Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle       ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

Karadeniz kültürü, karadenizliler, Lazlar

Neden Karalahana.com?

 KARADENİZ MÜZİK

 KARADENİZ TARİH

 KİM KİMDİR

 

 

 

 KARADENİZ FORUM

 EDİTÖRDEN

KARADENİZ GAZETELERİ

Tüm Karadeniz Gazeteleri ve Karadeniz Televizyonlarına tek bir sayfadan ulaşın

 

 

LİNKLER

 ARTVİN SİTELERİ

 ORDU SİTELERİ

 BAYBURT SİTELERİ

 SİNOP SİTELERİ

 KARADENİZ BÖLGESİ

KARADENİZ HABER

 

Türk Halk Oyunları




Anabasis: Onbinlerin Dönüşü – Ksenophon

 

Anabasis: Onbinlerin Dönüşü – Ksenophon

 

 

ANABASİS: ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ

Yazan: A. Ömer Türkeş
Yazı Kaynağı: Birgün Kitap

 

Herodotes’ten yaklaşık 60 yıl sonra, İ.Ö.430 yılında doğmuştu Ksenephon. Atina’lıydı ve Sokrates okulunda eğitim görmüştü. Yunanistan’ın kanlı savaşlara sahne olduğu bu yıllarda, İsparta’ya yenik düşen Atina çok kötü şartlarda bir barışa imza atmıştı. İsparta’lılar ve onların dostları, Atina için düşmandılar artık. Ne var ki, aynı İsparta, mesela Platon gibi bazı Atina’lı filozoflar için önemil bir devlet modeli, Atina’nın çöküşünü durdurmak için tasarlanan ütopyaların esin kaynağıydı. Ksenephon, Atina’lı hemşerilerinin tepkilerini göğüslemek pahasına, İsparta ordusu ile birlikte İran kralı Artakserkses’a karşı düzenlenen sefere belki de bu nedenle katılmıştı. Bir diğer neden ise, onun Herodotes’e olan hayranlığıydı. Güney Mezapotamya’yı hedefleyen bu uzun yürüyüşte olup bitenleri Herodetes’e benzer bir biçimde kaleme almayı hedefliyordu.

Sonuçta “barbarlar”ın ordusu Sardes’ten yola çıkıp hedefine ulaştı, her iki tarafın büyük kayıplar verdiği çarpışmalarda, Ksenephon’un tarafı, yani Yunanlılar İran ordularını yendiler. Artık huzur içerisinde dönebilirlerdi ülkelerine, ama dönüş yolculuğu daha çetin şartlarda oldu. Başlarından geçen binbir maceradan sonra, Güney Mezapotamya’dan Kuzey’e yönelen “onbinler”, karadeniz kıyılarını boydan boya katederek Yunanistan’a ulaştılar. İşte “Anabasis”in konusu bu zorlu yolculuktur.

İlk savaş muhabirliğidir Ksenephon’un yaptığı. Olup bitenleri bir günlük halinde kaydetmiş, geçilen yerleri, çekilen zorlukları, komutanlar arasındaki tartışmaları, yani kendince önemli gördüğü herşeyi katmıştır eserine. Diğer eserlerinden de anlaşılacağı gibi, Sokrates’in öğrencisi olmasına rağmen felsefi derinliği yoktur Ksenephon’un, ama ilgi alanının genişliği, bilgi edinmeye verdiği önem, yaşadığı deneylerden yaptığı çıkarımlar, uslubundaki rahatlık ve akıcılık, onu antik çağın en önemli isimlerinden birisi yapmaya yeter. “Uslubunun ilgi çekici yanı, ayrıntılara inmesinden, olayları rahat ve akıcı biçimde anlatmasından, süslü cümleler kurmadan yalın ve güzel bir anlatıma ulaşabilmesinden ileri gelir. Yazar olarak dikkati çeken öteki özellikleri de; mantığının kuvveti, düşüncelerinin açık seçikliği, yararlı olanın ahlak bakımından doğru ve doğru olanın yararlı olduğunu bir ilke olarak ele alması ve çağının dini inançlarını çocuksu denecek ölçüde kuvvetle benimsemesidir”.


Tarihi bir roman gibidir Onbinlerin Dönüşü. Hem başlangıcı ve sonu olan bir hikayesi, hem de bu iki zaman arasında geçen heyecanlı, eğlendirici olayları vardır. “Bu eserde, o çağın Küçük Asya ülkeleri, halkları ve töreleri konusunda verilen bilgileri, bugün de ilgiyle okuyoruz”. Bütün bir canlılığı ile Anadolu’nun 2400 yıl önceki hayatı fışkırıyor Ksenephon’un kaleminden. Ege’den Akdenize, Toroslar’ı aşıp Fırat nehri boyunca Mezepotamya’ya ulaşan İsparta ordusu, dönüşte Dicle’yi takip ederek Van gölüne, Erzurum ve Kars üzerinden Trabzon’a, oradan Sinop’a, İstanbul’a, Trakya’ya, sonra geriye dönüp Çanakkale boğazını geçerek Bergama’ya uğrarken, bütün bu yerleşim yerleri, yerleşik halkları ve coğrafi özellikleriyle titizlikle kaydedilmiş sayfalara. Böylelikle bir kez daha hatırlıyoruz yaşadığımız toprakların tarihinin “bizimle” birlikte başlamadığını ve “bizimle” birlikte sona ermeyeceğini.

Bugünden geriye doğru baktığımızda, Ksenephon’un amacına ulaştığını, ustası Herodotes kadar önemli bir tarihi metne imza attığını söyleyebiliriz. Üstelik o olayları sadece gözlemlemekle de kalmamış, dönüşte başsız kalan Yunan birliklerinin komutasını üstlenmişti. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi, Atinalılar hiç de hoş karşılamadılar Ksenephon’un İspartalılar’la bu sıcak beraberliğini. Yaklaşık iki yıl süren seferden sonra vatanına döndüğünde(İ.Ö.399) sürgün cezasına çarptırıldı. Yeniden İsparta yolu görünmüştü bu savaşçı tarihçiye…

Ksenephon İsparta’da büyük iltifat gördü. Kral Agesilas’ın bir başka Anadolu seferine de katıldı ve bu seferin dönüşünde, İspartalıların kendisine tahsis ettikleri Yunanistan’ın güney bölgesindeki bir malikaneye çekildi. Yirmi yıl bu evde yaşayan Ksenephon, Anabasis de dahil olmak üzere, pek çok kitap yazdı. İçlerinde en bilineni, Sokrates’le ilgili diyaloglara yer verdiği “Şölen”dir. Ayrıca, “Ata Binme Sanatı Üzerine” gibi teknik konuları işlediği metinler de yazmıştır.

Yunanistan yarımadasında bitmek tükenmek bilmeyen savaşların kendi yaşadığı bölgeye kadar ulaşması üzerine, İ.Ö.371′de evinden ayrılmak zorunda kalır Ksenephon. Sürgünlük cezasının bitiş tarihi ise İ.Ö 364′tür. Ancak memleketine dönüp dönmediğini bilmiyoruz. Ölüm tarihinin İ.Ö 355 yılına denk düştüğü rivayet edilir.

 

 

Satın almak için aşağıdaki resmi tıklayın:

 

 
 


Bu makaleyi beğendiniz mi?

Share-Paylaşın
 

        

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır