Bizans Sultanı – Selçuk Altun

Yazan: Hale Kaplan Öz Yazı
Kaynağı: Yeni Şafak Kitap Eki
Selçuk Altun’un tarih, gizem
ve macera yüklü yeni romanı Bizans Sultanı Sel
Yayınları arasından çıktı. Altun’un diğer
romanlarınızda olduğu gibi bu romanda da yine
çok zeki, entelektüel ve estet bir anlatıcıyla
karşı karşıyayız. Büyük bir farkla. Bu kez
sürgünde Bizans İmparatorluğu’na atanan bir
kahraman var karşımızda! Gerçekten sıradışı,
hayalgücünü zorlayan, bir matematikçi
titizliğiyle oluşturulmuş hayranlık uyandıran
bir kurgusu var kitabın. “Bu roman da bir gizem
ve gezi yapıtıdır. Bir duyarlı dünya vatandaşı
ve İstanbulsever olarak Bizans uygarlığına bir
şükran kartpostalımdır.” diyen Altun, bu
topraklarda yaşayanlara, bile isteye uzak
durdukları bir uygarlığın kapılarını açıyor.
Biz Türkler üzerinde
yaşadığımız toprakların tarihine kısmen sahip
çıkarız. Siz ise son romanınızda Bizanslı bir
kahramanın maceralarını anlatıyorsunuz. Buradan
bakmak fikri nasıl oluştu öncelikle?
Önce bir kategorik düzeltme;
romanın anlatıcısının babası Amerikalı-Sırp;
annesi Rum-Türk-Gürcü asıllıydı. Ama tüm
eleştirilerine rağmen o yaşadığı ülkeyi,
taşıdığı pasaportu benimsemişti. Bu özelliğiyle
ona post-modern bir Osmanlı diyemez miyiz?
24 Kasım 1996 günü, Londra’da
bir butik kitabevinde raftaki yerinden oynamış
bir kitap dikkatimi çekti. O ince kitap (The
Immortal Emperor), son Bizans İmparatoru XI.
Konstantinos Palaeologos’un yaşamöyküsüydü.
Uzman tarihçi Prof. Donald M. Nicol’un tarafsız
bir yaklaşımla kotardığı yapıtı benimsedim.
Bizans resmi tarihine göre
yaşlı ve hasta imparator Osmanlı askeriyle
savaşırken öldü. Ancak Konstantinopolis
düştükten sonra onun cesedi bulunamamıştı. Diğer
taraftan bir Avrupalı, bir Doğulu iki tarihçi ve
bir cesur Bizans rahibi onun kaçtığını iddia
ettiler. Başkenti terk eden son Ceneviz
gemisinin yolcu defterinde Palaeologos soyundan
altı kişi vardı; onlardan biri imparatordu.
Avrupa’dan sağlayacağı destekle ülkesini
Osmanlı’dan geri alacağını sanıyordu.
XI.
Konstantinos birikimli, dürüst, estet ve şanssız
bir soylu idi. Bizans tarihi ve kültürüne uzun
bir safariye çıkma nedenim sayılır.
Kurguyla
birleşik de olsa tarihi parçalar barındıran bu
kitap nasıl bir araştırmanın ürünü? Hangi
kaynaklar sizin yolunuzu nasıl aydınlattı?
XI. Konstantinos’un yaşamını
anlatan The Immortal Emperor (Ölümsüz İmparator)
beni kışkırtan kitaptır. Konstantinopolis
düştükten sonra imparatorun cesedi bulunamadığı
için halk onu “ölümsüz” bellemişti. O, başkent
surlarında gizleniyordu ve zamanı gelince ortaya
çıkarak Bizans’ı diriltecekti.
The Fall of The Byzantine
Empire (Bizans İmparatorluğu’nun Düşüşü) ise
Konstantinos’un sırdaşı, danışmanı, valisi ve
çöpçatanı Yorgo Sphrantzes tarafından yazılmış
tarafgir bir resmi tarih kaynağıydı. Ondan da
dersler çıkardım.
Kronolojik tarih kitapları
yanı sıra, Bizans’ın kültür, sanat ve idari
yapısıyla ilgili kitaplara başvurdum. Bunların
sentezinde, Grek ve Roma kültürünün mirasçısı
Bizans’ın doğunun artılarını da sahiplenerek,
dünyanın en önemli uygarlığının temelini
attığına inandım. Bu birikim, insan yaşamını
“rutin bir nöbet” yerine “zevk alınası bir
süreç”e çeviriyordu. Bizans modern yaşamın
temellerini atan bir uygarlıktı.
Bizans Sultanı aynı
zamanda, bize modernizmi miras bırakan dünyanın
en uzun süre ayakta kalan (bin yüz yıl)
imparatorluğunun uygarlığına bir saygı
buketidir.
Tarih tanımı
“Tarih=Hırs+Şans-Basit Hatalar” Peki tarih
yazarlığını nasıl tanımlıyorsunuz?
Galiba bu tanım yetki alanımı
zorlar. Ben resmi tarihlere karşı duyarlı
olunmasından yanayım. Bizans Sultanı’nın, o
dönemin resmi tarihine önemli itirazlı vardır.
Diğer romanlarınızda olduğu
gibi yine çok zeki, entelektüel ve estet bir
anlatıcıyla karşı karşıyayız. Ama o bu kez
sürgünde Bizans İmparatorluğu’na atanan bir
kahraman. Kurgularınızda hep şaşırttınız ama bu
kadar sıra dışı bir kahramanı ilk kez okuyoruz
sizden. Kurguyu oluştururken Bizans mı ön
plândaydı yoksa kahraman mı?
Zeki, entelektüel ve estet
karakterlere edebiyatın şiddetle ihtiyacı var.
Bu romandaki anlatıcım aynı zamanda “iyi insan”;
böylelerine toplumun da ihtiyacı var.
Bu roman da bir gizem
ve gezi yapıtıdır. Bir duyarlı dünya vatandaşı
ve İstanbulsever olarak Bizans uygarlığına bir
şükran kartpostalımdır.
Yazın serüveniniz
içindeki yeri nedir Bizans Sultanı’nın?
Eğer yazar sayılırsam, ben
bir deneysel yazarım. Romanlarımı, aynı kitabın
değişik bölümleri diye nitelendiren okurlarım
yok değil.
Başta önemli yazar Güven
Turan olmak üzere yazar/şair dostlar ve nice
okurumdan Bizans Sultanı’nın en iyi kitabım
olduğuna dair tepkiler aldım. Galiba önceki
romanlar, en sonuncusunun birer eskizi.
Bizans Sultanı
sanki bir vefa kitabı gibi İstanbul’a ya da
Bizans’a…
Bir vefa kitabı
olmasının yanı sıra Bizans’a nankörlük, tarihe
iki yüzlülük yapan Avrupa’ya bir teessüf
mesajıdır.
Avrupa yoksul ve dağınık bir
konumdayken doğudan gelen ordulara Bizans,
Avrupa’ya geçit vermedi. Yoksa bugün çok değişik
harita gerçekleri söz konusu olurdu. Bizans
Avrupa’ya yönetim, yaşam ve kültür alanlarında
örnek ve öncü de oldu. Bunlara karşılık dar
zamanında, başta Papalık makamı olmak üzere
dindaş krallıklar onu hep oyaladı ama
desteklemedi.
Avrupa’ya ne zaman bir
barbarlık örneği gerekse, Moğolların Bağdat;
Arapların İskenderiye kütüphanelerini
yağmalamasını anımsar. Oysa 1204′te, Mısır’a
gitmek üzere Konstantinopolis’e uğrayan IV.
Haçlı çapulcuları, ortamı uygun görünce başkenti
topyekûn yağmaladı. Büyük Saray’daki kapı
kolları bile değerli madendir diye söküldü.
Körpe kızlar ve rahibelerin ırzına geçildi,
Ayasofya’da fahişelerle âlem yapıldı. Dönemin en
önemli kütüphanesi olan Bizans devlet
kütüphanesi yağmalandı. Bu vahşeti Avrupa sanki
iş kazası diye geçiştirir.
Eugenio’nun “Galata Kulesi
Bizans ile İstanbul arasında arabulucudur”
ifadesi çarpıcı. Hatta kahramanımız işi bir adım
daha öteye götürüyor. “Balkonlarından bir şair
veya ressam kendini atmadığı için Türk edebiyatı
ve sanatından umutsuzdum” diyor. Bir ilham
kaynağı olarak Galata’yı nasıl yorumluyorsunuz?
Anlatıcının “Türk edebiyatı
ve sanatıyla” ilgili cümlesi bir aforizma
denemesidir. Yalnız Selçuk Altun da Türk
edebiyatında “iyi ve yiğit” kişilerin azlığından
şikâyetçidir.
Dostum, büyüğüm ve estet
Engin Yenal yaklaşık otuz yıldır Galata’nın
sembol binası Doğan Apartmanı’nda yaşar. Onun
peşinden Galata’yı tanıdım, benimsedim. Bir
gizem filmi için hazırlanmış platoyu andırır.
Sanki değişik bir takvimi ve termometresi
vardır. Son birkaç yıldır tarihi binaları
restorasyondan geçerek şıklaşırken, onlara
sonradan görme değer bilmez kişilerin
çöreklendiğini de görüyoruz. Avrupa yakasında
yaşasaydım, okumayazma evimi Galata’dan
seçerdim.
Bizans Sultanı’nda da gizem
ve gezi dokuları ön planda; Antakya, Kapadokya,
İznik, Trabzon ve Yunanistan’daki Bizans
arkeolojik site Mistra’yı seçerken özel
kıstaslarınız var mıydı?
Antakya ve İznik sadece
tarihin değil Hıristiyanlık tarihinin de en
önemli kentleridir. Kapadokya ve Trabzon’un
önemini vurgulamaya gerek yok. Bizans’ın son
efendileri Palaeolog Hanedanı
Konstantinopolis’teki yozlaşmadan tedirgin
olunca, Peloponez’deki Mistra kentini kültür
başkenti ilân etmişti.
Anadolu’daki o kentlere
Bizans’ın da önemli katkıları olmuştu. O anıt
yerlere giden zaman tünelinde safariye çıkar.
Hak ettikleri saygıyı görmemektedirler.
Anlattığım o yerlere gittim, zaman tünelinde
gezerken bugünden utandım.
Son iki romanınız
İngilizceye çevrilmişti. Bizans Sultanı da o
süreçten geçecek mi?
Son romanım Senelerce
Senelerce Evveldi’yi (Many and Many a Year Ago)
İngilizceye başarıyla çeviren Prof.Dr. Cliff
Endres ile eşi Doç. Dr. Selhan Endres Bizans
Sultanı’nı (The Sultan of Byzantium) İngilizceye
çevirmeyi kabul ettiler. Bu yetkin
akademisyenlere güveniyorum. Kitabın daha
profesyonelce bir yaklaşımla yayımlanmasını
umuyorum. Anglo-Amerikan kitabistanında yılda
yarım milyon kitap basılıyor. Birilerinin
dikkatini çeker mi merak ediyor ama
umutlanamıyorum.
Tarihi romanlar şu sıralar
yayıncılık dünyasının sanki gözdesi durumunda.
Bu gelişme hakkında düşünceniz?
Nicesi maddi çıkar ve ün için
çalakalem yazılmış, klişe ve safsatalarla
mücehhez ama en önemlisi, sığ kitaplardır!
Yakın dönemdeki
projelerinizi sorarak bitirmek istiyorum. Yeni
kitap var mı tezgâhta?
Bizans Sultanı’nı onyedi ayda
tamamlamıştım. Kendimi onyedi aylığına nadasa
çektim. 2013 başına dek bir kitap girişimim
olmayabilir. Cumhuriyet Kitap’taki aylık
yazılarıma devam edecek ve Bizans Sultanı’nın
çevirisinin bitmesini dört gözle bekleyeceğim.
Bizans Sultanı – Selçuk
Altun – Sel Yayıncılık
Satın almak için
aşağıdaki resmi tıklayın:
Bu makaleyi
beğendiniz mi?
|