Sitemiz Onbinlerce sayfa ve özgün fotoğraf içermektedir. Aradığınıza kolay ulaşmak için yukarıdaki arama kutusunu kullanabilirsiniz. İlginiz için teşekkür ederiz! - Please use this search for thousands of articles from our site

Son İletiler

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 ... 10
41
Ege Bölgesi / Ynt: Zeytin
« Son İleti Gönderen: admin Kasım 09, 2014, 09:08:40 ÖÖ »
Zeytin fotoğrafları
42
Karadeniz Mutfağı / Ynt: Karadeniz yemekleri dosyası
« Son İleti Gönderen: admin Kasım 09, 2014, 07:23:24 ÖÖ »
Gilikoz şurubunu bal niyetine tüketenler için gerçek doğaya ait tarih öncesi bir fotoğraf karesi
Kaya balı
43
Dil ve Edebiyat / Ynt: Dil nedir?
« Son İleti Gönderen: semiha Kasım 05, 2014, 04:37:57 ÖÖ »
Arkadaşlar dil çok değerli bir şeydirç Boşuna demiyorlar bir dil 1 insan 2 dil insan. Bende bu yüzden dillere meraklıyım ama fazla boş zamanım olmadığından evde öğrenmeye çalışıyorum. Uzun araştırmalarımdan sonra ingilizceyi evdede öğrenebileceğimi keşfettim ve interokul.com kayıt oldum. Gerçektende çok memnunum yani birebir öğretmenler ile ders ama evimdeyim. Herkese tavsiye ediyorum.
44
Karadeniz Fotoğrafları / Ynt: Trabzon'dan Fotoğraflar
« Son İleti Gönderen: admin Kasım 03, 2014, 04:00:53 ÖS »
Maçka Kohrakolidis, Kofrakol mezrası, Trabzon
45
Çamlıhemşin, Rize Pokut yaylası
46
Karadeniz'in gezilecek yerleri yaylalar, kiliseler ve diğer yapıların fotoğrafları
47
Karadeniz’in 5 Hazinesi

Yazı: Burak Kabil
Fotoğraflar: İzzet Keribar

Ahşap Bezemeli Camiler
Ahşap cami bezemeleri ile ünlü Karadeniz’de akla ilk gelen kent Kastamonu oluyor. Burada bulunan ve 16. yüzyılda inşa edilen Nasrullah Camii, şehre gelenleri seçkin bir tarihi miras olarak sizi selamlıyor. İç mekân tezyinatı ve hat yazıları ile mimari zarafet örneği olan caminin minberi özgün ahşap işleme sanatının en muhteşem örneklerinden biri. Kastamonu’da bulunan bir diğer kültür mirası ise Kasaba Köyü’nde bulunan Çivisiz Cami.

Tam bir başyapıt olan cami 1366 yılında inşa edilmiş ve çürümeden bugüne ulaşmış. Hayli sade ve mütevazi bir dış görünüm ile sizi karşılayan cami, bütün görkemini içeride saklıyor. Ahşap unsurları bindirme tekniği ile çivisiz olarak inşa edilen bu nadide yapı, Türk ahşap mimarisinin şaheserlerinden biri.

Demirkapı Yaylası
Kayalardan fışkıran suların coşkun sesi ve yemyeşil ağaç manzarası eşliğinde Uzungöl’den bir saat mesafede bulunan Haldizen Yaylası, yeni adıyla Demirkapı Yaylası, serin ve tertemiz havasıyla sizi karşılıyor. Yaylanın çiçekli kırları arasında otlayan buzağıların görüntüsü ve şirin yayla evleri içinizdeki çocuğu uyandıracak. Üç mahalleden oluşan bu güzeller güzeli yaylanın zirvesi 3 bin 376 metreyi buluyor.

Misafirperverlikleriyle sizi bahçelerine buyur eden yayla insanının en güzel ikramı, soğuk ayranlar. Yayladaki en güzel konaklama alternatifi yıldızlarla bezeli gök kubbe altında kuracağınız çadırınız. Hazırlıklı gitmeyi unutmayın. 
Uzungöl’e hayat veren Haldizen Deresi’ni besleyen şelale ve derecikler boyunca yürüyüp ladin, köknar ve kayın ağaçlarının gölgesinde serinleyebilirsiniz

İkizdere Vadisi
Rize ile özdeşleşen çay ve mısır bahçeleri eşliğinde İyidere yolunu takip ederek ulaşabileceğiniz İkizdere Vadisi, doğal bir SİT alanı ve dünyada korunmada öncelikli 200 ekolojik bölgeden biri. Çamlık ve Cimil derelerinin birleştiği noktadaki İkizdere Vadisi; dik yamaçlı sırtları, zümrüt yeşili doğası, tarihi kemer köprüleri ve coşkun akan deresi ile sizleri büyüleyecek.

Birbirinden güzel köy evleri ve kır çiçeklerinin her rengi ile donanmış coğrafya; insanı yenileyip gençleştiriyor adeta. İkizdere’nin 10 kilometre kadar güneyindeki Dereköy, Rize’nin batısındaki yaylaların da çıkış noktası. Yüksekliği 3 bin 500 metreyi aşan dağ silsileleriyle çevrelenen İkizdere Vadisi, balıyla ünlü Anzer Yaylası’nın yanı sıra Puşula, Çamlık, Gölyayla, Cimil, Çiçekli, Mahura, Yatak, Buzluğan, Kaban ve Vaşa yaylalarını saklıyor.

Gürcü Kiliseleri
Artvin Hamalı Köyü’nde bulunan ve Gürcü Kralı Sumbath tarafından M.S. 10. yüzyılın ortalarında inşa edildiği düşünülen Dolishane Kilisesi -diğer adıyla Hamamlı Kilisesi- 14. yüzyıla kadar kilise olarak kullanılmaktaydı. Bugün atıl durumda bulunan kilisenin güney cephesinde görülmesi bir de güneş saati bulunuyor. Kilise 17. yüzyıl sonlarında camiye çevrilmiş olduğundan bugün yöre halkı tarafından cami kilise olarak anılıyor.
Yemyeşil bir coğrafya, irili ufaklı dereler ve göller, sisli sarp dağlar, bunların arasına serpişmiş ahşap evler, köprüler, tarihi taş yapılar… Kastamonu’da başlayıp Artvin’e uzanan bir rota izlerseniz bölgenin doğa ve tarihi mirasına dair en güzel örnekler karşınıza çıkar. İşte bizim karşılaştıklarımız.
Artvin Yusufeli ilçesinde bulunan diğer bir kilise ise İşhan Kilisesi -diğer adıyla Kanlı Kilise- 11. yüzyılda tamamlanmış. Bir rivayete göre toprak altında bulunan bu yapı Selçuklu dönemde bulunmuş ve onarılmış. Doğu Hristiyanları için önemli dini merkezlerden biri olan kilisenin kubbeli bazilika mimarisinde inşa edilmiş.

Çoruh Nehri
Artvin ili sınırlarında bulunan ve dünyanın en iyi rafting parkurları arasında gösterilen Çoruh Nehri, en derin nehir olarak da biliniyor. Sırakonaklar’dan başlayıp Artvin Yusufeli’nde sona eren rafting parkuru geceleri kamp yaparak yaklaşık bir hafta sürüyor.

Saniyede 300 metreküp gibi çok yüksek bir debi ile akan nehrin engebeli arazisi de cabası. Erzurum Ovası’nın kuzeyindeki Mescit Dağları’ndan doğup 376 kilometre yol kat ettikten sonra Batum ve Karadeniz’e dökülen Çoruh Nehri bol yağışlı zirvelerden besleniyor ve bu nedenle de suyu bulanık akıyor. Başta kefal ve sazan olmak üzere değişik balık çeşitlerine ev sahipliği yapan Çoruh, zengin flora ve fauna özellikleriyle doğallığını koruyan nehirlerimizden.
48
Ordu / Ynt: Ordu gezisi ve gezi fotoğrafları: Karadeniz’in Özeti: Ordu
« Son İleti Gönderen: admin Kasım 02, 2014, 07:35:03 ÖÖ »
Ordu gezisi ve gezi fotoğrafları: Karadeniz’in Özeti: Ordu
49
Ordu / Ordu gezisi ve gezi fotoğrafları: Karadeniz’in Özeti: Ordu
« Son İleti Gönderen: admin Kasım 02, 2014, 07:33:21 ÖÖ »
Karadeniz’in Özeti: Ordu

Mavi ve yeşil… Tatil akla düşünce insan bu renkleri bir arada görebileceği yerlere kaçmak ister ya, bu kez de Ordu’yu görelim dedik ve çıktık yola.


Samsun Havaalanı’ndan iki saatlik yolculuktan sonra ilk hedefimiz Boztepe oldu. Zira şehre tepeden bakış, nasıl bir coğrafyada bulunduğumuz hakkında bize ipuçları verecek. Teleferik olması işimizi kolaylaştırdı ve 10 dakikalık bir tırmanıştan sonra Ordu’ya 500 metre kadar yukarıdan bakan Boztepe’ye ayak bastık.

Yukarıdan şehir, Boztepe’nin eteklerinden aşağı akıyor gibi görünüyor. Sol tarafımızda ufka kadar her yer masmavi Karadeniz. Sağımız ise Ordu’yu arkadan çeviren dağlarla kaplı ve yemyeşil. Sakin olduğunda Ordu’yu uzun bir plaja çeviren Karadeniz’i bu kez hırçınlaşmış, köpürüp kıyıya hücum ederken bulduk.

Güzel bir fotoğraf noktası burası. Ziyaretçiler bir deniz bir dağ tarafını fona alıp resim çektiriyor. Yamaç paraşütçüleri de gelip buradan süzülüyormuş aşağı. Eminiz bu fındık şehri, Giresun- Ordu Havalimanı hizmete açılınca kabuğunu kıracak ve buralar daha da büyük kalabalıkları ağırlayacak.

Hayli eski bir yerleşke Ordu... Kaşkalar, Medler, Persler, Roma İmparatorluğu, Danişment Beyliği, Trabzon Rum İmparatorluğu, Anadolu Selçuklu Devleti, Hacıemiroğlu Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu’na ev sahipliği yapan şehirde zengin bir kültürel miras var: Etrafında kaya mezarları bulunan Ünye Kalesi, UNESCO Dünya Antik Eserler Listesi’ne dâhil olan Gölköy Kalesi, Pontuslardan kaldığı rivayet edilen ve 18. yüzyılda üzerine nefis bir ahşap konak kondurulan Bolaman Kalesi, Tikenlice Köyü’ndeki kaya mezarları, Perşembe’deki Yason Kilisesi bunlar arasında en bilinenleri.

Boztepe’den sonra Paşaoğlu Konağı’na gidiyoruz. 1896 tarihli bu yapı buradaki sivil mimarinin en güzel örneklerinden ve şimdi Etnografya Müzesi olarak kullanılmakta. İçerideki teşrifat ve sergilenen kıyafetler, takılar, silahlar ve mutfak gereçleri o dönemin günlük hayatına dair ipuçları veriyor. Şehir merkezindeki gezintimizin sonraki durakları 1770’li yıllarda yapılan Atik İbrahim Paşa Camii (Orta Cami) ve 1890 tarihli Aziziye Camii oldu. Arada da Ordu tostunu keşfettik; taş fırında pişme özel bir ekmekten yapılıyor.

Önce kenarları kesiliyor sonra sucuk ezilip ekmeğin içine tereyağ sürer gibi sıvanıyor ve yağlayıp tost makinesinde kızartılıyor. Bir Karadeniz şehri olmasından sebep Ordulular da balığa düşkün. 110 kilometrelik sahil şeridinde yemyeşil birçok koy var ve bir kısmı balıkçılar tarafından sığınak olarak kullanıyor. Balığı akşama pideyi de ertesi gün öğle yemeğine bırakıp önce Perşembe’ye gidiyoruz.

Yason’dayız. Burası karadan çıkıp Karadeniz’e batarcasına uzanmış ince uzun ve kıvrımlı bir yarımada ve üzerinde tadilat görmüş eski bir kilise var. Turistlerin en fazla uğradığı yerlerden biri olan bu yarımadanın en ünlü ve hoş özelliği, güneşin Karadeniz’den doğup Karadeniz’de batışının izlenebilmesi.

Perşembe’den çıkıp komşu ilçe Ünye’nin mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biri olan Kadılar Yokuşu’na uzanıyor ve karşımızda sokağı müzeye çeviren tarihi Ünye evlerini buluyoruz. Sonra da Bakırcılar arastası… Burası o eski bakırcı kimliğini yitirmiş gibi gözükse de hâlâ çekiç sesleri duyuluyor.

Çamlık yakınlarındaki küçük bir adada Aya Nikola adlı kilisenin yıkıntıları var. Aziz Nikola’nın, yani bildiğimiz Noel Baba’nın burada yaşadığı düşünülüyor. Yunus Emre’ye ait olduğu söylenen bir türbe de bulunuyor Ünye’de. Uzunkum, İncekum, Çınarsuyu gibi plajların peşpeşe sıralandığı bu ilçe Asarkaya Milli Parkı, Yazkonağı köyündeki mağaralar, Çamlık mesiresi gibi gezi ve keyif alanlarıyla tam bir turistik merkez ve bu yüzden Ünye’de pek çok otel ve turistik tesis kurulmuş.

Etrafı seyretmek için çıktığımız Çaytepe hafiften İstanbul’daki Çamlıca’yı çağrıştırıyor, manzara harika. Buradaki muhteşem pideleri görünce yemek planımızı bozuyor ve Fatsa’ya doğru yola koyuluyoruz.
Göller, Yaylalar

Fatsa, Ordu’nun favori ilçelerinden biri... Burayı favori kılanların en başına bence Gaga gölünü koymak gerek. Manzaraları ve sakinliği ile insanı çeken ve orman içinde saklanan bu gölün kıyıları sarı nilüferlerle ve sazlıklarla kaplı. Fatsa’ya kaplıcalar için de gelenler var, Ilıca beldesi ve Elmaköy’deki şifalı suların romatizma, bel ağrısı, böbrek sorunlarına iyi geldiği söyleniyor. Antik miras meraklıları ise Kız Kulesi, Cıngırt Kaya Mezarları, Göreği Manastırı gibi kalıntılara yöneliyor.

Ordu, doğal güzellik denince aklınıza ne gelirse neredeyse hepsini sınırları içine toplamış bir şehir. Yeşilin her tonu, ormanın yoğuncası, çiçeklerin her rengi, dağın heybetlisi, deresi, yaylası, vadisi, gölü, şelalesi… Hepsi içiçe geçmiş ve muhteşem manzaralar oluşturmuş. Bol yamaçlı yeşil yaylalar kâh mendereslerle bölünüyor kâh kışın kayak yapılan yamaçlarla dalgalanıyor. Şehrin iç kısımları yüksekçe ve bu bölgeler harika yaylalara sahip.

Bin 500 metre rakımlı Mesudiye’de fındık yetiştiriliyor ama ilçede hayvancılık da yaygın olduğundan yaylalar bahar ve yaz aylarında koyun sürüleriyle daha da renkleniyor. Keyfalan Yaylası’nı görülecek yerler listenizde en başa koymalısınız zira burası yayla turizminde iddialı ve ziyaretçiler için konaklama tesisleri de var.

Hemen komşu ilçe Ulubey’deki Küpkaya Kanyonu hem etrafında yürüyüş hem de yüzmek için güzel bir alan. Planlarına piknik de katmak isteyenler az ötedeki ve Kovanlık düzüne gidiyor. Unutmadan, kanyonda kano yapmak da mümkün. Biz yürüyüşe devam edip Şahinkaya denilen mevkiye gidiyoruz.

Burası üzerinde mağaralar bulunan dik bir tepe ve dikliğinden ötürü buraya da kaya mezarlar yapmışlar. Tarih meraklılarına Çubuklu kalesi, Sarpdere köprüsü ve Kıranyağmur Kaya Mezarlarını, doğaseverlere de Ulubey’de Ohtamış şelalesini ve Sayacabaşı piknik alanı öneririz.

Ordu bize Karadeniz doğasının bir özetini sunuyor. Çok sayıda göl, dere, şelale derken gerçekten keyif alınacak ve zaman ayrılacak bir şehir. Altını çizelim; yazın denize girilen, kışın kayak yapılabilen Ordu’da jip safari, at safari, dağ bisikleti, trekking ve foto safari revaçta. Doğaya ve spora merakınız varsa buyurun, Ordu sizi bekliyor.
50
Gümüşhane / Gümüşhane Şiran ilçesindeki Çakırkaya Manastırı restore edilecek
« Son İleti Gönderen: admin Ekim 31, 2014, 12:22:24 ÖS »
Şiran ilçesindeki 15. yüzyılda kayaların oyulmasıyla yapılan ve büyük bölümü tahrip edilen Çakırkaya Manastırı'nın restorasyonu için çalışma başlatıldı.

Gümüşhane Kültür ve Turizm Müdürü Temel Yalçın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çakırkaya Manastırı ile Gümüşhane'nin eski yerleşim yeri olan Süleymaniye Mahallesi'ndeki dört kilisenin restorasyon projesi için Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı'na (Doka) başvuruda bulunduklarını anlattı.

Yalçın,  bu kapsamda restorasyon, restitüsyon ve rölöve projelerinin yapımı için gerekli ödeneğin sağlandığını ifade ederek, "Yapılan projeler Trabzon Kültür Varlıklarını Korumu Bölge Kurulu'na sunuldu. Sunulan bu 5 taşınmaz kültür varlığının restorasyon projeleri onaylandı. Çakırkaya Manastırı'nın restorasyonunun yapılabilmesi için gerekli olan ödenek miktarı Kültür ve Turizm Bakanlığından talep edildi" diye konuştu.

Şiran Belediye Başkanı Yavuz Altıparmak ise ilçenin tarihi değeri olan Çakırkaya Manastırı'ının aslına uygun olarak restore edilmesi ve turizme kazandırılması için Kültür Bakanlığı ile çeşitli yazışmalar yapıldığını anlattı.

"Bölgenin en önemli değerlerinden"

Çakırkaya Manastırı'nın tabiat doğal parkı olan Tomara Şelalesi yol güzergahında olduğunu belirten Altıparmak,  bu şelaleyi ziyaret eden turistlerin Çakırkaya Manastırı'nı da gezdiğini kaydetti.

Manastırın büyük bölümünün tahrip edildiğini gören turistlerin bu duruma üzüldüğünü dile getiren Altıparmak, "Bölgemizin en önemli tarihi değerlerinden olan, kayalar oyularak yapılan bu manastırın mutlaka restore edilerek turizme kazandırılması gerekiyor. Girişimlerimiz sürecek, bu tarihi değeri korumak ve aslına uygun bir şekilde turizme kazandırmak istiyoruz" ifadesini kullandı.

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alpaslan Demir de Çakırkaya Manastırı'nın olağanüstü güzellikte bir eser olduğunu belirtti.

Gerekli restorasyon yapıldığı takdirde bölge turizmininin hareketleneceğini anlatan Demir,  bunların korunmasına ve ayağa kaldırılmasına yönelik gerekli çalışmaların yapılmasının önemine vurgu yaptı.

Demir, bu haliyle ortaya çıkan olumsuz görünümün Anadolu'daki birçok tarihi eserin kaderi olduğunu belirterek,  manastırda asıl önemli olan resimlerin yok olduğunu sütunlarının da kırıldığını kaydetti. - Gümüşhane
Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 ... 10