılar. Sair vatandaşlarımızı öldürüp mallarını yağma etmek için de bunlara da hain namını verdiler, sîzleri aldattılar, onları da telâşa düşürdüler, kesdiler, astılar. Elbisenizi, erzakınızı vermediler, sattılar, herkesi açlıktan çıplaklıktan öldürdüler.
Utanmadan, Allahtan korkmadan, anamızdan, ablamızdan, familyamızdan kızlarımızdan nakliye taburları yaptılar, çocuklarını kucağında taşıyan kadınlarımızı, sırtlarında ağır yüklerle karlar üzerinde günlerce yürüttüler. Bunları da soğuktan, açlıktan, zahmetten öldürdüler. Hapishaneden mahkûmları çıkardılar, çete teşkiliyle yollara, kasabalara saldırdılar. Vapurları, şimendüfer- leri, kayıkları, sandalları, ticareti, kanunlarla, selâhiyet-i teşriiye ve icraiyeyi ve cemiyetlerinin nüfusunu istimal ile ele aldılar. Her tarafta fiyatı istedikleri gibi yükselttiler. Tekâlif-i harbiye dediler, elimizde ne var ise aldılar. Tüccarı, zürrayı, esnafı soydular, korkuttular.
Elhasıl her yerde ve her surette milleti açlıktan çıplaklıktan öldürdüler. Millet yüzbinlerce kurbanlar, şehitler verdi. Öksüzler, yetimler, fakirler çoğaldı. Onlar ise beride milyonlarca liralık servetlere malik oldular. Vatandaşlar! Vaktiyle merkeziyet üsülünü iyidir diyen, vatanını milletini sevenleri, korkmayarak doğruyu söyleyenleri, sîzlere hain diye gösteren o alçakların maksatları milleti soymaktı. Artık şimdi sizler de bu hakikati gördünüz, anladınız. Onlar maksatlarına ancak merkeziyet usuliyle muvaffak olabileceklerini bildikleri için, sîzleri vaktiyle adem-i merkeziyet hakkında türlü türlü yalanlar söyleyerek aldatmışlardı. Meşrutiyet ilânında adem-i merkeziyet usulü kabul olunsa idi, bittabii İstanbul'un münasebetsiz emirlerinin vilâyetlerimizde, kasabalarımızda, köylerimizde tesiri olamazdı.
İstanbul'dan ne bir yabancı nahiye müdiri ve kaymakam ve mutasarrıf gelebilirdi, ne de gelse memleketimizi soymaya, milleti ezmeye cesaret edebilirdi. Şikâyetlerimizi dinleyecek bir yer bulunmadığını bilerek istedikleri kadar fenalıklar yapamazlardı. Adem-i merkeziyet usulü kabul olunsa idi şikâyetlerimizi buraya yazmak değil, orada dinletmek hakkını haiz olurduk. Bizlere ne gelen memurlar ve ne de İstanbul fenalık yapabilirdi. Adem-i merkeziyet usulü kabul olunsa idi sîzleri aldatan İttihat haydutları ne Bab-i Ali'yi basarak en namuslu vezirimizi şehit ve o zamanki Padişahımızı tehdit etmek suretiyle bir eşkıya hükümeti vücude getirirler ve ne de Vilâyeti kıskıvrak bu şâki hükümete râm edebilirler idi.
Olan oldu, giden gitti, bademe bu fenalıklar olmamak için sîzleri vaktiyle aldatanların yüzlerine türünüz. Güya hukukunuzu müdafaa etmek üzere cebren iğfalen reylerinizi almak suretiyle intihap ve izam olunan mebuslara artık aldanmayınız. Onlar bu yalancılarla, bu hainlerle tanışıklı döğüş yaptılar. Sîzlerin vekilleriniz diye koltuklarını kabarttılar. Alemi kandırdılar. Halbuki hırsızlarla ortak olarak sîzleri soydular, soydular. Artık elverir, İstanbul'da sefahata, israfata, istiptada yarayan merkeziyet usulünden nefret edelim. Osmanlı devlet ve vatanının birliğine ve tamamlığma halel getirmemek ve padişahımız etrafında toplanmak üzere adem-i merkeziyet usulünün tatbikini isteyelim. Milletimizin ve vatanımızın, devletimizin saadet ve selâmetini adem-i merkeziyet usulünde bulacağımıza kat’iyen emin olalım. Bunca tecrübeler, bunca felâketler ümitlerimizin kuvvetli olduğunu bizlere ilham ediyor. Vatandaşlar birlikte çalışmayı bilmez isek, yine neme lâzım demekte devam edersek, o zaman bizler icra-i hükümette katiyyen hakkımız olmadığını bilmeliyiz. Ve başka milletlerin boyunduruğu altında yaşamağa mahkûm olduğumuzu anlamalıyız. Aranmayan, istenmeyen bir hak, hak olamaz. Hakkımızı arayalım, nefsimizi nasıl düşünüyor isek milletimizi de öylece düşünelim. Nefsimiz için nasıl çalışıyorsak, milletimiz için de öylece çalışalım. O zaman hâkim kalmak hakkını haiz oluruz. Dünyada bu hakkı bizden nez' edecek bir hak, bir kuvvet tasavvur olunamaz.
Bunun içindir ki adem-i merkezi- yet-i idariye usulünü cemiyetimiz bir gaye-i mukaddes olarak bildi. Bu gayeye vusul için çalışmayı bir vazife-i vataniye ve bir hizmet-i mes'ude-i milliye tanıdı. Cemiyetimiz, adem-i merkeziyet-i idariye eşkâlini tâyin ve takrir etmek, bir kısm-i vatanı ve bir hizb-i milleti teşkil eden vilâyetimizde sâkin efrad-ı milletin hukuk-u esasiye- sinden olduğunu gördü. Bunu da gaye olarak tanıdı.
Tamamiyet-i mülkiye-i Osmani- yeyi haleldar etmemek ve Padişahımız etrafında toplanmak suretiyle hudud-u meşrutiyet-i takrir için milletin arzu ve iradesini izhar etmek bir hakk-ı esasidir. Milletin arzu ve iradesine ibtinâ etmeyen şekl-i meşrutiyet, temeli çürük binaye benzer. Bu sebebledir ki hukuk-u esasiye-i milleti, vezaif-i icraiyeyi tesbit eden kanun-u esasiyi takrir için müsaadat-ı milletin içtimaa daveti daha bir akide olarak esasat-ı siyasiyemize dahil oldu.
İttihat cemiyetini terkip eden İttihat kulüplerinden ahz-ı kuvvet ve erkân-ı ittihadiyeden teşekkül etmiş olan hey'et-i siyasiye ve teşriiye ile erkân-ı ittihat tarafından yapılan cinayetlerden cephe-i pâkimize, tarih-i millimize sürülen o kara lekeyi yıkamak için evvel emirde, hey'et-i siyasiye ve teşriiye ile erkân-ı ittihat ve evamil-i ve vesait-i icraiyeden gerek bizzat ve gerek bilvasıta cinayeti tertip ve ikaını emr eden ve ettirenlerin acilen ve eşhas-ı saire-i müteaddi- deye tercihan ve mevkufen icra-i mücazatlarını talep ve temin eylemek ve hey'eti içtimaiye ve cemiyet-i milliyemizi katillerden, sarikİerden, yağmagerlerden tathir etmek cümlemizin vazife-i medeniye ve insaniyemizdir. Bunun içindir ki bu akide de programımızda bir umde olarak dahil oldu.
İlân-ı harble, yağmagerlikle, iğtisaba, ihtikâra miibaderetten mukaddem hiç bir servete malik olmayan hey'et-i siyasiye ve teşriiye ve avamil ve vesait-i icraiye ve askeriye ve erkân-ı ittihatça bu müddet zarfında cem' ve idhar edilen cesim ve azim servetlerin - ister müessesat-ı maliye ve sarrafiye ve ticariyede, isterse münferit surette ve eşhas nezdinde müstamel ve medhur olsun- hukuk-u efrad-ı milleti siyaneteıı hükümetçe vaz-ı yed ile taht-ı muhafazaya ahzı ve bu suretle hukuk ve emvali mağsube ve mesruka-i milletin istirdadı esbabının te'mini vezaif-i insaniye ve medeniyemizden olduğu için bu akide dahi programımızın esasatı meyanına idhal edildi.
Programımızla takip edeceğimiz gayeye vusul ile alnımıza sürülen cinayet lekeleri temizlenebilir. Sonra da, merkezden başlayarak köylere kadar tevessü eden irtişanın, irtikâbın, ihtikârın, yağmager- liğin, istipdatm vukuu imkanı izale edilmiş olur. Yer yer vatanımızın husul-u ümranı, milletimizin fakr ve sefaletinden halası, daire-i imkâna dahil olur. Milletin arzu ve iradesine muvafık hukuk-u esasi- ye-i milleti tesbit eden bir kanun-i esasi vücud bulur. Adem-i merkeziyet idare-i eşkâli ve hududu taayyün eder. Katiller, caniler, cezalarım görür. Memleketimizde her fenalık yapanların yanına kalır ümidi kökünden koparılır. Havf-ı ceza, hubb-u adalet ve vazife hisleri canlanır, büyür, yaşar. Böylece millet, hakk-ı hayata malikiyetini cihana göstermiş olur, sevgili vatandaşlarım. ☆
" Birçok yazarlar, isim benzerlikleri ve birbiri içine girmiş gelişmeleri bakımından cemiyetleri birbirine karıştırmakta, bu yüzden Milli mücadeleyi hazırlayan günlerin olaylarını izlemek zor, hattâ imkânsız hâle gelmektedir." (...) ” Bâzı yazarlar, merkezi İstanbul'da bulunan Trabzon Ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin Trabzon bölgesindeki şubeleriyle, daha sonra Trabzon'da kurulmuş bulunan Trabzon Muhafaza-i
Hukuk-u Milliye Cemiyeti’ni birbirine karıştırmışlardır.")...)“ Meselâ; Genel Kurmay Başkanlığı Harp Dairesi'nce yayınlanmış bulunan "Türk, istiklâl Harbi" adlı eserin 1. cildinde, Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiye- ti'nin adı, 'Trabzon ve Havalisi Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti" olarak (s. 73) yazılmıştır.” Mahmut Goloğlu, Erzurum Kongresi, Ankara, 1968, Nüve Matbaası, s. 12-18.
2 Tarık Zafer Tunaya'nın İstanbul'da 1952 de basılmış "Türkiyede Siyasi Partiler, 1859-1952" isimli değerli kitabının 444. sayfasında Cemiyetin kuruluş tarihi "Kânun-i evvel 1335 (Aralık 1919) ” olarak zuhulen gösterilmiş ve kitabın 1986 da Hürriyet Vakfı Yayınlarından çıkarılan 2. baskısında farkına varılarak zuhul düzeltilip kuruluş ocak 1335 de olduğu belirtilmiştir. Büyük Larousse, Gelişim Yayınları, İstanbul, 1986, s. 11671 ve Türk Ansiklopedisi, Ankara, 1982, s. 368 gibi kaynaklarda hangi ayda olduğu belirtilmeden Cemiyetin kuruluş tarihi olarak 1919 senesinin gösterilmesiyle yetinilmiştir. Ana Britannica Genel Kültür Ansiklopedisi' nin (İstanbul, 1990) Cilt: 21, s. 145 de, ocak 1919 tarihi gösterilmektedir.
3 Trabzon'un eski ailelerinden Şa- tırzâdelere mensup bulunan Haşan Hicabı Bey, haftada beş gün çıkan "Tarık" gazetesini yayınlamış ve Trabzonda bu gazetesiyle Hürriyet ve itilâf Fırkası ile Başkanı bulunduğu Trabzon Ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin fikirlerinin yayılmasına çalışmıştır.
Mustafa Reşit Tarakçıoğlu; "Trabzon'un Yakın Tarihi", KTÜ Yayını, Trabzon 1986, s. 36.
4 Süleyman Sudi, 1866 da Bayazıd'da doğmuş, Rüşdiye ve medrese eğitimi görmüş, 1908 de ittihat ve Terakki Fırkasından Bayazıd meb'usu seçilmiştir. Bu partiden ayrılarak, kurucuları arasında yer aldığı "Ahali Fırkası"na girmiş, bu fırkanın Hürriyet Ve Terakki Fırkasına dönerek 1912'de ikinci defa Bayazıd meb'usu seçilmiştir. Meclisin feshi üzerine 1914'de yapılan seçimlerde Lâzistan meb'usu olmuştur. T.B.B.M. de 1920 ve 1923 dönemlerinde Bayazıd meb'usu olarak görev yapan Süleyman Sudi 1927 de Ankara'da ölmüştür. "Büyük Larousse, s. 10912"
5 Mehmet Kâmil, Goloğlu'nun a.g.e. de ve Büyük Larousse'da iki kişinin ayrı ayrı isimleri olarak, Tunaya'nın eserinde ise bir kişinin iki ismi olarak gösterilmektedir.
6 Tunaya, Goloğlu kitaplarında kurucular arasında Nazmi Nuri'yi göstermemektedirler. Türk Ansiklopedisi ile Büyük Larousse'da da kurucular listesinde Nazmi Nuri yazılı değildir. Ana Britannica ise kurucuların son ismi olarak Nazmi Nuri'ye yer vermektedir. Tunaya da, kitabının 2. baskısında (s. 359) Nazmi Nuri'yi kurucular arasına katmıştır.
7 Çevrim yazısını aşağıda sunacağımız Cemiyetin Beyannamesinde, ittihat ve Terakki Fırkası erkânı haklarında, hainler, katiller, caniler... gibi ifadeler kullanılmaktadır.
8 "Lâzistan (Rize) Şubesi; Tuzcuzâde
Şaban Efendi başkanlığında, Kazancı- oğlu İbrahim, Turnaoğlu İsmail, Tuzcuzâde Hakkı, Taviloğlu Ethem, Hacıosmanzâde Faik Efendi taraflarından kurulmuştur. Goloğlu a.g.e.s. Trabzon ve Mustafa Kemal, KTÜ Yayını, Mayıs 1981, s. 12.
Tunaya, Cemiyetin Sürmene şubesinin açıldığını yazmakta ise de, Cemiyet Of ve Rize'de şube açmış, fakat Sürme- ne'de açmamıştır, a.g.e.s. 444.
9 Trabzon ili ve ilçeleri Eğitim, Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı ile Trabzon Kültür Ve Dayanışma Derneği taraflarından Ankara'da Aralık 1989'da yayınlanan "Trabzon" Yıllığı'nın 55-64. sayfalarındaki "Trabzon'da Jön Türkler, Trabzon Vilâyeti Terakki ve Teali Kulubü, Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti” isimli makalesinin 56. sayfasında Kudret Emiroğlu, Cemiyetin Trabzon'da taraftarı bulun-madığına dair görüşe katılmadığını belirterek, Şatırzâde Haşan Hicabi'nin Trabzon'daki faaliyetlerinden ve Prens Sabahattincilerin 1902'de kurulan "Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti"nin Trabzon'da şubesinin açıldığını kaynaklarını göstererek bildirmektedir.
10 Alemdar Gazetesi, 1911 de Refi' Cevat (Ulunay) ve Pehlivan Kadri Beyler tarafından İstanbul'da yayınlanmıştır. Bir aradan sonra yeniden 1918 de yayınlanan Alemdar Gazetesi, ittihatçı ve Müdafaa-i Hukukçulara karşı şiddetli
bir politika izlemiştir. Tunaya, a.g.e. 2. baskı, s. 277.
11 Tunaya, a.g.e. 2. baskı, s. 361.
12 Emiroğlu, adı geçen makale, s. 55.
13 Tunaya'nın çevrimyazısında "terakki” sözcüğü yazılı değildir, a.g.e., 2. baskı, s. 361.
14 Tunaya'nın çevrimyazısında bu sözcük yerine “inanan" sözcüğü yazılıdır. Bu yanlışlığın "ibtinaen" (= dayanılarak, kurularak) sözcüğünün arap harflerinden okunamamasından ileri geldiği anlaşılmaktadır, a.g.e. 2. baskı, s. 361.
15 Tunaya'nın çevrimyazısında, "mevku- fen" (=tutuklu olarak) sözcüğü de yanlış okunulması sonucu "mevsukan" (= belgeli olarak) şeklinde yanlış verilmiştir, a.g.e. 2. baskı, s. 361.
16 Tunaya'nın çevrim yazısında "meclis-i" sözcüğü atlanılmış ve yazılmamıştır. a.g.e., 2. baskı, s. 361.
17 Tunaya'nın çevrimyazısındaki “mensu- bat-ı" imlası yanlıştır, a.g.e. 2. baskı, s. 361.
18 Tunaya'nın çevrimyasında zuhulen “tevessül" olarak yazılmıştır, a.g.e. 2. baskı , s. 361.
19 Tunaya'nın çevrimyazısında zuhulen "mekzube" biçiminde yazılmıştır, a.g.e.
2. baskı, s. 361.
20 Cemiyetin beyannamesinde kendisinden "mücahid-i muazzam, irfan-ı pe- nah-ı muhterem" sözleriyle bahsedilen Prens Sabahattin, II. Abdülhamit'in kardeşi Seniye Sultan ve Mahmut Celalettin Paşa'nın oğlu olarak 1878 de İstanbul'da doğmuştur. 1899 da babası Mahmut Celalettin ve kardeşi Prens Lütfullah ile kaçtıkları Avrupa'da, II. Abdülhamit yönetimine karşı mücadele eden grubun önderlerinden olan Prens Sabahattih, bir süre Mısır'da kalıp sonra Paris'e yerleşmiş, burada toplum ve siyaset hakkındaki görüşlerini, "Meslek-i İçtimai" ekolünün kuramlarına dayandırarak, OsmanlI toplumunun ancak "Teşebbüs-ü Şahsi" (=özel girişimcilik) ile kurtuluşunun sağlanabileceğini savunmuştur. 1902 senesinde Paris'de toplanan "OsmanlI Liberalleri Kongresi'nde, ingilizlerin yardımıyla yapılacak bir darbe ile II. Abdülhamit'i devirmeyi savunan ve müdahaleci gurup” diye adlandırılan gurubun önderi olan Prens Sabahattin, bu düşünceye 21
karşı Ahmet Rıza önderliğindeki "Adem-i müdahaleciler" gurubunun kurdukları "Terakki ve ittihat Cemiye- ti"ne karşı, "Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti"ni kurdu. Düşüncelerini, ''Meşveret'1 ve "Terakki” isimli Paris'de yayınladığı gazete ve dergi ile yaymaya çalıştı. 1908 II. Meşrutiyeti ile Türkiye'ye dönen Prens Sabahattin'in fikirleri "Ahrar Fırkasfnca benimsendi. Hürriyet ve itilâf Fırkası da, Prens Sabahattin'in teşebbüs-ü şahsi ve adem-i merkeziyet hakkındaki fikirlerini izledi. Mahmut Şevket Pa- 22
şa'nın öldürülmesine adı karıştığından kaçtığı Avrupa'dan 1918 de yurda döndü. Yazılarıyla Kurtuluş Savaşını destekledi. 1924 de çıkarılan kanunla, Osmanlı Hanedanı meyanında yurddışı edildi. Yerleştiği İsviçre'de 1948 de yoksulluk içinde öldü. Başlıca yapıtları: "Teşebbüs-ü Şahsi ve Tevsi-i Mezuniyet Hakkında ikinci izah" (1908), "Mesleğimiz Hakkında Üçüncü ve Son izah" (1911), "Türkiye Nasıl Kurtarılabi- lir" (1918, 1950, 1965), Büyük Larousse, S. 9645.
21 II. Meşrutiyeti hazırlayan siyasi hareketin lideri Ahmet Rıza, 1859 da İstanbul'da doğmuştur. İbrahim Temo ve Abdullah Cevdet ve arkadaşlarınca kurulan İttihat ve Terakki Cemiyetine katıldı. Paris'de "Meşveret" ve "Şüra-i Ümmet" gazatelerini çıkardı. Auguste Comte'nin pozitivizm ceryanını benimsedi. Prens Sabahattin'in adem-i merkeziyetçilik ve "müdahalecilik" düşüncelerine ve gruplarına karşı adem-i müdahalecilik ve merkeziyetçiliği savundu. Bu düşüncedekilerin gurubuna lider oldu. İttihat ve Terakki Fırkası Ahmet Rıza'nın düşüncelerini ve gurubunu benimseyip savundu. I. Dünya savaşından sonra Padişah Vahdettin tarafından "Ayan Meclisi" başkanlığına getirildi. Daha sonra gittiği Paris'den, Kurtuluş savaşı kazanılınca yurda döndü. Hatıraları Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan Ahmet Rıza 1930 da İstanbul'da öldü.
22 Mahmut Şevket Paşa, 1856 da Bağ- dat'da doğdu. Askeri kademelerde görevler aldı ve 1882 de Erkânı -Harb Reisi oldu. "Hareket Ordusu" adıyla anılan askeri birliğin Kumandanlığında, Selânik'den İstanbul'a gelerek 31 Mart ayaklanmasını bastırdı. İttihat ve Terakki Fırkası doğrultusunda hareketle II. Abdülhamit'i tahttan indirdi. Enver paşa, Talat Bey, Mümtaz ve Mustafa Necip ve Yakup Cemil Beyler tarafından gerçekleştirilen Bab-ı Ali baskınının ardından Sadrazam oldu. Aynı zamanda Harbiye Nazırlığı görevini de yüklenen Mahmut Şevket Paşa, İstanbul'da Divanyolu Caddesinde yapılan suikasta
11. 6.1913 de öldürüldü. Türk Ansiklopedisi, Cilt: 23, s. 185-186
        

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2012 | Tüm hakları saklıdır