Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle       ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

Karadeniz kültürü, karadenizliler, Lazlar

Neden Karalahana.com?

 KARADENİZ MÜZİK

 KARADENİZ TARİH

 KİM KİMDİR

 

 

 

 KARADENİZ FORUM

 EDİTÖRDEN

KARADENİZ GAZETELERİ

Tüm Karadeniz Gazeteleri ve Karadeniz Televizyonlarına tek bir sayfadan ulaşın

 

 

LİNKLER

 ARTVİN SİTELERİ

 ORDU SİTELERİ

 BAYBURT SİTELERİ

 SİNOP SİTELERİ

 KARADENİZ BÖLGESİ

KARADENİZ HABER

 

Hemşinliler Ermenistan'da Ermenistan hemşin tarihi konferansı

Yazı Dizisi: Hemşinliler Ermenistan'da

 1. Hemşin Tarihi ve Kültürü üzerine konferans

 2. Hemşin Tarihi ve Kültürü üzerine konferans

3. Hemşinliler konferansı

Türk Halk Oyunları

A  - B - C - Ç - D  - E - F - G - H - I - İ - K - L - M N  - O - P - R - S - Ş - T - U  - V - Y - Z

Karadeniz Folkloru

Cinler ve periler cincilik cin hikayeleri cin çarpması

Cinler ve periler

Cadılar ve cadılık

Halk kültürü araştırmacısı Süleyman Kazmaz’a armağan kitap hazırlandı…
Halk kültürü araştırmacısı Süleyman Kazmaz’a armağan kitap hazırlandı…

Halk kültürü araştırmacısı Süleyman Kazmaz’a armağan kitap hazırlandı…


 

 

ARHAVİ HALK OYUNLARINI KİMLER NEREYE GÖTÜRÜYOR? 

ARHAVİ HALK OYUNLARINI KİMLER NEREYE GÖTÜRÜYOR?

    Arhavililer Vakfı tarafından Yayınlanan “ Arhavi Halkbilim Araştırması TARİH KÜLTÜR İNSAN  “Kitabındaki Halk Oyunları Bölümüne Eleştirilerim:

 

Öncelikle kitabın tamamını okuduğumu belirtmek isterim. Ben uzun yıllardan beri ilgi alanım olan ve gelecek nesillere sağlıklı ve doğru olarak kalması için çaba gösterdiğim, Halk Oyunları bölümünde yazılanlar hakkındaki eleştirilerimi yazacağım.

Şunu da öncelikle belirtmek isterim ki, insanlar hata yapabilir. Bu çok doğaldır. Ancak Tüm ilçemiz ile ilgili Halkbilim Araştırması yaptıklarını söyleyenlerin 199 sayfalık bir kitabın sadece dokuz sayfalık, tek bir konu ile ilgili bölümde yaptıkları hataların bu kadar çok olması beklenemez.

İlk eleştirim, bu yazıları yazanlardan hangisi Arhavi’nin düzenli oyunlarını oynamayı, oynatmayı ve oyunların içerikleri ile bilgi vermeye yetkin kişidir? Ya da kendisi yetkin kişi değilse, hangi yetkin kişilerden bu bilgileri almışlardır?

            İlk olarak tüm kitap için kitabın başlığına konmuş olan “Arhavi Halkbilim Araştırması” başlığına itirazım olacak. Gerçekten bu bir araştırmaysa araştırma çalışmaları sırasında, kaynaklarla yapılan görüşmelerin belgeleri mutlaka tutulmuş olmalıydı. En azından çekilen fotoğraflar konmalıydı, kitapta yer verilmeliydi.

            Aynı şekilde KAYNAK KİŞİLER yazılırken yanlarına bu kişilerin hangi bilgiler için kaynak olduklarının belirtilmesi gerekirdi. Halk Oyunları bölümünde kaynak kişi ve yayın göremedim.

Hiçbir kaynakta, kitabı yazanlar kaynak kişi olarak gösterilmez. Ne yazık ki, bu kitabın yazarları kendilerini kaynak kişi olarak ilan etmişlerdir.

            Halk Oyunları bölümü için yaptığım eleştirileri Arhavi’ye ait olduklarını söyledikleri her oyun için aşağıda özetlemeye çalıştım.

Eleştirilerime, Arhavi Folkloru ile ilgilenen deneyimli büyüklerimden alacağım yanıtlar beni çok mutlu edecektir. Kültürel değerlerimizin hiçbir dalının bu şekilde yozlaştırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu kitabın basımına vesile olmuş Arhavililer Vakfı yönetiminden de, kitabın basımı öncesinde yazılanların nasıl bir denetimden geçirilerek basımının yapıldığını açıklamalarını bekliyorum.

Arhavi Halkbilim Araştırması TARİH KÜLTÜR İNSAN  “Kitab 

            Kitabın 112 numaralı sayfasında Yazarlarımız, Arhavi Oyunlarını DÜZ HORON ile anlatmaya başlamışlar. Aynen alıyorum;

 

“Halka yapısı içinde oynanan temel oyunlardan biridir. Oyundaki hareket ve canlılık azdır. Buna Düz Horon denmesinin nedeni basit oyunun ayakta yapılan figürlerinden oluşmasıdır. Ancak bu oyunda estetik oldukça fazladır. Bu oyun önceden erkekler tarafından oynandığı halde şimdi kadın ve erkek beraberce toplu olarak da oynanmaktadır. Tulum, kemençe ve akordeon eşliğinde oynanır.”

 

 Kitapta Düz Horon ile ilgili yazı bu kadar.

 

            İlimizde oynanan oyunlar Horon ve Bar olarak adlandırılır. “Halka yapısı” şeklinde tanımlanan bir oyun şekli bulunmamaktadır.

Kaldı ki 111. Sayfada konuya girişteki ilk cümleleri “ Halk Oyunlarımız Horon yöresi içinde yer alır.” Şeklindedir. Arhavi’de oynanmakta olan oyunlar içinde ise,  Horon dışında oyun şekli yoktur.(Bar ve Halay gibi)

            Kast edilen Artvin Düz Horon ise, zaten ilçemize ait bir oyun değildir. Arhavi Düz Horonu adı ile ilçemizde oynanan bir oyun varsa, yazarlarımızdan bu oyunu belgelemelerini beklerim. Aynı zamanda yazarlarımız bu oyun için hem “hareket ve canlılık azdır” diyorlar, hem de peşinden “basit oyunun ayakta yapılan figürlerinden oluşmasını özellik olarak saymışlar.

 

Ayakta yapılmayan figürlerden oluşan bir oyun söyler misiniz?

Sonrasında “Ancak bu oyunda estetik oldukça fazladır.” Diyebilmişlerdir. Hareket ve canlılığın az olduğu bir oyunda nasıl estetik oldukça fazla olabilir?

 Aynı zamanda İlimize ait olan bu oyun, hangi tarihte ve nerede kostümlü olarak kız- erkek birlikte oynanmaya başlanmıştır?

Düğün ve toplantılarda katılımcılar tarafından oynanan oyunlar ne zamandan beri “Geleneksel Oyunlarımız” haline gelmiştir?

 

Yazarlarımız bu çelişkileri biz okurlara anlatmalıdır. Yoksa onlar bir kitap yazdılar, Düz Horonu Arhavi oyunu yaptılar demeli miyiz? Gerçekten araştırıp buldukları bu oyun, kimler tarafından bu arkadaşlara iletilmiştir? Bu insanlar kitapta belirtilmiyor. Nerede, kimlerden araştırdılar?  Bu bilgileri aldıklarını söyleyecekleri kaynak kişiler kimlerdir ve bu kişiler bu yetkinliğe sahip midirler?

 

Kitabın 113. Sayfasındaki ikinci Arhavi oyununun adı size de tanıdık gelebilir. Oyunumuzun adı; KOÇERİ. Kitaptan aynen alıyorum;

 

Koçeri koç ve eri ifadelerinden oluşur. Eri son ektir. Bu ek isim köküne eklendiğinde li ve lı, fiil köküne eklendiğinde ise miş, mış, muş, müş anlamlarını verir.

Burada koç-adam isim köküdür. Bu köke eri eki eklendiğinde koç-adam sözcüğü Koçeri-adamlı sözcüğüne dönüşür.

 Buradan da Koçeri-adamlı sözcüğü de sevgili, yarlı anlamına da gelen adamım, sevgilim, yârim anlamlarını içeren bir anlamı da çağrıştırır.

Bundan dolayı bu oyun da; bir kızın bir kahramana, bir sevgiliye veya beğendiği birisine olan duygusunu içerdiği izlenimi de hissedilir. Bilinen dörtlüğün başındaki mısra da bunu vurgulamaktadır.

 

 

Koçeri kimin yâri,                      Sallan da gel içeri,

Oy neni koçeri.                           Oy neni koçeri.

 

Bu oyun kadınların oynadığı bir oyun türü olmakla beraber son zamanlarda kadın ve erkekler tarafından birlikte de oynanmaktadır.

Bir rivayete göre de bu oyunun çıkış nedenlerinden biri Gürcü kale kumandanının kızına âşık olan Laz gencinin sevgilisini görmek için kalenin etrafında yaptığı hareketlerden kaynaklandığıdır. Tulum, kemençe ve akordeon eşliğinde oynanır.”

 

Yazarlarımızın bu oyun için yazdıkları ilk üç paragrafı lütfen tekrar okuyunuz. Ben şahsen yukarıdaki tanımlamalardan hiçbir şey anlamadım.

 Hem” kız oyunu olduğu halde son zamanlarda kadın erkek birlikte oynuyormuş” diyorlar hem de, “bir rivayete göre “ diye başlayarak Laz gencinin Gürcü kale kumandanının kızını görmek için kale etrafında yaptığı hareketlerinden kaynaklandığını söylüyorlar. Laz genci bu hareketleri ne zaman yapmış?( Savaşta-barışta?) kızı görebilmiş mi? Hangi kaynaktan böyle bir bilgi aldınız?

 Bu durumda Koçeri oyunu bırakın kız oyunu olmayı, Arhavi’de erkekler tarafından oynanan bir oyun olmuş olmuyor mu?

Siz yazdığınız diye, Artvin ilimizin bir kız oyunu olan Koçeri oyunu Arhavi oyunu olmaz.

                                                                                                                        

Sıra geldi Arhavi’mizin üçüncü oyununa sıkı durun adı;  CİLVELO- CİLVELO NANAİDA”  Yine önce kitapta yazarlarımızın yazdığı şekilde sizlere aktarıyorum.

 

Kadınların oynadığı bir oyun türüdür. Son zamanlarda kadın ve erkeklerin beraberce oynadığı da görülmektedir. Halka şeklinde oynanır. Oyunda enstrüman olarak tulum, kemençe ve akordeon kullanılır.

Oyunun teması sevgi, sevdalık, hasretlik üzerine kurulmuştur. Genellikle gurbete çalışmaya giden erkeklerin memleketinde bıraktığı sevgilisine karşı duyduğu özlemin oyuna dönüştürülerek yansıtılmasından oluşan tekerlemeli sözlerden doğmuştur.

Ayrıca bu terim cilve, naz, kırıtma, hoşa giden davranış ifadesini de içerdiğinden cilvelo kelimesinden de naz, cilve yapan, nazlı, cilveli anlamı da ortaya çıkar.

Başka bir pencereden de; köyün zengin ve güzel kızı ile ona aşık olan gencın aşkından doğan bir oyun biçimi olduğu da belirtilir.

Yaşar Turna genelde sevgi ve sevdalığa dayanan bu temayı rahat borti si mas ole maciri, Seni görmeden Önce Çok Rahattım anlamına gelen eserinde kendi tarzında kemençe ile çok güzel bir şekilde dile getirmiştir.

Ayrıca Yaşar Turna Cilvelo nanaida tekerlemesini cilvelo nanayda tekerlemesinin yedi heceli ölçüye uyarlanmış biçimi şeklinde ifade etmiştir. Bestesinden bazı bölümlerin Türkçe versiyonu aşağıdaki gibidir.

 

Seni görmeden önce çok rahattım.           Cilvelo nanaida.

Zincire vurulsam da tutulmazdım.           Cilvelo nanaida.

Aklımdayken sen, uykum kaçar gece.      Cilvelo nanaida.

Ey sevgili bana ne oldu söyle.                    Cilvelo nanaida.

Çok güzelsin, dağ ceylanı gibisin.             Cilvelo nanaida.

Hak vergisi gözlerinin sürmesi,                Cilvelo nanaida.

Buğday unu misali rengin sanki               Cilvelo nanaida.

Seni görenin kararır gözleri.                     Cilvelo nanaida.           

 

Tulum ve kemençe ile oynandığı gibi akordeon eşliğinde de oynanır.”

 

Sayın yazar arkadaşlar, bu parçanın bestecisinin YAŞAR TURNA olduğunu size hangi kaynak kişi söyledi? Bu kadar değerli bir bilgi hangi kaynakta yazılı?

 Halk Oyunu araştırmacılarının hiçbirinin araştırmalarında elde edemediği bu bilgi neden sadece bu kitabın satır aralarına sıkışıp kalmış. Cilvelonun bestecisi olarak Yaşar Turna’yı gösterdiğinizde, mezarında ne düşündü? Çok merak ediyorum. Keşke güftesi deseydiniz ve Lazca sözlerini koysaydınız.

 Bestesi eşliğinde yukarıdaki Türkçe sözleri bir söyler misiniz, neye benzeyecek?

 

Diğer oyunlardaki tekerlemeniz burada da aynen kullanılmış.”Son zamanlarda kadın ve erkeklerin beraberce oynadığı görülmektedir.” Bahsettiğiniz bu son zamanlar kaç yıllık bir dönemdir? Öyleyse son dönemlerdeki düğünlerde gördüğünüz diğer figürlere haksızlık etmiş olmuyor musunuz?

Cilvelo oyunu, ilimiz Artvin’e ait bir oyun olup Laz, Gürcü, Hemşinli hemşerilerimiz tarafından kendi dillerindeki sözlerle oynanabilmektedir. En çok bilinen ve söylenen Türkçe dörtlüğü sizlere hatırlatmak isterim;

İndim dere ırmağa oy nanayda,       cilvelo nanayda.

Zeytin dalı kırmağa oy nanayda,    cilvelo nanayda.

Geldim seni almağa oy nanayda.     cilvelo nanayda.

Başladın ağlamağa oy nanayda.      cilvelo nanayda.

 

Anlayabildiniz mi bilmiyorum ama Arhavi’nin neresinde zeytin yetiştirilmekte? Bunu da mı göremediniz acaba? Yapmayın, Arhavi’mizin kendine ait olmayan ilimize ait oyunlara ihtiyacı yok.

 

Sıra geldi dördüncü Arhavi Halk oyununuza. Oyunumuzun adı TİRİLİDO .

Yine aynen kitapta yazıldığı gibi buraya alıyorum.

 

“Arhavi’nin yüksek köylerinde halka tarzında oynanan bir oyun türüdür. Müzik ve oyun cilvelo- cilvelo nanaida’ya benzer. Hatta onun değişik versiyonudur.

Tirilido, cilvelo- cilvelo nanaida gibi tekerlemeli sözlerden doğmuştur. Bu oyun günümüzde çok nadir oynanır. Bu oyun kadın oyunu olmakla beraber kadın ve erkeklerin birlikte oynandığı da bilinmektedir.

Bu oyunun birçok manileri vardır. Kemençe ile oynandığı gibi tulum ve akordeon eşliğinde de oynanır.

 

 

Ha buradan aşaği oy nanido.             Tirilido nanido nanido

Bir iniş ineceğim oy nanido                Tirilido nanino nanido

Ben sevdaluğun inişini oy nanido      Tirilido nanido nanido

Ben nasıl çözeceğim oy nanido           Tirilido nanido nanido.”

 

 

Arhavi’nin yüksek köylerinde oynanan bir oyun ifadesi çok doğru bir ifade değil. Bu oyunun, esas itibarı ile cilvelonun değişik versiyonu olduğu bilgisi ise hiç doğru değil. Oyun Dikyamaç köyünde çok eskiden oynanmış bir oyun. Bu oyunda sadece bayanlar oynamaktadır. Yazarlarımızın dediği gibi birlikte oynanan bir oyun değildir.

 Bu oyunu 1979 yılında bu köye gittiğimde, yaşlı bayanlar müzik olmadan türkü eşliğinde oynuyorlardı. Narina ile birlikte bu oyunu da Arhavi oyunlarına kazandırabilirdim. Ancak bu oyunun sadece tek bir figürünün bulunması ve müzik olmadan oynanması nedeni ile süregelmesi için çaba göstermedim.

Ama oyunu öğrendim. Zaten tek figürü olan bu oyunu unutmak mümkün değil. Oyundaki bir bayan türkü söylerken, katılanlar yerlerinde durarak bir sağ, bir sol ayak sallayarak türküyü tekrarlıyorlar. Gurup nakaratı söylerken sağa doğru üç adım atıyor ve tekrar duruyor, başka bir mısra söyleniyor ve tekrar aynı figürü yapıyorlar. Yazarlarımız bu kadar iyi araştırdılar Arhavi’nin yüksek yerlerine gittiler de bu oyunu niye belgelemediler ki?

 

Yazarlarımıza göre beşinci Arhavi oyunu KARMA HORON

 

Yine kitaptan aynen alıyorum.       

“İmecelerden kaynaklanan bir oyun türüdür.(mısır imecesi, odun taşıma imecesi, belleme çapa imeceleri vb.) Bu imecelerde ayak ve ellerle yapılan hareketler bu horonu doğurmuştur. Sarı Zambak, Memetina ve Papilat horonlarındaki figürler bu oyunda da mevcuttur. Hatta bu üç oyunun karma horondan türediği de söylenmektedir. Bu oyun kadın ve erkekler tarafından beraberce oynanır. Tulum ve kemençe eşliğinde oynandığı gibi son dönemlerde akordeon eşliğinde de oynanmaktadır. Oyunun belli bölümlerinde türküler de söylenir.”

 Bu oyunu ilk defa duyuyorum. Hele Sarı Zambak, Memetina ve Papilat oyunlarının karma horondan türemiş olduğunu yazarlarımızdan önce kimselerin duymamış olması çok garip. Acaba bu oyun olmayıp, Arhavi ilçesi oyunlarına isim verilmeden önce oyunların oynanış şekline verilen bir isim midir?

Böyle değilse bu oyun Arhavi’nin hangi köy, mahalle veya bölgesinde oynanmış

Benim bildiğim, Papilat oyunumuz sadece erkekler tarafından oynanıyor.

Acaba bu bilgileri veren kaynak kişiler bu KARMA OYUNU niye yazarlarımıza öğretmediler ki? Bu kaynak kişiler bu oyunu kimselere öğretmeyip neden unutulmasına sebep olmuşlar ki? 

 

Yazarlarımızın altıncı Arhavi oyunu SARI ZAMBAK

 

 Yine kitaptan aynen alıyorum.

 

Arhavi karakterinde bir oyundur. Sarı Zambak denmesinin özel bir anlamı yoktur. Bu oyun Karma Horon’un belli bölümlerinin alınarak oyunu düzenleyen kişilerden birinin bu oyuna doğaçlama olarak oyunun narinliğinden esinlenerek ve zambakla özdeşleştirmesinden dolayı bu oyuna Sarı Zambak adı verilsin demesinden ileri geldiği belirtilmektedir.

 

Bu oyun atışma türkülere müsait bir oyun olduğundan dolayı, günümüzde gençlerin beğenisini kazanan bir oyun olmuştur. Düğünlerde sabahlara kadar oynandığı da görülmüştür. Kadın ve erkek toplu oynanan bu oyunun birçok manileri bulunmaktadır. Arhavililere has kıvraklıkla türkü söylenerek tulum ve kemençe eşliğinde oynanır. Son zamanlarda akordeonla da oynanmaktadır.”

 

Arhavi’den biz geldik, Arhavi’den biz geldik.

Bu geceyi şenlettuk, bu geceyi şenlettuk.

Bir tanesinden başka, bir tanesinden başka,

Hepsini kardeş ettuk, hepsini kardeş ettuk.

 

Kara kuşun kanadı, kara kuşun kanadı,

Nedir bu kızın adı, nedir bu kızın adı,

Söz verdi de gelmedi, söz verdi de gelmedi,

Gururumla oynadı, gururumla oynadı.

 

Yaylanın çimenine, yaylanın çimenine,

Yaydım kuzularımı, yaydım kuzularımı,

Allahum böyle yazmış, Allahum böyle yazmış,

Kara yazgularumi, kara yazgularumi.

 

Yayla çimeni benden, yayla çimeni benden,

Gülüm doymadım senden, gülüm doymadım senden,

Yer yağmurdan doyarsa, Yer yağmurdan doyarsa,

Bende doyarım senden, bende doyarım senden.

 

Yazarlarımız sağ olsunlar karma horondan üç oyun üretmişler birinin adını da Sarı Zambak koymuşlar. “Arhavi Karakterinde bir oyundur.” Cümlesini tercüme eder misiniz? Arhavi oyunlarında belli bir karakter mi var?

Bir şekilde araştırma yaparken Ankara’da yaşamakta olan ve Arhavi Oyunlarında kaynak kişi olan büyüğümüz Musa Kazım Özbirinci’ye (Yücel Ağabeye) danışsaydınız bu oyunu ondan öğrenebilirdiniz.

Aynı zamanda yukarıdaki dörtlüklerden son ikisinin de Koçeri isimli kız oyununda kullanılan dörtlüklerden olduğu ukalalığını da yapmış olayım.

 

Yazarlarımızın yedinci Arhavi Oyunu MEMETİNA

 

Kitapta yazılanları aynen alıyorum;

 

Yörenin sevilen oyunlarındandır. Önceleri erkekler oynadığı halde şimdi kadın ve erkek karışık oynamaktadır. Hareketler yumuşak olup estetik fazladır. Halka tarzında oynanır.

Memetina, Mehmetina’nın “h” ünsüzünün yutulmuş biçimidir. Mehmet+ina ifadelerinden teşekkül eder İna eki “in” anlamını verir. Memetina ise Mehmet’in ifadesini oluşturur. Buradan da Memetina oyunu Mehmet’in oyunu anlamına gelir. Oyuna Memetina denmesinin birçok nedeni vardır. Bu nedenlerden en önemlisi şudur:

Karma horon folklorik düzen haline getirilirken, karma horonun belli bölümlerinin alınarak oyunu düzenleyen kişilerin bu oyunun; alınmış olan bölümlerinin oynanış biçiminin Mehmet Köseoğlu( namı değer Kuçuğişi Muhammed) tarzında oynanmasından dolayı bu oyuna da o kişiye atfen bu ad verilmesindendir.

Diğer bazı nedenlerini de şu şekilde sıralayabiliriz:

*Kızların askere giden köyün gençlerini, Mehmet olarak ifade edip onlara hitaben söyledikleri türkünün oyuna dönüştürülmesindendir.

*Mehmet adlı bir tulumcunun tulum çalarken söylediği türkünün ve türkü ile beraber yapmış olduğu hareketlerin oyunlaştırılmasındandır.

*Köyün Mehmet adlı yakışıklı gencine, kızların kendilerini beğendirmek için söyledikleri sözlerin çeşitli hareketlerle dile getirilmesi sonucu oluştuğudur.

*Kısa boylu, sevimli, figürleri kendine has bir kıvraklıkla yapan Mehmet adlı birinden dolayıdır.

Bu oyunda ellerin yukarıda olma durumu daldan bir şey toplama, ellerin yerde olma durumu mısır ayıklama, ayak vuruşlarının da belleme olayını canlandırdığı söylenmektedir.

Bu oyun tulum eşliğinde oynandığı gibi tulum ve kemençe eşliğinde de oynanır. Son zamanlarda akordeonla da oynandığı görülmektedir. Oyunun belli bölümünde türkü de söylenir.

Oyunun türküsünün Türkçe versiyonu şöyledir:

 

Ekelim kızlar ekelim,

Mısırlar ürün verecek,

Ölünce mezarımızda,

Yeşil otlar ve bitkiler

Başımızda bitecek.”

 

Bu oyunda hareketler yumuşak ama estetik fazlaymış. Bunu öğreniyoruz. Aslında yazarlarımıza göre böyle bir oyun zaten yok. Kendileri zaten hiç kimselerin bilmediği KARMA HORONdan türetildiğini araştırmalar sonucu bulduklarını söylüyor ya.

Aslı olmayan oyundan dört adet de hikâye türetmişler. Hiç birinin dayanağı yok.

Hikâyelerin birincisinde kızların Mehmet’e söyledikleri türküyü oyunlara dönüştürdüklerini söylerken ikincide, tulumcu Mehmet’in türkü söyleyip tulum çalarken yaptığı hareketlerden dem vuruluyor. Üçüncüde, köyün yakışıklısına kızların kendilerini beğendirmek için yaptıkları hareketleri veriyorlar. Dördüncüde Kısa boylu, sevimli, figürleri kendine has Mehmet’i göstermişler.

Ne yapsınlar yani; eller havadayken daldan bir şey toplayamadıysan, ellerin yerdeyken (bu oyunda ellerin yerde olduğu bir figür mü var?) mısır ayıklayamıyorsan, ayak vuruşları ile de belleme yapamıyorsan yazarlarımız ne yapsın?

Yazarlarımız bu kitapta Lazcalarını söylemedikleri türküleri de Türkçe versiyonu diye sunuyorlar.

Versiyonun anlamı” sürüm, model, uyarlama, yorum “mudur?  Yoksa  Tercüme” midir?

 

Sıkıldınız, biliyorum ama sekizinci oyunumuza geldik azıcık daha sabredersek, tüm Arhavi Oyunları hakkında mükemmel ve gerçek bilgilerine sahip olabileceğiz. Oyunumuzun adı PAPİLAT Bakalım yazarlarımız bu oyun ile ilgili neler bulmuşlar?

 Aynen alıyorum.

Memetina’nın biraz değişik bir versiyonudur. Adını şimdiki adı Arılı olan köyünden alır. Çok seri ve sert bir oyun olup erkekler tarafından tulum eşliğinde oynanır. Oyunun sertliğini belirten bir dörtlüğü bile mevcuttur.

 

Papilat vur yerlerde,

İzi kalsın dizlerin,

Karşıki tepelerde,

 Yankılansın seslerin.”

 

Arkadaşlar neler diyorsunuz? Hani bu oyun Karma Horondan kopya idi ve kızlarla erkekler beraber oynuyorlardı. Yani şimdi dediklerinizi yalanlamanın ne anlamı var. Memetina’ya benziyorsa, sizin dediğinize göre bu oyunun kız erkek beraber oynanması ve hareketlerin de yumuşak olup estetik’in fazla olması gerekmiyor mu? Siz öyle yazmadınız mı? Biz okurları niye çelişki içine atıyorsunuz?

Bir de şu yazdığınız dörtlüğü oyunun hangi bölümünde söyleyebileceğimizi belirtirseniz çok sevineceğim. Oyunumuzu bu güne kadar yanlış öğretmiş ve oynatmışım. Ben bu oyunun hiçbir yerinde türkü söylendiğini duymadım. Şimdi ise sizler, doğru biçimini söylüyorsunuz.

Bu doğru bilgileri gördükten sonra yanlışlarıma devam etmek istemem. Siz değerli yazarlarımızın yaptığı araştırmalar sonucunda verilen bilgileri eleştiriyor olmam bana yakışmıyor, biliyorum.

 

Sıra geldi yazarlarımızın dokuzuncu Arhavi Oyununa. Oyunumuzun adı ARHAVİ CANLISI

 

Diğer oyunlarda yaptığım gibi kitaptan aynen alıyorum.

 

“Oyun karakteri yumuşak bir yapıya sahip olup kadın ve erkekler tarafından birlikte oynanır. Bu oyun Cengiz GÜNAL’ın Trabzon yöresi oyunlarından esinlenip yöre figürlerini toplayarak derlediği bir oyundur. Müziğini de rahmetli Yaşar TURNA’nın Trabzon yöresinin

Gökte yıldız aymisun,

Kemençeme yaymisun…

Müziğinden esinlenerek ama kendine özgü olarak yöreye özel bir ritimle yaptığı söylenmektedir.

Kemençe eşliğinde oynandığı gibi tulum ve akordeon eşliğinde de oynanmaktadır.”

 

Sanırım sizler bu araştırmaları yaparken, Yaşar TURNA rahmetli olmuştu ama Cengiz GÜNAL hoca hayatta idi. 

Yani araştırmalarınız öyleyse çok da eskilere dayanmıyor. Böyle mi anlamam gerekiyor. Bu durumda da Cengiz Günal hocamızın isminin “Kaynak kişiler” listesinde olması gerekirdi diye düşünüyor ve kaynak kişilere bakıyorum. Ne yazık ki orada adını göremiyorum.

Bu oyuna Trabzon yöresinden alıntı diyemeyiz. Ancak Karadeniz yöresi figürlerini andırıyor diyebiliriz. Aynı zamanda müziği de  “Gökte yildiz ay misun, Kemençeme yaymisun” türküsü ile aynı değildir. Ancak ritim olarak uyum sağladığı için bu türkü eşliğinde de oynanabilmektedir.

Bir sorunum da bu yumuşak bir yapıya sahip olması konusunu anlamıyor olmam. Tamam, anladım, bu Arhavi oyunu diye yazdığınız bütün oyunlar tulum, kemençe ve akordeon ile oynanmış. “Günümüzde (veya son zamanlarda ) kız erkek beraber oynanmaktadır” ifadelerini hiç ama hiç anlayamadım.

Son zamanlarda oynanan şekli geleneksele giriyor mu, girmiyor mu? Halk bilim araştırmalarında yer almalımıdır. Ben nasıl değerlendirmeliyim?

 

Yazarlarımızın onuncu Arhavi Oyunlarının adı NARİNA

 

Aynen, kitapta yazılanları aktarıyorum:

 

İlk defa Arhavi’nin yüksek kesimlerindeki köylerinden Dik Yamaç Köyünde türkü söylenerek tulum eşliğinde oynanan bir kadın oyunudur.

Bu oyunu köye gelin gelen bir Çerkez kadının öğrettiği ileri sürülmektedir. Bu oyuna Narina adı Kemal Özbıyık tarafından verilmiş olup, düzenlemesi de ona aittir. Oyunun türküsü şöyledir:

Dere tepe gezerim de

Tepede gül dizerim.

Rinanay nay, rinanay

Nay nay, rinanay nay.

 

Ben babamın evinde de,

Böyle nazlı gezerim.

Rinanay nay, rinanay

Nay nay, rinanay nay.

 

Tepenin arkasında da

Ay mısın güneş misin?

Rinanay nay, rinanay

Nay nay, rinanay nay.

 

 

Söyle bana sevdiğim de

Benden geçecek misin?

Rinanay nay, rinanay

Nay nay, rinanay nay.”

 

 

Narina ile ilgili kitapta yazanlar bunlar. Eleştirilerim ise şöyle.

 

Aldığınız hangi kaynak size söyledi bilmiyorum, ama yine de söyleyeyim, köye gelin gelen Çerkez bir kadının öğrettiği iddia edilmemektedir ( İddia eden varsa adını söyler misiniz?), net olarak böyle olduğu söylenmektedir. Yani konu tarafımca net olarak belirtilmektedir. Gerçekten siz yazarlar bunu da araştırmış olsaydınız, halen hayatta olan ve bu oyunu oynamış olan köyün yaşlı bayanlarına doğrulatabilirdiniz.

Beyler bu oyunu ben yaratmadım. Ben sadece bağlantılarını yaptım ve sözlerini anlamlı hale getirdim. Tüm figürleri sahnede oynanacak süreye sığdırdım.

 Gurur duyuyorum ki Arhavi’deki tek bayan oyununu ilçemize ben kazandırmış oldum. Kendimi bu köyün damadı olduğum için çok da şanslı buluyorum.

 

 

 

Yazarlarımızın On birinci ve son oyunları DAMAT BAĞLAMA-VAHAHAY

 

Bu son oyunu da kitaptan aynen alıyorum.

 

“Halka yapısı içinde oynanan sahne düzenlemesi tarzında bir oyun türü olup kadın ve erkekler tarafından birlikte oynanır. Oyunu idare eden kişinin doğaçlama olarak söylediği veya bilinen sözlerinin söylenmesi ile oynanır.

Oyunu yönlendiren kişinin her söylediği söze karşı oynayan kişiler vahahay nakaratı ile karşılık verirler.

Çalgı pek az kullanılır. Oyunun ritmi söylenen sözlere ve ayak ritmine göre ayarlanır. Oyunun sözleri Şekil 10 daki gibidir.”

 

Bilinen sözlerden ne kast edildiğini anlayamadım. Benim bildiğim bu oyunda aile birliğinin önemini, karşılıklı saygı ve sevginin gerekliliğini ve nasihatleri içeren, genellikle de nazar bozularak sona erdirilen doğaçlama “Lazca” sözlerle birlikte anlam kazanan bir oyundur. Bu oyunda kesinlikle olumsuz bir söz söylenmez, hakaret veya eşler ve davetlileri rencide edecek sözler kullanılmaz.

Ve de tulum- kemençe eşliğinde oynanır. Aynı zamanda kız tarafı bu oyunda yer alanlara kavrulmuş fındık, şekerleme, mendil ve oyunu yönetenler ile müzisyenlere işlemeli havlu verirler.

Söz ve ritimle oynandığını da bu vesile ile yazarlarımızdan öğrenmiş oldum.

 Ben de sıkıldım ama Arhavi oyunları ile ilgili bu kitapta yazanlara bu eleştirileri yapmasaydım, yaklaşık kırk yılımı verdiğim ve doğru şekilde gelecek nesillere kalması için uğraş verdiğim Arhavi Halk Oyunlarına karşı saygısızlık ve ilgisizlik yapmış olacaktım.

Çok değerli halkbilimciler. Ben kırk yıldır yöremiz kültürü ile ilgileniyorum. Defalarca Köylere, yaylalara çıkıp oradaki yaşlı, ama kültür birikimi olan insanlardan bilgi aldım.  Arhavi oyunlarında HORON dışında, Artvin oyunlarında da HORON ve BAR dışında bir oyun şekli duymadım. Günümüzde bile oynayacak kişileri “haydi halkaya” diye çağıran kimse duymadım. Ama” haydi Horona” söylemini duymayan yoktur.

Araştırmalarımda gördüm ki, Artvin ilinde “ucu kapalı şekilde dairesel olarak oynanan oyunlara HORON, ucu açık olan ve çoklukla yarım ay şeklinde oynanan oyunlara BAR” denir. Artvin ilinin tüm ilçelerinde Horon ve Bar dışında adlandırılan oyun tarzı bulunmamaktadır.

Konu ile ilgili eleştirilerim burada sona erdi.

 

Ne yazık ki Vakfımız yönetim kurulu başkanımıza gönderdiğim bu eleştiri yazımın, Vakfımızın sayfasında yayınlanması talebim uygun bulunmadı. Eleştirilerim için herhangi bir yanıt da verilmedi.

 Bu değerlendirmeleri beni üzmüş olsa da kendilerine saygı duyuyorum.

 

Bu yazımı okuyanlardan ricam bu eleştirilerimin Karadeniz Kültürü ile ilgili kişilere ve kurumlara ulaşmasını sağlamalarıdır. Böylece benim burada yapmış olduğum eleştiriler Belki bu şekilde konuya ilgi duyanlara ulaşmış olur.

Arhavililer Vakfının Arhavililer.org. tr adresli sitesinde burada eleştirdiğim yazı İsmail Muzaffer ÖZBAY imzası ile Yazarlarımızdan gelen yazılar başlığında yayınlanmaktadır.

 

Aynı sitede, KÜLTÜR-SANAT bölümünde 2007 yılından beri yayınlanmakta olan ve Vakıf Başkanımızdan kaldırılmasını talep ettiğim, ancak kaldırılmayan, araştırması bana ait ARHAVİ OYUNLARI isimli yazım da var. İlgilenenler her iki yazıyı oradan da okuyabilirler.

 

Bu uzun yazımı okuma zahmetine katlanan siz okurlara Arhavi Halk Oyunlarına verdiği önem için teşekkür ederken, isteyen herkesin oyun sahneleyebileceğini, ekip çalıştırabileceğini bu konuların hiç kimsenin tekelinde olmadığını belirtmek isterim.

Ancak yazılan ve basımı yapılan bir araştırma kitabı hakkında, herkesin eleştiri hakkının bulunduğunu düşünüyor ve bu yazı ile eleştiri hakkımı kullanmış olduğumu düşünüyorum.

 

Konu ile ilgili, her türlü görüşlerinizi kemal@metu.edu.tr adresime iletmeniz konusunu da bilgilerinize sunarım.

 

Kültürümüzün yozlaştırılmadan geleneksel biçimleri ile gelecek nesillere kalması dileklerimle.    

 

                  Makale: Kemal ÖZBIYIK Nisan 2011 ANKARA

 

Ayrıca Oku:

 



TURKEY BLACK SEA (PONTIC) REGION TRAVEL GUIDE

ENGLISH

TURKEY BLACK SEA (PONTIC) REGION TRAVEL GUIDE, CULTURE, FOLKLORE, TRAVEL TIPS, HISTORY, COUSINE, HOTELS, TRABZON, RIZE ...

Karalahana Bağımsız Karadeniz Gazetesi'nden makaleler: Karadeniz Bölgesi haberleri

 

 

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü

Folklor ve Mitoloji Sözlüğü, yaklaşık yirmi bin maddelik içeriğiyle Türk literatüründe kendi alanının en kapsamlı çalışmasıdır. Ansiklopedik formattaki bu sözlükte kayıp ya da süregelen tüm uygarlıkların folklorik ya da mitolojik öğeleri, paranormal öğeler, modern kültürel kahramanlar, şehir efsaneleri, doğaüstü olaylar, simya, büyü, dinî fenomenler ve yerel kültürlere özgü semboller mitolojiyi ilgilendiren yanlarıyla maddeleştirilmiştir. Çalışma, bugüne dek sıkça işlenen Yunan, Roma, Kelt ve Anglo-Sakson inanç dünyasını eksiksiz ele almasının yanı sıra Asya, Afrika, Amerika ve Okyanusya’nın yerel halklarının az bilinen kültür ve inanç öğelerini; tek ve çok tanrılı dinlerin uygulama, biçim ve sembollerini; Karagöz, Köroğlu, Dede Korkut ve Kral Arthur gibi efsanevi karakterlerin arka plan ve yardımcı unsurlarını ustalıkla tanımlayarak amatör mitoloji tutkunlarından akademisyen yazarlara dek tüm araştırmacıların başvuru kaynağı olmayı amaçlamaktadır.

Eski Yunan Uygarlığı, Antik Yunanistan

 Eski Yunan Uygarlığı Selçuklular

     Çay, Türkiye'de en çok tüketilen içeceklerden biri. Ancak çayın sofralara nasıl ulaştığını yöre insanları dışında pek bilen yok. İnce Belin Buğusu: Çay belgeselinin yönetmeni İsmail Şahinbaş ile konuştuk.  Çay Belgeseli söyleşisi

Lazca - Türkçe Sözlük

Lazuri - Turkuli Nenapuna

İsmail A. Bucaklişi & Hasan Uzunhasanoğlu. Lazca - Türkçe sözlük'ün tamamı alfabetik olarak word dosyası olarak indirilebilir.

A l B l C l Ç l Ç'l D l E l F l G l Ğ l H l İ l J l K l K'l Ll M l N l O l P l P' l Q l R l S l Ş l Tl T' l U l V l X l Y l Z l Z'l 3 l 3' l Lazca filller l

        

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır