|
|
1. PAYLAŞIM
SAVAŞI
ÖNCESİNDE
GÜÇLER
DENGESİ (2)
Yazı: Ahmet HACALİŞİ K.
ALMANYA :
Yeni ortaya çıkan Alman devleti Avrupa devletler
sisteminin tam göbeğinde yükseldi. Kuruluşu diğer
devletlerin çıkarlarına doğrudan dokunduğu gibi
varlığı Avrupa’nın mevcut büyük güçlerinden
hepsinin nispi konumunu değiştirdi.Diğer yandan
Almanya’nın sanayi,ticaret.ve askeri alanlarda
gösterdiği hızlı büyüme onu yeni ortaya çıkan
diğer devletlerden daha önemli
yapıyordu.1.Paylaşım Savaşı öncesinde ulusal gücü
İtalya ve Japonya’nınkini dört kat geçmekle
kalmamış,hem Rusya’yı hem Fransa’yı geride
bırakmış,İngiltere’yi de geçmişti.Savaş öncesi
Almanya Avrupa’nın ekonomik güç odağı
durumundaydı.Ancak coğrafyası onu zayıf
düşürüyordu.Zira kıtanın merkezinde yer aldığı
için büyümesi aynı anda birkaç büyük güç için
tehdit olarak görülüyordu.Askeri gücünün
yeterliliği ve Pan-Alman yanlılarının Avrupa
sınırlarının yeniden çizilmesi için yaptıkları
çağrılar Fransız’ları ve Rus’ları korkutuyor,
birbirlerine yaklaştırıyordu.Alman donanmasının
hızla büyümesi İngilizleri ürkütüyordu.
1890-1914 yılları arasında Almanya’yı öbür
devletler arasında sivrilten, sanayideki
olağanüstü atılımı oldu.Sanayinin tüm alanlarında
(kömür,çelik,optik,kimya sanayi vb.) diğer
devletleri geçtiler.Bu başarılı gidiş doğal olarak
dış ticaret rakamlarına da yansımış ve ihracatın
üç kat artmasıyla ülkeyi dünyanın öncü ihracatçısı
olan İngiltere’ye yaklaştırmıştı. Ticaret filosu
da genişleyerek dünyanın ikinci en büyüğü
olmuştu.Bu tarihlere gelindiğinde Almanya’nın
dünya imalat sanayi üretimindeki payı (yüzde 14,8)
İngiltere’ninkini aşmış( yüzde 13,6)
Fransa’nınkinin iki buçuk katı olmuştu.
Her
alandaki büyüme sonucu Avrupa ve denizaşırı
bölgelerde Alman nüfuzunun artması Alman
milliyetçilerinin yayılma arzularını artırdı.Alman
yayılmacılığının önemli olan yönü ülkenin
statükoyu değiştirecek güç araçlarını elinde
bulundurması ve bu tür araçları yaratacak maddi
kaynaklara sahip olmasıydı.Almanya Birleşik
Devletler dışında,mevcut paylaşıma karşı çıkacak
güce sahip sonradan gelme en önemli Büyük Güçtü.Ve
sınırlarını doğuya ya da batıya doğru genişletecek
olursa,bunu ancak güçlü komşularının aleyhine
yapmak zorunda olan tek yükselen güçtü.
BİRLEŞİK DEVLETLER :
Savaş öncesi güç
dengelerinde meydana gelen tüm değişiklikler
arasında gelecek açısından en belirleyici olan
Birleşik Devletlerin büyümesiydi.İç savaş sona
ermiş olduğundan zengin tarım alanları,hammadde ve
teknolojinin elverişli bir biçimde evrimi,coğrafi
kısıtlamaların olmayışı,iç tehditlerin bulunmayışı
yerli ve yabancı sermayesinin akışı Birleşik
Devletleri olağanüstü geliştirdi.1900 başlarında
buğday,mısır,şeker,kömür,çelik üretimi yüzde
300-800 arasında artmıştı.Diğer sanayilerdeki
gelişme ise yüzdelerle ifade edilemeyecek kadar
yüksekti.Birleşik Devletler,öbür bazı güçlerin
sahip oldukları ekonomik avantajların tümüne
sahipken,onların dezavantajlarının hiçbiri
yoktu.1914’de 455 milyon ton kömür üretimi ile
İngiltere’nin 292 milyon tonluk,Almanya’nın da 277
milyon tonluk üretiminin bir hayli
önündeydi.Dünyanın en büyük petrol üreticisi ve en
büyük bakır tüketicisiydi.Çelik üretimi kendisini
izleyen dört büyük devletin üretim toplamına
eşitti.Tüm alanlarda Avrupa’ya rakip kıtaydı ve
Avrupa’nın tümünü geçme noktasına yaklaşıyordu.
Muhtemeldir ki savaş olmasaydı dahi 1925’de
Avrupa’yı geçecekti.Savaş bu tarihi 1919’a çekmiş
oldu.
Birleşik Devletlerin olağanüstü
büyümesi uluslararası ilişkilerini
etkiledi.Amerikan fabrikalarının ve çiftliklerinin
aşırı verimliliğe ulaşması,geniş olan iç pazarının
bu üretimi tüketememe tehlikesini doğurdu.Tarım ve
sanayi burjuvazisinin baskısıyla Denizaşırı
bölgelerde pazarlar açma ya da açık tutma
zorunluluğu doğdu.
JAPONYA :
Japonya yüzyıllardır
toprak beylerinin ve aristokrat ve savaşçı
kastın(samurai) oluşturduğu, merkezileşmemiş bir
feodal oligarşi tarafından yönetildi.Doğal
kaynakların bulunmaması ve yüzde 20’si tarıma
elverişli dağlık arazisi yüzünden Japonya ekonomik
gelişme için gerekli koşulların hiçbirine sahip
değildi.Meiji Restorasyonu ile 1868’den başlayarak
değişim yaşandı.Ancak savaş öncesi sanayi devrimi
geçirmesine karşın diğer büyük güçlerin karşısında
sanayi ve mali açıdan hafif sıklet
kalıyordu.Savaşın hemen öncesinde bile nüfusunun
beşte üçünden fazlası tarım,ormancılık ve
balıkçılıkla uğraşıyordu. Tarım devrimi
gerçekleşmemişti.Böyle olunca sanayi potansiyeli
ya da kişi başına sanayileşme düzeyleri diğerleri
ile kıyaslandığında onu “Büyük Güçler” listesinin
altına çekiyordu. Japonya’nın Büyük Güç statüsüne
yükselmesinde iki etken rol oynadı.Bunlardan ilki
coğrafi açıdan soyutlanmış olması sebebiyle başka
güçlerin tehdidinden korunması,doğu Asya’ya
yakınlığının ona yayılmasında diğer emperyalist
güçlere göre lojistik kolaylık sağlaması.İkinci
sebep ise moral niteliğiydi.Japonların kendi
kültürlerinin benzersizliğine ilişkin
duyguları,moral değerlere verilen önem hem aşırı
yurtseverlik hem de özverilerle engellenemeyecek
bir politik kültürün doğmasına yol açmış ve
stratejik güvenlik kadar,Pazar ve hammadde bulma
amacıyla genişleyerek “Büyük Doğu Asya’yı”
yaratmak yolundaki istekleri güçlendirmiştir.
TOPLU SAVAŞ
Savaş
öncesi Birleşik Devletler, İngiltere ve Fransa ile
ticari ve mali bağlarına rağmen oyunun
dışındaydı.Japonya,İngiliz-Japon ittifakını Çin’de
ve Orta Pasifik’te bulunan Alman sömürgelerini
istila edebilmek için fırsat saydı.Buna karşın
İtalya askeri ve sosyoekonomik açıdan zayıf olduğu
için 1914’de tarafsızlığı seçti.Daha sonra savaşa
girmesi ise savaşın dengelerinde etken
olmadı.Bunun yanında Osmanlı’nın Almanya yanında
savaşa dahil olması da savaşın gidişatında
belirleyici olmadı.Boğazların kapanması Rusların
tahıl ihracını ve silah ithalatını engellese de
1915’e gelindiğinde Rus buğdayının her hangi bir
yere nakli zordu.Batıda da fazla savaş malzemesi
bulunmuyordu.Aksine Yakındoğu’yu Fransız ve
İngiliz emperyalist yayılmacılığına
açtı.Alman-Avusturya ittifakının cephe orduları
Fransa ve Rusya’nınkinden küçük olmakla beraber
hem iyi eğitilmiş hem de sanayi ve teknoloji
açısından büyük üstünlüğü vardı. Savaşın bu
şekilde cereyan etmesi halinde Alman-Avusturya
bloğunun galebe çalması ihtimal dahilindeydi.Ancak
bu sırada Almanya’nın muhtemel bir saldırıya karşı
Belçika üzerinden Fransa’ya bir ön alma saldırısı
düzenlemesi İngiltere’de müdahaleden yana olanlara
güç kazandırdı.İngilizlerin savaşa girmesi merkezi
güçlerin kara Avrupa’sı dışındaki ikmal
kaynaklarına ulaşmasını engellediği gibi
İngilizlerin çok büyük olan sanayi ve mali
kaynaklarının kullanımını ve özerk dominyonlar ve
Hindistan’dan sağlanan askerlerin Almanya’nın
sömürge imparatorluğuna ve Osmanlı üzerine
gönderilmesini sağladı.Ancak buna rağmen
müttefikler 1917 ilk yarısında yenilgi tehlikesi
yaşadılar. Rusya çöker,Fransa gücünü yitirirken ve
İngiltere Alman denizaltılarının karşı ablukası
altına girerken Almanya zaferin eşiğine gelmiş
görünüyordu.İşte o konjonktürde Amerika’nın da
çatışmaya girmesi savaşın kaderini tayin etti.
Savaş başlarken Birleşik Devletler
ihracatçılarının giderek daha çok Batı Avrupa
pazarlarına bağımlı hale gelmeleri Washington’un
Almanya karşısında tarafsız tavır almasına yol
açmıştı.Ama ticari taşımacılığa karşı Alman
denizaltılarının savaş açmaları ve Almanların
Meksika’ya yaptıkları gizli ittifak önerisi
Amerika’yı savaşa girmeye ikna etti.Amerikanın
savaşa girişi ekonomik güç açısından tüm dengeleri
değiştirdi ve Rusya’nın çöküşünü telafi etti.Bu
ekonomik potansiyeli askeri yeterliliğe
dönüştürmek, Birleşik Devletler kısa zamanda
gerekli askeri malzemeyi üretemediği için mümkün
olamadı.Ancak süreç içerisinde askeri sanayisini
devreye sokarak gerekli malzemeyi temin ettiği
gibi çok büyük bir kuvveti de seferber edebildi.Bu
arada Almanya doğudaki fetihleri sayesinde elde
ettiği ve Bolşeviklerin Brest-Litovsk Antlaşması
ile kabullendikleri Rus topraklarında bulunan
kuvvetlerini Batı cephesine çekerek 1918 Mart
sonunda İngiliz-Fransız kuvvetlerine nihai
saldırıya hazırlanıyordu.Ama çok fazla asker
kaybettikleri gibi Almanya’nın ekonomik durumu da
savaş harcamaları sebebiyle tehlike işareti
veriyordu.Sanayi verimi 1913’teki düzeyin yüzde
57’sine düşmüştü.Tarım ihmale uğramış,verim
düşmüştü.Yiyecek fiyatlarının yükselmesi iç
huzursuzluğu artırmıştı.Yeterli asker
kaynaklarının 1918 Temmuzunda tükenişi karşısında
Ludendorff’un çaresizliği nasıl kuvvetlerin
dengesizliğini yansıtıyorsa,aynı yıl baharında
yendikleri Müttefik birliklerinin gereç yönünden
iyi durumda olmaları da Birleşik devletler
sayesinde üretim yönünden dengesizliği
yansıtmaktaydı.
1.Paylaşım savaşının
sonucunun önceden belirlenmiş olduğunu söylemek
herhalde doğru bir saptama olmayacaktır.Ancak
çatışmanın genel çizgisi ile –iki taraf arasında
baştaki kilitlenme durumu,İtalya’nın savaşa
girmesinin sonuç getirmeyişi,Rusya’nın yavaş yavaş
tükenişi,Amerika’nın yaptığı müdahalenin
belirleyici oluşu ve sonunda Merkezi güçlerin
çökmesi-savaşın değişik evrelerinde her iki
ittifakın da yararlanabilecekleri ekonomik ve
sınai üretim arasında yakın ilişki
kurmaktadır.İstatistiki rakamlar bu tür
niteliklere ve yeteneklere her iki tarafında
orantılı olarak sahip olduğu nu ve ortaklıkların
bunlara orantısız bir biçimde sahip olmadığını
göstermektedir.İttifak güçlerinin tek üstünlüğü
1917’den sonra sahip olduğu verimliliktir ki
savaşın neticesi için belirleyici olan da bu
faktör olmuştur.Neticede savaş sınırları yeniden
çizmekle kalmamış Birleşik Devletlerin Avrupa’ya
adım atmasını ve Amerikanın çağını
başlatmıştır.20.01.2012
Öncesi için:
1. Paylaşım Savaşı öncesinde güçler dengesi (1)
Ayrıca Bak
1. Dünya Savaşı (Yeni Ansiklopedi)
1. Dünya Savaşı resimleri - fotoğraf galerisi
|
|
| |