Sitemiz Onbinlerce sayfa ve özgün fotoğraf içermektedir. Aradığınıza kolay ulaşmak için yukarıdaki arama kutusunu kullanabilirsiniz. İlginiz için teşekkür ederiz! - Please use this search for thousands of articles from our site

Gönderen Konu: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?  (Okunma sayısı 111233 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Uzungöl-Almanya

  • Ziyaretçi
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #75 : Temmuz 09, 2007, 08:21:37 ÖÖ »
bilimsel bir aciklama her zaman bilimsel metodlar ölcüsünde gerceklesir. Bilimsel Metodlar hicbir sekilde bireyin bulundugu kültürel, dilsel, geleneksel, ekonomiksel ve siyasal yapisini temsil etmezken, her Millet, her Kültür, her Ulus tarafindan esit ölcüde anlasilir. Ögnegin yer cekimi 9,8 Newtonsa bu kanunun dünyanin her tarafinda esidir ve her bilimci ve arastirmaci tarafindan esit anlasilir. Gelelim Trabzonun tarihine, Gürcüklükten, Türklükten ve diger asili Milletlerden bahsediliyor, evet tamam bu irklarin hepsi Trabzonda yasiyordur. Bunu da kimse inkar etmiyor. Olay ise sudur, Trabzonun öz ve en temel halki. Her zaman bir sehirin, bir ilcenin veya bir köyün öz halki olur, cünkü bir sehir, bir ilce veya bir köy herzaman bir Millet veya bir kavim tarafindan kurulur da ondan. Iste Trabzonun kurucusu da rumlardir. Ismini de rumlar dan tasimaktir. Eski rumca ismi Trabezunda dir. Bir sehiri kuran kisi, o sehirin ismini de verir. Ve hala bu bügüne kadar bu sehirde zamaninda müslümanligi kabul eden rumlar yasiyordur, yani Trabzonun öz halki. Ve müslümaligi kabul eden rumlar dan  birtanesi de benim.


Saygilarimla

Karalahana Karadeniz Forum

Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #75 : Temmuz 09, 2007, 08:21:37 ÖÖ »

Çevrimdışı admin

  • Macukali
  • Yönetici
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 9439
  • Cinsiyet: Bay
    • Karadeniz Bölgesi
    • E-Posta
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #76 : Temmuz 09, 2007, 11:47:33 ÖÖ »
Arkadaşlar, Başlığı sulandırmak istemiyorum ama foruma yeni girenlerin bu tür tartışmaları yanlış anlayabileceklerini varsayarak site admini olarak kendi bakış açımı özetle ifade etmek istiyorum. Kendi adıma bilmem birkaç bin yıl önce atalarımın Trabzon dağların mı yaşadığı, Mora yarımadasından mı yoksa Tanrıdağından mı geldiğinin entellektüel bilgi ve tartışma konusu olması dışında pek bir önemi yok. Zaten ufacık bir sahil şeridinde gelenlerin bir brileriyle soyca ve kültür alışverişi yaparak karışmamış olması da münkün değil. Kaknusun dediği gibi artık Çepnisi, Lazı, Yunanlısı Trabzonlu olmuş, üzüm birbirine baka baka kararmış... Bu tür tartışmaları kmlik arayışından ziyade zaten var olan yerel kimliğimizi doğru tanımlamak ve güçlendirmek amaçlı yorumlarsak hem birbirimize daha sıkı kenetleniriz, hem de Hrant cinayetinde, papaz cinayetinde ya da TAYAD oalylarında olduğu gibi bizim üzerimizden politika yapmak isteyecek dış ve özellikle iç güçlerin oyuncağı olmayız. Kendi adıma genetik olarak ne olduğumun sonucu tahmin etmediğim bir şey çıksaydı çok umursamazdım da nüfus kağıdımda Trabzon yerine başka bir yer yazsaydı üzülürdüm açıkçası... neyse... Yahu şu fındık ayı gelse de gitsek artık memlekete...:)

Çevrimdışı paşalıoğlu

  • paşalıoğlu
  • Yönetici Yardımcısı
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 2208
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #77 : Temmuz 10, 2007, 02:01:17 ÖÖ »
Türkiye gibi halkların insanlık tarihi boyunca birbirine karışarak harman olduğu bir ülkede etnik kökene ilişkin konuların bu sayfada bazı forum üyelerinin tartıştığı biçimiyle ele alınmasının pek yararlı olacağını ve sağlam bir sonuca varılabileceğini düşünmüyorum. Bazı forum üyeleri bilgi ve bilimsel yönteme dayalı akıl yürütme yerine inançlarını ifade ediyorlar. Örneğin:

*Trabzon'un Rumluğu ile Yunanlı olma arasındaki ilişki soy veya kan bağı ilişkisinden çok tamamen ticari ve siyasi hegemonik ilişkilerin etkileriyle oluşan bir asimilasyon ilişkisidir. Bölgenin bilinen ilk halkları Tzan (Çan-Can) - Kolh- Dril-Laz, Makron, Hald - Halt, Mossinoik, Chalybe (Kalif), Tibaren ve başka isimlerle tanımlanan çok sayıda halktır. Bu halkların Kaşka, Kerkitler, Beyaz Suriyeliler, Traklar, Hattiler ve Hititler, Ermeniler, Kafkas halkları, Karadeniz'in kuzeyindeki halklar, eski Yunanlılar, Asurlular, Persler ve daha çok sayıda halk ve kültürle ilişkileri vardır. Bölge kapalı bir bölge değildir. Dışarıdan (doğu, batı,güney ve kuzey yani her yönden) göç aldığı gibi aynı zamanda dışarıya göç vermektedir. Bu durum Osmanlı zamanında da sürmüştür. Örneğin 16. ve 17. yüzyıldaki Büyük Bozgun zamanındaki iç göçler sırasında bölge çeşitli göçlere maruz kalmıştır. Bu koşullar altında hangi etnik kökenden bahsedeceksiniz? Makron olduğunuzu mu ileri süreceksiniz, Tzani olduğunuzu mu?

*Bu sayfaya gönderilen yazıların içinde Türklerin "sarı ırka" mensup olduğu ileri sürülüyor. Türkler, Moğol veya diğer sarı ırklar ile karışmasına rağmen sarı ırka mensup değildir. Türkler genelde karma bir ırksal özelliklere sahip halklar veya uluslardan oluşur. Özellikle Anadolu Türklerinde sarı ırk özellikleri eser miktardadır. 300 yıl içinde Baykal Gölü'nün kuzeyinden Anadolu'ya gelen bir ulus (özellikle Oğuzlar) çok sayıda halk (Tacikler, Sogdlar, Afgan halkları, Hazar halkları, İran halkları, Ermeniler, Slavlar, Germenler, Kürtler, Mezopotamya halkları, Rumlar, Araplar, Anadolu halkları vs) ile karışmıştır. Bu karışma ve harman olma süreci günümüzde de sürmektedir, gelecekte de sürecektir.

*Gen araştırmaları için en çeşitli gen havuzu Anadolu'da bulunmaktadır. Anadolu'da çeşitli diller konuşan halklar kökenleri ne olursa olsun bin (veya binlerce) yıl önceki ata topraklarında şu anda yaşayan insanlardan çok hem biyolojik (fiziksel ve gen özellikleri) hem de kültürel açıdan birbirlerine benzemektedir. Tabii ki bölgeler arasında bazı farklılıkların görülmesi kaçınılmazdır fakat bu genel görünümü bozmamaktadır.

Özetle hepimiz bu ülkenin çocuklarıyız ve hep birlikte aynı evi paylaşıyoruz. Evimizin tüm değerlerine ayırım yapmadan sahip çıkmalıyız.


Karalahana Karadeniz Forum

Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #77 : Temmuz 10, 2007, 02:01:17 ÖÖ »

Uzungöl-Almanya

  • Ziyaretçi
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #78 : Temmuz 10, 2007, 08:45:16 ÖÖ »
toplumdaki huzuru ve güvenligi devlet saglar. Devlet koydugu hukkuk kuralagi icerisinde birey hürtür. Insanlarin arasindaki hakki ve dengeyi ayni zamanda da devletin yargi sistemi saglar.
Kütürümüzdeki su eylem, "senin bana hakkin gecti, hakkini helal et" kesinlikle yanlistir. Bir hakkin gecip gecmedigin sadece yargi belirler. Hepimiz devletin kanunlarina uysaydik, Vatanda ve toplumdaki huzur ve güven seviyesi cok yuksek olurdu ve ayni zamandada her konu üzerinde birbirmizden kuskusuz bicimde fikir alisverisinde bulunabilirtik. Ama maalesef ülke vatandasin kanun anlayisi cok zayifdir. Kanuna uyma ve güncel hayata kanunla birlikte yasam kültürü hic gelismemistir. Oysa her sanayi ülkenin temel yapisi güclü bir hukkuk kültürüne baglidir. Bunun ögnegi bati ülkeleridir. Ondan bati ülkelerinde bölünme, ic savas ve huzursuzluk diye bir tehdit taninmamaktadir. Bu güclü bir hukkuk sistemin ülkemizdede olsaydi, kuskusuz bir sekilde her konu hakkinda hür düsüncelerimizi ifade etebilirdik.

Konudan biraz uzaklastim, ama size bu farki Avrupada yasadigim tecrübelegime dayanarak anlatmak zorundaydim.

Saygilarimla

« Son Düzenleme: Temmuz 10, 2007, 08:49:27 ÖÖ Gönderen: Uzungöl-Almanya »

pandur

  • Ziyaretçi
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #79 : Temmuz 11, 2007, 02:08:06 ÖÖ »
Trabzon, Karadeniz'in kıyıcığında, binlerce yıl, bir düşle iç içedir. Kimleri, neleri görmemiştir ki... Bir an düşünür, tarihe bakar: Toprağında, Sinop'tan gelen Miletli göçmenler tarafından bir koloninin kurulduğunu anımsar. Her ne kadar geçmişin dört bin yıllık tarihi olduğu söylense de bilinen gerçek, milattan önce 8. yy'da bütün gerçekçiliğiyle durur karşısında.
Üst üste uygarlıklara beşik olan, nice insanların sefer eylediği bir kenttir Trabzon. Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Kommenler ve Osmanlılar gelmişler kente. İşgaller, kurtuluşlar yaşamış kent. Ksenefon'un anlattığı Onbinler'in yolcuguluğunda adı geçer. Haçlıların Anadolu'ya yaptıkları akınların 4.'sünde Kommenoslarla tanışır. Apollon kültürünün egemen olduğu kadim çağda ise işlek bir limandır. Kentte bastırılan paraların bir yüzünde Apollon başı, diğer yüzünde gemi burnuyla bir çapa vardır.

1071'de Anadolu kucak açar Türk akıncılarına. Selçuklular bir dönem can atarlar kenti ele geçirmeye. Moğol baskısına karşı vergi verilir bir sıra. Çepniler dayanır bir çağda kapılarına... Ve 1461'de II. Mehmet, Istanbul fatihliğine katıverir bu güzelim toprağı. Yavuz Sultan Selim'in valilik yaptığı, muhteşem Süleyman'ın (Kanuni) doğduğu bir kenttir Trabzon. 1916'da Rusların işgaline giren, 1918'in 24 Şubat'ında kurtuluşu yaşayan...

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal, 1924, 1930 ve 1937de üç kez onurlandırır burayı; vasiyetinin bir bölümünü de burada yazar. Tarih boyunca; Menüzır'ül Avalim'in yazarı Mehmet Aşık'a, Evliya Çelebi'ye, Katip Çelebi'ye, Theophile Deyrolle'a, Charles Texier'e, Ruy de Gonzales Clavio'ya, Minas Bijişkyan H.W. Lowry'ye, Şakir Şevket'e ünlü şair Hamamizade İhsan'a Mahmut Göloğlu'na ve daha binlercesine konu olur Trabzon: Bir sevdayı, bir tutkuyu insanın yüreğine nakışlayarak, tarihle iç içe bir büyük serüveni yaşayarak...

Trabzon, Karadeniz coğrafyasında, dünden bugüne getirdiği güzelliği, toprağında boy veren insanının yüreğine bir sevgi olarak işler. Bir kemençe sesinin kıvrak, coşkulu büyüsünde, bir maninin aşkla yoğrulan sözlerinde, yerinde duramayan bir insan görürsünüz. Davul ve zurnanın, bu toprağın insanlarının sevincine kattığı o sarsıcı coşku, silah tutkusunu da içten içe ateşler. Neylersin; dağının dik yamaçları, denizinin o hırçın güzelliği, dalgasının karayı döven inatçılığı, yağmurun, ille de yağmurun o zifiri karanlığı, doğayla bir büyük mücadeleye hazırlar onu. El hüneriyle yaptığı kocaman takalar, dalgayla savaşa hazırdır artık. Kadının peştemalindeki renk belki de dağların zifin ve komar çiçeklerinden getirilmiştir. Kadın ki Karadeniz'de doğanın var gücünü omuzlayandır. Dağların vargit çiçekleri, köyüne dönüşünün habercisi olmuştur; kardelenler, dağlarına yükünü sarmaya...

lsmet Zeki Eyuboğlu, Karadeniz Aşk Türküleri'nde, bu güzelliklerden yüzlercesini bir araya getirir. Aşkla cinselliğin bir güzel dokumayla örüldüğü bu türküler, sevdayı; çoşkuyla yoğurur:

Ay vurur ayan ayan
Çık pencereye dayan
Geliyurum ufağum
Uykudayisan uyan

Sevdaluk ede ede
Alişdi canlarumuz
İkimizi bir vurun
Garişsun ganlarimuz

Gün gelir, bir türkü eşliğinde denizden ağlarını çeker. Gün gelir horonun o ter atan ritmine kaptırır kendini. Topladığı fındığı yemyeşil çimenlerin çevirdiği bir harmana dökerken, tütünün demet demet yaprağını bir ipe dizerken de aynı sevdanın içindedir.

Ya hamsi? Hamsisiz edemeyen bir halkın türküsüdür söylenen. Ömer Turan Eyuboğlu'nun dizelerinde şöyle boy verir:

Kız Fadime duydun mi
Gene Hamsi Çıkayi
Mubareğun hasreti
Yüreğimi yakayi

Hamsi üzerine nice türküler söylenmiş, nice şiirler yazılmıştır. Temeli, Dursun'u Fadime'yi konu edinen bir fıkra olsun da katıla katıla gülünmesin... söz mü? Derler ki kendisiyle bir çeşit dalga geçmektir bu. Belki de sevincini kendi kaynağında bulan bir insanlık kültürü.


Karedeniz'e özgü mimari yapı: Serander.
Yiyeceklerin konulduğu yerler

Bir bakar insan çevresine: Trabzon Ayasofyası yüzlerce yıllık tarihinin kültürünü taşır içten içe. Altındere vadisindeki Sumela Manastırı, tarihi koyuda gezdirir, bir kayanın göğsüne gömülü durarak. Ya kentin içindeki Atatürk Köşkü? Gabayanidisten Cumhuriyete ordan bugüne denizi izleyen Soğuksuda, bir mücevher gibidir.

Bir yanı denizle, bir yanı dagla çevrili kentin yükseklerinde, bütün bir yaz, bir büyük aşkı harmanlayan yayla şenliği yaşanır. Kadırga'da Sis Dağı'nda, Honefter'de, Karapkalda, Izmiks'te, Şolma'da... Yurdun dört bir yanından, yurt dışından binlerce Karadenizli gökyüzünü tutan bulutların altında, kadın-erkek el ele tutuşarak bir büyük horonun halkasını oluşturur. En güzel giysilerini giymiş genç kızlar, kemençenin kıvrak sesinde, yarına yolculuğa çıkar.

Evliya Çelebi'ye göre Trabzonlular temiz giyimli, okumuş bilgili insanlardır. İçlerinde Farsça bilen şairler vardır. Çarşıları çok zengindir... Trabzon çarşısında dünyaca tanınmış kuyumcularda, buhurdan, gülabdan, kılıç, gülsuyu kutusu, Trabzon baltası ustalıkla yapılır.


Karalahana Karadeniz Forum

Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #79 : Temmuz 11, 2007, 02:08:06 ÖÖ »

orongona

  • Ziyaretçi
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #80 : Temmuz 11, 2007, 07:04:03 ÖS »


...taşıdıkları fikri ağırlık  bir yana, özellikle son birkaç yazından beri (malesef) sürekli seviye kaybediyorsun husayn61 !
« Son Düzenleme: Temmuz 11, 2007, 07:26:36 ÖS Gönderen: orongona »

Çevrimdışı paşalıoğlu

  • paşalıoğlu
  • Yönetici Yardımcısı
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 2208
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #81 : Temmuz 12, 2007, 09:45:37 ÖÖ »
Merhaba husayn61,

Türklerin ırksal özellikleri hakkında Bozkurt Güvenç'in Türk Kimliği kitabına bakabilirsiniz. Kitabın başlangıç bölümlerinde bu konuda ileri sürülen savlar iki üç sayfada özetlenmiş. Ayrıca, Meydan Larousse ve Britannica Ansiklopedisinde de bu konu hakkında bilgiler var.

Bu arada sarı, siyah, beyaz veya kırmızı ırk olsak ne önemi var. Önemli olan tüm insanlar arasında doğuştan gelen özelliklerden veya farklılıklardan dolayı ayırım yapmamak, tüm insanları bir ve aynı görebilmek.

orongona

  • Ziyaretçi
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #82 : Temmuz 12, 2007, 01:13:31 ÖS »
husayn 61
silindiğini söylediğin yazı  son gönderdiği mesajlar bölümünden görülebiliyor, ben de dün oradan okuyarak cevap yazmıştım .silinmeyle ilgili değil, galiba teknik bir problem!
yaş konusuna gelince ben orta yaşlardayım  ve sanıyorum yaşı ileri olan en kıdemli karalahana üyeleri başta  paşalıoğlu'dur ve bu konuda en çok saygınlığı hakeden o' dur.  yaş'la ilgili bir beklenti değil bu yaş büyük olsun küçük olsun uslub, amaca hizmet etmesi için önemlidir diye düşünüyorum.
..biraz da  eski yapı tarzlarından geriye kalan mirasla ilgili bir şeylerin de irdelenmesi gerekiyor. ve konu itibarıyle dikkat çeken özellikle mabedlerdeki ağaç oymacılığı  bizim türk sanatı şeklinde alıştığımız kalıplardan mıdır ?..özellikle kapı kürsü gibi bir çok yapıt üzerinde yapılan araştırmalar hangi görüşü destekliyor..kültürel miras acaip bir şeydir bazan sen bile şeyi neden o şekilde işlediğini bilemezsin ve senin genetik mirasında bulunanala ilgilidir..binlerce yıllık..bu açıdan da  bakıldığında karadeniz bölgesinin nasıl bir yerde durduğunu irdelemek lüzumludur. mesela benim hep dikkatimi çekmiştir karadeniz evlerinde alçak pencere uslubu vardır bu uslup pek te türk yapılarında tatbik edilen bir tarz olmasa gerek..
Paşalıoğlu çepnilerden söz etmişti..mesela yörede böyle özellikle çepnilere ait olduğu bilinen  yapılar var mı ve bu diğer yapılardaki bariz farklılıklar nelerdir ?     

Çevrimdışı paşalıoğlu

  • paşalıoğlu
  • Yönetici Yardımcısı
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 2208
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #83 : Temmuz 13, 2007, 12:58:54 ÖÖ »
Merhaba Orongona
Merhaba Husayn61,

Husayn61 kardeşimizin şövenist olduğunu hiç bir zaman düşünmedim. Tepkisinin duygusal olduğunu düşünüyordum. Nitekim Husayn61 tepkisinin duygusal olduğunu kendisi de söylüyor.

Sizlerin de işaret ettiği gibi bilginin doğru kullanımının ve olayları doğru değerlendirmenin yaşla bir ilgisi yoktur. Akıl yaşta değil baştadır. Ayrıca "üstad" olmak bu kadar kolay değildir. Çok şükür bildiklerimin bilmediklerimin yanında çölde kum tanesi kadar olduğunun farkındayım. Bence en önemlisi yeterince bilmediğinin farkında olmaktır.

Orongona, forumdaşım, Çepnilerin kendilerine özgü yapı geleneği olup olmadığını soruyorsunuz. Çepniler, son 1500 yıllık tarihi zaman dilimi içerisinde yaklaşık 800-900 yıldan beri yerleşik veya yarı yerleşik (yaylacılık geleneğinin yayla, güzlek, köy döngüsü)  bir yaşama biçimi içindeler. Karadeniz Çepnileri için bu dönem Karadeniz'e yerleşmeleri ile başlamıştır. Türkiye'nin diğer yerlerindeki Çepnilerin çoğunun yerleşik yaşam biçimine geçişi daha sonraki tarihlerde olmuştur.

Karadeniz'de yerleşik hayata geçen Çepniler yörenin özelliklerine uygun ve daha önceki kültürlerin geliştirdikleri ev tipini benimseyerek kurdukları köylerde bu tür evler yapmışlardır. Bu tür evleri Çarşamba-Hopa arasında (doğuya doğru bu ev tipi farklılaşır) görebiliyoruz. Bu evler genellikle iki katlıdır veya eğimli arazilerde üst kat düz ayak giriş, alt katı ayrı bir giriş olarak tasarlanmıştır. Alt kata "tam" adı verilir ve büyük baş hayvanlar barınır. Üst katta kapıdan ilk girişte "hayat"a geçilir. Hayattan diğer bölümlere geçilir. En basit biçimli evlerde bir mutfak, bir baş oda (içinde ocaklık ve hamamlık bulunur), bir oda ve bir kiler ve hela bulunur. Mutfaklar evin yaşam alanıdır ve en büyük ve teşkilatlı bölümüdür. Burada büyük bir ocaklık, ocaklığın bir tarafında bulaşık yıkama yeri, bir tarafında hamamlık, içte kalan duvar boyunca terek bulunur. Ayrıca evin çevresinde serenti, merek, çötene veya çöten, paçka ve fırın gibi çeşitli amaçlar için kullanılan ek yapılar vardır. Çepni veya Türk köylerinin en belirgin özelliklerinden biri "oda"dır. Eskiden köye gelen misafirlerin ağırlanması için oda veya odalar yapılırmış. Hemen hemen her Türk köyünde (Anadolu ve Trakya dahil) bir oda yeri bulunur.

Yayla ve güzleklerdeki yerleşim yerlerine oba denir. Obalarda kütük, ahşap, taş veya ahşap ve taşın beraberce kullanıldığı malzemelerden yapılmış iki veya üç bölüme ayrılmış basit evler bulunur. Bu evlere "kelif" de denir.

Orta ve Doğu Karadeniz'deki Türk veya Çepni evlere kısaca böyledir ve yörenin genel köy mimarisiyle büyük ölçüde aynılık gösterir.

Sanırım konunun dışında açtığımız bu parantezde bu kadar bilgi yeterlidir.

Selamlar

« Son Düzenleme: Temmuz 13, 2007, 02:56:24 ÖÖ Gönderen: paşalıoğlu »

Çevrimdışı kaknus

  • Karalahanacı
  • ****
  • İleti: 289
  • Cinsiyet: Bay
    • E-Posta
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #84 : Temmuz 13, 2007, 05:52:44 ÖÖ »
Sayın paşalıoğlu, ev tipini anlatmışsınız da yukarda bahsettiğiniz kavramlardan hayat, kiler, serenti ve kelif kavramları Çepni olan Şalpazarı'nda hiç kullanılmıyor.
Şalpazarı'ndaki eski ev tipi sanki keçe ve kıl çadırın bırakılıp taştan çadır yapılmış gibi son derece basit yapılıdır. Alt kat ahır, üstte içeri girilip oturma odası, mutfak olarak kullanılan "aşana "bölümü var. Buraya aşılan bir veye iki tane de oda bulunuyor. Bende hep taş ve ahşaptan yapılmış bir çadır izlenimi uyandırır.
 Bildiğim kadarıyla bu ev tipi ufak tefek farklılıklarla Akçaabat'a kadar uzanıyor.
Orongona'nın bahsettiği kültürel benzerliklere gelince bem en fazla dokumalrda benzerliği görüyorum. Yörede kullanılan basit yer tezgahını aynı şekilde tv lerde Tokat ve çevresinde gördüm. Yine aynı şekilde bir İran filminde, İran'sa gördüm.
Bu tezgahların Akçaabat-Düzköy'e kadar kullanıldığını çok iyi biliyorum.

Çevrimdışı kaknus

  • Karalahanacı
  • ****
  • İleti: 289
  • Cinsiyet: Bay
    • E-Posta
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #85 : Temmuz 14, 2007, 03:23:22 ÖÖ »
Sayın Husayn61,
Bahsettiğiniz farklılıklar son derece doğru. Ancak biraz da benzerlikleri yazsanız nasıl olur?
Bunlar da benim gözlemlerim:
Kıyafette renkler farklı. Ancak kıyafet yapısı hemen hemen aynı. Yani kuşak ve peştamala dayalı olan tarzdan bahsediyorum. Eğere hemen Tonya'da fistan yelek yok derseniz size Şalpazarı'nda şu an kullanılmayan veya pek göze çarpmayan eski kıyafetleri amlatabilirim.
Müzik ve oyun şekli de hemen hemen aynı. Sadece Tonya tarafı biraz daha sert oynuyor.Ben Görele'de bir düğünde oynanan horonu son derece tuhaf ve Şalpazarı'na yabanı gördüm. Fakat Tonyalılar ile çok horon oynadım.
Ev yapısı ve mimari şekli de hemen hemen aynı.Oysa Giresun tarafında gittiğim eski evler bizim oradakilerden tamamen farklı.
yaylaya göç şeklimiz yine aynı.
Yemek tarzları da , yemeklere verilen isimler dışında aynı .
Dışardan bakan birisi bakıyor, Şalpazarlılar konuşma tarzı olarak farklı; bir de rengarenk fistanları görünce "Şalpazarlılar Trabzon'dan farklı " deyip çıkıyor. Oysa ayrıntılara girerseniz benzerlikleri çok daha rahat görebilirsiniz.
Ben dikkatli bir gözle incelediğinde Giresun tarafı ile Şalpazarı'nda konuşma dışında pek bir benzerlik göremiyorum.

topal osman

  • Ziyaretçi
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #86 : Temmuz 17, 2007, 07:51:28 ÖS »
Sayın Kaknus,
Elbette belirttiğiniz gibi iki toplum arasında birçok benzerlik olduğunu yadsınamaz bir gerçek. Ancak benim demek istediğim şey şuydu ki, Şalpazarı bölgesinin kültüründe Trabzon'un bariz yöresel özelliklerine pek fazla rastlanmamasıydı ve gerçektende dikkatle inceleyecek olursanız bunu görüceksiniz. Muhakkaki paylaştıkları coğrafya'nın birbirine çok fazla uzak olmaması ve bununla billikte oluşan iletişim ve etkileşimin sonunda benzerliklerin oluşması son derece doğaldır. Ve haliyle bahsettiğiniz benzerlikleri bu kolaylıkla bu nedenlere bağlıyabiliriz. Ama işin ilginç yanı şu ki Tonya'ya Şalpazarı'ndan çok daha uzak olan Trabzon ilçelerinin(Of, Sürmene, Çaykara v.s.) çok daha karakteristik bir biçimde benzerlikler göstermesi ortak noktalarının çok daha fazla olması burda bir soruya yol açıyor. Şalpazarı ilçesinin diğer Trabzon ilçelerinden ayıran temel özellik nedir? Elbette bunun cevabını tarihe baktığımızda çok rahatlıkla görebiliyoruz. Karadeniz bölgesine yerleşen Türk boyu olan Çepnilerin Samsun, Ordu, Giresun bölgesinden Trabzon'a doğru uzanan kuşakta yerleştikleri bilinmekte ve görülen oki bu Çepni boyları Trabzon sınırına kadar dayanmışlar( dikkat ederseniz Şalpazarı ve bi noktaya kadar Beşikdüzü Trabzon'un batı sınırını oluşturur) ancak daha içlere kadar ilerleyememişlerdir. Sonuç olarakda bu bize gösteriyorki bölgede birbirinden farklı(tüm ortak noktalarına rağmen) iki toplum yaşamaktadır. Ancak bu kesinlikle arada bir soruna yolaçacak bir şey değil, bilakis zenginliktir ve bunun tadını çıkarmak gerekir. Şahsen ben aynı anda hem Tonya'lı(Ahryan) hemde Şalpazarlı(Çepni) topluluklarıyla akraba olmaktan son derece mutluyum ve farklılıklarda buna güzellik katıyor. Ben ayniilaşmak(tekdüze, homojen) yerine herkesin kendine özgü olanı koruması gerektiğini düşünüyorum ve bunun bizim zengin kültürümüzü yaşatmamızda büyük katkılarının olacağına inanıyorum.

ordu, giresun, trabzon, rize, gümüshane ve artvini bile birlestiren karadeniz medeniyeti dir. yemekler, örf adetler, oyunlar, müzikler, v.s. yani folklör dedimiz tüm karadeniz bölgesinde ayni karakteristik tasiyor. her yörenin kendine öz folklörü vardir ve öbür yandan tüm karadeniz bölgesinde ayni olan folklörü vardir.
tonyalilar söyle ve agasarlilar söyle demek bence yanlis. her insanin karakeri kendine öz. üstelik osmanlilar trabzonu feth etdikden sonra rumlari sehirdisi etmislerdir ve cogu sayida giresundan cepni ve anadolunu diyer yerlerinden insanlar yerlestirmislerdir.
( dikkat ederseniz Şalpazarı ve bi noktaya kadar Beşikdüzü Trabzon'un batı sınırını oluşturur) ancak daha içlere kadar ilerleyememişlerdir bu yanlisdir, örnek olarak biz trabzon "erdogdu" da yasiyoruz!  :P ve köyümüz de magmat  :P  ;D

orongona

  • Ziyaretçi
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #87 : Temmuz 18, 2007, 07:55:44 ÖÖ »


-üstelik osmanlilar trabzonu feth etdikden sonra rumlari sehirdisi etmislerdir-

temelli kaldırıp yoketmemişler demekki !
acaba varoşlara falan mı göndermişler rumları ?
« Son Düzenleme: Temmuz 18, 2007, 07:57:47 ÖÖ Gönderen: orongona »

topal osman

  • Ziyaretçi
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #88 : Temmuz 18, 2007, 04:51:18 ÖS »
Sayın Topal Osman,
Herhalde konu başlığı altındaki gelişen tartışmanın seyrine bakmadan bir yorum yazmışsınız ve kusura bakmayın ama sadece dediğime "hayır senin dediğin gibi değil" demişsiniz. Yani ortaya elle tutulur birşey koymamışsınız. Bilakis yanlış bilgilendirmelerde bulunuyorsunuz. Bahsettiğim "Çepni gerçeği" bölgemizin etnik yapısıyla alakalı bize çok ciddi ipuçları vermekte. Genel bir Karadeniz kültüründen bahsediyorsunuz. Elbetteki böyle bir kültürden bahsetmek mümkün ancak dikkatle bakcak olursanız bu tabir genel olarak Trabzon, Rize ve Artvin için söylenir. Çünkü karakterisitik olarak bu kültürün orijinal kendine has özellikleri bu şehirlerde ancak görebiliriz. Yanlış anlaşılmak istemem diğer Karadeniz şehirlerini dışlamak amaçlı bi niyetim yok. Ancak şuda bi gerçekki o çok bildiğimiz Karadenizli portresi sadece yukarıda saydığım 3 şehirde kendini göstermekte ve diğer Karadeniz şehirlerinden ayırmakta. Gerçi Trabzon, Rize ve Artvin arasındada belli başlı farklar mevcut ancak diğer bölgelerle kıyaslandığında bu çok daha az. Çepniler meselesine tekrar dönecek olursak, son derece uydurma ve mesnedsiz bir biçimde Trabzon'un fethinden sonra burada yaşayan Rumların(Yunan) "şehirdışı" edilmelerinde bahsediyorsunuz. Bu gerçektende artık çok klasik bir iddia, resmi tarih kitaplarından başka kaynaklarda Osmanlı arşivlerinde bile böyle şeyler yazmıyor. Kaldıki bölgede fetihten önce yaşayan halk sadece kale içinde meskun(oturan) değil bilakis günümüzdede varlığını devam ettiren kırsal bölgede(ilçelerde ve köylerde) yaşamaktaydı. Yani sizin anlayacağınız iddianızın aslı astarı yok. Son derece ideolojik bir yaklaşım içerisindesiniz. Sizinle daha önceki tartışmalarımızdada böyle bir üslup takınmıştınız ancak bu bir sonuç vermiyor. Artık insanlık gelişiyor ve eski masallara daha fazla itibar etmiyor. Trabzon şehrinde Yunan yerleşimi bundan 2700 sene öncesine kadar dayanır ve günümüzde tüm zorluklara ve inkarlara rağmen devam etmektedir ve kimsede bunu ortadan kaldıramayacaktır. Kimse sizin bu ülkenin zenginliklerini yoketmeye, homojen, tekdüze bir toplum ortaya çıkarma gayretlerinize daha fazla tahammül etmez ve etmeyecekte. Bu ülke insanının gelişmesine ve bu içi sığ ideolojik, yüzyıl öncesinin kafa yapısına sahip, basma kalıp fikirlerle daha fazla aldatılamayacağını görmelisiniz. Ve kimsede artık sizin bu histerik bir şekilde "Vatan Koruma" sloganlarınıza aldanmaya niyetide yok. Bizde bu ülkenin bu coğrafyanın insanlarıyız ve bizimde bu ülkede özgürce kendi kültürümüzü tüm saygınlığıyla yaşamaya hakkımız var.

1923 de lozan anlasmasina göre rumlar yunanistan´a ve türkler de türkiye cumhuriyetine sürülmüsdür.
ben müslüman rum´um diyenlere bukadar lafim var.

PKK cilarin yüzde yüzü "müslüman kürt", zamaninda lavrence´in yönetiminde ingilizlere usaklik eden araplarin da hepsi "müslüman" idi. müslüman olmak cok önemli, ama sirf ve sade bu yeterli deyil.

ben kendi sahsima konusabilirim. yunanistandan bir rum gelip de türkiye cumhuriyetinde calismak istiyorsa varsin calissin. bu insan rumdur. türk kimligine gecbilir. bizim anayasamiz undan beklemiyor müslüman olmaya! ama bu rum´u kendi aramizda kabul etmiyoruz!
ancak kendi dengesini kayip etmis bir türk bir rum´a kiz verir yada alir. ama "müslümam rumlari" herzaman kendi milletimizden, türk saymisizdir. bir insan kendisini disliyorsa ben daha ne yapayim. benim icin kendisini türk görmiyen, ben baskayim, ben müslümanim ama rum´um diyen bir insanin bir ermeniden farki yokdur.

1960 kadar trabzon ve giresun yöresi halk oyunlari ekibi ayni oyunlar ilen sahneye cikiyordu. 1960 bir halk oyunlari yarismasi sirasinda "trabzonlular", bence bunlar trabzonda yasiyan "müslüman rumlar" olmasi gerekiyordu, trabzonlu deyil, "bu oyunlar trabzon yöresi, giresun oyunlari olarak tanitamazsiniz" diye kavga cikardilar ve undan beri giresun yöresi sirf ve sade giresunda oynan oyunlari aramaya basladi ve sergiledi bu güne kadar!

ben trabzonlular derneginde üyeyim. bizim dernek de de bir kac tane "müslüman rum" var, mackalilar. ara sira bir laf atiyorlar ortaya undan sonra da oturuveriyorlar usluca yerlerine  ;D
birkere birisi "en güzel horonu rumlar mi yoksa türkler mi oyniyor demisdi". urda bizim horon hocamiz dedi ki "rumlar nezaman horon oynamasini ögrendiler?"  ;D

ekoLadze

  • Ziyaretçi
Ynt: Trabzon Halkı Gerçekten " Rum " Kökenli midir ?
« Yanıtla #89 : Temmuz 19, 2007, 05:19:17 ÖS »
Öncelikle herkese merhaba benim dedelerim batum göçmenidir yakın bir zamana kadar dedelerimin gürcü olduğunu düşünüyordum çünkü kimse detaylı bir bilgi vermiyordu amcaoğlu gürcistanda üniversitede okudu okurken geldiğimiz yere gidip araştırmalar yapmış ve orda kalanların gürcü olmadığını türklerin bir kafkas boyu olan acarlardan olduğunu öğrenmiş yani sonuç olarak açarım peki gürcü olsaydım bu türkiyede yaşıdığım gerçeğini değiştirirmiydi kesinlikle hayır yine kendimi bir türk gibi hissedecektim işte temel baz alınması gereken nokta budur diye düşünüyorum bir insan acaba trabzon halkı rum mu derken neyi kast ediyor popilist bir tavırla prim yapma derdinde mi inandığı ve kendine yakın gördüğü çevrelere daha sempatik görünmek için bölücü etnik hareketlerin izinden gitmek mi istiyor yoksa evet tamam benim atalarım rum du ama benim bir gerçekliğim var ki ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak her türlü siyasi sosyal ekonomik hakka sahibim bu bayrağa da sahip çıkarım türkten zerre kadar kendimi ayırmam diyebiliyor mu