Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle       ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

Karadeniz kültürü, karadenizliler, Lazlar

Neden Karalahana.com?

 KARADENİZ MÜZİK

 KARADENİZ TARİH

 KİM KİMDİR

 

 

 

 KARADENİZ FORUM

 EDİTÖRDEN

KARADENİZ GAZETELERİ

Tüm Karadeniz Gazeteleri ve Karadeniz Televizyonlarına tek bir sayfadan ulaşın

 

 

LİNKLER

 ARTVİN SİTELERİ

 ORDU SİTELERİ

 BAYBURT SİTELERİ

 SİNOP SİTELERİ

 KARADENİZ BÖLGESİ

KARADENİZ HABER

 

Türk Halk Oyunları

A  - B - C - Ç - D  - E - F - G - H - I - İ - K - L - M N  - O - P - R - S - Ş - T - U  - V - Y - Z
Karadeniz fotoğraf arşivi karadeniz fotoğrafları resimleri




 





PONTUS: Antikçağ'dan Günümüze Karadeniz'in Etnik ve Siyasi Tarihi


Özhan Öztürk


Bu kitap, Karadeniz çevresinde beliren ilk yaşam izlerinden günümüze dek gerçekleşen tüm tarihî gelişmeleri jeopolitik odaklı değerlendiren bir tarih anlayışının yanı sıra; coğrafya, arkeoloji, etnoloji, folklor, hatta genetik kaynaklar da kullanılarak oluşturulmuş disiplinlerarası bir çalışmadır. Karadeniz kıyısında ortaya çıkan yerleşimleri; otokton halklar ile istilacılar arasında doğal kaynakların paylaşımına paralel olarak gelişen yerleşim ve çatışma ilişkisini; Karadeniz’e egemen olmak isteyen güç odaklarının mücadele ve yönetim modellerini; zaman içinde yaşanan göç, sürgün ve çatışmaları; mümkün olduğunca 20. yüzyılın ideolojik kurgularından uzak durmaya çalışılarak okuyucuya sunulmaktadır. Dolayısıyla Pontus: Antikçağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasi Tarihi, Türk arşivlerindeki verileri pek alışılmadık bir biçimde İngiliz, Yunan, Ermeni, Rus arşiv ve kaynaklarıyla kıyaslayarak ele alan, güncel makale ve bulguların yanı sıra yerel dil ile folklorik arşivleri de yorumlayarak kullanan devrimci bir çalışma olup tarih, arkeoloji ve etnoloji meraklıları kadar Karadeniz havzasının jeopolitiğini anlama bağlamında kapsamlı içeriğiyle siyaset öğrencilerine de özgün bir vizyon kazandıracak niteliktedir.

İnternetten indirimli Satın almak için



Yayıncı:
Genesis Kitap,
Yüksel cad. 34/A Kızılay Ankara
Tel: 433 50 41 - 433 77 17

ISBN 978-605-5410-17-9

Bu sayfayı beğendiyeseniz paylaşmak için

 

Kitap Önsöz'ünden

Daha ilk çalışmam Karadeniz Ansiklopedik Sözlük’ü hazırlarken Karadeniz’in tüm kıyılarını içeren coğrafya ve tarih içerikli bir kitap fikrime düşmüştü. Bununla birlikte 19. yüzyılda ulus tarih yazımına ait imal edilen hazır şablonların varlığına karşın Karadeniz havzası gibi çok sayıda ulus ve devletin var olduğu büyük coğrafi bölgelerin tarih yazımı üzerinde uzlaşılan bir ölçütün olmaması, hazırlık aşamasında zor bir engel olarak karşıma çıkıp hevesimi tümüyle kırmıştı. Ancak konuyu ölçeğini kendim belirleyeceğim bir harita gibi ele alıp, her kent ve köyün yerel özelliklerini acımasızca geçiştirmeden, neyi atlayıp ve neye dikkat edeceğim konusunu netleştirip, okurun detaya saplanmadan bütünü görebileceğini umduğum kendimce bir ölçek saptayıp çalışmaya başlamakta gecikmedim. Çalışmamın amacı Türkçe literatürde ihmal edilen bir konu olan Karadeniz coğrafya ve arkeolojisi ile ilgili temel bilgileri verdikten sonra kıyı bölgesini tarihi isimlerine göre bölüm bölüm ayırarak yer yer özgün yorumlarımla birlikte Antik Çağ’dan itibaren yaşamış halkları, kurulan yerleşim ve önemli tarihi olayları akademik bir disiplin içerisinde okuyucuya sunmaktı. Kafasında sorular biriktirmiş veya yeni sorular arayan meraklılarına ideolojik kurgu ve hurafelerden uzak, önceden yazılanları tekrar etmeyecek yeni bir pencere açmak istiyordum. Kitabın konusunun yanı sıra ele aldığım mekân ve zaman aralığının genişliği göz önüne alındığında bile yeterli sayılabilecek arşivimin disiplinler arası bir araştırmayla özetlenip, yorumlanması gerektiği de ortadaydı. Bu yüzden henüz bilim dalları arasına bugünkü gibi sınırların çekilmediği ve dünyanın bugün alışık olduğumuzdan farklı değerlendirildiği Antik Çağ kaynakları dâhil olmak üzere bölge hakkında orijinal bilgi veren her döneme ait kitap, seyahatname, imparatorluk ve kilise kayıtları gibi belgeler ile civar devletlerin uluslaşma sürecinde kendi halklarının geçmişini her türlü günahtan arındırarak imal ettikleri metinlere dek pek çok eseri eleştirel bir gözle inceledim.

Çerkez ve Tatar sürgünleri üzerine yazılmış birkaç çalışma dışında Türkçe literatürde Karadeniz’in karşı kıyıları neredeyse tamamen ihmal edilmişti. Anadolu sahili üzerine yazılanlar ise yine birkaç özgün yapıtın dışında bir yandan Karadenizlileri Orta Asya toplumları ile zorlama iddialarla özdeşleştiren diğer yandan Rum ve Ermenilerin 20. yüzyıl başlarında yaşadığı felaketler dizisini neden-sonuç ilişkisi içinde değerlendirmeden, karşı tarafa en ufak bir empati beslemek bir yana çoğunlukla gerektiğinde yalanlamak için bile olsa Yunan ve Ermeni kaynaklarını kullanmayan, önemli bir kısmı ısmarlama hazırlanmış, ideolojik kaygı güden yapıtlardı. Karadeniz veya Pontus konusunda okuduğum tüm kitapların birbirini tekrar ettiği izlenimini edinirken aynı konuya diğer taraftan bakan Yunanlı veya Ermenilerin de bizim bulunduğumuz yerden pek de farklı bir noktada olmadığını gördüm. Bölgeyi ve insanlarını yemek alışkanlıkları, ahlaki yargıları, düşünceleri, inançları, giyim kuşamları ile tanımanın yanı sıra olan biteni kadim tarihi bilgiler ile birlikte değerlendirerek “doğru” okumak, “doğru” yorumlamak ve mümkün olduğunda “doğru” yazmaya çalıştım. Daha çok okunmak veya tartışılmak uğruna klişeleri ters yüz edeceğim diye tarihi, komplo teorileri ile açıklama çabalarına rağbet etmeyi hiçbir dönem tarz olarak benimsemediğim gibi bu çalışmamda da olabilir dediğim iddialarımın sansasyon yaratmaktan ziyade gerçeği bulma yolunda atılmış iyi niyetli adımlar olduğunu ve her zaman yanılma payım olabileceğini peşinen kabul ediyorum.

Çağlar boyunca tarih adına kaynak olarak kullanılabilecek pek çok seyahatname, belge hatta tanıklığın ilgili dönemin egemenlerince yazdırıldığını, egemenlerin kaybedenleri veya iktidarlarını tehdit edenleri tarihten “silerek” bugün sahip olduğumuz ve nedense değişmez gerçekmiş gibi algıladığımız ortak tarihsel belleği biçimlendiğini düşünüyorum. Sözgelimi konu Karadeniz çevresi olunca özellikle İskit, Trak ve Lazların sırf yazılı kaynak eksikliği yüzünden haklarının yenildiğini, tarihin sadece yazıdan ibaret olmadığını, kendi çağları için önemli uygarlıklara sahip olan bu halkların mirasını sandığımızdan fazla taşıdığımızı sanıyorum. Sonuçta Karadeniz tarihi konusunda olguları kendi tezlerim ışığında değerlendirsem de kitabın ansiklopedik özelliğinden feragat etmemek için genel kabul gören teorileri ön planda vermeye, çoğu zaman kendi yorumumu dip not olarak ayrıca belirterek geri planda kalmaya çalıştım.

1990’lı yıllardan itibaren popüler olan ‘geçmişle hesaplaşma’ bağlamında yakın tarihimizde yaşanan dramlarla yüzleşmeye çalışırken, dönemin kudretli İngiliz başbakanı Lloyd George'un ağzından “Türkler Anadolu'dan atılmalıdır” sözüyle ifade edilen ruh halinin politik yansımalarının Anadolu’da yaşanan pek çok trajediyle neden-sonuç ilişkisi içerisinde olduğunun da farkındayım. Dolayısıyla resmi söylemin ezberine mesafeli dururken aynı mesafeyi savaş propagandası mahsulü tezlere karşı da koruyup, mantık ve sağduyudan uzaklaşmadan, neresinden bakarsanız ancak orasını görebileceğiniz tarihin cam küresinde okuyucunun zihninde gerçeğe en yakın hayali kendimce oluşturmaya çalıştım. Tüm çabama karşın seçkinci ve Batı merkezli tarih yazımından fersah fersah uzakta kalamadığımın da farkındayım. Gittikçe zenginleşen ama güvenilirlik açısından her zaman sorgulanması gereken internet kaynaklarını, yakın zamanda gerçekleştirilen arkeolojik bulgu hatta genetik çalışmaları kitabıma dâhil etmekle, antik kaynakları mümkün olduğunca ilk elden orijinal dilinden değerlendirmeye çalışmakla birlikte Osmanlı arşivi gibi ancak ikinci elden ulaşabildiğim kaynakları verimli kullanamamamın çalışmamın zayıf noktasını oluşturduğunu itiraf etmeliyim. Ayrıca Per Minas Bıjışkyan’ın 1819, Neal Ascherson’un 1995 ve Charles King’in 2004’de yayımlanan Karadeniz konulu çalışmalarından etkilendiğimi ama Akdeniz'i ihtirasla sevdiğini itiraf eden Fernand Braudel’in 1949’da yayımlanan “II. Felipe döneminde Akdeniz ve Akdeniz dünyası” adlı olağanüstü kurgu ve güzellikteki eserinin  beni bu kitap için özellikle kışkırttığını söyleyebilirim. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kendi hâtıralarını aradığı kent tarihi anlatım tarzından ne kadar uzak durmaya çalışsam da asırlar boyunca aynı potada eriyip yekvücut olan Rum, Türk ve Ermenileri birbirinden koparıp, düşman kılan süreç ile acılı göç hikayelerini dinlediğim kökleri Trakya, Bulgaristan, Kırım, Abhazya, Gürcistan veya Romanya’ya dayanan dost, komşu ve akrabalarımın zorunlu göçleri sırasında yaşadığı sıkıntılara karşı tarafsız yaklaşmam mümkün olamadı. Ayrıca bir Trabzonlu olarak ortak kültür ve köklere sahip olduğumuz Rumların Anadolu’dan kopuş sürecinden ve aynı mekanları paylaştığımız tıpkımızın aynısı olan bu insanlarla 1-2 kuşak içerisinde tamamen yabancılaşmamızdan oldukça etkilendim. Özellikle 1923 sonrasında Atina ve Selanik’in kenar mahallelerinde neredeyse 50 yıl boyunca prefabrik evlerde Yunanistan’ın üvey evlatları olarak ağırlanan Anadolu’nun bu güzel çocuklarını ayakta tutan tek şeyin bir gün Anadolu’ya geri dönme umudu olduğunu, tıpkı bizim gibi anavatanlarında başı dik yaşamanın mücadelesini vermek dışında başka bir günahları olmadığını bilmenin vicdanıma taşıttığı ağır yükü de okuyucuyla paylaşarak hafifletmek istedim.

Son olarak bu kitabı yazmam için desteğini esirgemeyen, eleştirerek, bilgi veya kaynak paylaşarak ufkumu genişleten tüm dostlarıma ama özellikle eşim Arzu Ferdağ Öztürk ile oğlum Sarp Öztürk’e çoğu zaman onlardan esirgediğim vakti kütüphanemde bonkörce harcamama gösterdikleri hoşgörüden dolayı teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

Özhan Öztürk, İstanbul (28 Mayıs 2011)


        

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır