Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle  ENGLISH

 

Karadeniz Ansiklopedik Sözlüğü

Express Dergisi, Temmuz 2005 sayısı
Söyleşi: Uğur Biryol


Oldukça kapsamlı bir çalışma olarak görünen "Karadeniz Ansiklopedik Sözlüğü"nü çıkarmak nereden aklınıza geldi.

1998 yılında yılında Karadeniz kültürü ve bu kültürü oluşturan folklorik ögelerin manalandırılması çalışmalarının gerek akademik gerekse serbest yazında aklın alamıyacağı bir ihmal edilmişlik içinde bulunduğunu farkettim. Bölge Türkçesinde kullanılan orjinal bitki, hayvan isimleri, artık kullanımdan kalkmış mutfak ve tarım araçları, pişirilmesine gerek duyulmayan yemekler, çay ve fındık tarımının kökünü kazıdığı yerel floranın yabani bitkileri, nesli tükenen göçmen kuşlar, zamanla otantikliğini kaybeden balıkçılık, yaylacılık, hayvancılık, para kazandırmadığı için babadan oğula geçmeyen bakırcılık, kaşıkçılık gibi çeşitli el sanatları dolayısıyla tüm bu saydığım değerlere ilişkin folklorik birikim unutulmak üzereydi. Çoğu antik çağdan beri varolan ve hiç biri tesadüfen konulmamış orjinal köy isimleri bilindiği gibi cumhuriyet döneminde uydurma Türkçe isimlerle değiştirildiğinden, doğal olarak gerçekçi kaydı ve analizi yapılmamış, doğal olarak da sadece bölge tarihini değil aynı zamanda Kafkasya’dan Balkan yarımadasına dek geniş bir coğrafyayı ilgilendirecek bir birikim, tarih biliminin ilgi alanından uzakta kalmıştı. Julius Caesar’ın “geldim, gördüm, yendim” sözlerini sarfettiği Tokat yakınlarındaki antik Zile/Zela’nın bugün aynı adla anılması hatta Kayseri ve Nevşehir’de aynı isimli köylerin mevcudiyeti ne derece ilginçse, kelimenin, Anadolu’nun Yunanlılardan önceki haklarından birisi olan, Trakya’ya adını veren Thrak halkının dilinde “şarap” anlamına gelmesi de, mevki adı olarak bir yıl sonra baraj inşaatı yüzünde sular altında kalarak tarihe karışacak Artvin - Yusufeli’nde bulunması da, hem antik Anadolu tarihi açısından aynı derecede anlamlı hem de çalışmanın aciliyet ve önemini yansıttığı için paha biçilmez değerde. Trabzon kelimesinin Yunanca “Esir Pazarı” anlamına geldiği daha önce yanlışlıkla Arz-ı Rum olarak çözülüp bu haliyle AnaBrittanica’da yeralan Erzurum’un gerçekte Erzin-i Rum olduğu, Trabzon - Rize merkez köy adlarının Girit ve Mora yarımadasında -koordinatlarına varıncaya dek belirttiğim- birebir karşıtlarının olduğu gibi yüzlerce yeni detay var çalışmada.



Sözlükte yer alan kelimelere ulaþmak oldukça zahmetli olmuþtur. Çünkü çeþitli bölgelere ait binlerce kelime bu çalışmada yer alýyor. Ve bu kelimelerin etimolojik kökeni de çalışmanýn önemli bir özelliği. Peki bu çalışmayı yaparken bir dilbilimciden yardým aldınız mı?


Ordu ile Artvin arasında konuşulan Türkçe dialektlerinde kullanılan mahalli terimler daha önce TDK’nın Söz Derleme Dergilerinde bunun yanısıra il yıllıkları ve bölge kültür ve folkloru üzerine yazılmış çok sayıda kitapta yayınlanmıştı. www.karalahana.com adlı bir web sitesi kurarak siteye üye olan binlerce kişiden hem daha fazlasını toparladım, hem de üyeler vasıtasıyla alan araştırmasında uğrayamadığım bölgelere ve üyelerin dede ve nenelerinin sözlü birikimlerine ulaştım. Tabii ki iş sadece kelime derlemek ve kaynak taramakla bitmiyordu, bu kelimelerin ve özellikle köy, mahalle, dağ, yayla, nehir adlarının etimolojisini yapmak gerekiyordu. Bu süre içinde Antik Yunanca öğrendim, anne tarafından az çok anladığım Lazcamı geliştirdim, Yurt dışındaki çeşitli Üniversitelerden Linguistic ve özellikle etimoloji üzerine kitaplar getirttim, Anadolu Türkçesi, Yunanca, Ermenice, Eski Türkçe,Gürcüce, Megrelce üzerine yapılmış çalışmaları inceledim ve yazarlarıyla bizzat tanıştım ve tartıştım. Tabii ki konu dil ve folklor olunca olanca birikimine rağmen bölgemizin özellikle akademik açıdan nispeten bakir olduğundan çalışmamın tümü hakkında fikir belirtecek tek bir kişi yoktu. Trabzon’un güneybatısında kendi kültür sentezlerini yaratan Türkmen ağzı, Rize’nin doğu sahili boyunca konuşulan Lazca, Trabzon’un iç bölgelerinde konuşulan Ortaçağ Yunancası, Artvin’in dağlık iç kesiminde konuşulan Gürcüce ve Hemşince denilen Ermenice’nin yerel bir varyasyonu dahası bu dilleri konuşan küçük toplulukların bugüne dek saklı kalmış dil ve folklor hazineleri de belki de kez ilk kez okuyucusuyla buluştu. Sözgelimi yazılı kaydı nerdeyse hiç olmayan Hemşin dilinde kırkın üzerinde türküden, Trabzon Rumcası bitki, hayvan adlarından sunturlu küfürlere, tek tanrılı dinler öncesi paganizminden miras olan ağaçlara, güneşe, aya ibadetin dil ve folklorda yaşayan izlerine, bu izlerin tarihi kaynaklar ve antik Yunanca metinler içinde aranmasına, yöre hristiyanlarının önemli bir kısmının 19. yüzyıla dek müslüman görüntüsü içinde yaşamasının nedenlerini içermesine dek, başlarken bu aşamaya getirebileceğimi tahayyül bile edemiyeceğim bir çalışma ortaya çıktı.



Bu çalışmayı yaparken ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Hiç, " artık yeter bırakıyorum!" dediğiniz oldu mu?

En büyük zorluk ekonomik tabii ki muhtemelen doğru dürüst maddi getirisi olmayacak bir işe hayatımın en verimli yedi yılımı verdim. Her yıl da üç dört defa burada bırakacağım dememe rağmen yarım bırakamadım iç huzurum yoktu çünkü. Dedem Rize’li bir denizciydi, kardeşleri, amcaları, babası, bildiği tüm nesiller boyunca dedeleri de öyle... Belki de binlerce yıllık folkorik birikim, ata mesleğini seçmeyen bizim kuşağız sayesinde isteyerek olmasa da kendi halinde unutulmaya bırakıldı. Çalışmamda “şimdi” ve “burada” bulunmayan insanların öykülerini, kaybolan bir yaşam tarzını kayıt altına almanın ötesinde, bugüne dek tahmin edilenden farklı anlamlandırarak Anadolu ve Türk tarihçilerine yeni tartışma odakları sağlamaya çalıştım ki artık Karadeniz yaşam tarzı ve folklorunun hatta bazı bölgelerde etnik yapının antik çağdan bu yana pek değişmediğini sanıyorum.


Bu tip çalışmalar ne yazık ki Türkiye'de çok ilgi görmüyor. Siz kitabınızı nasıl tanıtmayı düşünüyorsunuz?

Nietzche’nin Ecce Homo’da dediği gibi “beni duyacak kulaklar doğmadı belki de” Çalışmam öncelikle bizden sonraki kuşaklar için zaman geçtikçe değer kazanacak bu yüzden, bugünün insanının tanıması ya da değer vermesini öncelikli amaç olarak benimsemedim.

Karadeniz'le ilgili çalýþmalar bazı çevrelerce çok tepki görebiliyor. Mesela Trabzonlulara Rum kökenli, Hemþinlilere Ermeni demek küçük çapta kýyametler koparabiliyor. böyle bir çalýþmadan dolayý size de tepki gelebilir? Neler düþünüyorsunuz?

Bilimde tüm hipotezler gibi genellemeler ve istisnalar her zaman karşı tezleri de beraberinde getirir. Kitabımı yukarıda belirttiğim nedenler dışında bir şey ispatlamak amacıyla ya da siyasi, ideolojik bir teze destek için hazırlamadım.

Karadeniz Bölgesi'nde yaþam biçimleri birbirinden farklı onlarca halk yaşıyor. Ama her nedense herkes Karadenizlilere Laz diyor. Oysa Karadeniz'de yaþayan herkes Laz değil. Bu çalışma farklı diller konuþan halkların da varlığını göstermesi bakımından son derece önemli. Kitabın amaçlarından biri de bunu göstermek miydi?

Laz kelimesinin neden tüm bölge halkı tarafından benimsendiği 13 sayfalık Lazi maddesinde sonderece ayrıntılı olarak, tarihi metinlerle birlikte açıkladım zaten. Sorunun temel kaynağı Anabasis (MÖ 401) gibi antik Yunanca kaynaklarda Kolh, Çan ve Can adlarıyla geçen Doğu Karadeniz bölgesi ve Batı Gürcistan sahilinde yaşayan çeşitli kabilelere mensup yerli halkların Roma İmparatorluğu döneminden itibaren ortak Laz adıyla kendilerini tanımlamaları.. ..tarihi karşıklığın tüm nedeni de bu ki MS 6 yüzyılda Prokopius bu tanım karmaşasına bir açıklama getirmek zorunda hissetmiş.. Bugün Lazca konuşan Rize Pazar ilçesinin doğusunda yaşayan halk da bu kabilelerden varlığını ve dilini korumuş bir tanesi... Bunun yansıra bölgede yaşayan Hemşinliler ve Türkmenler kendilerini kesinlikle Laz olarak tanımlamıyor ama öyle biliniyor.

Kaç yıldır bu çalışmayla meşgulsunuz? Biliyorsunuz daha önce Lazca üzerine araştırma yapan bir Japon dilbilimci "Bölücülük" yapıyor diye sınırdışı edilmişti. Hatta yanında İsmail Avcı Bucaklişi gibi yöreden bir insan olmasýna raðmen. bu tip çalışmalar neden engelleniyor sizce?

1998 yılından beri ama sözlük formatına dönüştürme aşaması ve madde tespiti 2001 yılında gerçekleşti. Bahsi geçen Japon’un Türkiye macerasını bilmiyorum. Bucaklişi ile ortak çıkardığı Lazca gramer kitabını okudum ama doğrudan benim kitabımın konusu doğrudan Lazca, Rumca, Hemşince, Gürcüce değil. Madde tespitinde sadece Türkçe içinde kullanılan mahalli kelimeleri dikkate aldım. Bölgede konuşulan diğer dilleri derlemek daha zahmetli ve ayrı bir çalışmanın konusu olmalı ama bu dilleri madde haline getirmeyi, bu dillerdeki köy adlarını analiz etmeyi ve bu dillerdeki Türkçe karşılığı olmayan yerel ögeleri sözlüğe dahil etmeyi ihmal etmedim tabiiki.



Bu kitaptan başka çalıþmalarınız olacak mı?

Bir süredir “Folklor, Din ve Mitoloji” adlı benzeri ansiklopedik bir çalışma hazırlıyorum. 2006’da basılmaya hazır hale gelir sanırım.

 


Özhan Öztürk. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük.İstanbul. 2005. ISBN: 975-6121-00-9.

Ayrıca Bak


 Bir halkın adlandırılmasında terminolojik karmaşa: Rum, Yunan, Grek, Elen
Gurbet Pastası: Hemşinliler, Göç ve Pastacılık
Hrant Dink cinayetinin ardından: Çekin kirli ellerinizi Trabzonumuzdan
Doğu Karadeniz Bölgesinde insan-mekan-kültür ilişkisi
 Mayıs Yedisinde tanrı Apollon’un doğum gününü mü kutluyoruz?
Özhan Öztürk ile röportaj
Karadeniz Ansiklopedik Sözlük
Karadeniz ansiklopedisi
Politik İklim değişikliğinin yansıma ve muhtemel sonuçları
Trabzonspor dergisi www.karalahana.com röportajı
Trabzon Rum imparatorluğu
Gramofon günlerinden günümüze Karadeniz müziği kayıtları

 

          

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır