|
1915 Felaketinde Mesudiye’den Yükselen
Vicdanın Sesi
|
|
|
|
Gönderen: Sait
Çetinoğlu
Dostum Ragıp Zarakolu bu yaz yaptığı Karadeniz
gezisinin izlenimlerini anlatırken denizden,
doğadan , yaylalarlardan
ve hemşehrilerimin
sıcaklığı yanında,
Mesudiye’deki
Ermeni kilisesinin de halk tarafından kendi
imkanlarıyla restore etmeye çabaladıklarını
söyleyince Mesudiye halkının yıllar önce 1915
Felaketi sürecindeki vicdani davranışını
hatırladım.
Olay şu; 1915 Felaketinde
tehcir kervanlarının birinin yolu Mesudiye’ye
düşer. Kervandakiler Ordulu son Ermeni
kafilesidir ve bu Ermeniler İslamiyeti kabul
etmişlerdir.
Başlangıçta İslamiyete geçen
Ermeniler tehcirden istisna edileceği karar
altına alınmışken hemen bundan vazgeçilir ve
Ermeniler İslamiyeti seçse bile ölüm yolculuğuna
çıkarılmaktan kurtulamazlar.
Mesudiye’ye gelen mühtedi Ermeniler acınası
durumdadırlar ve kasaba ileri gelenleri
İstanbul’a mehişata telgrafla bir dilekçe
vererek bu kurbanların tehcirden istisna
edilerek Mesudiye’de iskan edilmesini isterler.
Dilekçenin akibetinin ne olduğunu bilmiyoruz.
Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki dilekçe ekinde
başkaca bir
yazışmanın olmaması vicdanlı Mesudiyelilerin
dileklerinin kabul edilmediği ve bu kurbanların
ölüm yolculuğuna çıkarıldığını düşündürüyor.
Mesudiyelilerin kendi
Ermenilerine karşı tavırlarını bilmiyoruz ama en
azından İslamiyete geçen Ermenilere kucak açmaya
çalıştıklarını İstanbul’a Mehişate gönderdikleri
11 Temmuz 1915 tarihli telgraflarından
anlıyoruz. Telgraf aynı zamanda tehcir
konvoylarındakilerin yürekler acısı durumunu da
tasvir etmesi açısından önemli bir belge
niteliğinde.
Telgraf sıcak ve duygusal bir
dille yazıldığından –ki bunda Ermenilerin
İslamiyeti seçmelerinin rolünün olduğunu da
düşünsek de- diline dokunmayıp bugün konuşulan
dile çevrilmesine ihtiyaç duymadık.
Vicdan sahibi Mesudiyelilere
bu vesileyle selam olsun.
Sözü Mesudiyelilere
bırakıyoruz.
Telgrafname 509[1]
11 Temmuz
331 [1915]
Makam-ı
Mualla-yı Hazret-i Mehişate
Mahrec:
Mes’udiye
Ordu’nun onbeş hanelik son
Ermeni kafilesi ekserisi kadın ve çocuk
ve sigardan
mürekkep olarak kasabamıza vürud ettiler. Bunlar
arzü-yı vicdanlarıyla İslamiyeti kabul
ettiklerine dair yedlerinde vesikaları olup
akaid, adab-ı ahlakiye talim ve salat-ı hamse-i
mefruzayi cami’-i şerifede eda ediyorlar. Bu
mühtediler artık İslamiyeti kabul ettiklerine
şüphemiz olmayıp Ordu’ya iade olunmamak üzere
civar münasip bir kasabada iskanları çaresine
tevessül için cami kapularında ve sokaklarda
ahali-i İslamiyeyi yakalayıp gözlerinden kanlı
yaşlar akıtarak istişfa ettiriyorlar.
Binaenaleyh maksad-ı fi’l ba-husus her nev’
tekalif-i şer’iyye ve kanuniyyeye münkad bu
Osmanlıların mağduriyetlerine şeriat-ı gara
cevaz vermeyeceği gibi Hükümet-i Seniyye de razı
olamıyacağını bildiğimizden dolayı sevklerinden
sarf-ı nazarla münasip bir mahalde iskanlarını
Hükümet-i seniyye-i İslamiyetimizin nasfet-ü
adaletinden istirham eyleriz.
Ferman .
Ali
Çavuşzade İsmail
Serdarzade Mustafa
Müfti
İbrahim
Kasaba
İmamı Arif
Şer’iyye
Başkatibi Raif
[1]
BOA DH 10/96/5
Bu makaleyi beğendiyseniz lütfen
paylaşın!
|