Karalahana Karadeniz Forum
Eylül 09, 2010, 09:12:25 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Mesajların sonuna eklenen fotoğraf, müzik veya text dosyalarını görüp açabilmeniz için forumumuza üye olmalısınız.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Karadeniz sahil yolunda çevreciler kazandı!  (Okunma Sayısı 356 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
neo
Lahana Turşusu
*****

Karma: +13/-10
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 871



Üyelik Bilgileri
« : Kasım 03, 2009, 10:37:53 ÖS »

Rant uğruna büyük bir çevre katliamına neden olan Karadeniz Sahil Yolu'nun Rize'nin Fındıklı İlçesi Aksu Geçişi'nin iptaline yönelik davada çevreciler kazandı.

Karadeniz Sahil Yolu'nun Rize'nin Fındıklı İlçesi Aksu Geçişi'nin iptaline yönelik çevreciler tarafından 2001 yılında başlatılan hukuk süreci sonuçlandı. Yolun tamamlanmasının ardından 2.5 yıl sonra sonuçlanan dava çevrecilerin lehine sonuçlandı.

Aksu Mahallesi Muhtarı Musa Kazım Özçiçek ve avukatı Yakup Okumuşoğlu Fındıklı Muhtarlar Derneği'nde bir basın toplantısı düzenleyerek dava sonucu hakkında bilgi verdi. Özçiçek Karadeniz sahili boyunca tüm kıyıları yok ederek büyük bir çevre felaketine dönüşen Karadeniz Sahil Yolu Fındıklı şehir geçişine ilişkin açtıkları davanın 4 yıl sonra sonuçlandığını kaydetti.



“Artık hesap verecekler”
Davayı imar planlarının iptali için, Aksu Mahallesi sahilinin korunması uğruna hayatını feda eden avukat Cihan Eren'in eşi ve çocukları ile birlikte açtıklarını ifade eden Özçiçek, şöyle konuştu ''Mücadele verdiğimiz Karadeniz Sahil Yolu Fındıklı geçişi ile ilgili sonunda hukuk ve adalet yerini buldu. Bizi yönetenler, hukuk ve adaleti hiçe sayarak rant kazandıranlar için artık hukuk karşında hesap verme devri geldi. 2001 yılından beri bizi hüngür hüngür ağlatanların şimdi kendilerinin ağlama zamanı geldi. Artık benim konuşma zamanım geldi. Bizi susturdular. Hukukçumuz Cihan Eren'i de bu yolda kaybettik.''

Özçiçek yaptığı açıklamada, Karadeniz'in ''kara denizden'' çıktığını, ''kaya deniz'' olduğuna dikkat çekerken, “Karadeniz Sahil Yolu'nun bir an önce trafiğe kapatılması gerekir. Yol trafiğe kapatılmadığı takdirde, kapatmayan kişileri hukuk önüne çıkaracağım. Mahkeme kararı bana geldiği gibi yetkililerin de eline ulaşmıştır. Başta Fındıklı belediye başkanına görev düşüyor. Bir ruhsatsız inşaat yapılınca nasıl gidip mühürleniyorsa, bu mahkeme kararından sonra Karadeniz Sahil Yolu'na gereken yapılmadır. Mahkeme kararı gereği yol, proje, imar iptali var. Belediye başkanı yolu kesmediği takdirde Cumhuriyet Savcılığına başvuracağım” dedi. Özçiçek kendi neslinin denizde gireceği alan bırakmayanlara artık hukuk önünde hesap soracağını kaydetti.

“Fındıklı sahipsiz değil”
Özçiçek açıklamasında, derelerde alabalık tutan bir kişiye 600 lira ceza kesilirken, denizlerden çakılı gasp edenlere yetkililerin bir şey yapmadığını söylerken sözlerini şöyle sürdürdü: “''Trabzon'dan Sarp'a kadar ilçeler arasında da ayrım yapılmıştır. Araklı'da, Derepazarı'nda ve Çayeli'nde tünel yapılmış, Işıklı'da ise cami, sağlık ocağı ve okul yıkılarak yol geçmiştir. Fındıklı'da ise denizimiz yok edilmiştir. Fındıklı'nın sahibi yok zannediyorlar ama Fındıklı'nın sahibi var. O da hukuktur.''

Davanın avukatı Yakup Okumuşoğlu ise açıklamasında Karadeniz Sahil Yolu'nun artık hukuka aykırı olduğunun ortaya çıktığını kaydederken, ''Yolun açık kalması, hukukun ihlal edilmesi anlamına geliyor. Bu anlamda biz ilgili kamu görevlilerine başvuruda bulunacağız. Gerekli önlemleri alıp yolun buradan kaldırılmasını talep edeceğiz. Aksi halde bunlarla ilgili dava açacağız'' dedi. Okumuşoğlu Kıyı Kanununu ihlal eden, cezai hükümlerine aykırı davranan kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmayı düşündüklerini söylerken, bütün çabalarına rağmen yolun kaldırılmaması halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne dava açacaklarını vurguladı.

Sinop-Sarp arasındaki yaklaşık 470 kilometrelik Karadeniz Sahil Yolu 4.7 milyar dolara mal olmuş, Karadeniz Sahil Yolu’na karşı çıkan avukat Cihan Eren 2005’te uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti.
(soL-Haber Merkezi)
Logged

güneşe çevirelum bu karanlik günleri
Karalahana Karadeniz Forum
« : Kasım 03, 2009, 10:37:53 ÖS »

 Logged
admin
Macukali
Yönetici
Lahana Turşusu
*****

Karma: +100/-62
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5223



Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #1 : Şubat 03, 2010, 09:49:31 ÖÖ »

Fındıklı Derelerini Koruma Paltformu'Nun Basın Duyurusu aşağıda (fotoğraf ekte)
---
Değerli Basın  Mensupları ve Çevre Dostları,

Bugün burada ülkemizde uzun zamandır egemenlerin kar hırsı için Karadeniz bölgesinde acımasızca sürdürdükleri doğa katliamının son bulması ümidini sizlerle paylaşmak için buradayız.

Fındıklı  İlçesi Abu Çağlayan Deresi üzerinde kurulması planlanan Paşalar Regülatörü ve HES  Projesi için Rize İdare Mahkemesi’nin  verdiği gerekçeli yürütmeyi durdurma kararını duyurmak için buradayız.

1 derece doğal sit alanı  olan Abu –Çağlayan vadisinde  HES yapabilmek için sitimizi kaldırmaya çalışan Ayen Enerji  ve Başkent Enerji A.Ş.’ne  Rize İdare mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararını Türkiye halkı ile paylaşmak için buradayız.

Enerji bahanesi ile suyumuzu pazarlamaya çalışan şirketlere bağımsız yargının dur demesini bir kez daha  duymayan kulaklara duyurmak için buradayız. Ve bir kez daha bağımsız yargı doğrudan yana halkın istemlerinin ne kadar haklı olduğunu gözler önüne serdiğini görmüş olduk.

         2007 yılından beri ilçemizde değişik enerji firmaların akarsularımızı kendi egemenliğine alıp, paralarına para katacak,  sözde enerji projelerini hayat gecırmek için Fındıklı halkını Kandırmaya ve teslim almayı denediler. Fakat başaramadılar.  Bizler  Fındıklı halkı olarak, yaşanır bir cevre ve sağlıklı bir geleceğimizin ancak doğal şartlarda bizle birlikte sürdürülebilir olması bilincini ve hakkını savunduk . Aynı zamanda doğal çevrede, yasam alanlarımızın bizle ancak sürdürülebilir bir hak mücadelesiyle kurtulacağı bilinciyle  yaşam hakkımızı savunduk . Bir yandan doğal kaynakların derelerimizin suyun ticarileşmesi karşısında kamu hakkı olmasını savunduk, bir yandan da enerji şirketlerinin eline geçirmek istediği derelerimizi ve sularımızı savunduk. Her eylemliliğimiz daha çok hak mücadelesiyle taçlandırdık ve bölge idari mahkemeleriyle de vadilerimizin doğal sit alanı olmasının tespitlerini yaptırdık .Bilim insanların vadimizdeki endemik bitki ve hayvan çeşitliliklerin tespitini yaptırıp, koruma altına alınması ve dünya mirası olan ortak yaşam alanı olmasını savunduk.. Her türlü dayatma ve zorlamalar karsısında daha güçlü daha örgütlü karsı durduk.HES dayatmasını  HES’lere hayır ısrarlarımızla  bastırdık. Çünkü biliyorduk. Bir kez HES’ler için kazma vurulursa vadi yok olacaktı: Çok yakınlarımızda Senoz' da,  İkizdere'de Artvin'de bu öyle oldu. Her yerı talan ettiler ve yıkımlar yaşandı.  Fındıklı halkı  sermayenin Fındıklı Vadilerine el  sürmelerine izin vermedi. Bu ısrarımız idari ve bölge mahkemelerince de haklı görülerek tüm çalışma ve yapılması planlanan uygulamaların kamu yararı olmayacağı düşüncesiyle iptal edilmiş oldu. bugün bu uygulamaların karsısında Fındıklı halkının hak mücadelesinin somut bir örneğini sizlerle paylaşır oluyoruz. 

Değerli basın ve çevre dostları  ve de katılımcılar

 uluslararası sermaye kendilerini yeniden üretmek ve karlarını çoğaltmak ve  enerji ihtiyaçlarını bizim gibi ülkelerden temin etmek için suyumuzun derelerimizin kullanım haklarını eline geçirip 49 yıllığına kendi istem ve karlarına uygun şekilde kullanmak istiyorlar. Oysa ki biz biliyoruz ki su tüm canlı ve cansız varlıkların hakkıdır .Bu hak satılamaz. devredilemez ve de ticarileştirilemez. Aynı zamanda Fındıklı Derelerini Koruma platformu bunun bilincinde olup, insan hakları bilinciyle su ve çevre hakları bilinciyle suyun ticarileşmesine karsı da bir mücadeleyi kazanmış oldu. Bu hak mücadelesi bölgemiz dışındaki diğer baraj, termik santral, nükleer santral ve HES gibi çevreyi ve doğayı yok edecek, insanın geleceğini tehdit eden tüm enerji yatırımlarının da yeniden gözden geçirilmesi için önemli bir kazanım olacaktır. Enerjinin alternatifi vardır. Yaratılabilir.(Güneş,rüzgar,jeotermel vb gibi.) Ancak yok edilen doğa,Yok edilen su yerine gelmez .Çünkü onun kendisini yenileyebilmesi yüzyıllar sürer ve telafisi mümkün değildir.Bizler kendimizi,ve tüm varlıkları  bugünden ,yaşadığımız bölgede kendi geleceğimizi yok edecek yatırım ve enerji politikalarına teslim edemeyiz .Etmeyeceğiz ve  Ettirmeyeceğiz. Bu halk bu vadileri ve yaşam alanlarını anayasadan aldığı güçle ve de kendi hak bilinci ve iradesiyle  savunacaktır. Bu gücü kendi meşru hakkı olarak görmektedir. Fındıklı Dereleri Koruma Platformu sadece kendi için değil, bölge ve ülkemiz için de önemli bir değerdir bu değeri ve kazanımı geçmişin kültürel birikimi, anlayışı , güven ve dayanışma anlayışlarını bugünden yarına taşıyacaktır.  Çevremizi, kentimizi bizden ayıracak ve geleceğimizi hızla sarmakta  olan küresel ısınmaya teslim edecek doğanın eko sistemini bozacak suyun akışını değiştirecek aynı zamanda tarım ve doğal güzelliklerimizi yok edecek, bizi yaşam koşullarımızdan göçe zorlayacak, yaşadığımız kültürel yapımızı ortadan kaldıracak ve aynı zamanda bizi yoksulaştıracak bir yatırımın bizim açımızdan kabul edilir yanı yoktur. Tüm bu nedenler bizim  ve verilen mahkeme kararın ne kadar haklı ve meşru olduğunu göstermektedir.Biliyoruz halk kendisi için en doğru kararın arkasında duracak ve kendini yaşam alanını savunacaktır Fındıklı halkı  haklıydı,kazandı ve  haklı mücadelesini sürdürecektir.

2007 yılından bu yana kesintisiz süren  sağlıklı ve doğal bir çevrede yaşam mücadelemiz devam etmektedir.Sermayenin vahşi ve yoğun saldırılarına karşı hiç taviz vermeden ,geri adım atmadan her alanda direndik,direniyoruz direneceğiz.Fındıklı Vadilerinde Çağlayan da,Arılı da göstermiş olduğumuz direniş;tüm vadiler  de  Papart ta,Meydancık ta,Şavşat ta,Aksu da  Trabzon da,Giresun da, Munzur da,Torul da  Derelerin Kardeşliği Platformu  altında daha gür ve güçlü devam edecektir.

Değerli Basın mensupları,

Sonuç olarak;Rize idare mahkemesinin 2008/369ve 2009/42  esas sayılı kararları tüm ülkeye örnek olacak bir karardır.Biz Fındıklı halkı olarak bağımsız mahkemenin doğrudan,bilimden ve akıldan yana olan bu kararını yürekten alkışlıyoruz.Demek ki Fındıklı halkı HES lere karşı duruşunun haklılığı ortaya çıkmış oldu. Hem bilirkişilerin incelemeleri ve raporları, hem de bağımsız yargının adalet anlayışı Fındıklı halkını sevindirmiştir. Ve Fındıklı halkının haklı mücadelesini hukuksal alanda  savunan sevgili avukatımız Yakup Şekip OKUMUŞOĞLU sevgi saygıyla  kucaklıyoruz. Fındıklı halkı deresine,suyuna ve yaşam alanlarına sahip çıkıyor ve çıkacaktır.02/02/2010

 

FINDIKLI  DERELERİNİ  KORUMA  PLATFORMU

www.findiklidereleri.com
Logged
fatsali52
Karalahanacı
****

Karma: +7/-3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 335


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Şubat 03, 2010, 08:19:29 ÖS »

Sinop-Sarp arasındaki yaklaşık 470 kilometrelik Karadeniz Sahil Yolu 4.7 milyar dolara mal olmuş, Karadeniz Sahil Yolu’na karşı çıkan avukat Cihan Eren 2005’te uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti.
(soL-Haber Merkezi)

benim bildiğim Karadeniz Sahil Yolu Samsundan Sarp'a kadar .Sinop'u nezaman eklediler yaptılar? GülümsemeGülümsemeGülümseme
Logged
S.BOLİVAR
Acemi Üye
**

Karma: +1/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 61


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Şubat 09, 2010, 11:35:31 ÖÖ »

Denizini Kaybeden Karadeniz    
Kalanlar bari kurtarılsın diye... Denizin ve yeşilin ezgisi vardı Karadeniz'in kemençesinde, tulumunda. Denizin ve yeşilin coşkusu vardı Karadenizlinin yüreğinde. Yargı kararlarını ezerek ilerleyen Karadeniz Sahil Yolu'nu Artvin Sarp Sınır Kapısı'ndan Sinop'a kadar dolaştık. Gördük ki coşkusuna gem vurulmuş, kabaran yüreği karaya vurmuş Karadenizlinin. Yol, Karadenizlinin devlet otoritesine karşı olan güvenine, itaatine, belki de tarihinde ilk kez darbe vurmuş. "Denizle yol arasında kaldık. Yola hasrettik, sorgulamadık. Şimdi cezaevindeki mahkûmlar gibiyiz" diyor Karadenizli.

Sarp-Samsun arasındaki yol; gerekli hiçbir hazırlık yapılmadan başlamış ve yüzde 80'i tamamlanmış. Geri dönüşü olmaması için de yargı kararlarıyla adeta yarışılmış. Güzergâh noktaları belirlenerek ihale edilen projesiz yolda, halen gecikmeden kurtarılabilecek yerler var. Yakakent - Sinop yolu henüz 4. kilometrede. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin deyişiyle, "yapanın eli kolu kırılsın" demeye varmadan kurtarılabilecek güzelim koylar, Karadenizlinin deyişiyle, "özünde bir, sözünde bir" hükümet üyelerinin yolunu gözetmekte...
Sarp Sınır Kapısı'ndan başlayan ve Gerze Yakakent'e kadar kıyısı doldurulan il ve ilçelerde yaptığımız araştırmanın ilk durağı olan Sarp - Hopa yolunda hesapsız yapılan yolun ağır maliyeti var.
Vatandaşın, "Faturayı biz ödedik, hesabını kim verecek?" dediği 19 kilometrelik yolun öyküsü 1975'li yıllarda başladı. Aslında Karadeniz'de doğanın dengesinin bozulamayacağının ilk belgesi gibiydi Sarp - Hopa yolu. Deniz, yolla birlikte üzerindeki otomobilleri de alıp götürünce yol inşaatı bu kez biraz daha içeri kaydırıldı.
Sarp Sınır Kapısı'nın açılmasıyla, önce genişletme çalışması başlatılan bu yol, daha sonra Karadeniz Sahil Yolu Projesi'ne dahil edilip bölünmüş yola dönüştürülmek istendi. 1997'de yol inşaatı 50 milyon dolara (yaklaşık 78 milyon YTL) ihale edildi. Yapımı yılan hikâyesine dönen yol, 3 yıl önce 122 milyon dolar (yaklaşık 190 milyon YTL) maliyetle bitirildi. Bu yolun kilometresi 6.5 milyon dolara, yani otoban maliyet fiyatına yapılmış oldu.
Yolun üzerinde, en uzunu 1100 metre olmak üzere 3 ayrı tünel geçişi var. Bunlardan en uzunu olan Esenkıyı tünelinin girişi heyelan nedeniyle hasar gördü. Heyelan durdurulamayınca da duble yolun bir yönü kapatıldı, ulaşım tek yönden sağlanmaya başlandı. Tüneller de atıl kaldı.

Fazla dinamit yapıyı bozdu
Karayolları şimdi heyelanı durdurmanın yollarını arıyor. Ancak Kemalpaşa Belediye Başkanı Yalçın Emiralioğlu, şöyle dedi:
"Zamanında yolun fizibilitesini hazırlamadılar. İşi çabuk bitirelim diye 10 ton yerine 150 ton dinamit attılar. Toprak ve kayaların yatağı yerinden oynadı. Şimdi de 'Olmadı, yeniden yapacağız' diyorlar. Burada mağdur olan yalnızca Karadenizli değil tüm Türkiye. Trilyonlarca lira denize döküldü. Karayolları, heyelanı durduracak teknoloji bulamazsa, üç ayrı tünelle yapılan bu yol atıl kalacak ve yerine denize kazık çakılarak yeni bir yol yapılacak. Ancak 3 kilometre kıyı şeridimiz kaldı, buna izin vermeyiz."
Karayolları yetkilileri ise çözüm arayışı içinde olduklarını belirtmekle yetiniyorlar. Heyelanın önlenmesi veya denize kazık çakılarak yeni bir yol yapılmasının ise Karadeniz Sahil Yolu'nun tümden bitirilmesinden sonra gündeme geleceği bildiriliyor.

TIR'ların bekleme parkı yok
Bu yoldaki plansızlık sadece bununla sınırlı değil. Sarp Sınır Kapısı'nda iki ayrı tünelin içinden uzun TIR kuyruğu dikkat çekiyor. Uluslararası ticareti artıracağı düşünülerek planlanan sahil yolu projesinde, sınır kapısı gerekliliği olan TIR bekleme parkları unutulmuş.
Gümrük kontrolü işlemleri ağır aksak ilerlediği için Sarp Kapısı'ndan Rusya'ya geçmek isteyen TIR'lar, bazen 15 -20 gün boyunca tünelin içinde, karanlıkta ve egzoz dumanı içinde beklemek zorunda kalıyor.
Günlerce tünele hapsolan TIR şoförleri, tünelin içinde yemek pişirme zorunluluğundan, tuvalet ihtiyacını giderememekten, çöplerini atacak yer bulamamaktan, vatandaş da trafik ve kötü kokudan şikâyet ediyor.

1.5 milyar $ dediler, 4.5 milyar $ gitti
Fizibilite çalışması yapılmadan, heyelanlı bölgeler tespit edilmeden, çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan, "Çizgi Projesi", yani "Hat Belirleme Projesi"yle 1987'de ihale edilen Sinop - Sarp arası Karadeniz Sahil Yolu'nun maliyeti yaklaşık 4.5 milyar doları (yaklaşık 7 milyar YTL) buldu. Oysa ilk maliyet yaklaşık 1.5 milyar dolar (yaklaşık 2.3 milyar YTL) olarak hesaplanmıştı.

Maliyet neden arttı?
Projesiz ihale edilen yolun güzergâhları, bazı yerlerde AB standartlarına uymadığı, bazı yerlerde ise belediyeye arsa kazandırmak, hatırı sayılır kişilerin işyeri veya evlerine dokunmamak için açılan tüneller gibi gerekçelerle değiştirilince maliyet beklenenin kat kat üzerine çıktı. Oysa Karayolları Genel Müdürlüğü, Karadeniz sahillerini kurtarmak için sivil toplum örgütlerinin üniversitelere hazırlattığı alternatif güney projelerini, "Tünellerle geçiş pahalı olur" gerekçesiyle dikkate bile almamıştı.
Artvin Sarp Sınır Kapısı'nda 15 Kasım 1997'de başlayan ve Samsun'u kapsayan sahil yolu güzergâhının yüzde 60'ı deniz dolgusuyla yapıldı. Projede, Giresun Piraziz - Sarp arasındaki 112 noktada toplam 175 adet hidrolik köprü, 25 noktada 20 bin 901 metre tünel, 50 adet köprülü kavşak, 71 hemzemin kavşak, L, U ve T olmak üzere 221 mahmuz bulunmakta.
Yapılan araştırmalar, doğal yapının yüzde 80'inin bozulduğunu ortaya çıkarıyor. Plajların yüzde 90'ı tamamen yok edildi.
Artvin'in Arhavi ilçesi ise artık sahil beldesi değil yol beldesi. Denize sıfır olan çay bahçeleri ve aile gazinosunun önünde 20 metrelik bir toprak yığını var. Yol, denize sıfır geçiyor. Çay bahçelerinde kimse oturmuyor. Gazinonun penceresi toprak olduğu ve yola baktığı için, bugüne kadar binanın hiç kullanılmayan çatısı terasa dönüştürülmüş ancak vatandaş buraya da uğramıyor.

Hopa girişi unutulmuş!
Hopa'ya gelindiğinde araçları başka bir sürpriz bekliyor. Çünkü yolda Artvin - Hopa girişi unutulmuş. Artvin'den gelen otomobiller, Hopa girişindeki viyadükte, ne yöne gideceğini kestiremediği için ansızın duruyor ve kazaya neden oluyor. Karayolları, yolun sağına yol açmak istemiş ancak bu alanın dar olduğunu görünce vazgeçmiş. Şimdi çözüm aranıyor.

Yetişin, yolu başlattılar!
Muhtarın, "Yetişin, yolu yine başlattılar" feryadıyla Aksu'ya (Fındıklı) yöneldik. Önüne "Berlin Duvarı" çekilen Aksu'da vatandaşlar kepçeleri çaresizlikle izliyordu
Artvin Sarp Sınır Kapısı'nda başlayan yoldaki araştırmalarımızı, şiddetli yağış nedeniyle henüz tamamlayamamıştık ki, Aksu Muhtarı Musa Kazım Özçiçek'in, "Yetişin, yolu yine başlattılar" telefonunu aldık. Canı yanan insanın feryadıydı Özçiçek'in sözleri. Sanki taşlar denize değil yüreğine doluyordu.
Rize'nin Fındıklı ilçesi Aksu Mahallesi'ne vardığımızda, kepçeler, silindirler dört bir koldan yangından mal kaçırırcasına çalışmaya başlamıştı. Aksu'nun önüne önce 7 metre duvarla set çekilmiş, sonra da kıyısı kayalarla doldurulmuştu. Muhtar Özçiçek, eylem yapmaları halinde haklarında işlem yapılacağı yönünde uyarılan vatandaşlarla birlikte dolgu alanında çaresizlikle çalışmayı izliyordu.
İş makinelerini kullanan işçiler de tedirgindi. Vatandaşlar, el ele tutuşup bir süre oturma eylemi yaptı. Onlar çaresizliğin suskunluğuna bürününce, işçiler konuşmaya başladı: "İnanın, attığımız, parçaladığımız her kayayla yüreğimiz eziliyor ama emir kuluyuz."
Trabzon İdare Mahkemesi'nin verdiği üç ayrı iptal kararıyla vatandaş rahat bir nefes almıştı. Bu kararlara yönelik yürütmeyi durdurma isteği de Danıştay'da kabul edilmemişti.
Buna rağmen, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Aksu'da bulunan sit alanını yerinde inceleme yapmadan kaldırdı. Mahkeme kararlarının esasına aykırı yeni bir dolgu imar planını onaylayan Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın imzası da kurul kararına eklenince yol inşaatı yeniden başlatıldı.

Bilirkişi uzman değil
Trabzon İdare Mahkemesi, 17 Mayıs'ta, "Aksu sitten çıkarılamaz" diyerek yürütmeyi durdurma kararı verince iki duvar arası boş kaldı. Bir ay işi bırakan Karayolları müteahhitlerinin, hızla bu boşluğu doldurmaya başlamasının nedenini daha sonra yaptığımız araştırmayla öğrendik.
Trabzon İdare Mahkemesi'nin verdiği karara, Kurul tarafından yapılan itiraz değerlendirilmiş, bir üst mahkeme olan Trabzon Bölge İdare Mahkemesi, yürütmenin durdurulma kararının kaldırılmasına hükmetmişti. Gerekçe ise yine mahkemenin atadığı bilirkişilere, konusunda uzman olmadıkları halde rapor hazırlatıldığı yönündeydi.

Danıştay: Durdurun
İdare Mahkemesi, itiraz doğrultusunda konusunda uzman yeni bilirkişiler atamaya hazırlanırken, bu kez Danıştay Dava Daireleri Kurulu, Fındıklı ile ilgili olarak Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın 17 Ekim 2005'te onayladığı dolgu imar planının iptali talebiyle açılan davada, yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Kurul'un 14 Temmuz'da verdiği kararın, henüz Karayolları'na tebliğ edilmediği öğrenildi. Karayolları, bu süreç içerisinde yolu hızla doldurmaya devam etti.

Ardeşen ve Pazar
Fındıklı'dan sonra gittiğimiz Ardeşen ve Pazar ilçelerinde de Karadenizlinin dağlarla deniz arasında mahkûm olduğunu gördük. Van 100. Yıl Üniversitesi'ne alternatif güney yolu projesi hazırlatan Ardeşen Belediyesi'nin AKP'li Başkanı Mümtaz Sinan, bu projeyi uygulatmakta başarılı olamayınca Karayolları'nın hazırladığı dolgu imar planını meclis kararıyla onayladı. Avukat Ferhat Artan'ın başını çektiği çevreciler de hukuk yoluyla mücadeleyi seçti. Yargı süreci devam ederken kıyı tamamen dolduruldu. Yolun yalnızca asfaltlama çalışması kaldı.

Denize 7 metrelik engel
Pazar'ın girişindeki Hamidiye köyünün 3.5 kilometrelik sahilinin, sadece 200 metresinde kumsal bırakıldı. Kumsalın denize mesafesi 10 metre. Pazar'ın 4 kilometrelik bölümünde denizle vatandaşın arasında 7 metre yüksekliğinde duvar çekildi.
Hamidiye'de kumsala ulaşımı sağlamak için Karayolları'nın yaptığı altgeçit, su bastığı için kullanılamıyor. Hamidiye için açılan dava halen devam ediyor, ancak yol bitti. Pazar'da da daha önce denize bakan balık restoranları şimdi duvara bakıyor.
Çayeli'nde de yol, deniz dolgusu ve kasabanın önünü perdeleyen viyadükler üzerinden geçiyor. Kasabanın doğusundaki sahil 2 bin 200 metrelik çift tünel yapılarak kurtarılmış. Gündoğdu'da çalışmalar devam ediyor. Karayolları'nın deniz dolgusuyla yaptığı tahkimatlar, belediyenin çöpleriyle dolduruluyor.
Trabzon yönünden Rize girişi viyadüklerle sağlanmış, dolgu olan mevcut yol genişletilmiş. Rize, dünyada pek örneği olmayan viyadük manzaralı bir şehir olmuş.
Yanyolları ve ortasında 4 şeritli bölünmüş yolu olan Rize'de vatandaş, karşı yola geçmek veya deniz kıyısına ulaşmak için korkulukları, taşınabilir merdivenle aşmaya başlayınca, belediye Karayolları'nı beklemeden üstgeçit yapmaya karar vermiş. Şimdi, iki ayrı üstgeçidin inşaatı sürüyor.

Kalkavanların yalısı
Girişleri ve çıkışlarında yapılmış düzenlemeler nedeniyle kaybolduğumuz Rize'deki tek kumsal, yaklaşık 13 kilometre ileride. Rizeli, Sarayköy'deki kumsalı Kalkavanlara borçlu olduğunu belirtiyor.
Karayolları, sahil geçişini Kalkavanların yalı ve villalarının olduğu noktada tünel geçişiyle sağlamış.
Yol, tünel sonrasında deniz dolgusuyla Trabzon'a doğru devam ediyor. Tek kurtarılan plajın 20-30 metre uzağında gemiler denizden kum çıkarıyor. Vatandaş, kurtarılan tek plajını kum çekme sonucunda kaybedeceğinden endişeli.
Halkın nefes aldığı iki yerden biri olan 100. Yıl Parkı'nın ortasından viyadükle yol geçirildi. Parkın bitişiğindeki 18 dönümlük alan, denize doğru 10 dönüm doldurularak üzerine alışveriş merkezi yapılmak üzere satıldı
Kültür mirası bir kentin binalara boğulduğu yerdi Trabzon. Halk, bir Boztepe'de, bir 100. Yıl Parkı'nda ve bir de Beşirli sahilinde nefes alırdı. Sahilde değil tepelerde olduğu için, bir Boztepe kurtuldu. Çay bahçeleri, lokantalar ve yürüyüş parkurlarıyla donatılmış Beşirli sahilinin büyük bir kısmından ise yol geçti. Kalan küçük bir kısmı da eski ve yeni yol arasında kaldı.
Atatürk'ün doğumunun 100. yılı anısına inşa edilen, ağaçlar içindeki 100. Yıl Parkı'nda da deniz keyfi yapılıyordu. Şimdi bu parkın ortasından deniz seviyesinden 32 metre yükseklikte inşa edilen viyadükle birlikte Karadeniz Sahil Yolu geçiyor.
Sahil yolunun bu bölgeden geçişiyle ilgili olarak hazırlanan ilk proje, mevcut yolun genişletilmesi şeklindeydi. Ancak bu karar değiştirilerek, yol sahilden geçirildi. Trabzon Belediye Meclisi de Karayolları'nın yeni projesini onayladı. Bölge sit kapsamında olduğundan Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ise, Aksu'daki gibi buradan yol geçişine izin verdi. Böylece 100. Yıl Parkı'nın da içinde bulunduğu sahilin yol olmasının önündeki tüm engeller aşıldı.

Kararlara rağmen kepçeler
Trabzon Çevre Kültür Girişimcilik Derneği, Aralık 2002'de, Karayolları'nın "Trabzon Merkez Tünel-Havaalanı arasında kalan kısmıyla ilgili olarak hazırladığı revizyon imar planını" onaylayan Belediye Meclis kararına karşı dava açtı. Trabzon İdare Mahkemesi, 20 Mayıs 2005'te iptal kararı verdi. Karayolları, "mahkeme kararının yürütmesinin durdurulması" istemiyle Danıştay'a başvurdu. Danıştay 6. Daire, 2 Ağustos 2004'te yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bunun üzerine, duran yol inşaatı yeniden başladı.
Danıştay, 29 Aralık 2004'te de "11 Ağustos 2003'te onanan planla ilgili olarak bilirkişi görüşü esas alınması suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiştir" hükmüne vararak mahkeme kararını bozdu. 19 Ekim 2005'te ise Trabzon İdare Mahkemesi kararında ısrar ederek imar planını iptal etti.
Trabzon Belediye Meclisi 2 Şubat 2006 tarihinde toplanarak, iptal edilen planın aynısını yeniden kabul etti. 28 Şubat 2006'da Belediye Meclis kararına yapılan itiraz reddedildi.
Bu arada Karayolları temyiz istemiyle ikinci kez Danıştay'a başvurdu. Mahkeme kararının yürütmesinin durdurulmasını da istedi. Danıştay, Karayolları'nın "yürütmenin durdurulması" talebini reddetti. Danıştay'ın kesin kararı beklenirken, durdurulması gereken yolda inşaat hızla sürüyor.
Öte yandan çevrecilerin Trabzon-Beşirli-Tünel geçişiyle ilgili olarak başlattıkları hukuki süreç de devam ediyor.

Deniz alışveriş merkezi oluyor
Bu arada belediyenin, yol sahile kaydırılmadan önce yaptığı bir arazi satışı tartışılıyor. 100. Yıl Parkı'nın yanındaki 616 ada 14 numaralı bu parsel fuar alanıyken, satıştan önce 26 Ağustos 1996'da, Belediye Meclisi'nin olağanüstü kararıyla "Turistik otel ve ticaret alan"na dönüştürüldü. Satış için 26 Aralık 1996'da yapılan ihaleye kimse katılmadı.
28 Ağustos 1997'de yapılan ikinci ihaleyi, diğer firmadan yaklaşık bin YTL fazla veren İbrahim Kul ve Ahmet Kul, KDV hariç 486 bin YTL'ye kazandı. Yol sahile kaydırılınca 100. Yıl Parkı'nın içinde viyadük inşaatı başlatıldı.
Belediye, dolgusu planlanan 10 dönümlük denizi de İbrahim ve Ahmut Kul'un şirketine sattı. İlk satılan arazi ile dolgu sonucu oluşacak arazi birleşmiş oldu. 18 dönümü karada, 10 dönümü denizde olan bu arazi üzerinde ise şimdi Forum Trabzon Alışveriş Merkezi'nin inşaat levhası bulunuyor.

Köprü otopark oldu
Mevcut yol yerine projenin sahile kaydırılması, Trabzon Değirmendere'de bir köprünün atıl kalmasına neden oldu. Karayolları, ilk proje kapsamında kamulaştırmalar yapmış, mevcut yolu genişletmek için bir de köprü inşa etmişti.
İddialara göre, Trabzon merkez - Tünel arası proje değişikliği yapılınca, bu yolun başlangıç noktası olan Değirmendere'de de yol sahile viyadükle kaydırıldı. Bu nedenle ilk yapılan köprü atıl kaldı. Şimdi, yol bağlantısı olmayan köprü otopark olarak kullanılıyor. Karayolları yetkilileri ise, köprüyü şehiriçi geçişini rahatlatmak amacıyla yaptıklarını iddia ediyor.
Denizi doldurulan Sürmene sahilinde kumsal kazanmak için onlarca "T" tahkimatı yapıldı. Kıyı dolgusuyla kazanılan arazinin Kızılay'a verildiğini belirten vatandaşlar, "Her selde vatandaşı dere kenarına ev yaptı diye suçlayan hükümet yetkilileri, dolgu alanına Kızılay Diyaliz Merkezi binası inşa edecek. Oysa yasalar dolgu alanına bina yapılmasına izin vermiyor" diye tepki gösteriyor. Deniz dolgusuyla yer kazanan Arsin Belediyesi, tahkimatları çöplerle dolduruyor. Bu tahkimatların yolu koruyacağı öne sürülüyor. Oysa 1999'da denizde meydana gelen fırtınada, Trabzon ve ilçelerinde bulunan çekek yerlerindeki mahmuzların 975 metresi tahrip etmişti. Belediye çöpleriyle doldurulan tahkimatları alıp götüren deniz, daha sonra tonlarca çöpü kıyıya geri savurmuştu.

İmtiyazlı kıvrımlar
Arsin-Yomra arasında sahil dolgusuyla gelen yol bir anda mevcut yola kıvrılıyor, 1-2 kilometre sonra tekrar sahile iniyor. Vatandaşlar, Uzunalioğulları'na ait olan iki villayı kurtarmak için güzergâhın değiştirildiğini iddia ediyor. Yeniay beldesinin önünde boydan boya geçen viyadüğü görüntülerken bizi gören Fatma Gürel, "Bu utanç duvarının çekilecek nesi var? 35 yıl Almanya'da çalıştım. Biriktirdiğim paralarla ev, dükkân yaptım. Bu sene tatile geldim ki, deniz manzaralı evimin penceresi duvara bakıyor" dedi.
Prof. Yılmazer'in, Giresun sahilini kurtarmak için hazırladığı projede yol, il sınırında tünelden girecek, 4 kilometre sonra sahile çıkacaktı. Ancak yol merkezden geçirildi
Karadeniz'in tek yarımadası Giresun'un kıyıları taştan kaleyle çevrilmiş. Yeşilin ve denizin kucaklaştığı Giresun, sahil yolundan en fazla etkilenen illerden biri. Oysa Giresun'un sahil yolu inşaatından etkilenmemek için hazırlattığı alternatif bir güney projesi var.
Bu projeyi Yüzüncü Yıl Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Yılmazer hazırladı. Projeye göre, Giresun girişindeki mevcut tünelden giren yol, sahil yerine şehrin arkasından geçip kısa mesafeli üç ayrı tünelle Giresun'un merkezinin 4 kilometre batısından yeniden sahile iniyordu. Ancak yol deniz dolgusuyla şehir merkezinden geçirildi.
Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu (TÜRÇEK) Giresun Şube Başkanı Hakan Adanır'ın 300 kadar çevreciyle başlattığı eylemler ve düzenlenen etkinlikler, sahili yol haline getirmek isteyen yönetim kademelerinde duyarlılıkla karşılanmadı.
Yolun neredeyse yüzde 90'ını bitiren Karayolları, iş şehrin merkezine gelince ne yapacağını şaşırdı. "Taşpark mı, yoksa İş Bankası adası mı yıkılsın?" noktasında yol çıkmaza girdi. Çünkü, Giresun'un en güzel köşelerinden biri olan Taşpark'ın yıkılmasına vatandaş izin vermiyor. İş Bankası adasında ise kamulaştırma yapılması gerekiyor.
Giresun merkezin yanı sıra birçok ilçe de çevre mücadelesini kaybetti. Çabalar sonuç vermeyince Eynesil, Bulancak, Piraziz, Keşap, Görele, Espiye sahilleri deniz dolgusuyla kaybedildi.
Piraziz Eğrice, Civili kumsalı ile birkaç burun da çevrecilerin çabalarıyla yoldan etkilenmedi. Kurtulan tek ilçe Tirebolu. İlçe, Prof. Dr. Cengiz Eruzun'un başkanlığı döneminde Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun sit kararıyla kurtuldu.
Tirebolu sahili sit kapsamına alınınca, Karayolları yolu denizden geçirmek için yeni bir plan yaptı. Kurul bu kez de denizi sit kapsamına aldı.
Şimdi Tirebolu sahil yolu, tünel geçidiyle yapılıyor.
Giresun'un Piraziz ilçesinde kıyı dolgusuyla yol yapılınca, denize sıfır parklar, lokantalar, evler ve işyerleri yolun 7-8 metre altında kalmış. Lokantaların ve konutların deniz manzarası, şimdi onlara yarım metre uzaklıkta 7 metre uzunluğunda bir duvar oldu.

Çevreci proje
Bulancak'ta ise kot farkı nedeniyle dere denize kavuşamıyor, yağmurlarla sel oluyor. Doldurulan kumsallar, T mahmuzlarla yeniden kazanılmaya çalışılıyor.
Arıdurak Burnu'nda müteahhit firmanın danışmanlığını üstlenen Prof. Dr. İlyas Yılmazer, alternatif bir proje üretti. Karayolları, burnu dolaşarak deniz dolgusuyla yol yapma planı öngördü. Yılmazer ise doğayı bozmadan açacağı tünelin üzerini daha sonra yine toprakla örtecek bir proje hazırladı.
Bu projenin geçeceği yerdeki arazi sahibi, kamulaştırma için 50 bin dolar istedi. Yılmazer, "Karayolları 50 bin doları vatandaşa vermeyi kabul etmedi, ancak denizi 5 milyon dolara doldurdu. Proje kabul edilmeyince de firmanın danışmanlığını bıraktım" dedi.

Ordu eylemle kurtuldu
Bolaman-Perşembe yolu, sivil toplum örgütlerinin itirazları ve alternatif projeleri üzerine içeri kaydırıldı. Mesafe 42 kilometreden 27 kilometreye, maliyet 1.2 milyar dolardan 411 milyon dolara düştü
Ordu, Karadeniz'de kıyısını yola kaptırmayan tek il. Orduluların, sahil dolgusuyla yol inşasına karşı eylemi 1994'te başladı. "Yola değil kıyı dolgusuna karşıyız" diyen 20 bin kişi sokağa döküldü. Eylemleri uzun soluklu devam ettirince, sahillerini kurtardılar.
Karayolları, sahil yerine yolu güneyden, Boztepe'den geçirmek için yeni bir proje hazırlığına girdi. Yalnızca Ordu merkez değil, Ünye'den de yol şehrin arkasından yani güneyden geçecek.

Çok yönlü tasarruf
Fatsa ilçesinin Bolaman beldesi ile Perşembe ilçesi arasındaki bölüm, sahilden değil de güneyden yapılan ve bitirilmek üzere olan tek yol. Önce burnu dolaşarak deniz dolgusuyla geçmesi planlanan 42 kilometrelik yol, daha sonra güney geçişiyle yapılınca ülke ekonomisi de yaklaşık 788 milyon dolar kazandı.
Sivil toplum örgütlerinin itirazları üzerine projesini yeniden gözden geçiren Karayolları, 42 kilometrelik bir burundan oluşan bu güzergâhta derin koyların bulunduğunu ve dolgu maliyetinin yüksek olacağını da göz önünde bulundurarak yolu güneye kaydırmıştı. Bu değişiklikle 42 kilometrelik yol 27.6 kilometreye düştü. 60 dakikalık yolun mesafesi de 15 dakika oldu. Dağlar delinerek, dereler köprülerle aşılarak 27 kilometreye düşürülen bu yolun toplam maliyeti 411.51 milyon dolar. Bu yol deniz dolgusuyla yapılsaydı maliyet yaklaşık 1.2 milyar dolar olacaktı.

Yolun sırat köprüleri
Ordu'dan Samsun'a devam eden yolun da çoğunluğu bitti. Tek şeritli yol, şimdi ikişer şeritli bölünmüş (duble) yol haline getirildi ve asfaltlama çalışmaları devam ediyor. Genişletme nedeniyle bazı yerlerde yol, evlerin merdivenine dayanmış. Üstgeçitleri henüz yapılmamış olan yolda, vatandaşın tahtadan yaptığı ve "sırat köprüsü" dediği köprüler var.
Ordu çıkışı Turnasuyu mevkiinde karşılaştığımız Hanife Koçak, "Evlerimiz sahilde, ne çocukları ne de inekleri karşıya geçirebiliyoruz. Eskiden de burada yol vardı ama şimdi yol genişletilince havaalanı gibi oldu" diyor.

85 kilometreden taş
Samsun'un Yakakent ilçesine kadar içerden devam eden yol, ilçe merkezini geçer geçmez, sahile kıvrılıyor. Orman içinden geçen mevcut yolun 150 metre aşağısındaki kumsal, eskiden mesire yeri ve plajdı. Halkın denize girip piknik yaptığı bu yerden şimdi sahil yolu geçiyor.
36 kilometrelik Yakakent-Gerze yolu 1998'de ihale edildi. Başlangıç noktasına 85 kilometre olan taşocaklarından taşınan taşlarla, 7 yılda ancak 6 kilometre dolgu yapılabildi. 6 kilometrelik yola bugüne dek 26 milyon dolar harcandı. Toplam maliyeti 274,4 milyon dolar. Çevreciler, tek sıra ağaç keserek mevcut yolun genişletilebileceğini, deniz dolgusunun tercih edilmesinin tamamen rant amaçlı olduğunu iddia ediyor.

Karayolları'nın garip iddiası
Çevreciler, Güzelçay-Sinop arasındaki koyların yol olmaması için hukuk mücadelesi başlattı. Güzelçay-Sinop 1. Kısım Projesi'nin iptali için dava açtılar. Samsun İdare Mahkemesi'ne açılan davaya savunma gönderen Karayolları, "Mevcut yol, bölünmüş yol projesine uygun değildir" dedi.
Çevrecilerin mahkemeye sunduğu, "Olağanüstü güzel kıyılar yok edilecek" ifadesini de eleştiren Karayolları, "Bu kesimde dik ve yüksek falezlerin olması nedeniyle halkın deniz sahiline ulaşması mümkün olmamaktadır. Ancak yol yapılırsa halk sahile ulaşacak" görüşünü savundu.
Karayolları, yine mahkemedeki savunmasında, "kıyı çizgisi belirlenmediği ve imar planı hazırlanmadığı için yolu durdurduklarını" bildirdi. Karayolları'nın iddiasının aksine yol inşaatının yasalara aykırı devam ettiğini iddia eden çevreciler tespit istedi. Gerze Sulh Hukuk Mahkemesi'nin belirlediği bilirkişi, çalışmalar yapıldığını belirledi. Bu raporun ardından çevrecilerin yol inşaatının durdurulması yönünde yeniden İdare Mahkemesi'ne başvurması üzerine, tespit için bilirkişi atandı. Yargı süreci devam ediyor.

Sinop koylarını kurtaralım
Karadeniz Sahilleri Platformu Sözcüsü Hasan Özkazanç, "Karayolları tüm Karadeniz sahilini kıyı çizgisi belirlemeden, plansız, projesiz yaptı. Paralar denize döküldü, kıyı katledildi. Hiç olmazsa Sinop koylarını kurtaralım. Karayolları, kıyı katliamını yalnızca yüzme alanlarının yok edilmesi olarak algılıyor. Oysa bu koylarda, yüzlerce yılda kendiliğinden oluşan mağaralar var. Denizdeki bu mağaralarda yaşayan binlerce canlı var" dedi.
--------------------------------------------------------------------------------

Yazı: Şükran Özçakmak
Karadeniz İsyandadır.org
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  












MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!