Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle       ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

Karadeniz kültürü, karadenizliler, Lazlar

Neden Karalahana.com?

 KARADENİZ MÜZİK

 KARADENİZ TARİH

 KİM KİMDİR

 

 

 

 KARADENİZ FORUM

 EDİTÖRDEN

KARADENİZ GAZETELERİ

Tüm Karadeniz Gazeteleri ve Karadeniz Televizyonlarına tek bir sayfadan ulaşın

 

 

LİNKLER

 ARTVİN SİTELERİ

 ORDU SİTELERİ

 BAYBURT SİTELERİ

 SİNOP SİTELERİ

 KARADENİZ BÖLGESİ

KARADENİZ HABER

 

Hemşinliler Ermenistan'da Ermenistan hemşin tarihi konferansı

Yazı Dizisi: Hemşinliler Ermenistan'da

 1. Hemşin Tarihi ve Kültürü üzerine konferans

 2. Hemşin Tarihi ve Kültürü üzerine konferans

3. Hemşinliler konferansı

Türk Halk Oyunları

A  - B - C - Ç - D  - E - F - G - H - I - İ - K - L - M N  - O - P - R - S - Ş - T - U  - V - Y - Z

Karadeniz Folkloru

Cinler ve periler cincilik cin hikayeleri cin çarpması

Cinler ve periler

Cadılar ve cadılık

Halk kültürü araştırmacısı Süleyman Kazmaz’a armağan kitap hazırlandı…
Halk kültürü araştırmacısı Süleyman Kazmaz’a armağan kitap hazırlandı…

Halk kültürü araştırmacısı Süleyman Kazmaz’a armağan kitap hazırlandı…


lazona kış

 Lazona’nın düş kışları, kış düşleri

Yazı: Filiz Acar

Haber bültenleri İstanbul’da başlayacak yoğun kar yağışından ve Sibirya soğuklarından bahsediyordu bir süredir. O gün kendisi de işyerinden normal mesaiden bir saat önce hareket eden servisle eve gelmiş ve hemen televizyonu açmıştı. “Olumsuz hava koşulları nedeniyle okullarda yarıyıl tatili bir hafta daha uzatıldı” diyordu sunucu. Bir sandalye çekip oturdu camın kenarına. Dışarıda lapa lapa yağan kara baktı bir süre. Köyünün ilkokulunda okuduğu yılları hatırladı. Karın çok yağdığı o yıllarda okulu tatil edebilecek tek otorite vardı: Anneler! diye düşündü. İçinde tarifi mümkün olmayan hisler uyanmışken sanki bir el dokundu omzuna ve ‘gel’ diye fısıldadı kulağına. Aynı el onu, yıllar öncesinin bir köy evinin ahşap penceresinin önünde duran divana oturttu ve ‘bak’ dedi. Söyleneni yaptı ve başladı çocuk gözleriyle etrafı seyretmeye.

Laz çocukları için mutluluğun resmi
Yedi çocuklu bir ailenin en küçüğüdür. Güne hep erken başlayan annesi, bir sabah “E berepe a moyselit do 3adit ele. Mturi konobork’u” (Çocuklar kalkıp bir bakın hele. Kar saçağa dayandı) diye seslenir çocuklara. Kardeşleriyle birlikte telaşla fırlar yataktan. Her zamanki gibi hazırlanıp okula gideceklerdir, ama Nana’nın çocukları köyün bir ucundaki okula göndermeye hiç de niyeti yoktur. Tabii yetki ondadır. “Hast’eri mturi-s nak idatet’u? Soti mo ok’ink’at k’apanite k’inçi pç’opatere” (Böyle bir havada okula gidemezsiniz, hem bakın kapanla kuş yakalarız) der. Çocukları vazgeçirmeye yönelik vaatler bu kadarla da bitmez. “Edi-k kada do helva giyanene, ma-ti mjalva mak’arina gicibatere” (Babaanne size kete pişirir, o çok sevdiğiniz pekmezli helva toplarından yapar, ben de elde doğrayıp sütlü makarna yapacağım) diye ekler. Nana’nın yedi çocuklu bir Laz kadını olarak adı gibi emin olduğu bir şey varsa o da kuş yakalama fikrine hiçbir çocuğun kayıtsız kalamayacağıdır. Operasyon bir elek ya da plastik leğen bulmakla başlar. Hedef, soğuktan korunmak için Serende’nin (ambar) saçaklarına sığınan küçük serçe kuşlarının en alımlısı ve en kurnazı olan kravatlı sarı kuştur (ç’anç’urina). Bir metreyi çoktan aşmış olan karın üzerine bir avuç bulgur ya da mısır unu serpilir. Kevgir iple bağlı odunla kapan haline getirilir. İpin ucu camın arkasında duran çocuğun elindedir. Her tarafın bembeyaz örtüyle kaplandığı doğada kolay yiyecek bulamayan serçe kuşları karın üstünde altın gibi parlayan mısır ununu çabuk fark eder. Yemi yemeye geldiğinde de ip çekilir ve kapak kapanır. Yaşasın! kuş kafestedir artık. Genellikle bir süre sevildikten sonra tekrar salıverilen serçeler (n3ana) bazen de yahniye malzeme olur. İşin en acıklı tarafı işte budur. Her şeye rağmen “kuş yakalama” laz çocukları için mutluluğun resmidir. Ve bu sadece okula gidilmeyen günlerin özetidir. Okul yolunda yaşanan maceraların en güzeli ise tertemiz karın üstüne kendini atıp şekil çıkarma denemesidir. Bir de ortaokul ve lise çağında kapanan köy yolunda ilerlemeye çalışan eski minibüsler ve onu iten ağabeylerin hali görülmeye değerdir.

Kış çocuk düşlerini ısıtır
Kış büyükleri korkutabilir, ama çocukları gülümsetir. Hatta kışın en az çocuklar üşür. Anne babalar her ne kadar güzden hazırlıklı da olsalar -kasalarla alınıp imece usulüyle şaka şenlik ayıklanan hamsiler tuzlanmış, turşular bidonlara bastırılmış, üzümle hurmadan pekmezler kaynatılmış, hatta armut ve dut sirkeleri kaplardaki yerini almıştır - ya kar çok yağar da çatı çökerse diye endişelenirler. Çatıdaki karları küremek ustalık gerektiren bir iştir. Kiremitleri kırmamak için adım attığın yeri iyi hesaplayacaksın. Bu yüzden çatıda kürekle kar temizlemek çocuk işi değildir. Onu büyükler halleder. O tamam da kardan adam yapmayı ya da karda kaymayı da yasaklayamazlar değil mi? Hemen sıkı bir dayanışma başlar. Büyük ağabey her kış yaptığı gibi derhal karda kayak hazırlıklarına başlar. Tahtalar veya kalın naylonlar bu iş için birebirdir. Meyilli olan bahçe genç kayakçıları beklemektedir. İkili üçlü dizildiler mi ağabeyin arkasına uçmak için kanat istemez. Çocuklara bir türlü söz dinletemeyen Nana, her zamanki gibi “Colat do goyragadat goysak’at’atere, amseri oxorişe va amaxt’ati? “ (Düşüp bir yerlerinizi kıracaksınız, akşam eve gelmeyecek misiniz?) diye istediği kadar tehdit etsin, bu coşkudan alıkoyamaz onları. Akşam olur tabii. Eve girilir. Olsun orada nasıl olsa başka bir sığınak vardır: Babaanne. Edi, o meşhur pekmezli helva toplarını hazırlamış, sütlacı kaynatmış, her biri adam doyuran cinsten sarmaları pişirmiştir. Ekmekten arta kalan zamanlarda hiç boş kalmayan kuzinanın fırınında da ya patates, ya tatlı kabak (k’ast’ane), ya da elma kızarmıştır üstelik...

Her gece yeni bir masal
Köyde akşamları genellikle elektrikler kesilir, hayat gaz lambasının ışığında devam ederken sözü babalar alır “Siz her yönden daha şanslısınız. Bizim zamanımızda bırakın elektriği, gaz lambasını da annelerimizle paylaşmak zorunda kalırdık. Biz idare lambasının ışığında ders yapmaya çalışırken anneler süt taşmasın diye onu da dakika başı önümüzden alırdı” diye devam eder, yokluk zamanlarını hatırlayarak gözleri dolardı. Elektrikler kesik olduğu için cılız ışıkta akşam yemişleri yenirken “el ust’inde kimun eli” ya da “uçt’i uçti k’arğa uçt’i” oynanır, cevizden yapılan “ğirğidelalar” çevrilir. Duvara yansıtılan parmaklarla kurt, tavşan, kuş gölgeleri yapılır. Gürül gürül yanan sobanın etrafında bol kahkahalı sohbetlerden sonra çocuklar başlar birbirini gözetlemeye. Bu saatten sonraki bütün merak babaannenin yanında o gece kimin yatacağıdır. Torunlar gece uykusunu babaanne ile paylaşmak için adeta yarışır, ama piyango genellikle beş numaralı erkek kardeşe düşer. O biraz mızmız ve zayıf olduğu için babaannenin kanatları altındadır. Her gece başlar bitmeyen nakaratına. Babaanneden masal anlatmasını ister. Her uyku öncesi ibadet bellediği masal safhasına geçen babaanne, torunları memnun etmek için masalları kendisi mi uyduruyordu, yoksa gerçekten o kadar masalı biliyor muydu? İşte bu hiçbir zaman aydınlığa kavuşmadı. Tekrarlanan masal asla gözlerinden kaçmaz, “Edi, him komişk’uran, ağani mimeselit” (Babaanne, onu biliyoruz, yenisini anlat) diye uyarırlar. Hatta bir seferinde ‘A dida kot’u şk’i tane ti monta uyonut’u’ (Bir ihtiyar kadın vardı, yedi tane de torunu vardı) diye söze başlayınca iki numaralı uyanık torun atılır, ‘Ma komişk’un, him şk’u voret’ (Ben biliyorum, o biziz) diye. Böylece babaannenin günü kurtarma hayali suya batar.

Geniş zamanların mönüsü
Nana’nın kış mönüsü lahana ağırlıklıdır. Sabah bir kaybolur, öğle sularında geri döner, sırtında koca çuvalla! ‘Karın altından çıkan lahananın tadı hiçbir şeyde yoktur’ diyerek başlar önceden koca tencereyle kaynattığı suya ayıkladığı lahanaları doldurmaya. Nana, önce ç’axala, (haşlama) ardından kalan yaprakları zeri (lezme) yapacağı lahanayı elle parçalar, asla bıçak kullanmaz. Sayıca kalabalık olan çocuklar da etrafına toplaşır, bir parça cici (lahananın yenebilen iç kısmı) çıksın diye dört gözle kollar. Lahana, iç yağının mis gibi kokusuyla pişerken mısır ekmeği fırına verilir. Sıcakken tereyağıyla yenen taze mısır ekmeği bayatlayınca et’mağaşe yapılarak değerlendirilir. Didi, ekmek için maya ayrılması unutulunca bunu hiç dert etmez, hemen p’ap’ayi cari (mayasız ekmek) yapar sabahları. Küçük bakır k’uk’ma (güğüm) ile kaynatılan ıhlamur, kan kırmızı rengini alana kadar kalır sobanın üstünde, günlerce inmez. Ev halkı gider gelir, doldurur bardağa içer.


Lazona’da, kış günlerinde erkekler hemen marangozluğa soyunur. Hepsinin elinden ufak tefek işler gelir. Bu işlerde biraz daha usta olanlar tırmık (lifani) ve kazma, kürek, çapa sapı yapımına başlar. Anneler de yazdan kurutup sakladıkları mısır dallarından (msva) küçük taburelerin (k’uli) oturaklarını örer. Günlük uğraşlar arasında hiç aksatılmadan sürdürülen bir faaliyet de komşu gezmeleridir. Yazın ve güzün yapılamadığı için kışa ertelenen komşu ziyaretleri kar yolları kapatsa da hızını kesmez. Yoldan daha önce geçen varsa –bu bir kedi bile olabilir- onun bastığı izler takip edilerek komşunun kapısına varılır. Kapıda üstündeki karları pat küt diye silkeleyen misafirin gelişi içerideki ev sahibini sevince boğar. Genç kızlar, mahallede televizyon bulunan tek evde toplanır, sıcak sobanın etrafındaki kerevite kurulur, bir yandan sohbet edip dantel örerken diğer yandan haftada bir yayınlanan Türk filmlerini çıt çıkarmadan heyecanla izler. Televizyon macerasından küçük kardeşlere düşen pay çizgi filmdir. Sohbete Laz böreği ve elde açılmış baklavayla tavşan kanı çaylar eşlik eder. Onlar ne de olsa her düğünde otuz kırk tepsi baklava açan becerikli Laz kadınlarının mirasçısıdır. Burada kışın yensin diye kurutulan ince hurmanın, fındığın, cevizin, yeni dünyanın (n3xilimunt’ri) ve demir elmanın da hakkını yememek lazım.

Yenilenmenin adı: 3’anağani
Çocukluğun film karelerine düşen en canlı görüntülerden biri de yeni yıl kutlamalarıdır. Ocak (boyuğ ayi) ayının hükümet hesabına göre 14’ü, gün hesabına göre 1’i Lazona’da yeni yıldır. Daha çok erkek çocukların katıldığı bir şenliktir 3’anağani. O gün en güzel giysilerini kuşanan erkek çocuklar ellerinde çuvallar, başlarlar ev ev dolaşmaya. Her evin kapısından ya da penceresinden boş olarak atılan çuval; fındık, fıstık, ceviz gibi yemişler ya da mısır, portakal, mandalina, elma, armut gibi meyvelerle doldurularak geri fırlatılır. Günü bereketli tamamlayanlar akşam eve dolu bir çuvalla döner. Biliyorum “mevsim kış, her yer karla kaplı” diyorsunuz. Olsun baştan söyledik ya kış çocuklara işlemez, aksine onların düşlerini ısıtır diye...

Şimdi bunları şehirli arkadaşlarıma anlatsam, onlara masal gelir diye düşünür camın önünde otururken. Varsın şehirliler korksun kıştan. Lazona’da kış korku değil, dinlenme mevsimidir. Bir kış vardır yorgun bedenlerin dinlenmesi için. Köyde aylar boyunca süren koşuşturmanın mükafatıdır o. Hem kar ne kadar çok da yağsa yerini baharla birlikte en güzel başlangıçlara bırakacaktır nasıl olsa. Derken çalan telefonun sesiyle irkilir. Köydekiler, endişeyle ‘Oxorişe mogalu-yi? (Eve gelebildin mi?) diye sormaktadır. Bu sesle sıyrılır düşlerden ve gerçek dünyaya döner.



 

 

TURKEY BLACK SEA (PONTIC) REGION TRAVEL GUIDE

ENGLISH

TURKEY BLACK SEA (PONTIC) REGION TRAVEL GUIDE, CULTURE, FOLKLORE, TRAVEL TIPS, HISTORY, COUSINE, HOTELS, TRABZON, RIZE ...

Karalahana Bağımsız Karadeniz Gazetesi'nden makaleler: Karadeniz Bölgesi haberleri

 

 

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü, yaklaşık yirmi bin maddelik içeriğiyle Türk literatüründe kendi alanının en kapsamlı çalışmasıdır. Ansiklopedik formattaki bu sözlükte kayıp ya da süregelen tüm uygarlıkların folklorik ya da mitolojik öğeleri, paranormal öğeler, modern kültürel kahramanlar, şehir efsaneleri, doğaüstü olaylar, simya, büyü, dinî fenomenler ve yerel kültürlere özgü semboller mitolojiyi ilgilendiren yanlarıyla maddeleştirilmiştir. Çalışma, bugüne dek sıkça işlenen Yunan, Roma, Kelt ve Anglo-Sakson inanç dünyasını eksiksiz ele almasının yanı sıra Asya, Afrika, Amerika ve Okyanusya’nın yerel halklarının az bilinen kültür ve inanç öğelerini; tek ve çok tanrılı dinlerin uygulama, biçim ve sembollerini; Karagöz, Köroğlu, Dede Korkut ve Kral Arthur gibi efsanevi karakterlerin arka plan ve yardımcı unsurlarını ustalıkla tanımlayarak amatör mitoloji tutkunlarından akademisyen yazarlara dek tüm araştırmacıların başvuru kaynağı olmayı amaçlamaktadır.

Eski Yunan Uygarlığı, Antik Yunanistan

 Eski Yunan Uygarlığı Selçuklular

     Çay, Türkiye'de en çok tüketilen içeceklerden biri. Ancak çayın sofralara nasıl ulaştığını yöre insanları dışında pek bilen yok. İnce Belin Buğusu: Çay belgeselinin yönetmeni İsmail Şahinbaş ile konuştuk.  Çay Belgeseli söyleşisi

Lazca - Türkçe Sözlük

Lazuri - Turkuli Nenapuna

İsmail A. Bucaklişi & Hasan Uzunhasanoğlu. Lazca - Türkçe sözlük'ün tamamı alfabetik olarak word dosyası olarak indirilebilir.

A l B l C l Ç l Ç'l D l E l F l G l Ğ l H l İ l J l K l K'l Ll M l N l O l P l P' l Q l R l S l Ş l Tl T' l U l V l X l Y l Z l Z'l 3 l 3' l Lazca filller l

        

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır