|

|
|
Doğu
Karadeniz’in doğusundaki Artvin’in şimdilerde
baraj sularıyla dinginleşen Çoruh Nehriyle
şekillenen sarp kayalıklar ve ormanlarla çevrili
coğrafyasında yıllardır ihmal edilen ancak
turizm çeşitliliği bakımından mutlaka el
atılması gereken hazineleri var. Bunlar eski
Gürcü krallıklarından kalan kiliseler. DEVAMI:
Artvin Kiliseleri: İşhan ve Barhal

Kafkas Arısı
Kaçkar Dağları organik bal
üretimi için önemli bir potansiyel arz
etmektedir. Bilindiği gibi organik gıda
üretimlerinde gıdanın üretileceği sahada
kimyasallar, gübreler, atık sular, çevreye zarar
veren sanayi atıkları ve çevre atmosferini
olumsuz etkileyen duman v.b. atıkların olmaması
gerekir. Organik bal üretiminde de aynı kurallar
geçerlidir. Organik bal üretilecek alanların
zirai ilaçlama yapılmayan, çevreyi kirletici
fabrika dumanı olmayan, kent yerleşimlerinden
yeteri kadar uzak olan, doğal bitki örtüsü yani
doğal ballı bitkiler bulunan alanlar organik bal
üretimi için ideal alanlardır. DEVAMI:
Kafkas
Arısı
Çay, Türkiye'de en çok tüketilen içeceklerden
biri. Ancak çayın sofralara nasıl ulaştığını
yöre insanları dışında pek bilen yok. İnce Belin
Buğusu: Çay belgeselinin yönetmeni İsmail
Şahinbaş ile konuştuk.
Çay Belgeseli söyleşisi
Huş
Tavuğu ya da Mere Horozu adlarıyla da
bilinir. Ülkemizin kuzeydoğu dağlarında yaşayan
bu tür Kafkaslara endemik olmakla beraber
Birdlife International (Dünya Kuşları Koruma
Örgütü) ve de IUCN Dünya Koruma Örgütü hakkında
yeterli bilgi olmayan kategorisinde
değerlendirilmiştir. Bu kuş dünyanın başka
hiçbir bölgesinde mevcut değildir. Bu bölgeye
olan özgülüğü nedeniyle oldukça değerli ve
gelecek nesillere nakledilmesi gereken bir doğa
ve kültür mirasıdır.
|
|
|
|
| |
|
|
Artvin:
Karadeniz’in ise en uzak
ve sürprizli köşesi

Bulutlara Yaslanan Artvin: Kafkasların
giriş kapısı Artvin, özgün havası, insanı,
doğası ve temposuyla Anadolu’nun özgün bir
rengi, Doğu Karadeniz’in ise en uzak ve
sürprizli köşesi
Yazı: Melih Uslu
Fotoğraflar: Faruk Akbaş
Artvin gezisine
Hopa’dan başlıyoruz. Karadeniz sahilindeki
ilçe, Gürcistan sınırına 18 kilometre
uzaklıkta. Artvin’de konaklayarak günübirlik
gezilerle Gürcistan’ın Acara Bölgesi
içerisinde kalan bu şehri de gezmek mümkün.
Hopa’nın kapı komşusu Arhavi ise kültürel
zenginlikleriyle tanınıyor. Ahşap oyma
ustalarıyla ünlü ilçede en sevilen
uğraşılardan biri de atmacacılık. Ağustos
ayı sonunda, çay hasadı bittiğinde dağlara
çıkan Arhavili avcılar, özel ağlar ile
yakaladıkları atmacaları besleyip eğitiyor.

HOPA’DAN LIVANE’YE Hopa sahilinden
yaklaşık iki saatlik yolculukla, Kaçkar
Dağları’nın keskin vadileri arasında
kıvrılarak Artvin’e varıyoruz. Derin bir
vadi çanağının içine kurulan kentte bizi ilk
selamlayan sarp bir kaya kütlesinin üzerinde
yükselen bin yıllık Livane (Artvin) Kalesi
oluyor. İlk bakışta küçük bir taşra
kasabasını anımsatan Artvin şehir merkezi,
birbirine paralel iki ana caddenin çevresine
yayılmış betonarme binalardan oluşuyor.
Gecenin ilerleyen saatlerinde bile
canlılığını yitirmeyen kentin en hareketli
yeri inönü Caddesi. Karşılıklı dükkânların
sıralandığı caddenin ucundaki küçük meydanda
boğa heykelleri dikkat çekiyor. Artvin şehir
merkezini gezmek için birkaç saatlik yürüyüş
bile yeterli.

Artvin’e bakan yeşil tepeler üzerinde
bulunan dağ evi şeklindeki turistik
tesislerde yerel türküler dinlemek apayrı
bir keyif. Kentin mütevazı çarşısı ise
şaşırtıcı ölçüde zengin. El yapımı boğa
heykelleri ve çeşitli ağaç işlerinin
satıldığı dükkânlar dışında, şarküterilerden
yörenin meşhur kestane ve çiçek balı, köy
peynirleri, dut pestili, çam sakızı, salata
yapımında kullanılan çeşitli kır otları ve
sadece Çoruh Vadisi’nin belli bölgelerinde
yetişen butko zeytini alınabilir.

PAYLAŞILAMAYAN KENT Artvin sınırları
içerisinde bulunan madeni savaş aletlerinden
yola çıkılarak kent tarihinin M.Ö. 4 binli
yıllara dek uzandığı biliniyor. Kentin
dağlık coğrafyasına dağılmış görkemli
kaleler ve manastırların çoğu 9 ve 10.
yüzyıllardan kalma. Orta Çağ’da Pontus
Krallığı’nın yönetimine giren kent, Fatih
Sultan Mehmet’in fethiyle Osmanlılara
katılmış. 300 yıl kadar Osmanlı
egemenliğinde kalan kent, 1878’de yapılan
Osmanlı - Rus Savaşı sonunda Çarlık
Rusya’sına geçmiş. Sonraki yıllarda Batum
ile birlikte Osmanlı ve Rusya arasında
birkaç kez daha el değiştiren kentin kaderi,
Sevr Antlaşması uyarınca halk oylamasına
bağlanmış. Yapılan referandum sonucunda
Artvin Türkiye’ye, Batum ise Rusya’ya dâhil
olmuş.

Yüzyıllarca Osmanlı’nın sınır
kasabalarından biri olan Artvin, 1924
yılında Meclis kararı ile il yapılmış.
Engebeli arazi yapısından dolayı dağınık bir
yerleşime sahip olan kenti toparlayabilmek
amacıyla bugünkü şehir merkezi kurulmuş.
Günümüzde, Adliye Sarayı başta olmak üzere
şehir merkezindeki en eski yapılar 1930’lu
yıllardan kalma. Farklı kültürlerin
yüzyıllardır dostluk içinde yaşadığı Artvin,
suç oranlarının düşüklüğü ile de örnek bir
kent kabul ediliyor.

KEŞFEDILMEMIŞ ROTALAR Her yaz bir
festivaller kentine dönüşen Artvin’de, şehir
merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki
Kafkasör Yaylası boğa güreşleriyle ünlü.
Çam, köknar ve ladin ağaçlarıyla çevrili
geniş bir alana yayılan yayla; dik
yamaçları, el değmemiş ormanları ve
uçurumların kenarında ilerleyen adrenalin
düzeyi yüksek dağ yollarıyla, off-road
tutkunları için bulunmaz parkurlar saklıyor.

Yaylanın yanı başındaki Hatila Vadisi,
Artvin sınırları içerisindeki en büyük milli
parkın ev sahibi. Çoruh Nehri’nin
kollarından biri olan Berta Çayı’nı
izleyerek 3 bin 400 metrelik Karçal
Dağları’na tırmanıyoruz. Ardanuç’un doğusu
?avşat’a, batısı Yusufeli’ne uzanıyor.
Ardanuç çıkışından sola, Pırnallı Köyü’ne
ayrılan yol, 10. yüzyıl tarihli bir Ermeni
kilisesi olan Porta Manastırı’na çıkıyor.
Kestane kütüklerinden yapılmış iki ya da üç
katlı, çepeçevre teraslı, saçak ve
pervazları oyma ahşap ile süslü 100 - 150
yıllık köy evlerinin birbirinden güzel
örneklerinin sıralandığı Köprüyaka -
Ciritdüzü - Veliköy rotası müthiş. Cevizli
Köyü’ndeki anıtsal kilisenin apsis bölümü
hâlâ ayakta.

Yolun Veliköy’den sonraki bölümü,
abartısız yeşil bir cennet. Çam, köknar ve
kestane ağaçlarıyla örtülmüş derin vadiler,
uçsuz bucaksız stepler, beton yüzü görmemiş
dağ köyleri ve Alp Dağları’nı anımsatan
bozulmamış kır yaşamı... Daha kuzeydeki
Karçal Dağları’nın etekleri, dünya mirası
koruma sahası olarak kabul edilen doğal
yaşlı korular ve yarı tropikal yağmur
ormanlarıyla kaplı. Kuzeydoğudaki Muratlı ve
Camili (Macahel) köyleri Gürcistan sınırına
kurulmuş. Köylerde Gürcüce yaygın olarak
kullanılıyor.
Artvin’deki üç milli
parkın ikisi şavşat’ın yüksek vadilerinde
gizli. Sahara ve Karagöl Milli Parkları;
endemik bitki ve ağaç türleri, yaban hayatı
ve dağ gölleriyle ender bulunan bir
ekosistem olmasının yanında, günlerce
yürümekle bitirilemeyecek yürüyüş
parkurlarına sahip. Karagöl Milli Parkı’na
adını veren Karagöl ise Abant Gölü’nün
turizme açılmamış hali gibi...

ISSIZ KATEDRALLER Artvin kır
mimarisinin başyapıtları olarak nitelenen 9.
yüzyıldan kalma Gürcü kiliseleri, klasik
Avrupa mimari geleneğini bile etkileyen
eşsiz bir üsluba sahip. Yusufeli’ne 7
kilometre uzaklıktaki Tekkale Köyü’nden
sonra 12 kilometrelik stabilize bir yolla
ulaşılan Dörtkilise, meyve ağaçlarının
içinde gizlenmiş neredeyse katedral
büyüklüğünde zarif bir bina. Yanı başındaki
küçük kilise ve medrese binalarıyla birlikte
dini bir kompleks oluşturan yapı, 10.
yüzyıla tarihleniyor. Tekkale Köyü
girişinde, sivri bir tepenin üzerinde
yükselen esrarengiz Orta Çağ kalesinden
başlayıp ortasından dere akan yemyeşil bir
vadiden geçerek Dörtkilise’ye uzanan 12
kilometrelik yol güzel bir yürüyüş rotası.

Yusufeli’ne 36 kilometre uzaklıkta bir
orman köyü olan Barhal’da (Altıparmak),
Dörtkilise ile aynı tarihlerde inşa edilmiş
benzeri mimariye sahip bir kilise daha
bulunuyor. Yusufeli - Olur yolunun 23.
kilometresinden sağa ayrılan 10 kilometrelik
dik yokuş, işhan Kilisesi’nin bulunduğu köye
çıkıyor. Çölü andıran tozlu kıraç topraklar
ve göz alabildiğince kayalıklarla kaplı
yüzlerce metre derinliğindeki vahşi Olur
Vadisi, işhan Köyü’nde yerini meyve
ağaçlarıyla çevrili yeşil bir vahaya
bırakıyor. Bin yıllık işhan Kilisesi de bir
o kadar şaşırtıcı. Gürcü taş işçiliğinin en
güzel örneklerinden birini sergileyen
kilisenin sivri çatılı oval kubbesi tam 32
metre yüksekliğinde. Duvar ve tavan
fresklerinin bir bölümü sapasağlam. Hava
kararmadan Artvin’e dönüyoruz. Artvinliler,
masallarda anlatılan Kafdağı’ndaki
Zümrüdüanka kuşuna benzetir memleketlerini.
Haklılar, Hakkâri ile birlikte Türkiye’nin
en uzak ucu Artvin. Uzak ve sarp. Ama
çekici. Çekiciliği, ulaşılması zor oluşunda
belki de...
NASIL GiDiLiR? THY,
Trabzon ve Batum’a her gün karşılıklı sefer
düzenliyor. Hopa’ya, Batum seferlerinde
nüfus cüzdanı ile iç hat olarak
uçulabiliyor.
NEREDE KALINIR?
Artvin, yıldızlı oteller yönünden geniş
seçenekler vaat etmese de konaklama
tesisleri temiz ve rahat. Üç yıldız
standartlarındaki şehir otellerinin yanı
sıra, butik dağ pansiyonları da tercih
edilebilir.
NE YENiR? Kentteki
lokantalar tam bir lezzet şöleni sunuyor:
Pancar ve lor peyniri çorbası, karalahana
sarması, mıhlama, kaymaklı kuymak, ballı
lokum, Laz böreği, fasulye turşusu...
Bu sayfayı Beğendiniz mi? Öyleyse
Lütfen Paylaşın!
İlgili makaleler:
Borçka
– Şavşat: Dumanlı dağlar ve saklı göller
eşliğinde gezi ve turizm,
Artvin
gezisi tarihi yerler,
Artvin gezisi - doğal
güzellikler,
Artvin Karagöller,
Batum gezi
rehberi ,
Çoruh nehri ve rafting,
Maçahel gezi rehberi,
Artvin gezi rehberi,
Artvin, Rize ve
Kastamonu'da Ayı Raporu,
Artvin yaylaları,
Yusufeli
tarihi eserler,
Artvin Maçahel
Gezisi, Şavşat
köyleri gezi anıları
Artvin photos, Artvin fotoğrafları, Livane,
Արդվին, ართვინი, Tao-Klarjeti pictures
ტაო–კლარჯეთი

Artvin photos, Artvin fotoğrafları, Livane,
Արդվին, ართვინი, Tao-Klarjeti pictures
ტაო–კლარჯეთი
|
| |
|
| |