Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 Anasayfa yap |  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle  ENGLISH


 

Karadeniz Ansiklopedik Sözlük

Özhan Öztürk ile röportaj

Doğa Karadeniz Dergisi, Sayı: 2


DK: Çalışmanızın bildiğimiz anlamdaki bir sözlükten farkı nedir, neden "ansiklopedik" sözlük?

Bu soruya tatmin edici bir cevap verebilmek için okuyucaya öncelikle Karadeniz Ansiklopedik Sözlük’ün içerik tespitinde kullandığım kriteri açıklamam gerekecek. Samsun’dan Hopa’ya dek yeralan coğrafyada kullanılan tüm mahalli terimleri, orjinal (Cumhuriyet döneminde değiştirilen eski isimleri) toponomik (köy, meza, yayla, dağ, dere, mahalle) isimleri, bitki, hayvan isimlerini, deyimleri, küfürleri, ünlemleri, yokolan (balıkçılık, bıçakçılık, süpürgecilik, kendir dokumacılığı, iskemle yapımcılığı, kaşıkçılık, şarapçılık, gümüşçülük) zenaatlara ilişkin mesleki terimleri, aile isimlerini imkanlarım ölçüsünde topladım. Kendim de Karadenizli olduğum için alan araştırması yapmam zor olmadı, Türkçe ve yabancı dillerde konu ile ilgili basılmış tüm materyalleri toplamaya çalıştım ama en önemlisi 2000 yılında kafama takılan konuları tartışmak, benzer konularla ilgilenen kişilerle tanışmak ve materyal toplamak amacıyla www.karalahana.com adlı bir site açtım. Elde ettiğim her bilgiyi yorumlayarak kitaba ekledim, yerel kelimelerin etimolojisini yaptım, köylerin adlarının kökeninin yanısıra komşu coğrafyalardaki adaşlarını da ortaya çıkardım, kalandar, heyamola,karakoncolos, Trabzon İmparatorluğu, Lazlar gibi pek çok maddeyi makale genişliğind ele aldım bu yüzden kitabım bir derleme çalışmasından daha fazla bir şey oldu. Bundan sonraki baskılarında da sürekli genişleterek geliştirmeye çalışacağım.

Böyle kapsamlı ve güç bir çalışma yapmaya nasıl koyuldunuz, sizi iten nedenler nelerdi?

Tabii ki öncelikle Karadenizli olmam ama konuya asla egosentrik bir bakış açısıyla yaklaşmadım ve yorumlarımda objektifliği bir kenara bırakmamaya çalıştım. Karadeniz Ansiklopedisi ile Karadenizlilere ata miraslarını doğru anlamaları ve gelecek kuşaklara kesintisiz aktarmaya değecek bir birikim olarak gösterme amacının yanısıra Türk Kültür ve literatüründe önemli bulduğum bir eksiği de kapatmaya da çalıştım.

Kültür ve söz dağarcığı bakımından bölge nasıl bir zenginlik, özgünlük içeriyor?

Karadeniz Bölgesi’nin özgünlüğü sadece Kafkas florası ve iklim özelliklerini taşımasıyla sınırlı değil. Anadolu köylerindeki bitişik nizam yerleşimin aksine tıpkı Kafkasya’da (Abhazlar, Çeçenler, Megreller) olduğu gibi evler birbirinden uzaktır ve her evin önünde sınırları frahtilerle (çit) çok net çizilmiş olan ekili arazisi bulunmaktadır. Toprak, ölen atalar evin bahçesine gömülerek kutsanmakta ve yabancılara satışı geleneksel yollarla engellenmektedir. Geleneksel mimari ise Batı Karadeniz’den Trabzon merkezine dek Anadolu (Rum) evi özellikleri göstermesine karşın Trabzon merkezinden doğuya doğru Lazlara (Kafkasya) özgü yapısal değişiklikler gösterir. Denize uzak duran Anadolulardan farklı olarak Karadenizli denizle iç içe yaşamıştır. İnebolu’dan Hopa’ya dek pek çok sahil köyü muhtemelen birkaç bin yıldır kesintisiz denizcilikle uğraşmıştır. Osmanlı döneminde Anadolu’da genellikle gayri-müslim esnafın elinde olan el sanatları (inşaatçılık, oymacılık, bakırcılık, kaşıkçılık) bölgede müslümanlar tarafından büyük maharetle gerçekleştirilmektedir. Hitit kaynaklarında Karadeniz bölgesinde yaşayan, Kaşka adı verilen halkın kendir ektiği ve dokumacılık yaptığı kayıtlıdır. Homeros da Karadeniz bölgesinde kendir ekildiğini ve dokumacılık yapıldığını doğrulamaktadır. Eski dünyanın keten dokumacılığı yapılan iki bölgesinden birisidir bölgemiz (diğeri Mısır), bu yüzden Homeros, Karadenizlilerin (Kolhisli olarak adlandırmış) Mısırlı olduğunu iddia etmiştir. Biliyoruz ki kendir 1970’li yıllara dek tarlalarımızın bir köşesinde ekilmekte ve her aile dokuma ihtiyacını andi tezgahlarında dokuyarak kendi gidermekteydi. Bunun yanısıra yine bilindiği gibi Trabzon ve civarı İstanbul’un fethinden 8 yıl sonra (1461) Osmanlılar tarafından ele geçirilmiş ve Anadolu’nun diğer bölgelerine göre çok daha geç İslamlaşmıştır (Bkz. Lowry, Trabzon’un İslamlşması ve Türkleşmesi). Bu da nesillerden beri Müslümanların yaşadığı köylerin adlarının orjinal (Rumca, Ermenice, Lazca, Gürcüce) günümüze dek yaşamasını hatta devletin Türkçe yer isimleriyle değiştirip kullanımını yasaklamasına rağmen günlük hayatta kullanımını açıklamaktadır. Bölgenin tüm bu özelliklerine ek olarak gerek Doğu Karadeniz sıradağlarının yarattığı doğal bariyer yüzünden –kar yağınca 8 ay tüm geçitler kapalı olup Doğu Anadolu ile bağ kesilirdi- gerekse tarih boyunca kalabalık ve dışarı göç veren bölge olup, dışardan göç almamamız nedeniyle bölgenin etnik ve folklorik yapısı çağlar boyunca pek değişmemiştir. Kısacası Anadolu göçler ve kavimler cennetidir ama genellikle Anadolu tarihinin bir parçası olan Doğu Karadeniz çoğunlukla göç yollarının dışında kalmıştır. Bölgeye son gelen halk Doğu Roma’nın çöküş döneminde Anadolu’nun çeşitli illeri ve Batı Karadeniz’in yanısıra Giresun’un dağlık güneybatısına (Kuzey Gümüşhane ve Ağasar vadisine de) yerleşen Çepni adlı Türkmenlerdir ki yerlilerle yoğn kültür alışverişine girmişlerdir.
Pek çoğunu sayamadığım gerekçeler bölge kültürünün zengin çeşitliliği konusunda yeterli fikir vermiştir sanırım.


İçinde Yaşadığımız küreselleşme çağında bölgedeki kültürel ve dilsel çeşitlilik kendini korumaya devam ediyor mu? Çalışmalarınız sırasında bu olguyu nasıl gözlemlediniz? Dilin zenginliğini koruduğundan söz edebilir miyiz, yoksa, bir yoksullaşma mı söz konusu?

Yöre kültürünü oluşturan geleneksel yaşam şartları yokoldukça tabii ki kültürel zenginliğimiz de yok oluyor. Çok küçük ama çarpıcı örneklerle durumu açıklayabilirim. Dışardan bakan birisi Doğu Karadeniz’de antik çağdan beri çay ekildiğini zannedebilir, oysa çay tarımı 1930’lu yıllarda başlamış, ekim 1970’lerde doruk noktasına çıkmıştır. Komarlıklar ve kızılağaçlıklar kesilerek çay için ekim alanı açılmasının yanısıra daha çok para getirdiği içim mısır ekimi yerine de çay tercih edilmiştir. Çay tarımı kimyevi ilaç ve gübre kullanma gereğini doğrumuş, ilaçlar böcekleri öldürünce, böcekleri yiyen farelerde ölmüş, fareler yok olunca göçmen kuşların ziyaretleri azalmıştır. Oysa Doğu Karadeniz kuş avcılığı yapılan, atmaca evcilleştirilen bir bölgeydi. Dolayısıyla geçen asırda aşayan bir Rizeli bir kaç düzine kuş cinsinin yöresel adını, özelliklerini, nasıl avlandığını ve hangi yemekler yapıldığını bilmekteyken, o kuşlarla ilgili türküler masallar anlatabilmekteyken bugünkü Rizeli bahsi geçen kuşları ya hiç görmemiştir, artık görese de onun için sadece bir kuştur. O kültür ve o kültürle ilgili yüzlerce terim ve folklorik inanış toplumsal hafızadan kanıt bile bırakmadan, bir daha geri gelmemek üzere silinmiştir. Mısır ekim alanlarının azalması imecelerin (meci, noderi) yapılmasını anlamsız kılmıştır. Öyle ya, çay parasıyla çaşıdan buğday ekmeği almak varken kim mısır ekmeyle ya da değirmende sıra beklemeyle uğraşsın ki? İmecelerin bitmesi, imecelerde gerçekleştirilen etkinliklerin de (köy tiyatrosu, türkülü atışmalar, oyunlar, danslar) tükenmesini beraberinde getirmiştir. Bölgede 5.000 yıl geçmişi olan, tarlanın bir bölümünde kendir ekip her evin kendi kumaş ihtiyacını karşıladığı, kendi dokuma tezgahında kendi kıyafetlerini diktiği, feretiko sanatı 30 yıl önce kesilince, ekiminden, dokumasına kadar hovardaca harcanan bir kültür mirası daha, kendi lugat ve terminolojisiyle birlikte tarihin derinliklerinde kalmıştır. Hepsi dramatik daha yüzlerce örnek verilebilir.

Yukarıdaki soruyla bağlantılı olarak, sizin çalışmanız için, diğer özelliklerinin yanında bir anlamda da bir "kurtarma kazısı" diyebilir miyiz?

Evet “kurtarma kazısı” son derece yerinde bir tanım. Örneğin demin bahsettiğim kuşların, bitkilerin çoğunun orjinal adlarını, Latince karşılıklarını biraraya getirebildim, imecelerde gerçekleştirilen halk tiyatrosu ve oyunlara örnekler verebildim. Antik bir kenti gün ışığına çıkaran bir arkeolog eminim ki toprağın altında halen bir şeyler daha kaldığını düşünüp, işini tam yapamadığını düşünüp suçluluk duyuyorsa, aynı duyguları paylaştığımı söyleyebilirim. Elime geçenleri değerlendirdim ama keşke bu çalışma 100 yıl önce yapılabilseydi, toprağın altında çok fazla parça kaldı ve aleyhimize işleyen zaman onların sonsuza dek orada kalmasını sağlayacak.

Derleme ve tarama çalışmalarınızda ve genel olarak "Sözlük"ü oluştururken nasıl bir yöntem izlediniz?

Çalışmamın önemli bir kısmı da sözlük formatını tasarlamakla geçti. Daha önce yapılmış pek çok sözlüğü inceledim ve sözlük bilimi konusunda pek çok makale okudukan sonra kendime özgü bir format belirledim. Tabii ki laptop bilgisayarım olmasaydı, Eski Yunanca öğrenmeseydim, sıkı bir internet kullanıcısı ve araştırdığım konuda sağlam bir kütüphaneye sahip olmasaydım en önemlisi kitapta kendilerine teşekkür ettiğim vefakar dostlarım olmasaydı bu çalışmayı asla gerçekleştiremezdim.

Karadeniz bölgesi kültürel açıdan yoğun bir zenginlik ve çeşitlilik gösteren bir alan. Bu bölgenin dil ve kültür açısından çevresiyle (Balkanlardan Kafkasya'ya ve Anadolu'nun diğer bölgelerine dek) ilişkisini, etkileşimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Karadeniz Bölgesi farklı etnik grupları ve bu topluluklara özgü tarihi ve kültürüel birikimleri de kapsıyor. Bölgede Türkçe’nin sayısız mikrodialektinin yanısıra iki Kafkas (Gürcüce, Lazca) iki de Hint-Avrupa dili (Yunanca, Ermenice) konuşuluyor. Dikkat çekici olan etnik açıdan farklı gibi görülen hatta farklı diller konuşan toplulukların şaşılacak derece de ortak özellikler gösteren folklorik birikime sahip olması Anadolu, Balkanlar ve Kafkasya’nın hiç umulmayan yöreleriyle ilginç bağlara sahip olması. Osmanlının Rûmi kimliğinin asırlarca her türlü etnisiteenin üzerini kaplayıp kendi içinde eritmesine, Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen, Anadolu’nun tarihsel gerçeğinden uzak, Orta Asya bazlı ideolojik propagandaya karşın Anadolu’nun pek çok yöresi gibi Karadeniz’de ama özelikle Trabzon ve doğusu kadim Anadolu kültürünün kendi sentezini yaptığı ilginç bir coğrafya...

Kitabı yayınevlerinde bulamayanlar için başka bir temin etme olanağı var mı? Kitabın İkinci baskısı ne zaman yapılacak?

İnternetten kitap satan neredeyse tüm web sitelerinden kitap temin edilebiliyor ki bunlara www.karalahana.com üzernden ulaşılabilir. 2. Baskıyı genişletilmiş olarak yapacağımdan biraz zaman alacak, sanırım 2008’i sanırım. O tarihte kitabı belki madde madde internete de yüklemeyi düşünüyorum.

Başka bir çalışmanız var mı?
Evet, henüz bitirdiğim ve son düzeltmelerini yaptığım bir başka ansiklopedik sözlük var. Adı “Folklor ve Mitoloji” Ölü ve yaşayan tüm kültürlerinin tanrıları, kahramanları, dağa üstü inanç ögelerini içeren yine alfabetik bir çalışma olacak ve umarım Türk literatüründeki bir başka gediği kapatacak. Karadeniz Sözlüğünde edindiğim tecrübeyi perçinlediğimi ve alanı farklı olsa da ortaya daha yetkin bir çalışma çıkardığımı söyleyebilirim.



 


Özhan Öztürk. Karadeniz Ansiklopedik Sözlük.İstanbul. 2005. ISBN: 975-6121-00-9.

Ayrıca Bak


 Bir halkın adlandırılmasında terminolojik karmaşa: Rum, Yunan, Grek, Elen
Gurbet Pastası: Hemşinliler, Göç ve Pastacılık
Hrant Dink cinayetinin ardından: Çekin kirli ellerinizi Trabzonumuzdan
Doğu Karadeniz Bölgesinde insan-mekan-kültür ilişkisi
 Mayıs Yedisinde tanrı Apollon’un doğum gününü mü kutluyoruz?
Özhan Öztürk ile röportaj
Karadeniz Ansiklopedik Sözlük
Karadeniz ansiklopedisi
Politik İklim değişikliğinin yansıma ve muhtemel sonuçları
Trabzonspor dergisi www.karalahana.com röportajı
Trabzon Rum imparatorluğu
Gramofon günlerinden günümüze Karadeniz müziği kayıtları

 

          

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır