|
|
|
|
Folklor,
Halkbilim makaleleri
|

Trabzon Uzungöl (Şerah) bölgesi Gelenekleri
LİGOHATS
(kurt kızanı): bu tarih 20 şubat 9 mart arasıdır
kurtların çiftleşme zamanı olduğu dönemdir
havaların yağışlı oluşu fazla kar yağması soğuk
hava muhalefetinin onların bu durumundan
kaynaklandığına inanılırdı 8 veya 9 mart günü
hava düzelirse kurtların yıkandığını eğer
düzelme olmazsa yıkanmadıklarına inanılırdı.
GALANDAR (yılbaşı eğlencesi):
bu gelenek tamamen Rum geleneğidir.Buna Rum orta
oyunu da diyebiliriz yılbaşı gecesinden
başlayarak üçgün sürer gündüzleri evlerden mısır,
un, yağ gibi yiyecek maddeleri toplanır bir
araya gelinir yenirdi geceleri ise gruplar
halinde kılıktan kılığa girerek kimi deve, kimi
ayı, kimi tavşan olur ona göre kıyafetler
yapılır ve bir koruyucu eşliğinde evlere
gidilir.Kapı çalınır içeri girilir evdekiler
hayvan kılığındakilerden kendi dünyasından
hareketler yaparak güldürülür memnun kalan hane
hediyeler verir gece geç vakitlere kadar birçok
ev gezilir hediyeler alınırdı bazen gelin
kılığında birisi olurdu gidilen evden
sarkıntılık olurdu koruyucu ile evdekiler
arasında çekişme olur gelinin yüzünü göstermemek
için mücadele edilirdi bu durum 3 gün 3 gece
devam eder ve son bulurdu bu gelenek bir anlamda
yeni yılı karşılama geleneği olarak kutlanırdı.
DÜĞÜN : Uzungöl de düğünler eskiden
renkli ve Rum gelenekleriyle yapılırdı günümüzde
bu geleneklerin çoğu unutulmuş uygulanmamaktadır
Gelin istenmeye niyet edildiği zaman köyün ileri
gelenleri toplanır ve kız evine gidilir hal
hatırdan sonra kız istenir ancak bu hemen kabul
edilmez onlara gün verilir tekrar gidilir eğer
kabul edilmişse alınacak başlık parası ile
takıları konuşmak üzere bu defa oğlan babasının
da katıldığı başka bir günde toplanılarak
konuşulurdu. Miyancı(*) adı verilen heyet mümkün
olduğunca erkek tarafından yanadır ancak kız
tarafı yalnız değildir onun da akrabaları
müzakerelere katılır sıkı pazarlıktan sonra
genel de bir miktar para 10 adet altın bunların
Reşat altını olmasına kesinlikle dikkat edilirdi
ayrıca beşi bir yerde elbise dikiş makinesi bir
miktar kap çanak verilir ve anlaşma sağlanır.
Yörede nişan yoktur. Düğün günü kararlaştırılır
düğünler kesinlikle gece yapılır gelin istenmeye
gidilirken o arada yemekler pişirilir yemekleri
köyün en güzel yemek pişiren kadını tarafından
pişirilir yemekleri pişiren kadına
KEYVENİ(*) denir gelin baba
evinden çıkarılmadan takılar takılır elbiseler
giydirilir gelini teslim alan kişi vekil
kayınpederdir onun yanında yenge olarak birde
kadın bulunurdu gelin kapı üstüne çıkarılır kız
babasından hediyesi istenir genelde inek
bağışlanırdı yola çıkılır düğün evine
gelindiğinde silahlar ateşlenir büyük şenlik
yapılırdı gelin kapıdan içeri girmeden önce bu
defa kaynanadan hediye istenir bu hediye bazen
bir güğüm bazen koyun veya inek olurdu bunlar
alınır gelin oturtulur gelinin kucağına erkek
çocuk oturtulur bu onun çocuk sahibi olması için
dilek anlamında yapılırdı o arada yemekler yenir
ve horona geçinir horon geç vakide kadar sürer o
arada geline eşlik edenlerle kayınpederlere
kaynanalara kardeşlere kayınlara pijama hediye
edilir ve düğün gerdekle son bulur ertesi gün
dedikodu gecenin nasıl bittiği üzerinde sürer
günümüzde artık salonlar kullanılmakta başlık
paraları ve takılar kalkmıştır tipik Türk
gelenekleri yerini almaktadır.Yokluğun ve
fakirliğin bizleri doğuran kutsal varlıklarımız
annelerimizi Geçmiş zamanlarda hangi koşullarda
evlendiklerine dair bir şirle noktalayalım
* Miyancı : Kız
istemeye giden ihtiyarlardan her hangi birisine
verilen ad heyet*
Keyveni : Düğünlerde yemek pişiren
kadın
OĞUL
Bir çift çaruk bir kuşak yaninda ceviz sanduk
Tarlası çok olanı onu çok zengun sandukKaynata
kaynanaya ketan gömlekler yaptum
El oğluna varırken mutlu olurum sandum
Oğlum koca evine bu umutlarla vardum En şansli
delikanlı tarlasi olan idi
Bir gudruf bir enbrozem Ziynet eşyasidi
Fildigoz dolayluklar büyük hediye idi
Çok yük taşiyan gelin en iyi gelin idi
Oğlum koca evine bu hava ile Vardum İki lira
başlukla gelin oldum evine
Baban ikinci günde düştü geçim derdine
Geçinmek içun baban gitti gurbet eline
Aylar haftalar geçer ne haber ne teline
Oğlum koca evinde ne hasretlukler çektum
Zengünluk ahırdadır herkes oraya bakar
Nazar değmesun diye kaynanam nuska yapar
Kaynanam nuskaları o ineklere takar
İnekler süt vermezdi kaynana benden sanar
Oğlum koca evinde ne töhmetler yaşadum
Verimsiz topraklarda rızık araduk durduk
Kuru mısır ekmeği yemeye zor bulurduk
Goçiraluk her şeyi ilaç içun saklardum
Çaruklar eskimesun yalın ayak gezerdum
Oğlum koca evinde bilsen ben neler çektum
Boban yılda birkere gelur idi gurbetten
Yazi böyle yazıldı fakirluğun yüzinden
Bu sefer çabuk döndi zonguldak madeninden
Çiğerleri yaralı bir şey gelmez elümden
Oğlum koca evinde yıllarca hasta baktum
Sabahleyin erkenden gadeni hazırlardum
Güya çamaşurlari yıkardum da asardum
Daha gün ağarmadan yaylalara çıkardum
Yayladan yük yüklenip gene köye dönerdum
Oğlum koca evinde ne yorgunluklar çektum
Hayat hep böyle geçti başka dünya bilmezdum
Köyün doktorlarından başka doktor bilmezdum
Hastaluklarumuzi utanurdum demezdum
Esirger çaruklari her zaman giyemezdum
Oğlum koca evinde ne sıkıntılar çektum
Sen ağlardun beşukde yanuna gelemezdum
Büyüklerun yaninda okşayup sevemezdum
Benum sütüm yoğidi sana süt veremezdum
Bu ana yüreğidur sana dayanamazdum
Oğlum sen varsun diye herşeye katlanmiştum
Oğlum tutmaz dizlerum gözlerum yolda kaldı
Oğlum benum direnmem şimdi mazide kaldı
Oğlum Anan dünyadan nasibin böyle aldı
Oğlum herşey bollandı yokluk geçmişde kaldı
Oğlum sana elveda Azrail çıka geldi
Hasan DÜZGÜN (1981)
BARAGATS :(kış muhabbeti
oturaklı muhabbet) Uzungöl’de Baragats genelde
işlerin yoğun olmadığı dönemlerde gençlerin veya
yaşlıların bir araya toplanıp yaptıkları
muhabbettir. Bu muhabbet sırasında elde
yapılacak el işleri oturulduğu evde yardım
mahiyetinde yapılır. Kışın hemen her evde
Baragats olur. O arada mısır koçanlarını soyma,
mısırları saplarından ayırtmak, armutları yarma
haline getirme gibi el işleri yapılır. Hikayeler,
masallar, fıkralar anlatılır, oyunlar oynanır.
Bazen kavalcı temin edilirse horonda oynanırdı.
Gece olduğu için soba üstünde mısır(krakraç)
pişirilir yenir. Buda yörede dayanışmanın ne
kadar önemli olduğunu yardımlaşma duygusunun ön
plana çıktığının göstergesidir.
ARĞADİYA : ( imece) Uzungöl ün
en eski dayanışma geleneğidir herhangi bir
hanenin tek başına yapmakta zorlandığı veya
zamanında yetiştirilemeyen işler için
yardımlaşmak amacıyla her haneden 1 kişi
çağırılır yapılacak işin bitimine kadar yardımcı
olmak için yapılan çalışmadır genelde gençler
çağırılırdı ayırım olmaksızın kızlı erkekli
olurdu çünkü iş bitimi sonunda horon oynanır
öyle dağılır. buna örnek verirsek ilkbahar
aylarında tarlalara gübre taşımak, otçuluk
zamanı otların taşınması, odunculuk zamanında
odunların taşınması, bazen ev yapımında ev
kerestesinin ormandan taşınması için sıkça
yapılırdı bu yardımlaşma sırasında aşklar
sevgiler olurdu hatta birçok tanışmalar buralar
da olurdu bu bazen evliliklere kadar giderdi
oysa günümüzde değil yardımlaşmak parayla adam
çalıştırmanın güçleştiği ve son derece yozlaşmış
olmanın acısını yaşıyoruz. Buda toplumun
birbirinden kopuk yaşamasını geleneklerinden
uzaklaşmasını getirmiştir.Gençlerin bu satırları
okumalarını ve bu kitapta buldukları gelenek ve
görenekleri hiç değilse birer defa uygulayıp
tadını tatmalı ve atalarını yad etmelidirler.
Bunların uygulanmasında yöneticilerin ve sivil
toplum örgütlerinin katılımını sağlamak ve
sürdürmek her Uzungllünün görevi olmalıdır.
CENAZE : Uzungöl de cenazeler
büyük katılımla kalkar.Her yörede olduğu gibi
burada da cenazenin kaldırılması sırasında
ölenin ruhu için cemaate hediyeler dağıtılır.
Çok eskilerde sadece şeker dağıtılırdı. Daha
sonraki yıllarda ekonomik durum düzelince
şekerin yanına kibrit,sabun,çorap,eşarp gibi
ihtiyaç malzemeleri eklenmiştir.Halen devam
etmekte olan bu gelenek inanç gereği yapıldığını
söylemek yanlış olmaz.
YAZI: Hasan Düzgün
|
|
Karalahana Bağımsız Karadeniz Gazetesi'nden makaleler:
Karadeniz Bölgesi haberleri
|

Folklor ve Mitoloji
Sözlüğü, yaklaşık yirmi bin maddelik
içeriğiyle Türk literatüründe kendi alanının en
kapsamlı çalışmasıdır. Ansiklopedik formattaki
bu sözlükte kayıp ya da süregelen tüm
uygarlıkların folklorik ya da mitolojik öğeleri,
paranormal öğeler, modern kültürel kahramanlar,
şehir efsaneleri, doğaüstü olaylar, simya, büyü,
dinî fenomenler ve yerel kültürlere özgü
semboller mitolojiyi ilgilendiren yanlarıyla
maddeleştirilmiştir. Çalışma, bugüne dek sıkça
işlenen Yunan, Roma, Kelt ve Anglo-Sakson inanç
dünyasını eksiksiz ele almasının yanı sıra Asya,
Afrika, Amerika ve Okyanusya’nın yerel
halklarının az bilinen kültür ve inanç
öğelerini; tek ve çok tanrılı dinlerin uygulama,
biçim ve sembollerini; Karagöz, Köroğlu, Dede
Korkut ve Kral Arthur gibi efsanevi
karakterlerin arka plan ve yardımcı unsurlarını
ustalıkla tanımlayarak amatör mitoloji
tutkunlarından akademisyen yazarlara dek tüm
araştırmacıların başvuru kaynağı olmayı
amaçlamaktadır.

Eski Yunan Uygarlığı
Selçuklular

Çay, Türkiye'de en çok tüketilen içeceklerden
biri. Ancak çayın sofralara nasıl ulaştığını
yöre insanları dışında pek bilen yok. İnce Belin
Buğusu: Çay belgeselinin yönetmeni İsmail
Şahinbaş ile konuştuk.
Çay Belgeseli söyleşisi
|

Lazca - Türkçe
Sözlük
Lazuri - Turkuli
Nenapuna
İsmail
A. Bucaklişi & Hasan Uzunhasanoğlu. Lazca - Türkçe sözlük'ün tamamı
alfabetik olarak word dosyası olarak indirilebilir.
A
l
B
l
C l
Ç
l
Ç'l
D l
E
l
F
l
G
l
Ğ
l
H l
İ
l
J
l
K l
K'l
Ll
M l
N l
O l
P l
P'
l
Q l
R
l
S l
Ş
l
Tl
T'
l
U
l
V l
X
l
Y l
Z l
Z'l
3
l
3'
l
Lazca filller l
| |
|
| |