Boz ayıyla ilgili hiç olmadığı kadar çok habere tanık olduk son günlerde. Haberler, Türkiye’nin bu en büyük memelisiyle ilgili sorunların arttığını düşündürüyor. Oysa aynı şeyi var olan boz ayı sayısı için söylemek mümkün değil.

 

YAZI: GÖKHAN TAN Atlas’tan Yıldırım Güngör ağustos ayında Artvin Yusufeli’de, bugüne kadar Türkiye’de çekilmiş en başarılı boz ayı (Ursus arctos) fotoğraflarından birini çekti.
Aynı günlerde, Doğu Karadeniz’den gelen haberlerle ilginç şekilde bir ayı gündemi oluştu. Hiç yaşamadığımız kadar yoğun ayı haberine bir ay içerisinde tanık olduk. Ağustosun ilk haftasında, Artvin’in şehitler köyüne inen yaralı ayının, köy meydanında uyuşturularak uzaklaştırılmasına tanık olduk. 11 Ağustos 2006 tarihinde ise iki ayı, Kastamonu’nun Devrekani ilçesine bağlı Alınören köyünde yaşayan Niyazi B.’nin bahçesine girdi. Ayıların bahçedeki kovanlardan bal aldığını gören Niyazi B., ayıları korkutmak için ateşlediği torpili bahçeye attı. Torpilin sesi ayıları kaçırdı ancak ateş bahçedeki kuru otları tutuşturdu. Büyüyen yangın Niyazi B.’nin iki katlı ahşap evinin küle dönmesine neden oldu. Bundan bir gün sonra Anadolu Ajansı’nın aynı kentten bildirdiği haberde, Taşköprü Muhtarı Halil Özal, 60 kovanının ayılar tarafından parçalandığından yakınıyordu. Özal, geçimlerini arıcılıktan sağladıklarını ve 18 bin YTL zararın kendileri için hayati olduğunu söylüyordu.
Ertesi gün, 13 Ağustos’ta bu kez Doğan Haber Ajansı’nın ulaştırdığı, Erzincan’ın Uluköy beldesinde kalaşnikofla öldürülen bir ayının haberini okuduk. Beldenin koruculuk da yapan Belediye Başkanı Salih Kara, öldürdüğü ayı ve silahıyla basın mensuplarına gurur pozu vermişti. Başkan, kurşunla adeta taradığı ayıya karşı ‘nefsi müdafaa‘da bulunduğunu söylüyordu. Eylül ayının ilk haftasında Ardahan, Posof’tan iç buran görüntüler geldi. İhlas Haber Ajansı’nın geçtiği görüntülerde bir boz ayı, Gürcistan sınırında takıldığı dikenli teller arasında üç gündür çıpınmaktaydı. Olay sınır bölgesinde geçtiği için iki ülkenin yetkilileri de müdahale etmekte çekiniyordu! Dördüncü gün ayı kayboldu. Posoflu gazeteciler o gün, ayının mahsur kaldığı noktadan silah sesleri geldiğini söylüyor.
Basına üst üste yansıyan tüm bu haberlerin özeti şuydu: Ülkede bir ‘ayı sorunu’ var ve bu sorun yaz mevsiminin son günlerinde ayyuka çıkıyor. Sayıları giderek azalmasına rağmen insandan zulüm gören ayılar mı, yıllık ürününü ve dolayısıyla ekmeğini yitiren Kastamonulu muhtar mı haklı? Ortada ‘insan-doğa çatışması’nın tipik bir örneği var.Doğa Derneği (DD) Memeli Araştırmaları Koordinatorü Özgün Emre Can ve Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Anıl Soyumert, boz ayılarla ilgili artan sorunları ulusal ölçekte değerlendiren bir çalışma gerçekleştirdi. İki biyolog, Trabzon-Artvin arasında yaptıkları arazi çalışmalarının yanı sıra 35 köy muhtarı, 27 Çevre ve Orman Bakanlığı görevlisi ve 85 köylü ile görüştü, 2000-2005 arasındaki tüm resmi yazışma ve kayıtları, 15 yerel ve 17 ulusal gazeteyi taradı.

Boz Ayı Projesi

Çalışma sonuçlarına göre insan-boz ayı ‘çatışmasının’ en yoğunlaştığı aylar nisan, temmuz ve ağustos. Arı kovanlarının ve tarım ürünlerinin ayı tarafından tahrip edilmesi, hayvanların (ve insanların) zarar görmesi şikâyetlerinin en yoğun olduğu iller ise Artvin, Rize ve Kastamonu.
Özgün Emre Can, sorunların yoğunlaştığı dönemin, o yörede yetişen tarım ürünlerinin bal da dahil olgunlaşma dönemiyle de ilgili olduğunun altını çiziyor: ‘Nisan ayında Kastamonu’da daha çok olay yaşanırken, ağustosta aynı şey Artvin için geçerli olabiliyor.’ Olay yoğunluğunu etkileyen bir başka parametre de ayıların kış uykusundan önce ve sonraki dönemde yüksek enerji ihtiyacı hissetmeleri. Can bu dönemlerde ayıların insan yerleşimlerine girme olasılıklarının yüksek olduğunu söylüyor: ‘Özellikle yavrulu dişilerin enerji ihtiyacı çok daha yüksek ve sorunların çoğu bu bireylerden kaynaklanıyor.’
DD’nin geçtiğimiz ay başlattığı Boz Ayı Projesi‘nin eğitim sorumlusu biyolog Damla Akyıldız’a göre ‘Besin kaynağı insandan ne kadar uzak olursa, ayı da insandan o kadar uzak olur’.
Doktora tezini de bu bölgede çalışan jeolog Yıldırım Güngör, her yılın bir ayını Kaçkarlar‘da geçiriyor. Bölgede ayıyla ilgili şikâyetlerde artış olduğuna o da katılıyor. ‘şikâyetleri abartılı bulmuş ve ayı avlayabilmek için bahane yaratıldığını düşünmüştüm’ diyor Yıldırım: ‘Ancak ayıya karşı alınan önlemleri görünce durumu anladım. Boz ayı, bahçelerde meyve ve sebze, kovanlarda bal bırakmıyor.’ Ayıları uzak tutmak için eskiden sadece korkuluk kullanılırken şimdi ağaçlara çiviler çakılıyor, gövdeleri sacla çevriliyor.
Yusufeli’nin Özgüven köyünden Mustafa Kartal, Yıldırım’a bu tedbirlerin bile işe yaramadığını anlatıyor: ‘Daha önce kuruyan bir ağacı, diğer ağaca dayayarak yemiş meyveleri. Bu kez kuru ağaçları kaldırdık ve tüm ağaçlara çivili koruma yaptık. Ama yavrusuyla gelmiş, kendisi çıkamayınca yavrusunu omzuna alarak indirmiş tüm meyveleri. Yemesine de karşı değiliz ama bir kere tırmandıkları ağaç bir daha meyve vermiyor. Canına tak eden köylü de çekip vuruyor.’ Yusufeli civarında bu ‘sezon’ 13 ayının vurulduğu konuşuluyor. Bir köylü, ayı vurmak isteyen birinin, bu iş için birçok bahane üretebileceğini anlatıyor: ‘Saldırdı, vurdum de, iki de şahit göster, tamamdır’ diyor. ‘Oysa ayı kolay kolay saldırmaz insana. Yavrusuyla birlikteyse, yaralıysa ya da burun buruna gelmişsen saldırır. Yine de havaya sıktın mı kaçar!’ Köylünün gözlemleri, biyologların söyledikleriyle örtüşüyor.

Av yasağına rağmen Kaçkarlar’dan fişek sesi bu ağustosta da eksik olmadı. Yıldırım Güngör, yörede nam salmış eski bir avcının sözlerini aktarıyor: ‘Ayıyı vurdum’ diyor avcı, ‘yaralandı ama kaçtı. Birkaç saat sonra kıstırdım. Tam tetiği çekecekken ayının kollarını yüzüne götürdüğünü gördüm. Sanki korkudan yüzünü kapatmıştı. Bir insanı vurmuş gibi hissettim ve bir daha avlanmadım’. Kovanları ayılar tarafından parçalanan Taşeli Muhtarı Halil Özal, haberde, izinsiz ayı avının 26 bin YTL cezası olduğuna değiniyor ve ‘Kanunlara saygımız sonsuz. Ancak bizler gibi arıcılıktan geçinen ailelerin mağduriyetlerinin göz önüne alınmasını talep ediyoruz’ diyor. Yusufelili Mustafa Kartal, ayının verdiği zararın bilirkişi heyeti tarafından tespit edilip karşılanmasını öneriyor ve ‘Devletin köylüyle ayının arasını bulması şart’ diyor. DD’nin Boz Ayı Projesi kapsamında uygulanacak ‘Boz Ayı Kaynaklı Sorunların Çözümü Programı’ aynı yaşam alanını paylaşan iki canlıyı barıştırmayı hedefliyor. Program, Rize’nin İkizdere ve Artvin’in Yusufeli ilçelerinde arıcılar, meyve üreticileri ve hayvan yetiştirenlerle birlikte uygulanacak. Dernek, okullarda boz ayıları tanıtmak amacıyla çalışmalarına da başladı.
Özgün Emre Can, boz ayının neden olduğu sorunlarda artış yaşanmasının, ayı popülasyonunun artması anlamına gelmediğinin özellikle altını çiziyor. Can, sorunların kısmen çözülebilmesi için bu türün yaşam alanlarının korunmasının şart olduğunu da belirtiyor. Aynı anda boz ayının vermesi olası zararlara karşı tedbir alınması da gerekiyor.
Atlas okuyucuları boz ayı ile ilgili şikâyet, öneri ve isteklerini DD’nin (312) 448 05 37, (312) 448 08 23, (312) 448 09 56 telefonlarına bildirebilir ya da bozayi@dogadernegi.org adresine yazabilirler.

Please follow and like us:

Enjoy this blog? Please spread the word :)