Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle       ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

Karadeniz kültürü, karadenizliler, Lazlar

Neden Karalahana.com?

 MÜZİK

 TARİH

 KİM KİMDİR

 

 

 

 FORUM

 EDİTÖRDEN

 AJANDA

 

 

LİNKLER

 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

 KARADENİZ BÖLGESİ

Karadeniz haber, deneme

DOSTLAR

 

Karadeniz gazete okuyun

karalahana karadeniz gazete, karadeniz gazetesi, karadeniz haber
Yukardaki logoyu tıklayarak Bağımsız Karadeniz Gazetesini okuyabilirsiniz.

Önemli linkler, gazete oku, tv seyret
 Dünyanın tüm televizyonlarını Canlı seyretmek, tüm gazeteleri tek bir sayfadan okuyabilmek için önemlilinkler.com
www.lahana.org
sitesini sık kullanılanlara ekleyin.


KARADENİZ FOTOĞRAFLARI
Deeğerli Lahana forum üyeleri
Karadeniz fotoğraflarınızı  galerimizde otomatik olarak yayınlayabilirsiniz.
TIKLAYIN

KARALAHANA DA YAZAR OLUN


Yazılarınızı yayınlamamız için bize gönderebilirsiniz


Trabzon ve civarında yılbaşı (Kalandar)  gelenekleri ve seyirlik köy tiyatroları

Karakoncilo oyunu seyirlik köy tiyatrosu

Yazı: Özhan Öztürk

“Kalandaris kulandaris

Erkek uşak dişi buzak

Ver Allah ver

Dolsun bucak” (Sürmene Macuka)

 

Bir Trabzon manisinde geçen “Bekarlar neler çeker, Kalandar sovuğunda!” sözlerinden kışın en soğuk günkerine denk gelen Kalandar ayını (Ocak) köylülerin pek dışarı çıkmadan evlerinde aileleriyle birlikte geçirdiğini anlayabiliriz. Kalandar kelimesi Trabzon’da Yılbaşı gününe (13 Ocak/24 Aralık) ve bugünün gecesinde yapılan eğlenceler ve mahalli takvimde yılın ilk ayına verilen isimdir.    Anadolu’da ve Trabzon dışındaki Karadeniz illerinin mahalli takvimlerinde, Ocak ayı için yaygın olarak zemheri terimi kullanılır, aynı gece benzer eğlenceler yapılmakla birlikte Kalandar gecesi gezmelerinde oynanılan seyirlik köy tiyatroları için (Karakoncoloz  ya da momoyer oyunları) Rumca yerine farklı bir terminoloji kullanılırdı.    Kalandar geceleri, köyün  genç ve çocukları, kemençe (bazı köylerde tulum ya da şimşir kaval) eşliğinde horonlar oynayarak toplanır, köydeki tüm evleri tek tek gezerler koliva [1], fındık, meyva, ceviz vs. toplarlardı. Evlerin önüne gelen çocuklar yine köyden köye de-ğişen ama ana teması benzer bir Kalandar tekerlemesi söyler karakoncoloz oyunu adı verilen bir seyirlik oyun oynardı. Bu sırada tek tanrılı dinler öncesinden kalıntısı olan pek çok ritüel gerçekleştirilir özellikle bereket kültü ile ilgili çeşitli tekerlemeler söylenirdi.

 “Kalandar gecesi devlet bacası

Tasımı dolduran cennet hocası

Doldurtmayan cehennem hocası

Üstte erkeği altta dişi” (Çaykara, Şur)

Kalandae gecesi gezmelerinin en öenmli özelliği çocuklardan birisinin karakoncolos kılığına girmesi idi. Yüzü kazanın altından alınan maniya[3] ile siyaha boyanan, üzerine postlar giyerek ayıya benzetilen, beline koyun ya da inek çanları [4] takan, elinde değnek taşıyan bir genç bu kılığa sokulmakta bir kemençeci ve çocukların söylediği tekerlemeler eşliğinde kapı kapı dolaşarak evlerden yiyecek toplamkataydı. Bazı köylerde oyuncu kadrosuna kadın kılığına sokulmuş bir erkek (gelin), şeytan (ateşçi), doktor, damat [5](kizir), ağa, ihtiyar[6], deve (birkaç oyuncu tarafından oluşturulurdu) eklenirdi.

Çarşıbaşı ilçesinde ise bir değneğin ucuna bağlanan bir torba [7] ev kapısından içeri uzatılarak:

 “Gece geldim kapınız

Selam verdim Yapınıza

Selamımı almazsanız

Daha gelmem yapınıza (Çarşıbaşı)

 

Ya da (oyunda karakoncolos yerine deve kullanılıyorsa istekler biraz abartılırdı)

 

Galandariya Farfariya

Gèt kilara Gel gapiya

Vèr deviye

Pestilden, tuţdan

Almadan, armutţan

Şekerden, çaydan

Külekteki yağdan

Bulğurdan, yarmadan

ğavurmadan, ğıymadan

Dahasını saymadan

Vèr babam (ağam, Bacım, Nenem) Ver! (Gümüşhane)

tekerlemesini söylenir, ev sahibinin torbayı doldurması beklenirdi.

Kalandar eğlenceleri karakoncolos

Karakoncolos oyuncusu (Pontus Rumlarının seyirlik oyunlarından)

 

Kalandar eğlenceleri adı aynı olmamakla birlikte Ordu, Giresun, Rize ve Gümüşhane’de de aşağı yukarı aynı şekilde gerçekleşmekteydi. Çoğunlukla toplanan yiyecekler pişirilip yenilirdi [8].  Büyük köylerde her mahalle kendi kalandar grubunu oluşturur, torbasını yiyeceklerle dolduruken bir yandan da komşu mahallelerin kumpanyalarının torbasını kapıp kaçma mücadelesi verilirdi. Bölgedeki Hristiyan Rumlar ise kalandarı eğlenceden öte (noel dolayısıyla) dini bir atmosfere büründürmüşlerse de tekerleme ve türkülerin sözleri Anadolu’da, Yunanistan’da hatta aşağıda derlenmiş örnekte olduğu gibi Kırım’da da aşağı yukarı aynıydı. 

 

Kalimera ais Vasil (Merhaba, Aziz Vasil)

Na fers iyia, ivlouiyia (Bize sağlık ve inayet)

Biritet, prama, lougar (tahıl, sığır, eşya)

Kapitia, fimoria, kalo kardia (para, altın, iyi kalp getir) [9]

 

Kalandarın ilk günü

 

Kalandar ayının ik günü eve ilk giren kişinin taşıdığı özelliklerine göre yılın iyi veya kötü geçeceğine işaret edileceğine ciddi ciddi inanılmaktaydı. Eve kötü huyu, şanssızlığı ile tanınan ya da kör, topal, fakir, kısır kişilerin girmesinin o yıl felaket getireceğine inanılmaktaydı. Bu yüzden bu önemli iş kadere bırakılmaz iyi huylu temiz giysili çocukların eve ilk giren olması sipariş bile edilirdi. Hemşin gibi yörelerde yılın berketini garantiye almak için  ahırdaki öküz eve getirilerek sağ ayağıyla eve girmesi sağlanırdı.

 

Kalandarın gün sayması ya da minoloya

 

Sadece kanandar sabahı değil kalandarı takip eden 12 takip edilerek ve her gün bir ay ile ilişkilendirilerek o yılın nasıl geçeceği konusunda kehanette bulunulurdu. Sözgelimi 6 gün yağmur yağmışsa Kiraz ayı (Haziran) yağmurlu  geçecekti. Bazı yörelerde yeni yıl Mart ayından başlatıldığından Mart Dokuzu [10] adı verilen bu son derece bilimsel (!) geleneğin bir de adı vardı: Minoloya [11] yani Rumca “Ay bilimi”.

Kalandar: Terminoloji ve etimoloji

 

Latince “calandae” ayın birinci günü anlamında olup aynı zamanda hesap tutulan defter anlamına gelen “calenderium” batı dillerine takvim kelimesinin karşılığı olarak İngilizce’ye calendar, İtalyanca calendario, İspanyolca calendario, Fransızca calendrier olarak girmiştir. Ortodoks Hristiyan Rumlar 24 Aralığı 25’ine bağlayan gece “kalanda/kalanta” adı verilen noel şarkıları söyleyerek Hz. İsa’nın doğumunu kutlarlar.    Batı Ermenicesi’nde gağant ise yılbaşına verilen isimdir (Doğu Ermenicesinde surp dz'nunt). Ermeni çocuklar, 5 Ocak gecesi "Melkon, Kaspar yev Bağdasar, avedis" şarkısını söyleyerek evleri dolaşır ve İsa'nın doğumunu kutlarlar. Çocuklara küçük hediyeler ve bahşiş verilir. Yunanca kalanta olan kelime bölgemiz Rumları tarafından kalantaris (καλαντάρης) olarak kullanılmış Türkçeye kalandar ya da kalandaris, Megrelce’ye Megrelce kalanda olarak geçmiştir. Ermeni kültüründen etkilenen Tunceli (Dersim) bölgesinde gelenek yerel motiflerle birleşerek ‘Sera Sala Höyüye, kağandi, kağant’ adıyla bilinip benzer şekilde kutlanmaktadır.

Kalandar çöreği

 

Kalandar günü köy gençlerinin evlerden topladığı malzeme ile pişirdikleri ve delikanlıların/genç kızların, bu çöreği yedikleri gece, evlenecekleri erkekleri rüyalarında göreceklerine inandıkları aşırı tuzlu çöreğin adıdır.

Kalandar günü oynanılan bir seyirlik oyun

 

Aşağıda Osmanlı döneminde Maçka köylerinde oynanılan bir momoyer/karakoncilo [12] oyunu örneğini okuyabilirsiniz:

Atlı maskesiz iri yarı ve çevik, katı ve kibirli biridir. Başında Karadeniz kukula’sı gibi, ipekten bir mendil vardır. Kizir, kötü giyimli alaycı, gözüpektir, fakat Derebeyi olan Atlı’nın karşısında korkakça davranır. Dava-cı, aynı şekilde kötü giyimlidir. Sırtında, belinden öne doğru düşük ve belinden aşağıya doğru sarkık insan şeklinde kukla taşır. Böylelikle hangisinin canlı hangisinin ölü olduğu zor anlaşılmaktadır. Kadı, iyi giyimlidir, karnında yastık vardır, beyaz sakallı, tesbihli ve bastonludur. İki Şeytan, sürekli olarak cızırtı yaparlar. Başlarında boynuzları ve kuyruklarında çıngıraklar vardır. Ellerinde demirden çatallar, halkı, Momoyerosları ve özellikle de kendilerine küfür eden Kadı’yı sürekli rahatsız etmektedirler. Gelin maskesizdir, ama erkek olduğu anlaşılmayacak kadar makyajlıdır. Güldürü başlar:

Atlı, tehditkarca voltalar atar ve mübaşire seslenir:

-Ulan Kizir, Ulan Kizir!

Kizir, gelmeye korkar ve bir yere saklanır. Atlı’nın üçüncü kez seslenişinde ortaya çıkar.

-Buyur, efendim. Burdayım

Ortaya doğru ilerler. Atlı ona doğru bağırır ve vurur.

-Bre kereta! Sabahtan beri çağırıyorum. Sen ise yanıt vermiyorsun. Neredeydin şerefsiz?

-Seveyim seni, efendim, tuvaletteydim.

-Tuvalette ne bok yiyordun?

-Sana meze hazırlıyordum!

-Al o mezeyi, karına, anana verde yesinler, kafir! Haydi çabuk atıma arpa ve saman ver.

-Şimdi yayıktan kaymak da istersiniz! İşte arpa ve saman

-İşte şimdi sana bir aferin

-Kaynatamın götünü ye emi!

-Ulan Kizir!

-Buradayım ağam

-Karakapan’dan su istiyorum (Maçkadaki su kaynaklarından birinin adı)

-İşesem olmazmı?

-Karakapandan su dedim!

Mübaşir suyu getirmeye gideri gelir:

-İşte sana Karakapan’dan su

-Şimdi de sana kocaman bir aferin

-Kaynatamın götünü ye emi!

Atlı, ortada yine dolanır ve yine seslenir:

-Ulan Kizir!

-Buyur ağam. Ne istersen söyle

-Atıma çivi ve nal getir

-Bakalım, sıra seni kulaklarından çivilemeye ne zaman gelecek?

-Çivi ve nal dedim

Mübaşir, büyük bir çivi getirir

-İşte çivi al gözüne sok

-Neden saana aferin demiyeyimki?

-Kaynatamın götünü ye emi

Atlı dolanır ve isteyecek başka bir şey düşünür. Birden seslenir

-Ulan Kizir

-Mum gibi karşında duruyorum ağam

-Çabuk bana bir horoz getir

-Sahtesini mi gerçeğini mi?

-Ne sahtesi ne gerçeği. Horoz istiyorum der ve Kizir’e vurur

Mübaşir bir tavuk getirir

-İşte size hem erkek hemdişi bir horoz

-Öyle mi? Bravo, yani aferin

-Kaynatamın götünü ye!

-Ulan Kizir!

-Kulağım sizde efendim.

-Tanrı derki, neyin varsa yarısını komşuna ver. Senin karın da var baldızında. O halde, ikisinden birini bana vermelisin.

Mübaşir öfkelenir ve Atlının üstüne atılır. Kavga olur. Atlı Kizir’i öldürür.

Davacı gelir. Kardeşini ölmüş görünce, suç duyurusunda bulunmak amacıyla Kadı’ya gider.

-Efendim. İki kardeşim vardı. Birini dün öldürdü, onu sırtıma bağladım. Diğerini ise bugün yol ortasında öldürdü. Bu devlette yasa varsa, onun  yargılanması gerekir.

-Kardeşlerini öldürten kim ?

-Derebeyi

Kadı , Şeytana seslenir ve ona:

Çabuk derebeyini buraya getir der.

Şeytan, cızırtı yaparak gider, Atlıyı alır ve onu Kadının huzuruna getirir.

Kadı:

-Sen Tanrımısın? Bu adamları neden öldürdün? Bana açıklamanı istiyorum.

Atlıu içi Lira dolu bir kese çıkaraır ve onu Kadı’ya uzatır. Kadı, alır, keseyi eliyle tartar ve memnun olmuşcasına, yumuşak bir tonda:

-Niçin öldürdün? Diye sorar

-Söyliyeyim, dinle: Kitaplar derki: Büyük balık küçük balığı yer. Ben Derebeyi olarak köylere geldim. Arpa istedim ‘yok’, saman istedim ‘yok’ su istedim ‘yok’ nal istedim ‘yok’, horoz istedim  tavuk verdi. Güzel gari’ları vardı, birini istedim vermedi. Diğerini istedim, vermedi. Kanım tepeme çıktı. Vurdum ve öldürdüm onu!

-Gari’lar güzel mi?

-Çok güzeller. Köyün soğuk suları gibi

Kadı, Şeytan’a buyurur:

-Gelin’i getir  de göreyim

Şeytan, gider ve gelini getirir. Kadı gelini görür ve beğenir.

-Aman, ne güzel! Haa.. Şimdi dulda kaldı, der ve Gelin ağlamasın diye Kadı, Şeytan’a:

-Doktor’u getirde, Gelin’in kocasını muayene etsin. Öldümü , bayıldı mı?

Gelin, Kizir’in yanına gider ve ağlar. Doktor gelir ve komik bir muayene yaptıktan sonra Şeytan’a:

-Kalem ve hokka getir. Rapor yazacağım, der

Şeytan sadece kalem getirir. Doktor kızar

-Sana hokkada getir demiştim

Şeytan cızırtı eder ve arkasını çevirir. Doktor da onu hokka gibi kullanır ve raporunu nasihat verircesine yazar:

-Kimin karısı güzel ise, yaşamaya fazla zamanı yok

Gelin, kocasının öldüğünü ve yaşlı Kadı’nın kendisini istediğini anlayınca, bakışlarını kaldırır, kendisine arzuyla bakan Derebeyi’ni görür ve o an yanına gitmek ister.

Gözyaşlarını siler, gider kocasının başı üzerine osurur ve sonra aşkla atlının yanına gi-der. Fakat o an ölü kocası dirilir, kalkar ve etrafına bakarak:

-Bu gece güzel bir rüya gördüm

-Osuruktandır, der Doktor

-Yok canım çiçek kokluyordum

-Osuruk kokusudur

-Yok çiçek kokusuydu

-Bir daha iyice kokla

Mübaşir, parmaklarını koklar ve:

- Doğru osurukmuş, kafama kim osurdu?

- Şeytan cızırtı eder ve o sırada Atlı’nın ku-cağında olan Gelin’i gösterir. Atlı seslenir:

- Ulan kemençeci, kemençe çal!

Kemençeci çalar, horon başlar. Mübaşir ya-bancı gibi, bir köşede bağdaş kurmuş üzün-tüyle Atlı’nın yanında horon eden karısını izler

 

 

1.       Rumca “Haşlanmış mısır”. Aynı zamanda bir çeşit helvanında adıdır.

2.       Karakoncolos (dağ adamı, yaban adamı, koncoloz) hakkında ayrıntılı bilgi için Bakın:

http://www.karalahana.com/fotograflar/index.php/index.php?option=com_content&task=view&id=1923&Itemid=44

3.       Rumca “is”

4.       Kelek ya da hohor denilir

5.       Sürmene’de “efe” Rumca “ergenlik çağına gelmiş delikanlı”

6.       Kocaman’da denilirdi

7.       Bazı yörelerde çanta da kullanırdı. Sopanın üzerine ziller takılması da adettendi.

8.       Bazı yöreler de ise Örneğin Ordu Mesudiye’de toplanan erzak satılır ve paralar eğlenceye iştirak edenler arasında paylanırdı.

9.       E. V. Khadzhynov. Yalta, Kırım

10.    Eve gelen kişinin uğur getireceği geleneği Mart kırma adıyla bilinir. O yıl mahsülün iyi olması, sığırların gebe kalması, ev halkının sağlık ve refahı, eve ilk giren kişinin uğuruyla doğrudan ilgilidir.

11.   İfedos da minoloya kalo uçerthe “Bu yıl minoloya iyi gelmedi” (Dernekpazarı)

12.   Karakoncilo “karakoncolos” kelimesinin çoğuludur ve genellikle oyunlarda momoyeroslar ya da karakoncilo (Karakoncolozlar) olarak adlandırılır. Anadolu’da benzer oyunlar Ayı oyunu (Yozgat), Saya Gezme, Arap oyunu, Deve oyunu vs. olarak adlandırılır. 

 

Notlar: Yazıda kaynakça oalrak büyük ölçüde 2005 yılında Heyamola Yayınlarınca yayımlanmış Karadeniz Ansiklopedik Sözlük ve henüz yayına hazırladığım Folklor ve Mitoloji Sözlüğü’nün kullandım.

 

Kaynak: Özhan Öztürk. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük. Heyamola yayıncılık, İstanbul. 2005. ISBN: 975-6121-00-9

Ayrıca Oku

Bizum Temel, Temel kimdir

 Karakoncoloz nedir Cinler ve periler
Cadılar ve Cadılık

 

        

 


Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır