Sitemiz Onbinlerce sayfa ve özgün fotoğraf içermektedir. Aradığınıza kolay ulaşmak için yukarıdaki arama kutusunu kullanabilirsiniz. İlginiz için teşekkür ederiz! - Please use this search for thousands of articles from our site

Gönderen Konu: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)  (Okunma sayısı 31450 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı paşalıoğlu

  • paşalıoğlu
  • Yönetici Yardımcısı
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 2208
  • Cinsiyet: Bay
Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« : Mayıs 12, 2006, 03:59:24 ÖÖ »
Şu anda aklıma gelen bir kaç deyim ve ata sözünü bu konuyu açıyorum.. Zamanım olursa bir derleme ile ata sözleri ve deyimleri ayrı ayrı listeleyeceğim.

*Adın ne? Fettah. Eşittim siftah.

*Adın ne? Reşit. Kendin söyle kendin eşit.

*Adam olacak çocuk doğmaldan belli olur.

*Eşşeği bağırtan taşş.ğıdır.

*Aklı Horasan'da olmak

*Senin dediğin kantar, İzmir'de yün tartar.

*Ciniviz terazisi

*Ciniviz aklı

*Tamzara görünüyor
« Son Düzenleme: Mayıs 15, 2006, 01:03:48 ÖÖ Gönderen: paşalıoğlu »

Karalahana Karadeniz Forum

Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« : Mayıs 12, 2006, 03:59:24 ÖÖ »

giresunlu soner

  • Ziyaretçi
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #1 : Mayıs 17, 2006, 07:29:07 ÖÖ »
Galiba şu deyim şöyle olacaktı yada ben öyle hatırlıyorum;Oğlanın adı Raşit sen söyle sen işit!

ocun

  • Ziyaretçi
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #2 : Mayıs 17, 2006, 03:26:31 ÖS »
p.çlerim oldu olalı ,b.k bulamam ditmeye. (anne söyler)


Karalahana Karadeniz Forum

Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #2 : Mayıs 17, 2006, 03:26:31 ÖS »


denizinoğlu

  • Ziyaretçi
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #3 : Haziran 11, 2006, 11:29:12 ÖÖ »
davun ye
bugün ayam has, bugün hava güzel
anna gel, görünür bir yeregel
keyfanı, yaşlı,kocakarı


burutus56

  • Ziyaretçi
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #4 : Haziran 18, 2006, 03:56:03 ÖS »
"İt ürür kervan yürür"
"köpeksiz sürüye kut erken düşer"
"köpeksiz köye değeneksiz giderler"
"İte bulaşacağına çalıyı dolaş" :-\

Karalahana Karadeniz Forum

Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #4 : Haziran 18, 2006, 03:56:03 ÖS »

Çevrimdışı firilogli

  • Meraklı Lahana
  • ***
  • İleti: 110
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #5 : Haziran 22, 2006, 05:01:49 ÖÖ »
Takma akıl olurmu kendinden olmayana

majesteleri

  • Ziyaretçi
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #6 : Ağustos 17, 2006, 05:45:37 ÖÖ »
indemine
andır kalsın
zele
heri
nüssübet
fışkı
gursaksız

sahinaydin4152

  • Ziyaretçi
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #7 : Şubat 10, 2009, 03:05:29 ÖS »
Keçemen gözlü andır.

Makaryos g...lü andır.

Davun çıksın.

Andıra gorum yapacağan işi.

Fışkı dağıtan.

Bir Ordulu olarak ilk aklıma gelenlerdi...

Çevrimdışı MezarKabuL

  • Karalahanacı
  • ****
  • İleti: 316
  • Cinsiyet: Bay
  • Yurtta sulh,cihanda sulh...
    • Yerel Siteler, Türkiye illeri
    • E-Posta
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Giresun)
« Yanıtla #8 : Mayıs 20, 2009, 02:45:12 ÖÖ »
arkadaşlar kısa öz sözlük terimleri olsun yeter cümleleri zaten kurabiliriz bence
                                         A
Abrul: Nisan
Abuş: Şapşal
Accuk: Azıcık
Aclanmak: Acıkmak
Adref: Etraf
Afkurmak: Havlamak
Ağanamak: İnlemek
Ağarlamak: Ağırlamak
Ağıl: Küçükbaş hayvan ahırı
Ağırşak: Eğerceğin yuvarlak parçası
Ağrı: -den doğru anlamında bir edat
Ağuşuk: Yarı açık
Ahaca: İşte burada
Akak: Ormanda artık suyu olmayan, dibi taş, eski su yolu
Akınmak: Kaymak
Akunduruk
Akunduz
Alaf: Hayvana verilen bitki demeti
Alamuk: Yağmurdan sonra güneşin bulutların arasından tesirli bir şekilde vurması
Alemeşkere: Alenen, insanlar görecek-duyacak şekilde
Allahu: AlemAllah bilir (tahminlerde kullanılır)
Andır: İşe yaramaz, fena, kötü
Andır galsın: Yerin dibine geçsin
Angaz: Büyük, ağır ve hantal eşya
Anlak: Meydan
Annaklamak: Gözlemek, bakmak
Angıramak1) Avazı çıktığı kadar bağırmak 2) Eşeğin anırması
Aranko: Boş boş, serseri gibi gezen
Argış
Arkulu: Paralel
Arkurulamak: Yan tarafa doğru gitmek
Aşana: Geleneksel evlerde mutfak
Aşar: Turşusu kurulan madde
Aşki: Tevekkeli
Atlamak: Ayıklamak
Ateşlük: AteşlikGeleneksel evlerde ateşin yakıldığı kısım
Avara: Boş gezen
Avu: AğuZehir
Ayam: Hava, hava durumu
Ayama: Lakap
Ayu: Ayı
Azuk: Yiyecek
                                                B
 
Bacca: bahçaBahçe, fındık bahçesi
Bad: Koyun geceleme yeri
Bardabaş: Çok gürültü yapan kişi
Başşak: SoğlamaFındık toplandıktan sonra geri kalan artıklar
Bayak: Az önce, demin
Bece: Bu gece
Bed: Kötü, çirkin
Bek: Sert
Belertmek (gözünü)1) Gözlerini iyice açmak 2) Gözünü açarak korkutmak
Bere: pereKoyunların sağıldığı yer
Besbelli: Herhalde, belli ki
Beter: Çok, fena
Bezene: Bezelye
Bıldır: Geçen sene
Bibi: Büyük hala
Bileki: İçinde ekmek yapılan çamurdan kap
Bitduma: CitdumaAzıcık
Boydak: Tek başına, başıboş
Bozaltı: Alaca karanlık
Böce: BöğceFasülye
Böğün: Bugün
Bulaşuk: İspiyoncu
Buymak: Üşümek
Buzakluk: İnek rahmi
Büngüldemek: Yerinde duramamak, oynamak

                                               
 C


Caht: Gayret, çaba
Camış: Bir büyükbaş hayvan türü
Caplama: Fraktıya yatay olarak çakılan çıta
Caranak: Sağanak yağmur
Caydak: Tek başına, yalnız, çıplak
Cazı: fesat kadın
Ceccal: Çok yaramaz çocuk, deccal
Celecoş: Keş'ten yapılan bir tür yemek
Cenik: Giresun Dağlarının kuzeyinde kalan yöre ve bu yöredeki köyler
Cereme: Zahmet, eziyet, sıkıntı
Cıbban: Alkış
Cıbıldak: Çıplak
Cıdık: Tuzak
Cıftır: gibiÇok hızlı bir şekilde
Cılga: İnce su yolu
Cımbış: Komik, şaka
Cıngıl: Bir nevi tenekeden yapılmış kulplu su kabı
Cırıtta: Bir tür hamur kızartması
Cırıtta gibi uşak: Su gibi delikanlı
Cırmak,cıymak: Ağaç kökünün uzantıları
Cıscıbıl: Çırılçıplak
Cıvırtmak: İshal olmak
Cicük Cicik: Meme
Cidduk, Cıddık, Cındık: Ufaklık, sevimli çocuk
Cinibiz: Keskin zekalı, hafızası kuvvetli
Citduma,Bitduma: Azıcık
Cilim: Çok yapışkan bir tür çamur
Cimbar: Harabe yer
Cimcük,Cimcik: Çimdik

                                                Ç
 
Çakal Yağmuru: Aniden bastıran kısa süreli yağmur
Çakır: Bir bayan ismi
Çakır Gözlü1) Renkli gözlü 2) Ela gözlü
Çalpamak: Çalkalamak
Çangal: Fasülye sırığı
Çapula: Eskiden giyilen bir tür ayakkabı
Çaput: Eski elbise
Çara: İnekten gelen akıntı
Çaruk: Ayakkabı
Çatmak: Rastlamak, rast gelmek
Çavgun,Çağulgun: Esintili yağan yağmur
Çaytak: Bacakları dışa doğru eğri kimse
Çeç: 1) Ayıklanmış fındık 2) Madeni para
Çekek: Küçük gemi barınağı
Çencik: ÇencükKapı mandalı
Çentiği: asdar'dan yapılan bir tür çanta
Çentik: ÇentükÇizik
Çepni: Çepniler, Türkiye Türklerinin ataları olan oğuzlar'ın 24 boyundan Üçoklar'ın Gökhan kolundan , dört oğuldan biridir. (Bayındır, Peçenek, Çavundur, ve Çepni)
Çettüğüm: Kördüğüm
Çerkez Bıçağı:Yöreye özgü hamsiye benzer küçük bıçak
Çıpırtlak:Çok renkli, rengi parlak, alacalı bulacalı
Çiğsenti: İnce yağan yağmur, çiğse
Çileklik Çalı çileği. Yaprağından çorba yapılır
Çimmek:Yıkanmak, yunmak
Çitemek Dikmek, tutturmak
Çivit: Limon, mandalina gibi meyvelerin çekirdeği
Çort: Dikenlik yer
Çotanak: Birkaç fındıktan oluşan fındık demeti
Çöğör: Mısırın biçildikten sonra toprakta kalan kısmı
Çölük: Küçük ağaç parçası
Çömen:Otluk
Çöten: Darı anbarı
Çömez:Ufak çocuk
Çükelik,Çükelük: Çökelek

                                                D
 
Da: Anlamı güçlendiren ek
Dadduk: Sevimli, tatlı
Dani: lGeveze, dangalak
Darlanmak: Sıkılmak, bunalmak
Dasdar: Yün kilim
Davun: Kötü, andır
Dazıratmak:
Debertmek: Debelenmek
Değermen: Değirmen
Depebızdık: Takla
Derbey: Bir tür lastik ayakkabı
Deydağa: İşte orada
Deyha: İşte şurada
Dibek: Tahıl tanelerini dövmeye yarayan taştan oyulmuş araç
Dibek,Depük: Kuru
Dibleğ: Giresun'a has bir yemeğimiz
Dişemek: Yontmak, keskinleştirmek
Divrin: Bir ağaç türü
Divron: Ucu V şeklinde uzun sopa
Dizlik: Uzun erkek donu
Dobuç: Sivriliğini kaybetmiş, körelmiş
Dodol: iPipi
Dozik: Dangalak
Duman: Sis
Dundar: Üstü kapalı yer, sığınak
Düdek: Ham, olmamış meyve
Düşün: Mola, ara

                                                E
 
Ebeguşağa: Gökkuşağı
Ebrimek1) Erimek 2): Eskimek
Efrini almak: Acıdan dolayı aklını almak
Eğercek: Yün eğirme aleti, kirman
Eğratlık: Bir tür imece
Ehe: lEhil, usta
Ekinci: Güneyli (Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk, Gümüşhane yöresi insanı)
Elçi: Evlilikte aracılık eden kişi
Elguvan: Mor renkli bir çiçek, ergüvan
Encamı: Topu topu
Enük: Kedi köpek yavrusu
Eşkere: Alenen, açıktan
Eteklik, Eteklük: Etek
Evlürmek: Yetmek
Evsi, Öğseğ: Bir kısmı yanmış odun parçası
Evşün: Ekmek çevirmeye yarayan alet
Evza: Kibrit
Ey: Bir seslenme edası
Ey vermek: Seslenmek, çağıran kişiye cevap vermek
Eyhe: Sana göre hava hoş
Eylenmek: Oyalanmak

                                                F
 
Fagaz: Bir armut türü
Fanila: Kollu atlet
Farfara: Bir tür meşale
Farimek: Hafiflemek, rahatlamak
Faşırtı: Parazit, Cızırtı
Fayrap: Birden alevlenen ateş
Felfekiç: Paramparça
Fene: Çok
Fer: Derman, hal, kuvvet
Feşel: Yaramaz
Fetir: Sac üstünde yapılan bir çeşit kızartma
Fırfıkıç: Ağzına kadar dolu
Fırıç: Pişmiş meyve
Fırtana: Fırtına
Fışkı: Dışkı
Fışırtmak: Fırlatıp atmak
Follamak: Kabuğunu ayıklamak
Foni: Bir ucu geniş, bir ucu dar; kaplara su doldurmaya yarayan gereç, huni
Fosaldak: Suyunu çekmiş
Fösük: Dişsiz, dişleri dökülmüş
Fraktı: Örme çit
Fuzuli: Boşu boşuna
                                                G
 
Gabalak: Galdiriğe benzer bir bitki
Gaban: Kaş, yamaç
Gaccuk: Kadar
Gacır: Yaş fındık kabuğu
Gagiliç: Biçimsiz, tipsiz
Gagit: Kuru, dölsüz
Galdirik: Dere kenarlarında yetişen, turşusu da yapılan bir bitki türü
Galemlik: Bacanın üstüne, kuşların yuva yaptığı bölüm, bir nevi baca kapağı
Gam: bakKel
Ganayaklı: Sakin, uysal
Gararbazar: Göz kararı, aşağı yukarı
Garcaşturmak: Tahrik etmek, karıştırmak
Garduf: Patates
Garer: Karar, tam kıvamı
Garsamba: Ev içindeki eşya kalabalığı
Gartobak: Patates
Gasavet, gasevet: Dert, sıkıntı
Gasmuk1)Kabuk 2): Kusmuk
Gasmuk bağlamak: Pislikten adeta katran bağlamak
Gavsak,Gavsun: Fındığın dışındaki yeşil kabuk
Gavun Armudu: Bir armut çeşidi
Gavunç: Hadım
Gaybana: Kahrolasıca, andır, hayrı dokunmayan
Gayda vurmak: Türkü söylemek
Gaydelenmek: Genellikle kendi kendine yavaş ritimli türküler söylemek
Gazel: Dökülmüş yapraklar
Gebiç: Kenarı olmayan
Gebiççi: Değirmenci
Gecin: Ayıklanmış fasülye kabuğu
Geçi, Ğeçi: Pis kötü şey, kötü insan, domuz

                                                H
 
Ha: Anlamda kesinliği artıran bir nevi önek
Haböle,Haşöle
Haole: Böyle, şöyle, öyle Habu,Haşu,HauBu, şu, o
Habura,Haşura
HauraBura(sı), şura(sı), ora(sı)
Hacat: İhtiyaç
Haccak: Güzel
Haçan1) Madem 2) Ne zaman
Haçan ki: Ne zaman ki
Halefet: Muhabbet, sohbet
Halik: Küçük taş
Halpıtmak: Yoğurt yemek
Haltuk: Buzağının boynundaki ip tasma
Happak: Sade yoğurt
Harar: Büyük örme sepet
Harın: Dayanıksız
Harez, Harız: Boş bırakılan arazi
Harman
Hartama: Çatıyı kaplayan tahta
Haset: Kıskanç, fesat
Haşindi: Tam şimdi
Haşlak: Yakıcı, kavurucu
Hatça: Hatice adının yöresel söylenişi
Haus: Hafız adının yöresel söylenişi
Havruz
Havse: Hafize adının yöresel söylenişi
Hayana: Önden
Hayat: Evin girişi, antre
Helenpir: Külüstür, angaz
Helim: Halim adının yöresel söylenişi
Helle: Un çorbası
Henki: Yaşlı, ihtiyar
Henkimek: İhtiyarlamak
Hennük: Toprağı suya doyuran yağmur
Hepek: Gizli geçit kapağı
Heri
Herk: Tarlaların sürülmesi işi
Hers: Hırsla karışık sinir
Herslenmek: Sinirlenmek
Hevlane: Küçük tencere
Heysin: Hasan adının yöresel söylenişi
Hılli: Göründüğü gibi olmayan, sinsi
Hıntak: Gevşek, tıkız olmayan
Hınkırmak: Sümkürmek
Hırp etmek: Örtmek
Hırtlamak: Ezerek parçalamak
Hışır: Eski, kırık dökük
Hızan: Çocuk ve torunlar
Hızar: Büyük testere
Hızım darı: Zayır mısır
Him: Duvalın temelinin oturduğu çukur
Hirtik: Dirliksiz, fesat çıkaran
Holasa: Gelişigüzel yapılan iş
Hollamak: Ayıklamak, follamak
Honça,Hemençe: Küçük yün torba
Hopalak: Tombul
Hopçurmak: Bir şeyin içine zıplayarak atlamak
Hopul: Unun tortusu
Horon: Kemençe ve tulum(gayde) ile oynanan yöresel oyunumuz
Horsa: Heves
Horsasını almak: Hevesini almak
Horsası geçmek: Hevesi geçmek
Hortik: Ayı yavrusu
Hoşkil: Kumar
Hoşkuran,Hoşuran: Bir tür bitki
Hoşmak: Bir yemeğimiz
Hozan: Sık çalılık
Höl: Islak
Höldirik: Dandik, adi yapılı eşya
Hörelenmek: Kafa tutmak, dayılanmak
Höshöldüremük: Tadına varılamadan alelacele içilen çay
Höşül1) Bulanık sıvı 2): Çayın dip kısmı
Hulukçu gibi gezmek: Kalabalık bir halde ve çokça gezmek

                                                I
 
Imımak: Isınmak
ImıkIlık: ne sıcak ne de soğuk
Irgamak: Sallamak, hareket ettirmek
Irgat: Amele, işçi
Irıb: Yöntem, püf noktası
Istınka: Ağzına kadar dolu
Işgın: Fındık filizi

                                                İ
 
İçlik: Gömlek
İğdiç: Eğri bacaklı
İkretmek: Tiksinmek, nefret etmek
İleki gün,Lekigün: Önceki gün
İlistir: Metal kevgir
İndem: O kadar da
İrepata: Ekmek yapmaya yarayan yassı alet
İsiyin: Hüseyin adının yöresel söylenişi
İşmar etmek: Baş, göz ve elle işaret etmek
İyicene: Hepten, iyice
İzavra: Köle, amele

                                                J
 
Jile/Zile Pekmezi: Bir pekmez çeşidi

                                               
                                                K
 
Kabakçı: Ordulu
Kakmuklamak: Yumrukla itip kakalamak
Kaliser: Şebinkarahisar
Kapşon: Giyeceklerin başlığı
Karakış Ayı: Aralık ayı
Karalastik: Lastik ayakkabı
Karatağuk: Bir çeşit kuş
Karşılama: Kemençeyle oynanan bir Giresun oyunu
Kasele
Katakulli: Oyun, üçkağıt
Katuk: Ayran
Kavuma: gitmek
Kaynarı: Ölmeyesice
Keçemen: Kertenkele
Keçibaş: Kafasının kenarları saçlı, ortası kel kimse
Kelçük: Meyve koçanı
Kelem: Karalahananın kökü, soyulup yenir
Keleplemek: Fırlatıp atmak
Kelif: Basit baraka
Kemçük: Biçimsiz, çukurca
Kemre: Hayvan gübresi
Kenef: Tuvalet
Kerenti: Tırpan
Kesek,Kötek: Kısa çubuk
Kesmük,Kösmük: Dövülürken savrulan tahıllar  -kösmük: sigara izmariti
Keşan: Yöreye özgü çubuk desenli şal
Keşgül: Su kabağı
Keşik: Sıra
Keşir: Meyvenin yenilmeyen kısmı
Keyfanı: Kocakarı, ihtiyar kadın
Kıble: Güneyden esen rüzgar
Kıymık: İnce odun parçası
Kile: Eski bir ölçü birimi
Kiraz Ayı: Haziran ayı
Kiraz Duzlusu: Kirazı soğanla kavurarak yapılan bir yemek
KirkoTirizme: vurma aleti
Kittik: Küçük sabun parçası
Kodaman: Yaşlı ve zengin kimse
Kofil: Fıçı
Konuşuk: Laf, konuşulan şey, söz
Kopça1)Düğme 2): Kısa bacaklı kimse
Kopuk: Serseri, it gibi gezen
Korgon çorbası: Mısır çorbası
Koruk: İçi boş fındık
Köm: Ağır
Kömeç: Kuru ağaç parçası
Köstü: Köstebek
Köstüre: Yuvarlak bileme taşı
Kuma: Aynı erkekle evli kadınlar
Küpbaş: Koca kafalı, kafası büyük
Küpü: Baltanın sırtı
Külek kafalı: Koca kafalı, kafası büyük
Kürtük: Dağlarda yazın bile erimeyen kar yığını
Kürün: Sulama amacıyla içi oyuylmuş ağaç
Küskülemek: Gaza getirmek
Kütmek: Küçük tahta tabure
Küveç,güveç: Ağaçtan yapılmış kap
                                                 
                                                L
 
Laz armudu: Giresun'a has bir armut türü
Leftir
Lobya, Lomya: Fasülye
Lobut1) Büyük değnek 2): Şişman ve iri adam
Löç: Çok ıslak, suya doymuş
Lülemek: Bir şeyin ucunu yontmak
 
                                                 M
 
Mabeyin: Oda
Macir1) Göçmen 2): Gürcü (Acaralı)
Macirce: Macirlerin konuştukları dil; Gürcücenin Acara şivesi
Mada: İştah
Mafir: Defa, kez, kere
Mahna: Sebep, semete
Mahnaliğin: Sebebine, sayesinde
Makluvat: Zayıf yabani hayvan
Makta: Orman kesim işleri
Malak
Mam: Bir tür oyun
Mandalin: Mandalina
Maslı: Sepet çubuğu
Maraz: Ruhi hastalık, sıkıntı
Marşaba: Su kabı, maşraba
Maşat
Mavzer: Tüfek
Mazı:
Medek: Dişi manda
Meğel: Küçük geniş çapa
Meh: Buyur, al
Mendabur: Aşırı derecede pis insan
Merek: Serenti'ye benzer yapı, ot saklanan yer
Merulcan: Taze diken ucu
Miyese, Meyse: Miyase adının yöresel söylenişi
Mısgıç: Cimri
Mısmıl: Uyuşuk, tembel
Misir: Bir çeşit domates
Mamali, Momuli: Peynir kurdu, küçük böcek
Mostra
Mudara: Sağlam olmayan kalitesiz
Mugalif: Zayıf, dayanıksız
Mundar: Pis
Mühkem: Sağlam

                                                N
 
Nacak: Küçük et doğrama baltası
Namazlağ, namazlık: Seccade
Nebri
Nene: Nine, babaanne ve anneanne
Nezük,Nezik: Güzel, tatlı
Nifi1) : Eskiden açık saçlı, çember takmayan gayrimüslim kadınlarına verilen ad
2) Çok açık saçık giyinen kadın
         
                                                O
 
Obuz: Büyük su arkı
Okaru, Okarı: Yukarı
Osmak: Kıyaslamak, vuruşturmak
Oslama: Boşuna
Oyrak: Çukur arazi
                                                Ö
 
Öğürsemek,Örsemek: İneğin boğa istemesi
Öklemek: Bağlamak
Örkenmek: Taklit etmek, özenmek
Ötürmek1) İshal olmak 2) : Kötü kelimeler kullanarak konuşmak
 
                                                P
 
Paçka: Küçük ev, serentiye benzer yapı
Paçuri: Paçavra
Padar: Çamın dış kabuğu
Pağaç: Külde yapılan ekmek
Pahal: Kıskanç, çekemeyen
Palak: Ayı yavrusu
Palan: İnce minder
Palaz: Bir fındık türü
Palas Pandıras: Apar topar, Patır kütür
Pancar: Karalahana
Pança1) Pençe 2): Çok kıllı erkek eli
Pandır
Pantul, Pontul: Pantolon
Papara: Dayak
Parabelli: Bir tür silah
Pasa: Habire, devamlı
Pattangoç: Bir çeşit oyuncak silah
Patoz: Fındık çekme makinası
Payandura: Destek
Paykırtmak: Kaçırmak
Pee: Taş duvar
Pelit: Meşe ağacının meyvesi, palamut
Pere, Bere: Koyun sağma yeri
Pervaz: Kapı, pencere kenarları
Pestil
Peş: Ek, yama
Pezük: Pazı bitkisi ve yemeği
Pıddak: Patlamış mısır
Picali: Bezelye
Poğol, Poğul: Suda pişmiş mısır
Pöstekisi Çıkmak: Pestili çıkmak
Pur: Sert kumlu toprak
Putana: Tahta turşu saklama kabı
Pür: Çamın iğne gibi olan yaprakları
 
                                                R
 
Rafan gitmek: Çok hızlı ilerlemek

 
                                                S
 
Sağrak: Yağ saklama kabı
Sahan: Bakır kap, tabak
Sakırca: Beyaz çiçekli, kökü yumurtayla kızartılarak yenen bir tür bitki
Sakırtlak: İnsana yapışan böcek
Sali1): Salih adının yöresel söylenişi 2) Salı günü
Saplıyak: Metal yemek kepçesi
Sarıcalı: Balsız bir arı türü
Sasuk: Tatsız
Sazmak: Islak çimen, bataklık
Sef: Yanlış, hata
Seğiretmek: Fırlayıp koşmak
Semete1) Vasıta, sebep 2): Uyku mahmurluğu
Sepetbaş: İçi boş kafalı
Serenti: Yöreye has bir yapı, bir nevi kiler
Sıçan: Küçük fare
Sırappa: Sıraya dizili
Sırgan1): Isırgan otu ve yemeği
Sibek başlı: Gıcık, aksi, inat
Simelek: Uyuşuk
Sin
Sinmek: Saklanmak
Siron: Giresun'a has yufkadan yapılan yoğurtlu bir yemek
Sökütmek: Üstünü başını çıkartmak
Söykenmek: Yaslanmak
Sulu Sepken: Sulu yağan kar
Suluk: Süzme konulan yer
Süflü: Pasaklı
Sümüç: Parmak boyunda ölçü birimi
Sümsük
 
                                                 Ş
 
Şalak: Geçmiş salatalık
Şavgu: Şevki adının yöresel söylenişi
Şelek: Harar'ın küçüğü
Şenlik: Evin önünde yemeklik sebze yetiştirilen küçük bahçe
Şişek: Genç erkek koyun
 
                                                 T
 
TaDaha
Taflan: Kiraz'a benzer bir meyve, Karayemiş, Anadolu'da Laz kirazı olarak da bilinir.
Taflan Tuzlusu: Taflan'dan yapılan Giresun'a has bir yemek
Takkuma: Yöreye has bir kuş
Talanmak: Habire birşeylerle uğraşmak
TamAhır
Taran: Sudaki taşın altındaki boşluk
Tasal: Takatsiz, tembel
Tasattuk etmek: Dağıtmak
Tay: Yük, parça
Taylanmak: Hazırlanmak
Tehin: Çok hızlı hareket eden küçük bir hayvan
Tehin gibi: Atik olmak, eli çabuk olmak
Tekne Gazuntusu: Son çocuk
Telaşa: Telaş
Telaşiya Kalmak: Telaşa düşmek, telaşlanmak
Telef: Canı çıkmışçasına yorgun
Telef Tasal: Yorgun argın
Telesimek: Susamak
Terek: Tahtadan raf
Tesbermek: Kurumak
Tesçe: Çok aceleci
Tevek: Asma dalı
Tevekkel: Sakin, ganayaklı
Tez: Çabuk, hızlı bir şekilde
Tezen Peyniri: Giresun'a has bir peynir
Tıkız: Sıkı sıkıya kapalı
Tıman: Don
Tırmıt: Mantar
Tibal: Giyiminde çok titiz olan
Tili: Yemek seçen
Tirizme vurmak: Toprağı kazarak kökleri çıkarma
Toklu: Kuzunun büyüğü
Topur: Çoklu fındık çotanağı
Tulum1): Bir tür peynir 2): Giresun'da da kullanılan bir çalgı aleti, Gayde
Töngel: Bir tür muşmula
Tüğüm: Düğüm
Tülemek: Oluşmak meydana gelmek
Tünek: Kuş tüyü
Tünemek
                                                U
 
Uheym: Bir hayret ve şaşırma nidası
Ula: Bir hayret ve sesleniş nidası
Uluk: Pis, pasaklı,kötü kadın
Uruf olmak: Üzülmek
Uslu: Köyün ve ailenin büyükleri, sözü geçenleri
Usulca: Yavaşça
Uşak: Erkek evlat
Uy: bir hayret nidası
Uyartmak: Uyandırmak
   
                                                Ü
 
Üğüm: Fındık dalı
Üşmek: Eşmek, eşelemek
Üveç: Yaşı gelmemiş erkek koyun
Üzüm Ayı: Ekim Ayı
 
                                                V
 
Vire: Daima, devamlı

 
                                                 Y
 
Yağlaş: Muhallebi
Yal: İnek yemeği
Yalak1): Hayvanların su içmesi için çeşme altlarında oluşturulan çukur yer 2): İnsanın sırtının ortasındaki çukurluk
Yalavu: Alev, kıvılcım, ateşin sıcaklığı
Yalavuz,Yalağuz: Yalnız, tek başına
Yane: Ne sandın?
Yarmaça: Yarılmış odun
Yasan Olmak: Ortadan kaybolmak
Yaşmak: Başörtüsü
Yavşu: Mısır tarlasında yetişen bir tür ot
Yaykın: Kızılağaç
Yayuk1) Ayran 2): İçinde bu ayranın yapıldığı tahtadan ve uzunca eşya
Yenlik: Hafif
Yesir: Ebelemece türü bir oyun
Yitmek: Kaybolmak, gözle görünmez olmak
Yivtin: Bir bitki türü
Yolluk: Kilim
Yuka: Suyun derin olmayan kısmı
Yunmak: Yıkanmak, çimmek

 
                                                Z
 
Zabacca: Sabahleyin
Zağar: Uyuz köpek
Zara: Un yapılan mısır ve buğday
Zatiberi: Zaten, eskiden beri
Zeğele: Akşam, akşama, akşamüstü
Zıbıç: Sebze ve meyvenin sap kısmı
Zıpçık: Taze daldan yapılan bir çeşit müzik aleti
Zıpka: Yöreye özgü paçası dar, üstü bol pantolon
Zivzik: Küçük fare
Zorlu, Zollu: Güzel, güçlü kuvvetli
Zorunan: Zorla
Zote: Saklambaç oyununun yöredeki adı
Zumbuk: Yumruk

« Son Düzenleme: Mayıs 20, 2009, 03:01:01 ÖÖ Gönderen: paşalıoğlu »

Çevrimdışı paşalıoğlu

  • paşalıoğlu
  • Yönetici Yardımcısı
  • Lahana Turşusu
  • *****
  • İleti: 2208
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #9 : Mayıs 20, 2009, 03:20:40 ÖÖ »
Merhaba MezarKabul,

Bu sayfaya astığınız Giresun yöresel sözcükler sözlüğü için teşekkürler. Sizin de görebileceğiniz gibi bu sözlüğün geliştirilmesi gerekli. Yöresel sözcükler aslında çok daha fazla. Örneğin, tütün: ateşten çıkan duman, fistifina: bilinmeyen uzak yer (Ula, Şavgu nerede? ; Ne bileyim, fistifinaya getti.), çenti: çanta gibi kullanılan omuza asılan torba, keme: çok iri fare (değirmen kemesi), alaşa: yerinde duramayan, ürkek yarı vahşi at, küçük çevik at (alaşa at), ürkek ve keskin tavırlı, güzel, yosma, alımlı, cilveli (özellikle genç kızlar için kullanılır), çeftali, çüfteli: şeftali vb.

Bu konuda derleme ve var olan kayıtlar taranarak çok daha geniş bir yerel sözcükler sözlüğü oluşturulabilir. Bu konuya ilgi duyan ve böyle bir araştırmayı yapmak için zamanı olan bir hemşerimizin herhalde ortaya çıkar birgün.
« Son Düzenleme: Mayıs 20, 2009, 03:27:36 ÖÖ Gönderen: paşalıoğlu »

Çevrimdışı MezarKabuL

  • Karalahanacı
  • ****
  • İleti: 316
  • Cinsiyet: Bay
  • Yurtta sulh,cihanda sulh...
    • Yerel Siteler, Türkiye illeri
    • E-Posta
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #10 : Mayıs 21, 2009, 06:57:43 ÖÖ »
temennimiz bu zamanım olursa ben bir araştırma yapacağım işlerden fırsat bulabilirsem...

Çevrimdışı kaknus

  • Karalahanacı
  • ****
  • İleti: 289
  • Cinsiyet: Bay
    • E-Posta
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #11 : Aralık 16, 2009, 04:18:21 ÖS »
Alıntı
"Haçan ikbalin olmaz pisiğinde doğurmaz."

"Cami kirezi gibi adamsın"

"Gardaş gardaş ama minci para iledir."

Aklıma gelmişken yazayım dedim. - Yöre Trabzon-
Benzerleri:
"Yoksuzun bir atı varmış, o da haygır çıkmış"
"Gardaşın iyisi olsa Allah'ın da olurdu."

Bunlar da Şalparı-Trabzon'dan.

fatsali52

  • Ziyaretçi
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #12 : Aralık 20, 2009, 07:29:40 ÖS »
bir işi umursamayarak yapıp elindekinden olan için akkuş tekerlemesi kullanırlar :

Kaza İle Kaza Oldu Akkuş Kazası, Koyun Kuzu Gütsün Şimdi Encümen Azası...
ÜNYE

birde hoş olmayan birşey yapıldında


FATSA

Çevrimdışı tarihçi

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 11
Ynt: Deyimler ve Ata Sözleri (Ordu-Giresun)
« Yanıtla #13 : Mart 01, 2010, 07:01:14 ÖÖ »
TERİMLER
Çandı:Duvar
Ösö:Ucları hafif yanmış çalı ve odun
Ağkuru:Yamuk veya yana doğru
Ceneviz Kocakarısı-Kocamanı:Uyanık insanları belirtmek için kullanılır
Garispimek:Özlemek
Alamuk:Parçalı bulutlu az güneşli hava
DEYİMLER ATASÖZLERİ
Seni yese susuzluğu kanmaz(öfke)
Tilkiye tavuk yermisin diye sormuşlar gülesimi getiriyorsunuz demiş(fırsatçılık)
Dere kenarına s.çar g.tünü taşla siler(şapşallık)
Kıyımlı olmak(işbilir,geçimli olmak)
NOT:Bu yazdıklarım genel olarak Ordu'nun güneyinde kullanılır.