Amasya Yüzölçümü: 5.520 km2 Nüfusu: 357.191 (1990 sayımı) Nüfus yoğunluğu: 65 Komşu olduğu iller: Çorum, Samsun, Tokat, Yozgat Başlıca dağlar: Akdağ Başlıca ovalar: Suluova, Merzifon ovası, Taşova Başlıca akarsular: Yeşilırmak, Tersakan Çayı, Çekerek Irmağı, Kelkit Irmağı. Başlıca göller: Borabay Gölü İlçeleri: Merkez, Güynücek, Gümüşhacıköy, Hamamözü, Merzifon, Suluova, Taşova Köy sayısı: 363 Amasya ilinde nüfusu 10.000’i aşan yerleşmeler: Amasya (57.288 nüfus), Merzifon (40.431), Suluova (36.223), Gümüşhacıköy (14.170), Taşova (10.197)

AMASYA ili, Karadeniz Bölgesi’nin Orta Karadeniz bölümünün iç kesimlerinde yer alır.5.520 km2’lik yüzölçümü ile Türkiye’nin en küçük 12 ilinden biridir.
YÜZEY ŞEKİLLERİ Amasya ili yüzey şekillerinin genel görünümünde dağlar ve dağları derin bir şekilde yaran vadiler dikkati çeker, il topraklarını bir uçtan bir uca geçen, Yeşilırmak ve kollan boyunca, alüvyal tabanlı ovalarla dar boğazlar birbirini izler. Amasya kenti yakınında bu sıralanmanın en güzel örneğini görebiliriz.
Tabanı alabildiğince geniş meyve bah-çeleriyle kaplı bir ova içinde akan Ye- şilırmak birden bire iki yanda yükselen dağ yamaçları arasında sıkışıp kalır. Öyle ki, kentin yerleştiği bu boğazın bazı kesimlerinde yerleşmeye elverişli alan bile bulunmaz. Demiryolu bile, boğaz kıyısını ancak kayalar içine oyulmuş tünellerle izleyebilir. Sonra dağlar aniden birbirinden uzaklaşır ve boğaz birden sona erer. Vadi boylarında çoğu zaman ince uzun olan düzlüklerde bazı kesimlerde genişler. Örneğin, Merzifon önlerinde bu yerleşme yerinin adını taşıyan geniş bir ova uzanır. Aynı şekilde Tersakan Çayı çevresinde genişleyen ovaya da Suluova adı verilir. Yeşilırmak-Kelkit suyu kavşağına doğru yine bir genişleme görülür. Taşova denilen bu kesim bütün Amasya ili topraklarının en alçak yeridir ve yükselti 200 m’nin altına düşer. Oysa, genellikle tepelik ve az çok eğimli olan il toprakları bazı yerlerde tam anlamıyla dağlık bir görünüş kazanır. Çok yerde yükseltisi 1.500 m’yi aşan bu tepelik ve dağlık alan, en yüksek noktasına Amasya kentinin kuzeyinde bulunan Akdağ’da erişir (2.058 m), il içinde yüksekliği 2.000 m’ye yaklaşan doruklar ise Karaömer Dağı Amasya genel olarak Karadeniz ikliminin etkisi altında olmakla birlikte denize uzak olduğu için karasal iklim özelliklerine de açıktır. Amasya meteoroloji istasyonu verilerine göre, yıllık ortalama sıcaklık 13,9°C’dir. Aylık or-talama sıcaklık mayıs ayında 18°i,C’yi aşar ve aylık ortalama değerler eylül ayını da içine alarak bu değerin üstünde kalır. Yaz aylarında ortalama aylık sıcaklık 20°C’yi aşar (en yüksek sıcak-lık 18 Temmuz 1962’de ölçülmüştür: 43,2°C). Gündüz ile gece arasındaki sı-caklık farkları 14-16 derece arasında-dır. Bağıl nemin çok yüksek olmaması yaz sıcaklıklarına dayanmayı kolay-laştırır. Yaz mevsiminde bu değer % 55-60 arasındadır.
Yıllık ortalama yağış tutarı 500 mm’nin altındadır (411,6 mm). En fazla yağış alan mevsim kıştır. İlkbaharda azalarak devam eden yağışlar temmuz ayında büyük bir düşüş gösterir. En az yağış ağustos ayındadır. Eylül ayından başlayarak yağışlar artarak devam eder, Yaz mevsiminde yağışlı gün sayısı 2-7 gün arasındadır.
Amasya’nın iklimi sıcaklık ve nemlilik açısından Karadeniz kıyılarınınkin- den farklıdır. Karadeniz kıyılarının ılık kışları yerini soğuk kışlara, çok sıcak olmayan yaz mevsimi sıcak yazlara bı- rakır.Günlük sıcaklık farkları yüksektir. Yağış miktarında önemli ölçüde azalma görülür. Bağıl nem oranı yaz aylarında azalır, bu yüzden bir geçiş iklimi özelliğindedir.
Amasya ilinin yüzölçümünün % 32’ si ormanlarla kaplıdır, ilin kuzeyinde dağların kuzey yamaçları ormanlarla kaplıdır, ilin güneyindeki bitki örtüsü kuzeydeki gibi yoğun değildir. Amasya ormanlarında en çok meşe (karışık), sarıçam, karaçam, kayın ve aşağı se-viyelerde (400 m), az miktarda kızılçam ağaçları yer alır. Akarsu boylarında söğüt, ayrıca aşağı seviyelerde ilkbaharda yeşerip yaza doğru sarararak kuruyan bozkırlar yer alır.

Amasya evleri ile tarihi kaya mezarları

AKARSULAR Yeşilırmak’ın ana çığırının bir kesimi Amasya ili sınırları içinde kalır. Ayrıca Yeşilırmak iki önemli kolunu il sınırları içinde alır (Çekerek ve Tersa- kan çayları). Yeşilırmak Amasya iline, Tokat ilinin Turhal ilçesini geçtikten sonra girer. Bu kesimde batı, sonra kuzeybatı daha sonra kuzeydoğu yönünde akarak bir büklüm oluşturur. Amasya kentinin 18 km kadar güneyinde, batıdan önemli bir kolu olan Çekerek Irmağı’nı alır. Yeşilırmak adı daha çok bu birleşme noktasından sonra kullanılır. Daha önceki kısmınaTozanlı Çayı veya Tokat Suyu denir.
Yeşilırmak, Amasya Ovası’nı aştık-tan sonra kuzeye döner batıdan Cer- cüren (ya da Carcarum Deresi) doğu-dan Helvacıköy Deresi (Sarıcayaprak Dere) ve Ortapınar Dere alır. Helvacı- köy’den sonra Yeşilırmak vadisi kalker içinde açılmıştır. Kretase kalkerlerini Yeşilırmak enine olarak keser. Bu ke-simde Ferhat kayası ve çevresi tama-men kalkerlerden oluşmuştur. Kalker geçirimli olduğu için yamaçlar fazla gerilememiştir. Boğaz halindeki vadiye Ferhat Boğazı denir. Ferhat Boğa- zı’nı geçtikten sonra kuzeydoğuya dönen Yeşilırmak, içinde Amasya kentinin yer aldığı, dar vadiye girer. Şehir içinde batı-doğu doğrultusuda akar. Kentin 2 km kuzeyinde, Suluova’dan gelen Tersakan Çayı’nı alarak güneybatı-kuzeydoğu doğrultusuna yönelir. Taşova’ya yaklaşırken batı- doğu doğrultusunda akar. Taşova ya-kınlarında il sınırları dışında doğudan gelen Kelkit Suyu’nu alarak il sınırlarını terkeder.
Kent içinde Yeşilırmak nehrinin çığırı düzenlenmiş olup kentin iki yakası köprülerle birbirine bağlanmıştır. Fakat düzensiz rejimiyle taşkınlara neden olmakta ve bu da tarım alanlarında zarara yol açmaktadır. Örneğin 1952 yılı taşkınından Amasya ve çevresi bü-yük zarar görmüştür. Taşkınlara yağ-mur, sağnak ve kar sularının erimesi yol açmaktadır. Irmağın en yüksek se-viyesi nisan, en düşük seviyesi ağustos ayındadır (nisanda 3 m’ye yaklaşan derinlik, ağustosta 1 m’nin altına iner). Eldeki verilere göre minimum debisi 50 m3/s, maksimum debisi ise 800 m3/s’dir. Devlet Su işieri’nin çalışmalarıyla nehir içindeki bentler temizlenmiş, kent içinden ırmağa dökülen dere ağızları düzenlenmiştir. Bu çalışmalar sonucunda, kente güzellik katan Yeşilırmak’ın en önemli sorunlarından birisi olan düzensiz rejimi kısmen de olsa önlenmiş olmaktadır. Diğer önemli bir sorunu da günümüzde açıkça belirgin olan ırmağın toprak rengidir. Vaktiyle yeşil renkte aktığı bilinen ırmağın Eski Çağ’daki adı Iris’tir (Mi-tolojide gökkuşağını simgeler). Bu ad suyun rengiyle ilgilidir. Yerleşim tarihi boyunca orman alanlarının tahrip edilmesi ve ırmağın sahip olduğu sel rejimi dolayısıyla ırmak asıl rengini Amasya içinde yitirmiştir. Çok sayıda derelerle beslenen ırmağın bütün çığırı boyunca rejimi kontrol altına alın-madıkça eski rengine kavuşmayacaktır.

GÖLLER İlin önemli bir doğal gölü olan Bo rabay Gölü, Taşova ilçesi sınırları içinde kalır. Bu göle Taşova-Ladik karayolundan ayrılan bir hatla ulaşılır. Çevresinde yanlış olarak, krater gölü olarak bilinen bu göl aslında küçük bir akarsu çığırının çevreden gelen yıkın-tılarla tıkanması sonucu oluşmuş do-ğal set gölüdür. Bu göl doğu-batı yö-nünde uzanan bir vadide yer alır. Adı geçen vadinin bu kesimi bir heyelan sonucu tıkanmış, arkasında suyun bi-rikmesiyle göl oluşmuştur. Gölün çev-resinde kayın ve sarıçam ağaçları ka-rışık bir orman oluşturur. Alt seviyeler-de ise meşeler yer alır. Gölün içindeki çok sayıda söğüt ağacı ve su içinde su bitkileri son derece çekici bir gö-rünüm sunarlar. Gölün güney kıyısı sarp ve diktir; buna karşılık kuzey kı-yısı yararlanmaya uygundur. Orman işletmesinin kurduğu “Ormaniçi Dinlenme Yeri” de burada yer alır. Günlük kullanım tesisleri ve 11 dinlenme evi, 33 yatak kapasitesine sahiptir. Doğal göller bakımından zengin ol-mayan il, yapay göl sayabileceğimiz göletler bakımından oldukça zengindir. Devlet Su işleri ve Köy Hizmetleri Genel müdürlüklerinin yaptırdığı baraj ve göletlerin asıl amacı sulama Olmakla birlikte, bu göletlerden rekreasyon alanları olarak da faydalanılması düşünülmektedir. Bu nedenle göletlerin çevresinin ve beslenme hâvfealarının ağaçlandırılmasına, göllerde balık üre-timine önem verilmektedir. Bu amaçla Amasya ilinde “Suni Göller Ekolojik Planlama Grubu” oluşturulmuştur.
II sınırları içinde 19 gölet ve 2 baraj yer almakta, 9 göletin yapımı da sürmektedir.
Yedikır Baraj Gölü(Yedikuğular Kuş Cenneti), yapay bir göl olmakla birlikte doğal ortama uymuş ve göç-men kuşların uğrak yeri olmuştur. Bu yüzden bu göl yapay olarak yaratılmış kuş cenneti olarak nitelenebilir. Göle- te Çeltik regületöründen 13 km.’lik ile-tim kanalı ile su alınmaktadır. Gölde
13 familya ve 34 tür saptanmıştır. Göl sularına aynalı sazan balığının Ladik Gölü’nden geldiği sanılıyor. Çevresine 1 milyon ağaç dikilerek ağaçlandırılan göletin kuzeydoğusunda 25 hektarlık alan rekreasyon alanı olarak dü-zenlenmektedir. Diğer göletlerde çev-re tarım alanı olduğu için ancak küçük
Botabay Gölü, çoğu kimsenin yanlış olarak krater gölü diye bildiği, ama aslında küçük bir akarsu çığırının çevreden gelen yıkıntılarla tıkanması sonucu oluşmuş “doğal set gölü”dür.
NÜFUS VE KENTLER 1990 sayımının sonuçlarına göre Amasya ilinin nüfusu 357.191 ’dir. Buna göre km!’de nüfus yoğunluğu 65’tir. Bu sayı aynı yılın Türkiye nüfus yoğunluğundan (73) biraz azdır. İlin ovalık kesimlerinde yoğunluk daha da artar (Suluova’da 106).
il nüfusunun yüzde 44’ü nüfusları 10.000’i aşan 5 kentte (Amasya, Merzifon, Suluova, Gümüşhacıköy, Taşova) yaşar.
AMASYA KENTİ İlin merkezi Amasya kenti, Yeşilır- mak’ın kalkerler arasında açtığı uzun ve derin bir boğazın en dar kesiminde, ırmağın iki yakasında yer alır. Bu kesimde batıdan doğuya doğru akan Ye- şilırmak’ın sol yakasında, nerdeyse dimdik yükselen kayalık bir yamaç üstünde, “Kral Mezarları” denilen mağa-
ra biçimli anıtlar göze çarpar. Tepede de bir kale kalıntısı vardır. Kentin bu yakadaki kesimi, dik yamaçlarla ırmak arasındaki dar bir alana sıkışır ve yer yer kesintiye uğrar. Samsun-Sivas De-miryolu da, bu yamaç önünden-kısmen tünellerle geçer. Irmağın güneydeki sağ yakasında Ferhat Dağı yükselir ve bu dağın eteklerindeki oldukça geniş düzlüklerde semtler yayılır. Başlıca Selçuklu ve Osmaniı anıtları ile çarşı da bu yakada bulunur. Kentin iki yakası, bazısı eski bazısı yeni olan köprülerle birbirine bağlanır.Bun- lar batıdan doğuya doğru Meydan Köprüsü (buna İstasyon Köprüsü de denir), Maydanoz Köprüsü, Alçak Köprü, Hükümet Köprüsü (Helkis, Selkis) ile Kunç Köprüsü’dür.
Bilinen en eski adı Amaseia olan Amasya’nın ne zaman ve kimler tara-fından kurulduğu kesin olarak bilinmi-yor. Helenistik Seleukoslar döneminde zaman zaman Pontos krallarının başkenti oldu; MÖ 63 yılında da Roma devleti sınırları içine katıldı. MS 3. yüz-yılda bir piskoposluk merkezi olarak önem kazandı. 712’de Araplar tarafın-dan ele geçirildiyse de birkaç yıl sonra İmparator Leo III (717-740) yöneti-mindeki Bizans güçleri kenti aldılar.
Amasya’nın Türkler tarafından ne zaman fethedildiği bilinmiyor. Xl.yüz-
AMASYA ADI NEREDEN GELİYOR? Helenistik dönemden kalan belgelerde kentin adı Amasia biçimindedir. AmasyalI tarihçi Stra- bon da (MÖ 60-MS 19) kenti bu adla anar.

AMASYA TARİHİ Avrupalı tarihçilerden Maspero ve Morgan Hitit Konfederasyonu’nu oluşturan on üç devletten birinin de Amasia olduğunu yazar. Bu adın savaşçılığı ile ünlü Amesitler’den (Amazonlar) geldiği ileri sürülür. Başka bir iddiaya göre, MÖ 2000 yıllarında Kral Amas’ın kenti kurmuş ve adını vermiştir
yıl başında Dânişmendliler’in yönetimi altında olduğu konusunda kayıtlara Taşlanmaktadır. Amasya, Kılıçarslan 11(1155-1192) tarafından Selçuklu topraklarına katıldı. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde “Darü’l-izz” diye anılırdı.
1243 Kösedağ Savaşı’ndan sonra kent Moğol valiler tarafından yönetil-meye başlandı. Amasya sırayla son Selçuklu sultanı Gıyaseddin Mesud II’• nin oğlu Taceddin Altınbaş’ın, Sivas’ta hüküm süren Eretna’nın ve Hacı Şadgeldi’nin yönetiminde kaldı. Şad- geldi’nin ölümü üzerine oğlu Ahmed, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’in desteğini alarak kenti Kadı Burhaned- din’e karşı korudu. Yıldırım Bayezid bu sırada Kadı Burhaneddin’e yenilmekle birlikte yeniden giriştiği mücadele sonunda Amasya’yı Osmanlı toprakla-rına kattı (1398). Yönetimini de oğlu Çelebi Mehmed’e bıraktı. 1402 Ankara Savaşı’nda Yıldırım Bayezid’in Timur’a esir düşmesi üzerine, savaşa katılan Çelebi Mehmed, kuvvetleriyle birlikte Amasya’ya çekildi. Kent Osman- lıiar’ın önemli bir merkeziydi. Yavuz Sultan Selim Çaldıran, Kanuni Nah- civan seferinden dönerken bir süre Amasya’da kaldılar.
Amasya ve çevresi 15. yüzyıl son-ları ve 16. yüzyıl başlarında Safevî tahrikleriyle doğu bölgelerinde çıkan is-yanların etkisi altına girdi. Bayezid II’- nin oğulları arasındaki taht kavgaların-da önemli rol oynadı. Tahtın varisi şeh-zadeler genellikle Amasya’da oturur-lardı. 16. yüzyılın ortalarında bu özel-liğini yitirdi. Fakat bundan sonra da Amasya uzun süre bir bilim ve kültür merkezi olarak kaldı. Örneğin 1861’de buraya uğrayan Fransız gezgin G.Per- rot, Amasya için “Anadolu’nun Oxford’u” benzetmesini yaptı.
Amasya 21-22 Haziran 1919’da Kurtuluş Savaşı’nın ilk programının ya-pıldığı yerdir. Bu program “Amasya Genelgesi” diye anılır. Amasya Cum-huriyetin ilanından sonra 20 Nisan 1924’te il merkezi oldu. 1927 yılında yapılan ilk sayımda nüfusu 12.981 idi. Bu sayı 1960’ta 30.000’e, 1980’de 50.000’e yaklaştı. 1990’da da 57.288 oldu.
Merzifon kenti:
ilin ikinci büyük kenti Merzifon aynı adı taşıyan geniş bir ovanın kuzey kenarında ve Tavşan Dağı eteğinde kurulmuştur. Ortaçağ’da buraya Phazi- mon Neopolis denirdi.
Merzifon, işlek Samsun-Ankara karayolu üstünde canlı bir zanaat ve ti-caret kentidir. Nüfusu 1927’de 11.400 kişi kadarken 1990’da 40.431’e çıkmıştır. iki sayım arasındaki bazı sayımlarda Merzifon’un nüfusunun Amasya kentinin nüfusunu geride bıraktığı ol- muştur(1945,1950 ve 1955 sayımlarında olduğu gibi).
Suluova kenti:
1940’da 490, 1955’te 1.100 nüfuslu olan Suluca adlı köyde, Amasya Şeker Fabrikası’nın kurulmasıyla başlayan gelişmenin sonucudur. Adı Suluova’ya çevrilen bu kent, Samsun-Sivas demiryolu ve karayolu üzerinde yer alır. Nüfusu 1990 nüfus sayımına göre 36.223’tür.
Gümüşhacıköy kenti:
Merzifon-Osmancı yolu üstünde kurulmuştur. Adını 5 km güneyinde bulunan ve eskiden yakınında simli kurşun cevheri çıkarılan Gümüş adlı bucak merkezinden almıştır (eskiden yalnızca Hacıköy deniyordu). Nüfusu son sayıma (1990) göre, 14.170’tir.
• Taşova kenti:
Amasya ilinde nüfusu 10.000’i aşan yerleşmelerin en küçüğüdür. Amasya’nın kuzeydoğusunda, aynı adı taşıyan ovada kurulmuştur. 1944’e ka- darTokat’ın Erbaa ilçesi sınırları içersinde Yemişenbükü adlı bir köy idi. 1944’de Taşova adlı bir ilçe kurulunca Yemişenbükü bu ilçenin merkezi oldu. Daha sonra ilçe Amasya’ya bağlandı. ilçe merkezinin de adı Taşova’ya dönüştü, Yemişenbükü adı unutul-du.Nüfusu 1990’da 10.197 idi.

EKONOMİK YAPI Amasya ilinin ekonomisi tarıma dayanır. Tarım alanlarının yüzde 70’e yakını tahıl ekimine ayrılmıştır (1987’de 98.000 hektarlık bir alandan
250.0 ton buğday, 26.000 hektarlık bir alandan 70.000 ton arpa elde edil-miştir). Ama üretim bakımından ilk sı-rayı şeker pancarı alır (1987’de 551.000 ton). Sanayi bölgeleri arasında şeker pancarından sonra en çok üretilenler ayçiçeği (13.000 ton) ve tütündür (4.000 ton). Tütün, ilin Taşova kesiminde ekilir. Amasya her şeyden önce meyve ve sebze yetiştiriciliğiyle dikkati çeker. Gökhöyük Tarım işletmesi’nin Amas-ya’da meyveciliğin gelişmesinde bü-yük rolü olmuştur. Meyveler arasında elma başta gelir (1987’de Amasya ili sınırları içerisinde 391.000 elma ağacı bulunuyordu). “Amasya elması” olarak bilinen elma türü, son yıllarda yerini yabancı türlere bırakmıştır. Ağaç sayısı bakımından ikinci sırada şeftali (119.000 ağaç), üçüncü sırada armut
106.000 ağaç) gelir. Öteki meyveler-den hiçbirisinin ağaç sayısı 100.000’i bulmaz. Amasya’da yeni yeni gelişme-ye başlayan kültür turizminin, meyve-cilik üzerindeki olumsuz etkisi, Amas-ya kentine yakın meyve bahçelerinin, turistik tesislerle yer değiştirmesi bi-çimindedir. Türkiye’nin başka yörele-rinde (Örneğin Bodrum yarımadasın-da mandalina bahçelerinin giderek azalması) de örneği görülen böyle bir uygulamadan kaçınmak gerekir. Gele-cekte turizmin tarımsal ürünler üzerin-de olumlu etkisi de beklenmektedir. Turizm mevsimlik nüfus artışı sağla-yacağı için il dışına gönderilen tarım ürünleri tüketilebilecektir. (özellikle meyve ve sebze), ilde koyun ve keçi yetiştirilir. Büyükbaş hayvanlar, koyun ve keçiye göre azdır. Ayrıca ipekböcek- çiliği ve arıcılık yapılır.
Yeraltı kaynaklarının başlıcası, ilin kuzey sınırı üzerindeki çeltek, linyit yataklarıdır. ildeki başlıca sanayi kuruluşu, Suluova’daki Amasya Şeker Fab- rikası’dır. Bunun dışındaki sanayi kuruluşları küçük işletmelerdir. Amasya Şeker Fabrikası, 1954’te kuruldu. 1988’de genişletilerek pancar işleme kapasitesi, günde 1.800 tondan 4.800 tona çıkarıldı ve fabrikaya kuru küspe tesisi eklendi. Normal mal kampanya süresi (yıl boyunca, faal olduğu günlerin toplamı), 130 gün olan fabrikanın, 1984/85 üretim sezonunda 104.000 ton kristal şeker, yan ürün olarak da melas, melaslı kuru küspe ve yaş pancar küspesi elde edildi.

ULAŞIM Öteden beri ulaşım bakımından önem taşıyan Amasya, 15. yüzyılın sonuna doğru Anadolu’yu boydan boya geçen en önemli kervan yolu Bursa ile Tebriz arasındaydı. Bu yol bir kuzey(Bolu-Kastamonu) ve bir güney kolu (Ankara-Çorum) ile ulaşımı sağlıyor ve sonra Amasya, Tokat, Erzincan, Erzurum üzerinden Aras Vadisi’ni ge-çiyordu.
Günümüzde ilin, kendi sınırları içinde bütün ilçeleriyle düzgün kara yolu bağlantısı vardır. Çevre il ve böl gelerle ulaşımını doğu-batı ve kuzey güney doğrultulu karayollarıyla sağlar. Doğuya Erzincan – Erzurum karayoluy- la bağlanır. Bu yoldan ayrılan hatlarla Tokat, Sivas gibi büyük kentlere bağlanır. Batıyla olan bağlantısı Çorum – Ankara üzerindendir. Güneyde Yozgat, Kayseri, kuzeyde Samsun ile düzgün karayolu bağlantısı vardır. Ayrıca ili boydan boya geçen Samsun, Sivas demiryolu da Amasya’yı ülkenin başka yerlerine bağlar.

SAĞLIK Amasya’da tam teşekküllü 6 has-tane vardır. Bu hastanelerdeki toplam yatak sayısı 590’dır. ilde ayrıca 26 sağlık ocağı, 100 sağlık evi hizmet vermektedir. İlde 62’si uzman, 127’si pratisyen olmak üzere toplam 189 doktor çalışmaktadır. Amasya’da ayrıca 14 diş hekimi, 57 eczacı, 188 sağlık memuru, 332 hemşire, 313 de ebe görev yapmaktadır.
EĞİTİM Amasya’da 468 ilkokul, 7 ilköğretim okulu, 24 ortaokul, 1 kız sanat yurdu ve 29 lise vardır, ilkokullarda 1.958, ilköğretim okullarında 178, ortaokullarda 217, kız sanat okulunda 5, liselerde 1.031 olmak üzere toplam 3.389 öğ-retmen görev yapmaktadır. İlkokullarda 41.319, ilköğretim okullarında 3.262, ortaokullarda 4.277, kız sanat okulunda 50, liselerde 13.030 öğrenci öğrenim görmektedir. İlde ayrıca Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’ne bağlı iki yüksekokul vardır. Bunlardan Amasya Meslek Yüksekokulu’nda 27 öğretim elemanı görev yapmaktadır. Öğrenci sayısı ise 654’tür. Okulda inşaat, elek-trik, endüstriyel elektronik, harita- kadastro, muhasebe, turizm ve otelcilik bölümleri vardır. İki yıllık eğitim so- .nunda öğrencilere tekniker diploması verilir. Yine 19 Mayıs Üniversitesi’- ne bağlı olan Amasya Eğitim Yüksekokulu ise ilkokul öğretmeni yetiştir-r mektedir.
Dört yıllık bu yüksekokulda 13 öğ-retim elemanı görev yaparken, 379 öğrenci de eğitim görmektedir.

TURİZM Çok uzun bir geçmişi olan Amas-ya’da çok değerli Selçuklu ve Osmanlı eserleri vardır. 15. ve 16. yüzyılarda sa-yısız bilim adamının yetiştiği kente, bi Fransız gezgin “Anadolu’nun Oxford’ ’u adını vemişti. Dağ, su, ova ve yeşil likler kenti olan Amasya’yı Yeşilırmak ikiye böler. Vadinin en dar yerinde, ır mağın iki kıyısında yer alan Amasya’ da güzel doğa görünümleri vardır Kentte korunarak günümüze değin gelmiş tarihi evler turistlerin ilgisin çeker. Yeşilırmak’ın her iki yanında bu lunan asırlık çınar ağaçlarının altında kafe ve restoranlar yer alır. Tüm ken te hâkim Çakallar Tepesi’nden Amas ya’nın görünüşü çok güzeldir. Geceler ışıklandırılan Kralkaya Mezarları ken te ayrı bir çekicilik kazandırır. Maden suyu kaynakları arasında bulunan Ter ziköy Kaplıcası, turizme ayrıca katkı da bulunur.

AMASYA TARİHİ VE TURİSTİK YERLER
Büyük Kapı Ağa Medresesi: Sultan Bayezid II tarafından kapı ağası Hüseyin Ağa’ya yaptırılmıştır. Sekizgen plan, ilk kez bu medresede uygulanmıştır. Bu plan 62 yıl sonra Mimar Sinan’ın yaptığı İstanbul Rüstem Paşa Medresesi’ne örnek olmuştur. Büyük Kapı Ağa Medresesi, eskiden Amasya’nın en yüksek derecede öğretim veren kurumuydu.
Amasya Kalesi: Harşane Dağı üze-rindedir. Harşane Kalesi diye de anılır. Kral Mithridates tarafından kesme taştan yaptırılan kale, Danişmend Ah- med Gazi, Mesud I, Alaeddin Keyku- bad I, Gümüşlüzade Taceddin Mah- mud Çelebi ve Şadgeldi Paşa tarafından onartılmıştır. OsmanlIlar zamanında bir kez daha onarımdan geçen kaleden günümüze yıkıntıdan başka bir şey kalmamıştır. Sadece kral mezarları hiç bozulmamıştır. Kalenin ortasında Cilanbolu adlı bir su kuyusu bulunur.
Içkale: Enderun Kalesi diye de anılır. Helkis kapısı, saray kapısı, mide- nos kapısı ve meydan kapısı olmak üzere 4 kapısı vardır. Günümüze teras ve destek duvarlarından başka bir şey kalmamıştır. Sarayın dış bölümü taştan, iç kısmı tahta ve tuğladan yapılmıştır. Kral Mithridates tarafından yaptırılan kale, Selçuklu sultanı Mesud I zamanında onarım görmüştür. Mesud I İç Kale’de cami, medrese, hamam ve saray yaptırmış, ölünceye kadar bu sa-rayda kalmıştır.
Azeriler Camii: Kafkasya göçmeni Şeyh Hacı Mahmud Efendi Azeri Türkleri’nden topladığı yardımlarla Mir Haşan Efendi’ye yaptırmıştır. Medrese ve şadırvan 1895’te, minaresi 1891’de yapılmıştır. Beyaz merdivenden giriş kapısı çeşitli motiflerle süslüdür. Kesme taş minaresi soldadır. Camiin doğusunda yer alan türbede, Şeyh Hacı Hamza ile oğlu Siracaddin ve Müderris Mir Haşan gömülüdür.
Bayezid Külliyesi: Yeşllırmak’ın güney kıyısındadır. Cami, Bayezid II ta-rafından 1482-86 arasında Mimar Şem- seddin Ahmed’e yaptırılmıştır. 1587’deki depremde yıkılan son cemaat yeri ve kubbeleri 1591’de; 1651 ’deki depremde yıkılan yerler de 1669’da onarılmıştır. Cami ters T planında kesme taştan yapılmıştır. Beş kubbeyle örtülü olan camiin son cemaat yerindeki pencere üstleri çini panolarla süslenmiştir. Tşk şerefeli iki minaresi olan camiin giriş kapısının üzerinde üç satırlık bir mermer yazıt vardır. Kırmızı ve beyaz mermerden mihrabın üzerinde Ayete’l-Kürsi yazılıdır. 1783 yılında, cemaatın sıcak suyla abdest almasını sağlamak üzere özel bir düzenek yapılmıştır. Camiin batısında U planlı Bayezid Medresesi yer alır. Medrese, bugün Bayezid il Halk Kitaplığı olarak kullanılmaktadır. Camiin doğusundaki türbede ise Şehzade Osman gömülüdür. Camiin çevresindeki asırlık çınarlar, külliyeye ayrı bir güzellik katar. Şadırvan son derece zariftir.
Bayezid Paşa Camii: Kentin ku-zeydoğusunda Kuş Köprüsü üzerindedir. Sancak beyi vezir Bayezid Paşa ta-rafından 1414’te yaptırılmıştır. Mimarları Yakub ve Doğan’dır. Cami kesme taştandır. Ters T planlı olan camiin son cemaat yeri 5 kubbeyle örtülmüştür. Giriş kapısından sonraki kare me-kândan küçük bir geçitle ibadet bölü-müne geçilir. Kubbe üzerinde bir fener bulunur.
Burmalı Minare Camii: Yeşilırmak- ın güneyinde Dere Mahallesi’ndedir. Kesme taştan yapılan cami, dikdörtgen planlıdır. Camiin sağındaki minaresi burmalıdır. Selçuklu taş işçiliğinin çok güzel bir örneği olan kapısındaki yazıtta Selçuklu sultanı Gıyased- din Keyhüsrev II zamanında yapıldığı belirtilmiştir. Mihrabı yeşil çinilerle kaplıdır. Camiin kuzeydoğu köşesinde Cumudar Türbesi bulunur.
Gök Medrese Camii: Gök Medrese Mahallesi’ndedir. Amasya valisi Emir Seyfeddin Torumtay tarafından 1266’da yaptırılmıştır. Mimarı Neccer Ebu Müslim’dir. Cami, medrese ve kümbetle birlikte bir külliye oluşturur. Anadolu’da eyvan biçimli portail olan tek camidir. Ön cephesi türkuvaz rengi çini ve sırlı tuğlalarla kaplıdır. Kesme taştan yapılan cami, dikdörtgen planlıdır. Ağaç oymacılığının çok güzel bir örneği olan kapı, şimdi Amasya Müzesi’ndedir. Kapının iki yanındaki pencerelerde Selçuklu işlemeciliğinin en güzel eserlerindendir. Girişte sol tarafta üç sanduka bulunur. Bunlardan biri Torumtay’ın soyundan gelen Necib Bey’indir. Medresenin yanındaki türbe de güzel taş işlemeleriyle dikkat çeker. Torumtay’ın türbesi camiin karşısındadır.
Gümüşlü Camii: Gümüşlü Mahal-lesi’ndedir. Gümüşlüzade Taceddin
Mahmud Çelebi tarafından 1326’da yaptırılmıştır. 1960’ta onarım gören ca-mi, renkli kalem işleriyle süslenmiştir. Kare planlı yapı kesme taştan yapıl-mıştır. Giriş kapısının üzerinde yazıt bulunur.
Hatuniye Camii: Hatuniye Mahal-lesi’ndedir. 1510’da şehzade Ahmed’- in annesi Bülbül Hanım yaptırmıştır. Moloz taştan yapılan cami dikdörtgen planlıdır. Son cemaat yerini beş küçük kubbe örter. Tek şerefeli minaresi tuğladan yapılmıştır.
Hızır Paşa Camii: 14. yüzyılda Yör- güç Paşa’nın kardeşi Hayrüddin Hızır Paşa tarafından yaptırılmıştır. Duvarları moloz taşla örülen camiin tavanı ahşaptır. Güneyinde çeşme, batısında hamam yer alır
Mehmed Paşa Camii: Mehmed Paşa Mahallesi’nde bulunur. 1486’da şehzade Ahmed’in lalası Mehmed Paşa yaptırmıştır. Duvarları kesme taşla örülen cami, ters T planlıdır. Kapısı ağaç oymacılığının güzel bir örneğidir. Kare planlı ana mekânı sekizgen kas- naklı bir kubbe örter. Mermer minberi, ince bir işçiliği yansıtır.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Kül-liyesi: Sadrazam Merzifonlu Kara Mus-tafa Paşa tarafından 1667 yılında yap-tırılmıştır. Külliye, cami, bedesten, taş- han ve hamamdan oluşur. Dikdörtgen planlı camiin duvarları kesme taştan yapılmıştır. Camiin iç kısmı, sonradan barok stilde kalem işleriyle süslenmiştir.
Pir Mehmed Çelebi Camii: 16.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Yavuz Sultan Selim Alanı’ndaki cami moloz taştandır. Kare planlı yapıyı kasnaklı bir kubbe örter.
Saraçhane Camii: Amasya emiri Şadgeldi Paşa tarafından 1372’de yap-tırılmıştır. Camiin iç duvarları kalem işleriyle süslenmiştir. Doğu ve güney duvarları kesme taştan, diğer yerleri moloz taştandır.
Amasya Müzesi: Amasya çevresin-den derlenmiş arkeolojik ve etnogra- fik eserlerle İlhanlılar’a ait mumyaların görülebileceği modern bir müzedir.
Borabay Gölü: Amasya’ya 65 km uzaklıkta yükseltisi 800 m olan bir göl-dür. 900 m uzunluğunda 300 m geniş-liğindeki gölün derinliği 30 m’dir. Gölün çevresi ormanlarla kaplıdır. Çevrede dinlenme evleri, göl kıyısında da bir kafe vardır. Motor gezisi yapılabilen gölde balık da avlanabilir.
Yedikır Baraj Gölü ve Yedikuğular Kuş Cenneti: Amasya’ya 35 km uzak-lıkta doğal güzellikleriyle tanınan bir kuş cennetidir. Baraj gölünün çevresinde kuğu, yaban kazı, yaban ördeği, angut, karabatak ve balıkçıl gibi kuş türleri yaşamaktadır.
Omarca Çamlığı: Gümüşhacıköy’e 12 km uzaklıkta çamlarla kaplı bir din-lenme alanıdır. Burada buz gibi kaynak sularının aktığı orman çeşmeleri ve piknik masaları vardır.
Kapaklı Parkı: Suluova yakınlarında bir dinlenme yeridir. Çevrede piknik masaları ve ocakları yer alır. Fidanlık içinde çeşmeler vardır.
İÇMELER, KAPLICALAR Amasya ili, kaplıca ve içme açısın-dan yoksul bir ildir. En önemli kaplıcaları şunlardır:
Terziköy Kaplıcası: Amasya kenti- nin’27km güneydoğusundaki kaplıcanın suyu 37°C sıcaklıktadır. Mide ve böbrek hastalıkları ile romatizmaya iyi gelir.
Hamamözü Kaplıcası: Hamamözü ilçesine çok yakın olan bu kaplıca, ro-matizmaya iyi gelir.
Gözlek Kaplıcası: Amasya kentine çok yakın olan Gözlek Köyü dolayın-dadır. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir.
KÜLTÜREL YAŞAM Hitit uygarlığının en büyük merkezi otan Amasya ilinde, bu dönemde kültürel yaşam canlılık gösterir. Tarım, dokuma araçları, kap-kaçak yapımı gelişmiştir. Hititler’den sonra Frigyalılar, Kimmerier, Lidyalılar, Perslerve Make- donlar’ın egemenliği altında kalan Amasya, Bizans imparatorluğu döneminde Hıristiyanlığı yayma çabalarının merkezi olmuştur.
8. yüzyılda Arap akınlarının ardından yöreye gelen Türkler, kiliseleri cami yapmış ve Müslümanlığı yaymaya başlamışlardır. Yine bu dönemde Haçlı Seferleri nedeniyle toplumsal ve kültürel yaşamı altüst olan ilin, Türkleş- tirilmesine çalışılmıştır. Sünni ideolojisini yaymak için Amasya’da medreseler açan Selçuklular, 13. yüzyılda Ba- tiniler’e karşı çok sert bir tutum izlemişlerdir. Hıristiyan ve Musevi azınlıklarında bulunduğu Amasya iii, 20. yüzyıla doğru giderek önemi yitirmiş, Cumhuriyet döneminde ise kültürel yapısı uzun yıllar durağan kalmıştır.
Amasya ili, okuma yazma oranının en yüksek olduğu illerimizden biridir. Kütüphanelerin yeterli düzeyde ol duğu ilde, güzel sanatlar canlıhk göstermez, tiyatro, bale ve opera gibî çalışmalar görülmez.
GELENEKLER VE TÖRELER Amasya halkının dini inançları çok güçlüdür. İslamiyet, bu yörede toplum-sal yaşamı önemli ölçüde etkilemiş, gelenek ve görenekleri biçimlendir-miştir. Amasya’da adak adanan birçok yatır ve türbe vardır. Pir ilyas, Bektaş Baba, Kurtboğan, Yorgan Baba, Şir-vanlılar Türbesi, Kılıçarslan Türbesi, Ambarlı Evliya bunlardan bazılarıdır. Amasya halkının, kimi ı ta İlkçağ halklarınınkinden türemiş çeşitli inançları vardır. Örneğin il merkezine bağlı Aydoğdu Köyü’nde hastalıktan korunma, nazara engel olma, bereket sağlama gibi amaçlarla sürüler yaylaya çıkarılmadan önce ateş üzerinden atlatılır. Ayrıca sağlık, doğum ve ölümle ilgili birtakım inançlarda vardır. Bazı yörelerde ay ışığı vurmuş suyla yoğ-rulan hamurdan pişirilen ekmeğin insanı akıllı kılacağına inanılır. Sara has-talığına “cin tutması”, yarım felce de “cin çarpması” denir. Bu hastalıkların, vücut postla örtülünce geçeceğine inanılır.
Düğünler, doğum ve ölüm gelenek-leri: Amasya’da evlenme çağındaki bir erkeğin annesi (yoksa başka bir kadın yakını) uygun gördüğü kızın evine gider. Bu ziyarete “dünür gezme” adı verilir. Kız beğenilirse kız evi ikinci kez ziyaret edilir ve kız istenir. Düğünden önce, “şerbet günü” adı verilen, geline hediyelerin verildiği, takıların takıldığı, şerbetlerin içildiği bir toplantı tertiplenir. Düğünün birinci günü gelin hamama götürülür ve orada eğlenilir. Ertesi gün de damat, arkadaşları tarafından hamama götürülür. Gelin damat evine girmeden önce bir çömlek kırılır. Çömleğin kırılmasıyla gelinin kötü huylarının da kaybolacağına inanılır.
Amasya’da doğum ve ölüm gele-neklerinin çoğu batıl inançlara dayalıdır. Söz gelimi doğacak çocuğun cinsiyetini anlamak için çeşitli yöntemler uygulanır. Örneğin hamile kadın göğsündeki sütten eline sıkar, sütün üstüne başındaki bitlerden birini koyar. Bit sütün üstünde kımıldıyorsa çocuk erkek, kımıldamazsa kız olacaktır. Lohusanın yatağının üstüne süpürge, yastığının altına makas ya da bıçak konur. Çocuk doğduktan sonra dışarıya ilk çıkarıldığında, evine misafirliğe gidilen kişi, çocuğun kundağına ekmek koyar, yüzüne un sürer. Böylece çocuğun ömrü boyunca tok kalmasının ve uzun ömürlü olmasının sağlandığına inanılır.
Atın ağlaması, horozun vakitsiz öt-mesi, baykuş ötmesi ölüme işarettir. Amasya’da cenaze taşınırken tabutun sallanması ya da taşıyanlara ağır gelmesi başkalarının da öleceğine işarettir.
ş Halay-lardan Laz halayı, Çerkez halayı, sinsin halayı, yelleme halayı, esengil halayı, hoş bilezik halayı, Köroğlu halayı yaygındır. Tanakul, sallama, sarıkız, küştaklı, Merzifon karşılaması gibi oyunlar da vardır. Bir ya da iki kişiyle cümbüş, keman ve darbuka eşliğinde kaşıkla oynanan “paçalı çiftetellisi” cok sevilir.
Eskiden Amasya’da kadınlar iç- gömleği, cepken ve sırma işlemeli yelek giyerlerdi. Şalvar, ipekli kumaştan yapılırdı. Ayaklarına lapçın ve kaleş gi-yen AmasyalI kadınlar, başlarını oyalı yemeniyle örterlerdi. Günümüzde er-kekler de kadınlarda, çağdaş giysileri benimsemişlerdir. Geleneksel giyim tarzı kırsal kesimde yer yer sürmekte-dir.
YÖRESEL YEMEKLER Amasya’da geleneksel yöre ye-mekleri daha çok kırsal kesimlerde ya-pılır. Amasya çöreği, yağlı, keşkeş, bakla dolması, dene hasudası bunların başlıcalarıdır.
Amasya çöreği: Bira mayasıyla yo- ğurulan hamur küçük parçalara ayrılır. Oklavayla açılan bu hamurların üzerine yağ, dövülmüş haşhaş ve ceviz konur. Rulo şeklinde katlanarak, üzerine yumurta sarısı sürülür. Fırında yarım saat pişirilir.
Yağlı: Hamur yoğurulur. Küçük parçalar halinde kesilen hamurlar açılır. Üzerine ceviz, haşhaş ve yağ sürülür. Tekrar yoğurulur ve yuvarlak açılır. Kızgın sac üzerinde pişirilir.
Keşkeş: Nohut, pastırma, kemikli parça et, salça, biber, yağ özel keşkeş küpü ya da güveç içinde fırına verilir. Pişince karışım iyice ezilir. Üzerine bi-berli kızgın yağ dökülür.
Bakla dolması: Bakla önceden suda ıslatılır. Daha sonra kıyma, soğan, pastırma, yağ, tuz ve biberle karıştırılır. Bu karışım asma yaprağına konularak sıkı bir şekilde sarılır. Üzerine salça konularak suda pişirilir.
Dene hasudası: Nişasta, şeker ve pekmez karıştırılarak yapılır.

SPOR 1863 sonuna doğru Amasya Vali; liği’ne atanan Ziya Paşa düzenlettirdiği bir panayırda özellikle at yarışlarının ve güreş karşılaşmalarının yer almasını istedi.
Karakucak tarzında yapılan bu gü-reşler, yörede bu sporun canlanmasına katkıda bulundu.
Amasya’da modern sporlar ise Cumhuriyet döneminden sonra gelişme gösterdi. 1930’lu yıllarda kurulan Albayrak, Turan idmanocağı ve Turan İdmanyurdu adlı klüpler, Amasya’daki ilk futbol kulüpleridir. Merzifon’da 1935’te kurulan Halkspor’un merkezden ilçelere yayılmasına yardım etti.
12 Haziran 1946’da renk olarak yeşil ve beyazı benimseyen Amasya Gençlik- spor kuruldu. Bunu 20 Temmuz 1954’te kurulan Merzifon Havagücü, 25 Aralık 1956’da kurulan Amasya Havagücü ve 1 Haziran 1955’te kurulan Şekerspor kulüpleri izledi.
1959’da kent stadının hizmete gir-mesiyle futbol gelişmeye başladı. 10 Eylül 1968’de yine yeşil-beyazlı Amas- yaspor kuruldu. Bu profesyonel kulüp, ili Üçüncü Lig’de temsil etmeye başladı. 1980/81 sezonunda Üçüncü Lig’- le İkinci Lig’in birleştirilmesi sonucu İkinci Lig’e geçti. Daha sonra küme düşen Amasyaspor, ilçe takımı Merzi- fonspor ile birlikte Üçüncü Lig’in Dördüncü Grubu’nda mücadele etmektedir. Birinci grupta ise Suluovaspor vardır.
Amasya’da 96 bayan, 6.135 erkek olmak üzere toplam 6.231 lisanslı sporcu bulunmaktadır.
HAMİT KAPLAN VE ADİL CANDEMİR AMASYA’LI
Ünlü Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonu Hamit Kaplan ile ünlü şam-piyon güreşçilerimizden Adil Cande- mir Amasyalıdlr. 1.500 kişilik kapalı spor salonunun 1964’te yapılmasından sonra minder güreşi gelişmeye başladı. Özellikle imam Hatip Lisesi ile Merzifon ve Amasya liseleri bu spor branşına büyük önem vererek başarılar ka-zandılar. Amasya’da güreşçi olarak ün-lenenler arasında Ömer Sakızcı, Meh-met Gocur, Sadık Esen, Nuri Ayva, Ha- şim Hacıköylü ve Ahmet Doğan’ı ana-biliriz.
Tekvandocu Numan Fırat ve bisik-
letçi Zekeriya Ertürk branşlarında Türkiye şampiyonu olarak Amasya’nın “altın sporcuları” listesine adlarını yazdırdılar.
TESİSLER
Amasya’nın tesislerine gelince; merkezde 14.000 kişilik Amasya Stadı, 1.500 kişilik spor salonu, 25 x 12,5 metre boyutlarında yüzme havuzu, alt yapısı tam olmayan bir futbol sahası, tek katlı hizmet binası ve yapımı süren güreş salonu ile hizmet binası ve lojman, Gümüşhacıköy’de futbol sahası, yapımı süren Hamamözü 500 kişilik antrenman salonu, Gümüş futbol sahası, Göynücek’te futbol sahası, basketbol sahası, Gediksaray futbol sahası, Merzifon’da 5.000 kişilik bir stad, 1.500 kişilik bir spor salonu ve ayrıca bir futbol sahası ve hizmet binası, Suluova’da 1.500 kişilik yapımı süren bir stad ve yine 1.500 kişilik kapalı spor salonu, Taşova’da 500 kişilik futbol ve antrenman için spor salonu, Belevi futbol sahası ve Akınoğ- lu futbol sahası vardır.
Heryıl 13-14 Mayıs günlerinde ya-pılan Atatürk Kır Koşusu, atletizme ilginin artmasını sağladı.

Please follow and like us:

Enjoy this blog? Please spread the word :)