Bursa Defterleri – Süheyl Ünver’in

Yazan: Nuran Ürkmez Yazı Kaynağı:
Yeni Şafak Kitap Eki
Kendilerini kuşatan mekâna
sahip çıkma îtiyâdının, eskilerde, bir tür iman
tezâhürü, bir tür ibadet telâkkîsi olduğunu,
üniversite öğrencisi iken İncirli otobüs
durağında tanıdığım yaşlı bir bilet satıcısını
izlerken öğrenmiştim. Bu ihtiyarcık, otobüs
durağına hergün, bir tabure, bir şişe su ve bir
küçük süpürge ile gelirdi. Elindeki suyu etrafa
serpiştirir, süpürür ve taburesini yerleştirir,
oturup biletlerine müşteri beklemeye koyulurdu.
Bu, basit bir işyeri temizliği değildi.
Anadolu’nun kimbilir hangi şehrinden ya da
kasabasından gelmiş bu adamcağızın genlerine
yerleşmiş,üstüne bastığı toprakla, altında
oturduğu ağaçla, yürüdüğü yolla, içinde yaşadığı
evle, dinlendiği bahçeyle kısaca bütün bir
mekânla kurmayı bilebildiği tek ilişki
biçimiydi. Zamanla, bu ilişkinin değişik
merhalelerini, çeşitli meslek erbâbı eski
İstanbullularda da gördüm. Hele ki sanatla,
edebiyatla iştigali olanlarda bu mekân
telâkkîsi, bu mekânın emanetçisi olmak hâli,
daima seyirlik bir ihtişâma sahib olarak
dikkatimi çekti. Zîrâ mâlûm, sanatkârda mekân
algısını yöneten, mekânın güzelini tesbit ve
mahfuz arzusu… Güneş
ve ayla aydınlanan(yapay ışığı onlara sonradan
biz ekledik ve şüphesiz onun da doğurduğu hatırı
sayılır sanatlar var) eşyanın bir üçüncü
ışığını, iç aydınlığını, yani bir bakıma mekânın
ruhunu keşfetme çabası…
Bir duru çocukluk
dönemi anıları
Bu arzu ve çabayla eser
vermiş, tekrar tekrar okumaktan haz duyduğum,
iki büyük yazarımdan biri Ahmet Hamdi Tanpınar
diğeri Abdülhak Şinasi Hisar oldu.
‘Güzelimnâme’yi gördüğümde, güzelin peşinde bir
ömür tüketmiş bir büyük sanatkârla daha
tanıştım. Ord. Prof. Süheyl Ünver.
‘Güzelimnâme’, Ünver’in “geçmiş saadetlerimin
intibâı, içimin sönmeyen bir gençlik ateşidir”
diyerek anlattığı, çocukluğunun İbrahimağa
mahallesi kitabı. Süheyl Ünver’in 20. vefat
yıldönümünde (sene 2006) armağan kitap olarak
İsmail Kara tarafından hazırlanmış
‘Güzelimnâme’yi bana armağan eden ise, Kıymetli
Hocam Hüseyin Kutlu. Kitapta var olan, birkaç
güzel İbrahimağa resmi, bir duru çocukluk dönemi
anıları ve bir dolu samimiyet, bir dolu
içtenlik…
“intibâlarımı kalemime
ve fırçama söylettim”
Prof. Süheyl Ünver,
Kubbealtı Neşriyât tarfından yeni yayınlanmış
‘Bursa Defterleri’ ile, “gel ey vürûdunu bir ömr
içinde beklediğim/bir âşinâyı hayâlîye ihtiyacım
var” diyen şairin âşinâ hayallerinin peşine bir
kez daha düşürüyor insanı. ‘Bursa
Defterleri’nde, Süheyl Ünver’in “intibâlarımı
kalemime ve fırçama söylettim” dediği, mekânın
ruhunu, iç aydınlığını çok net görebildiğimiz
Bursa resimleri ve Bursa notları var.Yani ki bu
da bir çeşit, adı öyle konmasa da, Süheyl Ünver
‘Güzelimnâme’si. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Beş
Şehir’indeki ‘Bursa’da Zaman’ eşliğinde ‘Bursa
Defterleri’ni okumak, seyretmek, güzelim bir
“hasretli lezzet” yaşatıyor meraklısına. Mâlûm,
‘Beş Şehir’ de bir güzelimnâmeler şâhı zaten.
Zihinlerimizi ve yüreklerimizi ayarlama vakti
Millet olarak mekânla
ilişkimiz hızla değişirken, aramızda hâlâ,
bizden bir nesil önceye aid olup, güzelim mekân
yazıları yazan, birkaç güzel adam var.
Üsküdar’a yaklaşan vapurdan,
her defasında içim kabararak uzanıp başını
okşadığım Şemsi Paşa Camii var oldukça bildik
mekâna ilişkin ümidlerim de henüz tükenmiş
değil. Ancak bir tarafım bana, artık bundan
böyle, yapay ışığın mekânına dair duyuşlara,
zihinlerimizi ve yüreklerimizi ayarlama vaktinin
gelip çattığını söylüyor. Tabi yüreklerimiz bu
ayara ne kadar açıksa… Öyle ya fıtrat tabiatın
bir parçası hâlâ.
Bursa Defterleri – Süheyl
Ünver’in – Kubbealtı Neşriyatı
Satın almak için
aşağıdaki resmi tıklayın:
Bu makaleyi
beğendiniz mi?
|