HİTİTLER
Hitit Çağı
(M.Ö. 1650-1200)
Asur Ticaret Kolonileri dönemi, sosyal ve
siyasal yeni görüşlerin ortaya çıkmasını
sağlamıştır. Yerel Prenslerle yönetilen
Anadolu’da, Mezopotamya’daki gibi merkezi devlet
fikri gelişmiş ve sonucunda iç mücadeleler
başlamıştır. Hint-Avrupalı bir kavim olan
Hititler, MÖ.3000 yıllarının sonunda küçük
gruplar halinde Kafkaslar üzerinden
Anadolu’ ya girerek yerli halk Hatti nüfusu ile
karıştılar.
Hititler, Asurluların Anadolu’ dan çıkma zorunda
kalmasıyla devlet idaresini ellerine
almışlardır. Anadolu’nun yerli halkıyla kaynaşıp
Hitit Devleti’ni kurmuşlardır. Bu devletin
kurucusu Labarna‘dır. Başkenti ise Boğazkale-Hattuşa’
dır.

Büyük Mabed-Hattuşa
Hitit tarihi M.Ö. 1650-1450 eski krallık ve M.Ö.
1450-1200 Hitit İmparatorluk Devri olmak üzere
iki safhada incelenir. Hititler Anadolu’da
hakimiyeti kurduktan sonra Suriye’ye seferler
yapmışlardır. M.Ö. 1274’ de Mısır’la yaptıkları
Kadeş Savaşı sonrası, M.Ö. 1269 yılında
tarihteki ilk yazılı anlaşma olan Kadeş
Anlaşmasını gerçekleştirmişlerdir. Hitit
Devletinin kuruluşundan itibaren, sanattaki
Mezopotamyalı unsurlar kaybolarak, Anadolu’nun
yerli sanatıyla birleşmiştir. Sanatta, boyutları
büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkmıştır.
Mabetler, saraylar, sosyal yapılar, kaya
kabartmaları ve orthostatlarla (bina
cephelerinde alt sırada yer alan kabartmalı
taşlar) önceki sanattan ayrılır. Hitit
Devleti M.Ö. 1200 yıllarında deniz kavimleri
göçü ve kuzeyden Kaşka kavmi saldırılarıyla
yıkılmıştır.
Hitit
Siyasi Tarihi
M.Ö. 1800 yılları, Anadolu tarihinin başlangıcı
yerli Aglutinant dil grubuna ait Hattiler ve
Hint Avrupalı Hititler hakkında ilk bilgilerin
edinildiği dönemdir. Bu çağ, Hitit kültürünün
başlangıç ve gelişme aşamalarının kaynağıdır.
M.Ö 2500-2000 yılları arasında Kuzey Kapadokya
ve Orta Karadeniz bölgesinde gelişmiş kültürün
temsilcisi Hattiler’ di. Şehir devletleri
tarafından yönetilen bu bölgenin müstahkem
şehirleri, kral mezarları, hazineleri, Hatti
kültürünün simgeleridir. M.Ö 2000 yılları
sonlarında büyük savaşlar sonucunda çıkan
yangınlarla sona eren bu çağı, Asur Ticaret
Kolonileri dönemi izler. Yazılı kaynaklardan
Hititlerin, Anadolu’ya M.Ö. 3. binin son
yıllarında, 2. binin başında küçük gruplar
halinde, girmeye başladıkları ihtimali
çıkmaktadır. Hititlerin Anadolu’ya kuzey
Karadeniz üzerinden veya kuzeydoğudan, Kafkaslar
üzerinden geldikleri ve Kızılırmak kavisinin
kuzey kesimine yerleşmiş oldukları
değerlendirilmektedir.

Aslanlı Kapı-Hattuşa
Birbirini izleyen akınlarla Orta Anadolu
içlerine yayılan Hititler, zamanla etki
alanlarını genişletmişler, Hattili Prenslerin
arazilerine hakim olmuşlardır.
Asur
Ticaret Kolonilerinin geç evresinde (M.Ö
1800-1730) Kuşşara Kralı Pithana ve oğlu Anitta
tarih sahnesine çıktılar. Onlar Hitit diline
Naşili adını veren Kaniş/Neşa’yi zaptedip
krallığın ilk merkezi yaptılar. M.Ö. 1700’lerde
Kuşşara kralı Anitta, Hattuş Krali Pijusti’yi
yenip şehrini tahrip ettiğini anlatmaktadır.
“Geceleyin yaptığım bir saldırı ile şehri aldım.
Yerine yaban otu ektim. Benden sonra her kim
kral olur ve Hattuş’u yeniden iskan ederse
gökyüzünün Fırtına Tanrısı’nın laneti üzerinde
olsun.”
Hattuşa M.Ö. 17. yy.’ ın ikinci yarısında, Hitit
Kralı I. Hattuşili tarafından başkent olarak
seçilir. Eski Hitit Devleti’nin kurucusu I.
Hattuşili Kızılırmak kavisi içindeki çekirdek
ülkede birliği sağladıktan sonra, Kuzey Suriye
ve Yukarı Fırat Bölgesi’nde Hurri Ülkesine karşı
yönettiği akınlarla, kendisini izleyecek Hitit
Krallarına bir Dünya devleti olma amacının
işaretini veriyordu. Murşili istilalara güneyde
devam ederek ve Suriye’deki şehir devletlerini
devreden çıkartarak, Mezopotamya ticaret
yollarını kontrol altına aldı. Halep ele
geçirildi ve ordu Babil’e kadar ilerleyerek
Hammurabi hanedanlığına son verdi.
Ancak, Murşili’nin Hantili tarafından
öldürülmesi bir karışıklık dönemi getirir.
Hantili idareyi ele aldıysa da o da öldürüldü.
Hantili’den sonra tahta geçen Zidanta ve I.
Huzziya’da Hantili ile aynı kaderi paylaşarak
öldürüldüler.
Bu
dönemde Hitit devleti, Torosların güneyindeki
ülkeleri, Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki diğer
bölgeleri yeniden Mitanni Krallığı’na kaptırdı.
Telipinu
tahta geçince, saraydaki kan davalarını
durdurmayı başardı. Önceki kralların uzak
bölgelere yaptıkları seferleri durdurarak,
Anadolu’yu kendi içinde tutarlı bir idari
teşkilat altına almaya çalıştı. Bu amaçla eyalet
sistemini kurdu. Telipinu fermanı olarak bilinen
fermanı yayınlayarak, taht verasetini belli
kurallara bağladı.
Geleneksel Hitit tarihi çağ ayrımına göre,
Telipinu devrini “Orta Krallık” adı verilen
dönem izler. Bu dönem krallarından Tuthaliya I
ve Arnuvanda I’in dikkatleri zaman zaman Hitit
etki alanının Batı Anadolu’ya uzanması yolunda
yoğunlaşmışsa da Hititler I. Hattuşili ve I.
Murşili’nin başarılarından sonra, yeniden Kuzey
Suriye’de etkili olma isteğinden
vazgeçmemişlerdir. Tuthaliya’nın Ege Kıyılarında
Aşşuva’ya dek uzanan başarılı bir askeri
harekatının anlatıldığı, savaş ganimeti olup
Çorum Müzesi’nde sergilenen tunç kılıç
üzerindeki yazıt, bu anlamda yorumlanmaktadır.
Aynı zamanda I. Tuthaliya Hititlerin amansız
düşmanı Kaşkalar’ la da başetmek zorunda
kalmıştır. Metinlerde Tuthaliya zamanında,
Fırat’ın yukarı yatağında kalan bölgelere ve
Kuzey Mezopotamya’da Hurrilere karşı yapılan
askeri harekatlardan söz edilmektedir. Bu
başarılarla I. Tuthaliya’nın Hatti ülkesinde
krallığın gücünü yeniden sağladığı
anlaşılmaktadır. Ancak I. Tuthaliya’nın
hükümdarlık alanı genelde Anadolu ile sınırlı
kalmıştır.
I.Şuppiluliuma tahta geçince, öncelikle Anadolu’
daki hakimiyetini sağlamlaştırmıştır. Daha sonra
Suriye ve Kuzey Mezopotamya’ nin bazı
bölgelerini Hitit Krallığı’ na katmıştır. Kaşka’
larla savaşmış, Ugarit Kralı II. Nigmedu ile bir
anlaşma yapmıştır. Şuppiluliuma Mısır’ da
Tutankhamon’ un ölümünden sonra çıkan
çatışmaları fırsat bilmiş, Kargamış’ ı alarak
Mitanni Krallığı’ na son vermiştir.

Hitit Surları Destinasyonu
II.Murşili’nin, Anadolu’nun kuzeyindeki ve
batısındaki seferleri, Hitit çekirdek ülkesinde
vebanın hüküm sürdüğü ve giderek artan Asur
etkisiyle Suriye’de huzursuzlukların yaşandığı
bir döneme rastlamıştır. Bu arada Asur, Yukarı
Mezopotamya’nın batısında Yukarı Belih
Bölgesi’ne ve onu sınırlayan Kargamış’a kadar
etki alanını genişletmişti. Büyük Kralın 9.
hükümdarlık yılında Kargamış’ı yöneten
Piyaşşili, Kizzuvatna ülkesinde, birlikte bir
kült törenine (dini tören) katıldıkları sırada
öldü. Suriye’de huzursuzluklar tekrar başladı,
Kral’ın ordusunun başına geçerek Kargamış’a
gelmesi ve Piyaşşili’nin oğlunu tahta
geçirmesiyle Kargamış Ülkesi’ni düzene sokmuş ve
Kuzey Suriye yeniden Büyük Hitit Kralı’nın
sıkı denetimi altına girmiştir.
Babası Murşili’nin ardından fazla zorluk
çekmeden tahta geçen11. Muvattalli, yirmi yıldan
fazla ’’Büyük Kral’’ olarak hüküm sürmüştür. O’
nun küçük kardeşi Hattuşili, askeri birliklerin
başı, saray memuru, kuzey sınırının sürekli
huzursuz bölgelerinde ve Hattuşa’da Vali olarak
Hükümdara birçok alanda hizmet vermiştir. Bu
dönemde Muvattalli sarayını, tanrı ve atalarının
heykelleri ile birlikte Hattuşa’dan
Tarhuntaşşa’ya taşımıştır. Muvattalli zamanında
Orta Suriye’deki Amurru bölgesi nedeniyle,
Hititler’in anlaşmazlığa düştüğü ülke Mısır’dı.
Bu anlaşmazlık Kadeş Savaşı’ na yol açtı. (M.Ö.
1274)
Günümüzde Mısır’ daki Abydos, Luksor, Abu
Simbel’in duvarları ve Ramsesseum’un
pylonlarının üzerindeki kabartmalarda,
Yakındoğu’nun geçmişindeki en ünlü savaşlardan
biri olan Kadeş Savaşı’ nın tasviri
görülmektedir. Kabartmalara II.Ramses’in Hitit
Kralı II. Muvattalli’yi yenerek elde ettiği
zaferin kutlandığı hiyeroglif metinler eşik
etmektedir. Firavun çok iyi hazırlanarak savaş
alanında bizzat bulunmasına rağmen, savaşın asıl
galibi Hititler olmuştur. Amurru yeniden Hitit
yönetimi altına girmiş, ayrılıkçı yerel kral
Benteşina ise Anadolu’ya sürülmüş, Kadeş Kalesi
Hitit denetiminde kalmıştır.

Hitit Devleti Haritası
Büyük Kral II. Muvattalli öldüğünde, eski bir
kurala uyulmuş ve imparatorluğun en güçlü adamı
olan kardeşi Hattuşili yerine, oğlu III. Murşili/Urhi-Teşup
tahta geçmiştir. O, başkenti Tarhuntaşşa’dan,
yeniden Hattuşa’ya taşımıştır. Büyük Kral ile
imparatorluğun ikinci adamı Hattuşili arasındaki
uzlaşmacı tutum, zamanla bozulmuş ve Büyük
Kral’ın, amcası Hattuşili tarafından tahttan
uzaklaştırılmasına neden olmuştur. III.
Hattuşili bu durumu tanrıların karar verdiği bir
“Hak Sorunu” olarak göstermiştir. Yasal bir
biçimde tahta geçmediğinin bilincinde olduğu
için III. Hattuşili, dini ve diplomatik
görevlerine çok sıkı bir şekilde bağlıydı. Kült
(Tapınma, ibadet) görevlerinde Büyük Kraliçe
Puduhepa kendisine yardımcı olmaktaydı.
Bölgede II. Muvattalli döneminden ve Kadeş
Savaşı’ ndan bu yana II. Ramses hüküm
sürmekteydi. Hattuşili Asur ve Babil
Hükümdarları ile olduğu gibi, II. Ramses ile de
hükümdarlar arasındaki olağan ilişkilerini
sürdürmüştür. I. Şuppiluliuma’ dan beri
süregelen savaş durumunu sona erdirmiş ve Mısır
ile barış antlaşmasını imzalamıştır. Antlaşma
Hattuşa’ da ortaya çıkarılan ve günümüzde
İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan kil
tabletten anlaşılmaktadır. Akadca yazılmıştır.
Ayrıca Mısır-Karnak Ramesseum’ da da Mısır
hiyeroglifi ile kaleme alınmış kopyaları
görülmektedir. II. Ramses ile yapılan barış
antlaşması, Hattuşili’ nin hükümdarlık döneminde
ulaştığı bir zirvedir. Bu başarı kendisinin
rakipleri Asur ve Babil ile Ege’ deki rakibi
Ahhiyava karşısındaki konumunu güçlendirmiştir.
Kurallara uygun olmaksızın tahta çıkmış olmasına
rağmen, III.Hattuşili önemli politik başarılar
ve uluslararası takdir kazanmıştı; ancak
Hattuşa’da tahtına çıkacak kişi ile ilgili
düzenlemeyi yapmak da kendisi için önemliydi.
Önceden seçilen varisten vazgeçilmiş ve yerine
Prens IV. Tuthaliya seçilmişti. Tuthaliya tahta
çıktıktan sonra, Tarhuntaşşa Kralı Kurunta ile
antlaşma yapmış ve Tarhuntaşşa ülkesinin
sınırları yeniden çizilmiştir. II. Muvattali’nin
oğlu olarak hanedandan gelen Krala, imparatorluk
hiyerarşisi içinde Karkamış Kralı ile aynı
düzeyde yer verilmiştir.
Hitit İmparatorluğu’nun bilinen son hükümdarı
IV. Tuthaliya’ nın oğlu II. Şuppiluliuma,
başgösteren yiyecek sıkıntısıyla daha da
gerginleşen duruma rağmen bazı askeri başarılar
elde etmiştir. Hattuşa’da bugün Güneykale olarak
adlandırılan kesimdeki bir yazıtta, II.
Şuppiluliuma’ nın askeri birliklerinin Orta ve
Güneybatı Anadolu’da başarıyla savaştığından,
Tarhuntaşşa’ da da hükümdarın yeniden otorite
kurduğundan söz edilir. Çivi yazılı belgeler de,
Kargamış Kralı ve doğrudan Büyük Kral tarafından
denetlenen Alaşiya (Kıbrıs) ülkesiyle antlaşma
yapıldığı belirtilir.
Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. 1200’den kısa bir
süre sonra yıkılma nedeni halen tam olarak
anlaşılamamıştır. İmparatorluğun yıkılmasına
çeşitli etkenlerin neden olduğu
değerlendirilmektedir. Son büyük kralın hüküm
sürdüğü dönemde, halk içinde huzursuzluklar ve
Hitit aristokrasisinde giderek artan çatışmalar
başgöstermiştir. Hitit Devletinin ayakta olduğu
son yıllara tarihlenen yazılı kaynaklar, sefalet
içinde olduğu belirtilen Anadolu’ya Suriye ve
Mısır’dan büyük miktarlarda tahıl sevk
edildiğini kanıtlamaktadır. Aynı zamanda
Anadolu’daki huzursuzluklar ve Suriye üzerindeki
Hitit etkisinin azalması da Hitit
İmparatorluğu’nun yıkılmasında neden ya da sonuç
olarak değerlendirilmektedir.
Hitit Dili
Arkeolojik araştırmalarda Hitit yerleşimlerinde
bulunan yazılı belgeler, Anadolu’da aynı dönemde
(M.Ö. 1800’ lü yıllarda) Hint-Avrupa
dillerinin en eskisi Hititçe’den başka, yine
aynı dil grubuna ait Luvi ve Pala dillerinin,
ayrıca Hurrice, Hattice ve Akadca’ nın yazı dili
olarak kullanıldığını göstermektedir. Çivi
yazısı ile yazılan bu dillerde her işaret bir
heceyi simgeler. Hititlerin kullandığı bir başka
yazı türü de Luvi dilinde yazılan ve hiyeroglif
denen resim yazısıdır. Hititlerin kullandığı ve
Mısır hiyeroglifinden tamamen farklı olan bu
hiyeroglifte, heceler hatta kelimeler tek bir
işaretle temsil edilebiliyordu. Hiyeroglif daha
çok mühürlerde ve kaya anıtları gibi büyük
yazıtlarda tercih edilmekteydi. Hititlerde okur
yazarlık yalnızca çok küçük bir gruba ait bir
beceri olarak kabul edilirdi. Çivi yazısını
kralların da (LUGAL.GAL) okuyamadıkları,
aldıkları mektupların sonunda yer alan ve
yazıcıya hitap ettiği anlaşılan “sesli oku”
ibaresinden anlaşılır. Çivi yazısıyla yazılmış
metinler arasında yıllıklar, törensel metinler,
tarihi olaylara ilişkin belgeler, antlaşmalar,
bağış belgeleri ve mektuplar vardır. Bu yazı kil
tablet üzerine, kalem yerine kullanılan sivri
uçlu bir araçla, kil henüz ıslakken kazılarak
yazılıyordu. Kil tabletlerin, özellikle yangın
geçirip sertleşmiş olanları, günümüze kadar iyi
durumda gelmiştir. Ahşap ve maden tabletlerin
varlığı yine metinlerden bilinmektedir.
Hattuşa’da 1986 yılında bulunan ilk madeni
tabletin üzerinde “Hitit Kralı ile Tarhuntaşşa
Kralı arasındaki bir antlaşmanın” metni
vardır.

Arazi Bağış Belgesi (ön ve Arka
Yüz-Hititler)-Çorum Müzesi
Hitit Dini
Hitit dini çok tanrılı bir dindir; panteonun
(tanrılar ailesi) içinde binlerce tanrı ve
tanrıça vardır ve bunların pek çoğu diğer
kavimlerin dinlerinden alınmıştır.
Hititler’ de tanrılar tıpkı insanlar gibidir.
Fiziki şekilleri insan gibi olduğu kadar, ruhen
de onlarla aynı olup, insanlar gibi yerler,
içerler, kendilerine iyi bakıldığı sürece
insanlara iyilik ederler; ancak ihmal
edildikleri zaman hemen intikam almaya,
insanları en acımasız yöntemlerle cezalandırmaya
hazırdırlar. Bir Hitit metni insanlarla
tanrıları birbirleriyle kıyaslamakta ve tanrı-
insan ilişkilerini bey - hizmetçi ilişkilerine
benzetmektedir.

Tanrılar Alayı-Yazılıkaya-Hattuşa
Hitit
devletinin panteonu Anadolu ve Suriye
şehirlerinin çeşitli yerel panteonlarının
zamanla bir araya getirilip birleştirilmesinden
oluşmuştur.
Hitit
devletinin başlangıcından itibaren baş tanrı,
fırtına tanrısıdır (Teşup). Kozmik dönemi
(kainatı) sağlayan, krallığı ve ülkenin düzenini
koruyan fırtına tanrısıdır. Kral, efendisi adına
ülkeyi yönetir.
Hitit
İmparatorluğu’nun Yapısı
Siyasal yapısı itibariyle Hitit Devleti, Kral ve
üyeleri kraliyet ailesinden gelen kişilerden
oluşan politik bir kurumdu. Yönetimin politik
organı Panku’dur (İmparatorluk Meclisi).
Herhangi bir politik sorun olduğunda Panku Kral
tarafından toplantıya çağırılmaktaydı.
Hitit Kraliyet ailesi, dışarıya karşı kapalı bir
topluluk değildi. Krallık kalıtsaldı, ancak,
Kral olabilecek birinci ve ikinci dereceden
erkek olmaması durumunda, birinci dereceden bir
prensesin eşi de Kral olabilirdi. Kral
tarafından belirtilen veliahdın Panku’nun
onayını aldıktan sonra bağlılık yemini etmesi
gerekiyordu. Krallık yanında, kurumsallaşmış bir
Kraliçelik de vardı. Kraliçenin politik hayatta
önemli görevler üstlendiği III. Hattuşili’nin
eşi Puduhepa’nın icraatlarından anlaşılmaktadır.
Ancak Hitit devlet yapısında Kral, mutlak güçtü.
Kadeş
Savaşı ve Barış Antlaşması
M.Ö. 1274 tarihinde II. Ramses ile Muvattalli
arasında Kadeş önünde büyük bir meydan savaşı
yapılmış ve Kadeş Barış Antlaşması ile
sonuçlanmıştır. Bu antlaşmaya bağlı olarak II.
Ramses savaştan önce aldığı yerleri boşaltmış,
Kadeş Şehri Hititlere kalmıştır.
Kadeş Barış Antlaşması sırasında orduda çıkan
bir isyanda, Muvattalli öldürülmüştür. Antlaşma,
onun yerine geçen III. Hattuşili tarafından
imzalanmıştır. (M.Ö.1269) Bu antlaşma dünya
tarihinde eşitlik ilkesine dayanan en eski
antlaşmadır. Antlaşma çivi yazısıyla gümüş
plakalar üzerine Akadca olarak yazılmıştır.
Ayrıca Kralın mührünün yanında Kraliçenin mührü
de vardır.
Bu antlaşmanın gümüş levhalara kazınmış olan
asıl metinleri kayıptır. Mısır’da tapınakların
duvarlarına kazınan antlaşmanın bir nüshası da,
Boğazköy (Boğazkale) kazılarında kil tablet
olarak bulunmuş olup Istanbul Arkeoloji
Müzesinde sergilenmektedir.
Kadeş antlaşmasının Hattuşa’da bulunan çivi
yazılı tabletinin büyütülmüş kopyası New York’ta
Birleşmiş Milletler Binasında asılıdır.
Kadeş
Antlaşması Metni
“Mısır Memleketi Kralı, Büyük Kral, Kahraman Ra-maşe-şa
mai Amana’nın Hatti memleketlerinin büyük Kralı
Hattuşili ile iyi dostluklarının ,
kardeşliklerinin ve büyük krallıklarının devamı
için yaptıkları antlaşmadır.
Bunlar, Mısır memleketi Büyük Kralı, bütün
memleketlerin kahramanı, Mısır memleketi Kralı,
Büyük Kral, kahraman Minmua-rea’nın oğlu, Mısır
memleketi Kralı, Büyük Kral, kahraman Min-pahirita’rea’nın
torunu, Rea-Maşeşta-Mai Amana’nın, Hatti
memleketi Kralı, Büyük Kral, Murşili’nin oğlu,
Büyük Kral, Hatti memleketi Kralı, kahraman
Şuppiluliuma’nın torunu, Büyük Kral, Hatti
memleketi Kralı, kahraman Hattuşili’ye söylediği
sözlerdir.
Aramızda daima olarak iyi kardeşlik ve iyi
sulh kurdum. Mısır memleketi ile Hatti memleketi
arasındaki münasebetlerde iyi kardeşliğin ve iyi
sulhun tesisi için şunları söylüyorum: İşte,
Mısır memleketi ile Hatti memleketi arasındaki
münasebete gelince, ezelden beri tanrı onlar
arasında düşmanlığa müsaade etmediğinden
antlaşma ebedidir. Büyük Kral, Mısır memleketi
Kralı, Rea-Maşeşa Mai Amana, güneş ve fırtına
tanrılarının münasebeti gibi öyle edebi bir
münasebet tesis etti ki, o aralarında daima
düşmanlık yapmağa mani olur.
Mısır memleketi Kralı, büyük Kral Rea-Maşeşa Mai
Amana gümüş bir tablet üzerine kardeşlik Hatti
memleketi Kralı, büyük Kral Hattuşili ile
bugünden itibaren aramızda iyi sulh ve iyi bir
kardeşlik tesisi için bir muahede yaptı. O benim
kardeşimdir, ben de onun kardeşiyim ve onunla
daima sulh halindeyiz. Bize gelince: Bizim
kardeşliğimiz ve sulhumuz evvelce Mısır
memleketi arasındaki sulh ve kardeşlikten daha
iyi olacaktır.

Kadeş Antlaşması Metni
Bak, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral
Rea-Maşeşa Mai Amana Hatti memleketi Kralı,
Büyük Kral Hattuşili ile sulh ve kardeşlik
halindedir.
Bak, Mısır memleketi Kralı Rea-Maşeşa Mai
Amana’nın oğulları Hatti memleketi Kralı, Büyük
Kral Hattuşili’nin oğulları ile ve kardeşleri
ile sulh ve dostluk daimidir. Onlar da bizim
gibi kardeş ve sulh halindedir.
Mısır memleketiyle Hatti memleketi arasındaki
münasebete gelince: Onlarda bizim gibi daima
kardeşlik ve sulh halindedirler.
Mısır memleketi Kralı, büyük Kral Rea-Maşeşa Mai
Amana istikbalde her hangi bir şey almak için
Hatti memleketine girmeyecektir. Hatti memleketi
Kralı, Büyük Kral Hattuşili de istikbalde
herhangi bir şey almak için Mısır memleketine
girmeyecektir.
Bak Güneş ve Fırtına tanrılarının Mısır
memleketi ile Hatti memleketi için getirmiş
oldukları ilahi nizam, onlar arasındaki sulh ve
kardeşliktir, düşmanlık değildir. Bak Mısır
memleketi Kralı; Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana
bugünden itibaren iyi durumu muhafazada sebat
edecektir. İşte Mısır memleketi Hatti memleketi
ile daimi sulh ve kardeşlik halindedir.
Eğer yabancı bir memlekette bir düşman Hatti
memleketine gelirse ve Hatti memleketi Kralı,
Büyük Kral Hattuşili bana “Ona karşı koymak için
bana yardıma gel” diye bir haber gönderirse
Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai
Amana piyadesini süvarisini gönderecek onu
öldürecek, Hatti memleketi için ondan intikam
alacak.
Eğer Hatti
memleketi Kralı, Büyük Kral Hattuşili tâbi
beylerine kızarsa, onlar ona karşı bir kusurda
bulunursa Mısır memleketi Kralı Büyük Kral Rea-Maşeşa
Mai Amana’ya haber gönderirse Mısır memleketi
Kralı piyadesini ve süvarisini ona gönderir. O
kimlere kızmışsa onları imha eder.
Eğer dış memleketlerden yabancı bir düşman Mısır
Kralı kardeşin Rea-Maşeşa Mai Amana’ya ve Mısır
memleketine karşı gelirse ve onun kardeşi Hatti
memleketi Kralı Hattuşili’ye “Ona karşı koymak
için bana yardıma gel” diye bir haber gönderirse
Hatti memleketi Kralı Hattuşili piyadesini,
süvarisini gönderecek ve benim düşmanımı
öldürecek.
Eğer Mısır Kralı Rea-Maşeşa Mai Amana tâbi
beylerden birine kızarsa, onlar ona karşı
birleşirlerse ve ben Hatti Kralı kardeşim
Hattuşili’ye “Haydi” dersem Hatti memleketi
Büyük Kralı Hattuşili piyadelerini ve harb
arabalarını gönderecek, o kimlere kızmışsa
onların hepsini mahvedecek.
Bak, Hatti
memleketi Kralı Hattuşili’nin oğlu babası
Hattuşili’nin bir çok senelerinden sonra
Hattuşili’nin yerine Hatti memleketi Kralı
olacak. Eğer Hatti memleketinin asilzadeleri ona
karşı birleşirlerse Mısır memleketi Kralı, Büyük
Kral Rea-Maşeşa Mai Amana piyadelerini ve harp
arabalarını Hatti memleketinin hatırı için
onlardan intikam almak üzere gönderecek. Hatti
memleketinin Kralının ülkesinde asayişi temin
ettikten sonra memleketleri Mısır’a dönecekler.
Eğer bir asilzade Hatti memleketinden kaçarsa
böyle bir adam Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral
Rea Maşeşa Mai Amana’ya iltica ederse vazifesini
yerine getirmek için, ister Hatti memleketi
Kralı Hattuşili’ye ait olsun, ister ayrı bir
şehre ait olsun, onu yakalayacak ve onu Hatti
Kralı, Büyük Kral Hattuşili’ye iade edecektir.
Eğer bir asilzade Mısır memleketi Büyük Kralı
Rea-Maşeşa Mai Amana’dan kaçarsa ve böyle birisi
Hatti memleketine, Hatti memleketi Kralı Büyük
Kral Hattuşili’ye gelirse onu yakalayacak,
kardeşi Mısır memleketi Kralı Büyük Kral Rea-Maşeşa
Mai Amana’ya iade edecektir.
Eğer bir adam veya iki üç adam Hatti
memleketinden kaçarsa, Mısır memleketi Kralı,
Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana’ya gelirse Mısır
memleketi Kralı Büyük Kral onları yakalayacak ve
kardeşi Hattuşili’ye iade edecek. Mısır Kralı ve
Hatti Kralı kardeştirler, bu sebepten onları bu
kabahatleri için şiddetle cezalandırmasınlar,
onların gözlerinden yaş akmasın, bu şahıslardan
karıları ve çocuklarından intikam alınmasın.
Linkler
|