Zeybek Kültürü ve Müziği – Okan Murat Öztürk

Haydindi Zeybek havası!
Yazan: BURHAN
EREN Yazı Kaynağı: Kitap Zamanı
Denizi
uzaktan görmüş olan da denizi biliyorum der,
kıyısına gidip elini yüzünü yuyan da…
Bir de derinlerine dalıp çıkanlar var, işte
onlar gerçek müzisyenler…’ Bu benzetme, Ege
zeybek müziği icracılarının -davul ve
zurnacılarının- membaı olan Aydın Germencik’teki
zurna icracısı Doğan Zentur’a ait. Yörenin en
değme zurnacılarından olan Doğan Usta,
zeybeklerin otantik icracılarının giderek
azaldığını söyleyip, gerçekleşeceği aşikâr şu
tespiti de yapıyor: “Ama bir gün sorulacak…
Değer verdiğimiz Avrupalılardan biri gelip
soracak, ‘Burada sizin iyi bir müziğiniz vardı,
ona ne oldu!’ diye…”
Bu sözler, ‘Zeybek
Kültürü ve Müziği’ adlı eserden… Kitabın yazarı
Okan Murat Öztürk, nitelikli müzik
dinleyicisinin icracı kimliği ile yakından
tanıdığı bir isim. Çünkü Öztürk, Anadolu’nun
otantik sazı bağlamanın günümüzdeki önemli
icracılarından biri. Bağlamanın icrasına
getirdiği yenilikler, bu sazın kapasitesini ve
bu coğrafyanın müzikal çeşitliliğini ortaya
koyması bakımından Öztürk’ün ‘farklı’ duruşu, bu
müzik türünde sanat icra edenler arasında onu
öne çıkardı. Ancak müzikle akademik düzeyde
ilgilenenler, bu özelliklerinin yanı sıra
Öztürk’ü, müzik kongre ve sempozyumlarındaki
bildirileri ile akademik dergilerdeki
yazılarından Türk halk müziğine yönelttiği
farklı bakışıyla da biliyor.
Bu
çalışmasıyla Okan Murat Öztürk, sesi ve sazıyla
albüm ve konserlerinde başarıyla icra ettiği
zeybeklerin kültürünü, halk müziği içindeki
yerini, bu yerin özelliklerini, müzikal
analizlerle ortaya koymuş. İçeriği ve kapsamıyla
bir yüksek lisans tezi olmanın çok çok ötesine
geçmiş olan bu eser, Öztürk’ün ‘sıkı’ bir icracı
olduğu kadar, özgün yorumlarıyla donanımlı bir
müzikolog olduğunu da ortaya koyuyor. Kitapta,
çalışmanın amacı, kapsamı, kaynakları, kuram ve
yöntemi belirtildikten sonra, ilk üç bölümde,
zeybek kültürünün tarihsel sürecine, zeybek
kimliğinin ‘eşkıya’dan ‘milli kahraman’a evrilen
imajına ilişkin doyurucu bir arka plan çizilmiş.
Yazılı kaynaklarda var olan zeybek imgelerinin
detaylı bir araştırmasının da yapıldığı bu
bölümde, zeybek danslarının simgelerine, zeybek
kıyafetlerindeki motiflere ve bunların taşıdığı
mesajlara değinilmiş. Öztürk, eserin dördüncü
bölümünü, zeybek müzik ve kültürünün bugün en
canlı şekilde yaşatıldığı Aydın Germencik’te
yaptığı alan araştırmasına ve burada elde ettiği
sonuçlara ayırmış. Bu bölümde, icradaki
maharetleriyle yörede öne çıkan davul, zurna ve
bağlama ustaları ile yapılmış röportajlar ve
onlardan elde edilen bilgiler de var. Kitabın
‘alanında ilk ve tek eser’ olmasını sağlayan
zeybeklerin müzikal analizleri ise son üç bölümü
oluşturuyor. Zeybek müziğinin yapısal ve
karakteristik özellikleri, bu müzikte kullanılan
ses genişlikleri, geçkiler, süslemeler, usuller
ve usullerde değişiklikler gösteren farklı
varyasyonlar, makamlar, bu müziğin icrasında
kullanılan enstrümanların çalış teknikleri ve
daha pek çok konu, bu bölümün ara başlıklarını
oluşturuyor.
İçeriği ve kapsamı
bakımından Türkiye’de ilk ve tek eser olan
‘Zeybek Kültürü ve Müziği’, Anadolu’nun
batısındaki bu müziğin bilimsel analizinin yanı
sıra, sanatçının Türk halk müziğine sözünü
ettiğimiz ‘farklı’ yaklaşımını da ortaya
koyuyor. Bu farklılık, daha önceki dönemlerde
ortaya konmuş ve şu an müzik akademilerinde ve
TRT’de kabul görmüş teorik sisteme ve bilimsel
bir araştırmaya dayanmayan, ihtiyacı gidermeye
yönelik resmi nazariyata yönelttiği esaslı
eleştirilerinde ortaya çıkıyor. Çalışma, otantik
Türk müziğinin orijinal özelliklerini daha çok
yansıtan bir icranın yapılabilmesi için
hâlihazırdaki yanlışlıkların giderilmesi
noktasında iyi niyetli bir teklif aynı zamanda.
Klasik Türk musikisindeki neredeyse
bilinen bütün mürekkep makamları kullanması,
bestelenmiş en değme peşrevden aşağı kalmayan
geçkileri ve ezgi motifleri ile zeybekler,
Anadolu’nun müzikal olarak en zengin yerel
müzikleri arasında. Ancak bu muhteşem zenginlik,
değişen sosyal ve kültürel şartlar, popüler
müziklerin yoğun baskısı, otantik icracılarının
giderek azalması ve Anadolu’daki bütün müzikleri
folklora indirgeyip ‘Türk halk müziği’ adıyla
toptan ele alan ve aslını ıskalayan bir teoriyle
açıklamaya çalışan akademinin yetersizliği gibi
sebeplerle her geçen gün biraz daha kaybolmaya
yüz tutuyor. Okan Murat Öztürk’ün, başlığının
altını hakkıyla doldurduğu ‘Zeybek Kültürü ve
Müziği’ adlı eseri, bu kayboluşta ve savrulmada,
sahih bir arama ve bulmanın bir ürünü olarak
ortada duruyor. Üstelik eser, metnimizin başında
sözleriyle yer alan Germencikli Zurnazen Doğan
Usta’nın benzetmesiyle, ‘denizin derinine
dalmış’ gerçek bir müzisyenin, icracının
kaleminden… Bu müziğin ve kültürün tarihi arka
planını, eserlerin müzikal analizlerini, bugünkü
icracılarını ve onlarla yapılmış röportajları
içeren kitap, zeybeklerin bir gün ‘Onlara ne
oldu!’ diye sorulmaması için yapılmış özverili
bir çalışma…
Satın almak için
aşağıdaki resmi tıklayın:
Bu makaleyi
beğendiniz mi?
|