Sitemiz Onbinlerce sayfa ve özgün fotoğraf içermektedir. Aradığınıza kolay ulaşmak için yukarıdaki arama kutusunu kullanabilirsiniz. İlginiz için teşekkür ederiz! - Please use this search for thousands of articles from our site

Gönderen Konu: Survivor yarışması: Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?  (Okunma sayısı 2770 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı admin

  • Macukali
  • Yönetici
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 9439
  • Cinsiyet: Bay
    • Karadeniz Bölgesi
    • E-Posta
Survivor yarışması: Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?
« : Aralık 11, 2006, 07:26:27 ÖÖ »
Aslında bu tür yarışma programarını seyredecek vaktimde yok bir haz da almıyorum ama elde kumanda kanal zaplarken ister istemez karşıma çıkınca akla zarar içeriğiyle karşı karşıya da gelmiyor ve etkilenmiyor da değilim. Reyting uğruna her türlü ucuz popülizmin tavan yaptığı bir yarışma programı ile ilgili İrfan Aktan'ın Bia'da yayınlanan eleştirisini aşağıya asıyorum.
--------------------------------------------------------------------------------


Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?

Her yandan ezan, davul seslerinin yükseldiği sahur vaktinde ırkçı, cinsiyetçi söylemi yarışma diye pazarlayan programlara müsaade edildiğine inanamıyor insan. Aklı başında her izleyiciye, ramazanda sevişmek haram da faşizm helal mi, dedirtiyor "Survivor".

BİA (Ankara) - Ramazan ayı boyunca sahura kalkan mümin yurttaşlar, bir yandan ertesi günkü açlığa direnmek için yemek yerken, diğer yandan da televizyonlar aracılığıyla bilgilenecekler, çeşitli mesajlarla, iyi vatandaş olmanın kaidelerini öğrenecekler. Fakat bilinç yükseltme sürecini yalnızca beyaz sakallı din âlimlerinin nasihatlerini dinleyerek değil, Show TV'de, derin uykumuzun bölücüsü davulcuların gümbürtüleriyle başlayıp sabaha doğru sonlanan "Survivor" adlı yarışma programı sayesinde de yaşayabilecekler!

Survivor programı, İslam'ın esaslarını değil ama Türklüğün kudretini, erkeklerin kabiliyetini, kadınların kıskançlığını ve acizliğini, Yunanlının oyunbazlığını ve "bir-sıfır geri"liğini olabilecek en yalın haliyle, davulcu tedhişi yüzünden uykusu bölünen bizim gibi milyonlara aktarma fırsatını yakalamış bulunuyor!

Yunanlar ve Türkler karşı karşıya

Evvelden "firarda" olan Acun Ilıcalı'nın hazırlayıp sunduğu yarışmanın özeti şu: Türk ve Yunan gençlerinden oluşan iki takım, denizin ortasında, iki farklı adaya düşüyor! Hem doğa şartlarıyla, hem de birbirleriyle yarışıyor ve 250 bin avro olan ödülü kazanmaya çabalıyorlar.

Davul gümbürtüsünden uyandıktan sonra açtığımız televizyonda, beyaz sakallı bilgelerin olmadığı tek program olan Survivor çoktan başlamış olduğu için, yarışmanın amacını, ilerleyen dakikalarda, satır aralarından öğrenebiliyoruz: "Gaye, Yunan ve Türkleri bir araya getirmek!" Niyet böyle sunulsa da aslında yarışmanın amacının Yunan ve Türkleri bir araya değil, karşı karşıya getirmek olduğunu, yarışmanın her saniyesinde cinsiyetçi, ırkçı ve faşist söylemin programdaki hâkimiyeti sayesinde anlıyoruz.

"Heriflere bi'şey kalmasın!"

Hepsi yüksek tahsil görmüş, meslek sahibi Yunan ve Türk gençlerini, ilkin bir gemide hep beraber dans edip eğlenirken görüyoruz. Eğlenceden hemen sonra, yarışma icabı, yirmiye yakın genç, kendilerine cüzi miktarda (her gruba 80 Dolar) para verilerek denize atılıyor ve Türkler ayrı, Yunanlar da ayrı adaya gitmek üzere, alışveriş yapacakları köye ulaşıyorlar. Kendilerine verilen sınırlı para, elli gün boyunca kalmaları öngörülen adada yaşayacak kadar erzak almalarına yetmediği için, köylülerin mallarını çalmaya, hatta gasp etmeye başlıyorlar! Dahası, mallarının alınmasına engel olan bir köylüyü, bir Türk genci boğazından sıkıp sürüklüyor! Bir Yunan genci de çaldığı tavuğu, kamera karşısında boğazlayarak öldürüyor. Yarışmanın kaidesi gereği, çalıntı mallar adaya götürülemiyor ama gençler bu kuraldan bihaber oldukları için, köylülerin mallarını gasp edip çocukların gözleri önünde köyde terör estiriyorlar. Bu esnada bir Türk genci, köyde kibrit satan tek dükkândaki tüm kibritleri almayı salık veriyor arkadaşlarına, "hepsini alın lan, heriflere bi'şey kalmasın!" Kendileri gibi ıssız adada kalacak olan Yunan gençleri ateş yakamasın (soğuktan donsun) diye bütün kibritleri almaya paraları yetmiyor Allahtan!

Tüm bu olup bitenler karşısında, televizyonu kapatamayacak kadar hayretler içinde kalmışken, kim dönüp aksakallı bilgelerin orucun yararları hakkındaki fetvalarına tenezzül eder ki! Saatlerce süren yarışmanın rengi, giderek daha hayretlik boyutlar kazanıyor zira. Her yandan ezan ve davul seslerinin yükseldiği sahur vaktinde, ırkçı, cinsiyetçi söylemi, yarışma adı altında pazarlayan televizyon programlarının yayınına müsaade edildiğine inanası gelmiyor insanın. Aklı başında her izleyiciye, nasıl yani, ramazan ayında sevişmek haram da faşizm helal mi, dedirtiyor "Survivor".

Yarışma programı hem Türkiye hem de Yunanistan'da yayınlandığı için bizler, daha çok Türk gençlerinin maceralarını görüyoruz ama "Yunan Adası"ndaki gençlerle yapılan röportajlardan parçalar da arada bir aktarılıyor.

"Türklere hiç ısınmadım"

Türk gençleri, kendi aralarındaki tartışmalarla uğraşadururken, Yunan gençleri hayatlarını sürdürebilmenin yollarını arıyor. Bir yandan da kameraya, gemideki dans sefasında Türklere hiç ısınmadıklarını, onları hiç sevmediklerini ifade ediyorlar.

Adadaki ikinci gün, Türk gençleri bir kargayı yakalayıp kürekle kafasını uçururken, aralarındaki kadınlardan biri bu vahşete dayanamayıp ağlamaya başlıyor. Sansürlenmeden aktarılan bu vahşet görüntüsüyle övünen Türk erkekleri, "ne yani, aç mı kalalım" diyor, ağlayan kadın yarışmacı arkadaşlarına. "Türk adasında" sadece bir erkekle birlikte dolaşan, dertleşen kadın yarışmacılardan biri ise, bu yakınlaşmayı şu cinsiyetçi cümleyle izah ediyor; "İstanbul'da da benim bayanlardan çok erkek arkadaşım var. Bir kadının gözünü oymaya çalışan, hep bir kadın olur çünkü..." Yarışma boyunca "güçlü, becerikli, sorunlarla baş edebilen erkek, doğa şartlarına ayak uyduramayan kadın" klişesi yeniden üretiliyor.

"Yunan oyunu"

Kadınların doğa karşısında ne kadar zayıf, edilgin, biçare olduklarını "kanıtlayan" erkek yarışmacıların konuşmaları, yaşam koşulları zorlaştıkça milliyetçi söylemle örülmeye başlıyor. Bu esnada Yunan gençleriyle birlikte yapılan "top arabalarını sahile kadar götürme yarışı" öncesinde bir Türk genci, "haydi lan, biz az top arabası taşımadık" diyerek arkadaşlarına gaz vermeye çalışıyor. Neyse ki Türk gençleri bu yarışmada mağlup oluyorlar. Mağlubiyetten sonraki röportajlar ise memleketin içinde bulunduğu vaziyetin özetini aktarıyor adeta: "Gördünüz mü, Yunan yine yaptı oyununu!" diyor bir genç. Bir diğeri, "Top arabasının önüne bir Yunan kızı çıktı. Ezse miydim yani! Ama yemin ederim artık bir Yunanlı ölse bile umurumda değil!" Bir diğeri ise, "Bizim Yunanlılarla bir geçmişimiz var. Onlar ne kadar başarılı olursa olsun, bir geçmişimiz var; onlar her zaman gözümde bir sıfır geridedir!" diyor.

Mağlubiyetten sonra Yunanlı gençlere yönelik ırkçılığa varan sözler sarf edilirken, bir yandan da her iki grubun erkekleri arasındaki iktidar mücadelesi boyutlanıyor. Yunan grubundaki en "güçlü" erkek, "Türklerin rakibimiz olması, bizi daha da kamçılıyor... Eğer bir Yunanlı, Türk'e yenilirse, utancından Yunanistan'a dönemez herhalde" derken, Yunan kadın ise, "benim Türkçe bildiğimi bilmiyor Türk grubu. Ben bunu saklıyorum ki, yarışmanın ileriki sürecinde işime yarasın. Türkler bunu öğrenirse, beni öldürürler herhalde!" diyor.

"Sağ eller havaya, Yunanlılar buraya!"

Bir sonraki yarışmayı ise Türk grubu kazanıyor. Ama sanki yarışma değil, savaş kazanılmış gibi, gençler başlıyor 10. yıl marşını okumaya, "Sağ eller havaya, Yunanlılar buraya!" şeklinde slogan atmaya.
Bir yandan adadaki zor koşullara alışmaya çalışan iki grup, diğer yandan da çeşitli müsabakalara katılmak zorunda kalıyor. Her müsabaka öncesi, milliyetçi, cinsiyetçi ("kadınlar zayıftır") laflar daha da boyutlanıyor. Türk grubundan bir erkek, ikinci müsabakanın zafer sarhoşluğuyla, "lan şu Türkiye ne güzel memleket yaa!" diyor laf arasında.

Survivor yarışması bu şekilde sürüp gidiyor, şafak vaktine dek. Büyük bütçeli olduğu anlaşılan program, Türk-Yunan dostluğu değil, düşmanlığı üzerinden para kazanılması hedeflenerek hazırlanmışa benziyor. Faşizan söylem, programın düzenleyicileri tarafından yasaklanmamış, aksine, gruplar arasındaki rekabetin temel bağı olarak kurulmuşa benziyor. Son yıllarda çok popülerlik kazanan, Türk-Yunan ortaklığı işlenerek hazırlanan televizyon programları, dizileri, anlaşılan yeteri kadar gelir getirmiyordu. Şimdiyse düşmanlık duygularını kabartan, cinsiyetçiliğin en uç noktasının sergilendiği, marşların okunup karşılıklı önyargıların yeniden üretildiği "yarışma"lar revaçta gibi görünüyor.

Alimleri mi dinlemeli, savaşı mı izlemeli?

Peki, zoraki uyanıklık dolayısıyla açtığımız televizyondan, yıllardır orucun faydalarını anlatmakla bitiremeyen, bu sayede televizyon ekranlarını tepe tepe kullanan yaşlı, beyaz sakallı din alimlerini mi dinlemeli, yoksa iki millet arasındaki amansız "yarışmayı" veya savaşı mı izlemeli! Televizyonkolik değilseniz, kitap okumayı da sevmiyorsanız, iyisi mi öfkenizi sokaktaki davulcuya kusup uyumaya çalışın. Eh, derin uykuları bölen davul sesi dolayısıyla gece yarısı maruz bırakıldığımız bu örtük savaştan para kazanmaya çalışan zihniyete ve ülkenin "yüzde doksan dokuzu" oruç tutacak diye uykumuzu bölme hakkını kendinde bulan anlayışa lanet okumak da haram sayılmaz herhalde! (İA/TK)
« Son Düzenleme: Aralık 11, 2006, 07:44:17 ÖÖ Gönderen: admin »

Karalahana Karadeniz Forum

Survivor yarışması: Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?
« : Aralık 11, 2006, 07:26:27 ÖÖ »

Çevrimdışı Gölköylü

  • Yönetici Yardımcısı
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 1361
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Survivor yarışması: Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?
« Yanıtla #1 : Aralık 11, 2006, 07:48:56 ÖÖ »
Ben fırsat buldukça izliyorum...

Issız adada, gece yarısı, meşalelerin ışığında ve gerilim müziğiyle süslenmiş fonda "bu yarışmayı Türkler kazanırsa, ikinci bir Kemal Atatürk vakası yaşarız" gibi bir şeyler söyleyen Yunanın konuşmasına rastlamıştım ilk...

Sonraki bölümlerde ilginç sahneler oldu.

Yoz bir yarışma programı olmasının dışında kişiliklerin ve bastırılmış duyguların açığa çıkması cazip geliyor bana. Mesela Yunanlar kazanınca "Hellaasss" diye çığlıklar atmıştı. Türkler kazanınca da "Onuncu Yıl Marşı"nı söylemişti. İki takımın da sunucusu "neden yarışmaya ideolojik boyut katıldığını" sormuştu kendilerine. Yanıtları "ama önce onlaar" gibi bir şeydi. Genel olarak Yunanlar biraz daha şovence davranıyorlar. Bu gereksiz, çünkü orada bireysel bir yarışma var. Onlar milliyetçiliği önemsiyorlar. Fakat elele verdikleri takım arkadaşlarını da elemek zorundalar.

İçlerinde bir hanım kız vardı Yunanların. Türkçe biliyordu ve bundan Türklerin haberi yoktu. Bir nevi ajanlık yaptı sayılır. Türklerin "içyüzünü" bir bir anlatmıştı arkadaşlarına, "Türkçe bildiğimi anlasalar beni öldürürler" bile demişti. Fakat yarışmadan elenince "Türk kankalarını" ziyarete giderek, Türkçe konuşup hasret gidermişti. Bu bir şovdu galiba.

Birbirine ilgi duyan iki karşıt takım arkadaşı bay ile bayan da dışlanıp elendiler.

Aslına bakarsanız Yunanlar Türklere, Türkler de Yunanlara değil, takım arkadaşları birbirlerine de düşmanca davranıyor. Sonuçta bir yarışma. Mesela içlerinden seçilecek kişi şimdi hatırlayamadığım bir şehri gezip, otelde kalıp, yiyip içecekti. Bu etabı Türkler kazanmıştı. Orada açlıktan zafiyet geçiren diğer takım arkadaşları kıskançlıktan çıldırmışlardı.

Başka ayrıntılar da var şu an hatırlayamadığım.
« Son Düzenleme: Aralık 11, 2006, 07:50:32 ÖÖ Gönderen: Gölköylü »

Çevrimdışı Gölköylü

  • Yönetici Yardımcısı
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 1361
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Survivor yarışması: Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?
« Yanıtla #2 : Aralık 11, 2006, 08:05:13 ÖÖ »
Siteleri de varmış, öğrenmiş olduk.

http://survivor.start.web.tr/

Karalahana Karadeniz Forum

Ynt: Survivor yarışması: Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?
« Yanıtla #2 : Aralık 11, 2006, 08:05:13 ÖÖ »

Çevrimdışı admin

  • Macukali
  • Yönetici
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 9439
  • Cinsiyet: Bay
    • Karadeniz Bölgesi
    • E-Posta
Ynt: Survivor yarışması: Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?
« Yanıtla #3 : Aralık 11, 2006, 11:08:05 ÖÖ »
Amacım doğrudan Survivor yarışmasını eleştirmek değil İrfan Aktan yanlışı ve doğrusuyla program içeriğini dile getirmiş. Sorun bu ve gelinli, damatlı, zayıflamalı vs. benzeri programların yani emek vererek kazanılması güç olan miktarda paranın insan onur ve haysiyetine yakışmayacak işler (böcek yemek, kameraların gözü önünde birisine ilanı aşk etmek...vs) karşılığında verilerek, her iş ve her insaınn bir fiyatı olduğu vurgusu bilinçaltlarına yerleştirilerek insana ait en değerli duyguların aşağılanması...
İnsanı basit bir memeliden ruhani bir varlığa dönüştüren en asil duyguların ...vatan sevgisi, evlat sevgisi, onur, aşk (ilahi veya dünyevi), merhamet, karşılıksız fedakarlık...paraya endekslenmesi, gösteri amaçlı kullanılması...Kapitalizmin proleterleri lümpene dönüştürme işlevinde futbol boynuzun kulağı geçtiğini kolayca görebildiğimiz bir zaman dilimi içinde  yerini TV'ye bıraktı bile.

Çevrimdışı Toroci

  • Yönetici Yardımcısı
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 1115
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Survivor yarışması: Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?
« Yanıtla #4 : Aralık 14, 2006, 02:44:29 ÖS »
Birkaç hafta öncesi bir arkadaşım eşiyle birlikte bir cumartesi akşamı bizi ziyarete gelene kadar bu programdan haberim olmamıştı.  Akşam yemeğini birlikte yediğimiz misafirlerimizle havadan sudan konuşup bir yandan da çayımızı içerken nedense elim televizyon kumandasına uzanıp ( gözlerin televizyona kayması bende bir müdahale dürtüsü uyandırdı belki de) rasgele birkaç kanal gezdim ki bütün gözlerin anlamsızca bana baktığını gördüm. Neyse ben de, “seyrettiğiniz bir yer varsa kalsın, ben öylesine baktım” dedim. Ve genel istek üzerine bu yarışmanın olduğu kanalı açıp o gece ben de bu yarışmayı (nasıl bir yarışmaysa) seyretme talihsizliğini yaşadım.

İşin ilginç yanı iki yıl önce yine böyle bir yarışma olmuş ve bana misafir gelen arkadaşım o yarışmaya katılmak için baş vurmuştu. Hatta İstanbul Conrad Otele birlikte gitmiştik ve ben dört saat boyunca arkadaşımı beklerken otelin koridorlarındaki tabloları saymaktan da bıkmış, dışarı çıkarak akşam akşam Beşiktaş’tan Bahçelievler’e hangi alternatif yollardan gidebileceğimizin hesabını yapıyordum. Arkadaş elendiği için ben de o yarışmayı izlememiştim. İşte o gece bana, bu ona benzer bir yarışmadır deyip o uzun bekleyişimi tekrar hatırlatmışlardı.

Neyse biz yarışmanın seyrine koyulduk, olağanüstü bir ilgiyle izliyoruz. Herkes yarışmacıların adını da biliyor. Sadece Türklerin değil Yunanlıların adını da biliyorlar. Ben de sadece arada bir çıkan o firarcı çocuğu tanıyorum.  Ben de izliyorum ama bir türlü ne yapıldığını anlayamıyorum. Bizimkiler birbirine giriyorlar ve o sahneler en az otuz yedi kez üst üste ekrana getiriliyor. İnsanların bu kadar enayi yerine nasıl konulacağını düşünürken, üstüne üstlük konuşulanlar daha bin beter aşağılayıcı. Bunalıyorum kalkıp sigara içmeye balkona çıkıyorum dönünce herkes pür dikkat yine izlemekte. Dönüp yine çıkıyorum, internete girip birkaç site dolaşıyorum içeri girince yine aynı manzara. Konuşmalardan eşimin ve çocuklarımın da bu programın izleyicisi olduklarını öğreniyorum. Yaklaşık bir saat sağda solda dolandıktan sonra artık dayanamıyorum. Yahu diyorum arkadaş, bunda ne buluyorsunuz, nasıl izleyebiliyorsunuz diye soruyorum. E ne yapalım televizyonda bir şey yok ki diyorlar. Üniversite okumuş arkadaşım ve eşinin bu programa tutkuları beni oldukça üzdü. İzlediğim kadarıyla programın her karesinde Türk-Yunan düşmanlığının işlendiğini ve izleyicilerin aşağılandığını hissettim.

Sonuç olarak bu programlar neden yapılır ve bu kadar izleyici nasıl toplar, akıl sır erdiremiyorum.

Karalahana Karadeniz Forum

Ynt: Survivor yarışması: Sevişmek Haram da Faşizm Helal mi?
« Yanıtla #4 : Aralık 14, 2006, 02:44:29 ÖS »