MEHMET YAVUZ EREER

Deprem olgusu insan zekâsının bilinmeyen karşısında düşmüş olduğu çaresizliğin somut ifadelerinden birisidir. Rüzgârın esişi ya da yağmurun yağması kadar olağan bir gerçektir, insanoğlu doğal çevresinin bu gerçeğini her zaman endişe ile karşılamış olmasına rağmen bilinçsizce yapmış olduğu yapılaşma ve yerleşim yerlerinin seçimi ile de bu doğal probleme davetiye çıkarmıştır. Depremler ve deprem sonrası oluşan yangın, açlık ve yoksulluk gibi diğer afetler depremin olumsuz etkisini ve can kaybını artırmaktadır.
XIX. yüzyılda gelişen ilim sayesinde deprem hadisesi bir muamma olmaktan çıkmış ve kesin tanımına kavuşmuştur.1 Günümüzde jeomorfoloji uzmanlarının çalışmaları sayesinde Anadolu’da deprem bölgelerini tespit edebilmekteyiz.2 Bu deprem kuşağında yer alan bölgelerden biri de Edirne vilayetidir. Edirne vilayeti 1904 tarihli istatistiklere göre 1.022.207 kişilik bir nüfusa sahipti. 1904 tarihinde vilayet Edirne Merkez, Gümülcine, Kırkkilise, Dedeağaç, Tekfurdağı, Gelibolu sancakları ile birlikte 6 sancak, 27 kaza, 115 nahiye, 1950 köyden ibaret bir yerleşim birimi olarak bugünkü Edirne ilimizden çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır.3 Edirne vilayeti 1509, 1510, 1511, 1557, 1558, 1751, 1762 ve 1766 tarihlerinde meydana gelen depremler ile sarsılmıştır.4 Ayrıca 1745 ve 1751 tarihlerinde geçirmiş olduğu yangınlar da bu şehrin gelişiminde durak noktalarını teşkil etmiştir.5 Çalışmalarımız esnasında 1912 tarihinde Edirne vilayetindeki Tekfurdağı ve Gelibolu sancakları içersinde bulunan Miürefte ve Şarköy kazalarında meydana gelen deprem ve bu deprem sonrasında toplumun sıkıntıları ve sosyal dayanışmanın halk ve devlet bazında ne düzeyde olduğu sorularına cevap arayacağız. 5 Ağustos 1766’da meydana gelen Mürefte ve Şarköy depremi, Tekirdağ, Gelibolu, Bursa, İstanbul, Edirne ve Biga bölgelerini etkilenmiş, can ve mal kaybına sebebiyet vermiştir.6

1912 tarihinde depremin Edirne, Çorlu, Gelibolu, Mürefte, Şarköy ve Dedeağaç’ta etkili olduğu görülmektedir.7 Depremin İzmit, Adapazarı, Karamürsel bölgelerinde yarım dakika kiKİar sürdüğü, fakat ciddi bir hasara yol açmadığı İzmit mutasarrıfı tarafından bildirilmektedir.8 Balıkesir’de ise hafif bir sarsıntı olmuştur. Mürefte’nin nüfusu bu dönemde 6.000 kişi kadardır. Halkının büyük çoğunluğunu Rumlar oluşturmaktadır. Bir miktar Müslüman, az sayıda da Ermeni, Musevi ve Kıpti vardır. Şarköy ise 5.500 kişilik bir nüfusa sahiptir.9 Deprem 28 Temmuz (10 Ağustos) gecesi Gelibolu’da şiddetli bir sarsıntı ile başlamış, saat 7.30’da hafifçe ve 29 Temmuz (11 Ağustos) günü saat 355’te şiddetli bir şekilde etkisini göstermiştir.10 Kalei Sultaniye Mutasarrıfı Rüşdü’nün ifadesine göre deprem cuma günü 315’te olmuş, cami minareleri ile kâgir binaların bir kısmını ve Hükümet Konağı’nı tahrip etmiştir.11 Doktor Yüzbaşı Sadi’ye göre ise deprem, gece saat 3’te olmuştur. Yazar, deprem esnasında halkın kendini sokağa attığını, evlerin yıkıldığını, minare ve kilise kulelerinin devrildiğini ve insanların bu enkaz altında kaldığını belirtmektedir.12 Mürefte ve Şarköy kazalarında depremden sonra gece saat 4’te ortaya çıkan yangın hızla yayılmış ve depremin yıkmış olduğu binaların yanı sıra, depremde sağlam kalmış olması gereken ahşap binaları da tahrip etmiştir.13 Yıkıntılar altında yaralı olarak kalan insanların bu yangın esnasında ölmüş olma ihtimali bir hayli yüksektir. Deprem ve yangın sonrasında tahrip olan binaların miktarı bütün deprem sahası içerisinde 9000 civarındadır.14 Mü ıefte’de çıkan yangında Hora, Ki rasye, Melen, Ganos, Platanos, Kalnıus ve Uçmakdeıe ile diğer bazı köyler zarar görmüştür. 15.000 kadar halkın sahilde toplandığı ve 25 kadar caminin yangından zarar gördüğü belirtilmektedir. Çorlu da yangın sonrasında 200 ev ile 100’e yakın dükkân ve mağaza yanmış, tespit edilen hasar ise 200.000 lira civarına ulaşmıştır. Şarköy’de çıkan yangın sonrasında ise 200 ev yanmış, 6070 kişi ölmüş ve 150 kişi de yaralanmıştır. Ayrıca Edirne ve Gelibolu’da un fabrikalarının bacaları yanarak kullanılmaz hale gelmiştir.15 Şarköy’de deprem nedeni ile 182 kişi hayatını kaybetmiş, Miirefte’de 707 kişi ölmüştür. Deprem sonrası, bu bölgede depremde yaralanan 120 kişi daha vefat etmiştir. Gelibolu ve civarında 33, Kalai Sııltaniye’de 3 ölüm hadisesi de ele alındığında deprem sahası içerisinde toplam 1.115 kişinin hayatını yitirmiş olduğu anlaşılmaktadır.16 Depremin hasat mevsiminde olması can kaybının az olmasını sağlamıştır. Halkın bir kısmı kırlarda, harmanlarda ve bağ evlerinde yattığından depremden zarar görmemişlerdir.17 Depremin gece vaktinde olması yerleşim merkezlerinde bulunan halk üzerinde olumsuz etkide bulunmuştur.
Deprem sonrasında enkaz kaldırma çalışmalarının öncelikle ele alındığı görülmektedir. Mürefte ve Şarköy depremi enkazının kaldırılması ve depremin hasarını tespit için buraya İstanbul’dan bir mühendis gönderilmiştir.18 Doktor Yüzbaşı Sadi ise ilk gün enkaz altında kalıp sağ çıkarılan insanlardan ve 1015 gün sonra enkaz altından sağ olarak çıkan keçi, köpek gibi hayvanların varlığından bahseder.19 Binaların yapımı esnasında kullanılan malzeme enkaz altında kalanların sağ olarak kurtulma oranlarını doğrudan etkilemektedir. Osmanlı taşrasının bazı bölgelerinde oluşan bilinçsiz yapılaşma depremin olumsuz etkisini artırmaktadır. Taştan yapılmış ya da tavanı kalın bir toprak tabakası ile kapatılan binalar, çökme esnasında ağırlığı artırıcı etkide bulunduğu için enkaz altında kalanların yaşama oranlarını azaltmaktadır. Ahşap evler ise daha hafif malzeme ile yapıldıkları için enkaz altından sağ kurtulma olasılığı bir hayli yüksektir. Ancak bu tür binaların deprem sonrası çıkması ihtimali bulunan bir yangında enkaz kaldırma çalışmalarına imkân vermeden can kaybını artırma riski vardır. Bina inşa tarzı konusunda deprem öncesi alınacak olan tedbirler bu doğal afetin olumsuz etkisini azaltacaktır. Ayrıca önceden oluştunılacak itfaiye gibi kuruluşlar, deprem sonrası oıtaya çıkan yangın riskini kontrol altına almada faydalı olacaktır.
Deprem sonrası ortaya çıkan bir diğer sosyal gerçek ise göç olayıdır. 1912 Mürefte ve Şarköy depremini takip eden günlerde halkın bir kısmı Gelibolu’ya, Kalai Sııltaniye’ye, İstanbul’a veya civar bölgelere taşınmış ve birkaç gün içerisinde, depremden etkilenen Mürefte ve Şarköy’de halkın yarısı dağılmıştı.20 Ayrıca deprem esnasında yaralanan insanların, mevcut sağlam hastane olmaması yüzünden İstanbul’daki hastanelere şevki21 de göz önüne alınırsa zaruri şartların kısa süreli bir göç olayını beraberinde getirdiği söylenebilir. İstanbul’a Basra torpidosu ve Başlangıç vapuruyla gönderilen yaralılar Etfal, Haseki, Demirkapı’daki Kalahane, Beyoğlu Zükûr ve Yedikule Rum hastanelerine yatırılmışlardır. Bu yaralıların İstanbul’da bir ay kadar tedavi gördükleri belirtilmektedir.22 Çorlu Metropoliti Hristomos imzasıyla gönderilen telgrafta Karaca ve Belgıad köyleri Rum halkının mahalli memurlar tarafından yerlerini terk etmeye zorlandıkları bildirilmiştir. Çatalca mutasarrıfı Dahiliye Nezareti’ne gönderdiği yazıda Silivri’ye giden Çorlu metropoliti ve Patrikhane’den gönderilmiş olan papazların vapura binmek üzere olan Karaca ve Belgıad köyleri halkından bazılarını görmüş olduklarını bildiriyor. Bu halkın bir kısmının kendi yörelerine gittikleri ve Podime Köyü halkından bir kısmının birkaç gün için İran Kumpanyasından kiraladıkları Şiraz vapuru ile hicret ettikleri ve zor kullanılmadığına dair bilgi verilmektedir.23 Ayrıca İstanbul Rum Patıikha nesi’nin kendi kaynakları ile deprem bölgesindeki Rum halkının durumu hakkında toplamış olduğu bilgilerin devlet tarafından yapılan tahkikat neticesinde asılsız ve çarpıtılmış bilgilerden ibaret olduğu sonucuna varılmıştır. Patıikhane’nin iddia ettiği gibi Müıefte Kaymakamı Cevdet Efendi’nin Rum halkına yüklediği ağır vergiler ve bu halkın yörelerini terk etmeleri yönünde yaptığı baskının ve muhacirlerin Hııistiyanlara saldırıları yönündeki haberlerin, bölgedeki devlet memurları ile yapılan yazışmalar neticesinde, Patrikhane’nin yöre bürokratlarına yönelik şikâyetlerinde haksız olduğu ve olayları çarpıttığına karar verilmiştir.24 Görüldüğü üzere deprem, beraberinde Osmanlı toplumunun yapı taşlarını oluşturan milletlerin ve dini grupların birbirine olan güvensizliğini açığa çıkarmış ve devletin bütünlüğünü ve toplumun birlikteliğini zedeleyecek spekülasyonlara ortam hazırlamıştır.

“Büyük Kabine” diye anılan Ahmed Muhtar Paşa hükümeti ve mahalli idare, deprem sonrası iaşe teinini açısından üzerlerine düşen görevi aciliyetle yerine getirmiştir. Civar bölgelerden deprem sahasına halkın ihtiyacını temin için un, ekmek ve eşya gönderilmiştir.25 İstanbul ise bu iaşe sorununa Edremit vapuruyla ilk etapta gönderdiği 1000 çuval un ve civar vilayetlerden temin edilecek olan erzak masrafının karşılanması için önce 100.000 kuruş ve sonradan Maliye Nezareti tarafından gönderilen 200.0 kuruşluk yardım ile katkıda bulunmuştur.26
Depremin tahrip etmiş olduğu haberleşme ağı ve ulaşım sistemi bölgeye yardımın ulaştırılması ve sahadaki hasar derecesini tespit etmede gecikmelere sebebiyet vermiş olsa gerektir. Bu nedenledir ki, devlet tarafından öncelikle ele alman konulardan birisi de bölge ile olan iletişimin temini yönündedir. Depremden etkilenen köylere bir adet santral ve dört adet telefon makinesinin ilk vasıta ile gönderilmesi hususunda Gelibolu Mutasarrıflığı’na talimat verilmiştir.27 Gelibolu’da deprem nedeniyle telgraf direklerinin yıkıldığı ve bu nedenle bölgenin durumu ile ilgili sağlıklı bilgilerin alınamadığı bildirilmektedir.28 Edirne vilayetinde H.1322 tarihli tespitlere göre, sıhhatli bir şekilde yapımı tamamlanmış olan 638 kilometrelik bir karayolu mevcuttur. Istanbul -Edirne arasındaki demiryolu Selanik ve Avrupa’ya kadar uzanmaktadır. Ayrıca bu vilayetin Karadeniz, Ege Denizi (Adalar Denizi) ve Marmara Denizi’ne kıyılarının olması deniz ulaşımına da fırsat vermektedir. Marmara’da Tekfurdağı ve Gelibolu.

Adalar Denizi’nde Dede ağaç ve Karaağaç iskeleleri vapur seferlerine imkân vermektedir.29 Karadeniz sahillerine ise yalnızca yelkenli gemiler yanaşabilmektedir. Görüldüğü üzere bu bölge deprem sonrası yardımın ulaştırılabilmesi açısından diğer bölgelerle mukayese edildiğinde oldukça şanslıdır. 19l4’te Burdur ve İsparta’da meydana gelen deprem sonrası bu bölgeye gönderilen yardım köprülerin yıkılması ve İstanbul’a olan uzaklık nedeniyle gecikmiştir.30 İaşe ve sıhhi yardımın Edirne vilayetinde depremden etkilenen bölgelere gönderilmesinde çoğunlukla deniz ulaşımından yararlanılmıştır. Depıemzedele rin iaşesi ve yaralıların tedavisi için gönderilecek doktor ve memurların, erzak vs’nin taşınması için römorkör temini,31 depıemzedelerin tedavisi için Bezmi Aleni vapuruyla deprem bölgelerine sağlık heyetlerinin gönderilmesi32 ve I. Kolordu Kumandanlığı tarafından deprem bölgesine sevk olunacak sıhhiye heyetini götürmek için bir vapurun hazır bulundurulması33 gibi konuları ihtiva eden belgelerde ilk akla gelen ulaşımın bu bölge için deniz ulaşımı olduğunu görmekteyiz. Bazen eldeki vasıtaların yetersizliği bu ulaşımın kolaylığından yararlanmayı engellemiştir. Bir belgede depıemzedelerin ihtiyaçlarının nakliyesinde kullanılmak üzere İstanbul’dan istenilen vapurun Teısanei Âmiıe’de olmadığı belirtilmiştir.34
Hasar bölgesinde öncelikle ele alınan konulardan birisi de asayiş ve bölgenin güvenliğini temin etme meselesidir. Deprem bölgelerine asayiş için jandarmalar gönderilmiş,35 depıemzedelerin mal ve canlarının güvenliği için Mürefte’ye bir bölük nizamiye askeri sevk edilmiştir.36 Deprem sonrası asayişin temini için üç polis memurunun Tekfurdağı ve Gelibolu’ya gönderilmesi istenmiştir.37 Deprem nedeniyle Tekfurdağı’nda bulunan hapishane tahrip olmuş ve mahkûmlar can endişesi ile kaçmaya çalışmışlardır. Hapishanenin polis ve jandarma kordonu altına alınması ile cinayetten hüküm giymiş 100 kadar tutuk lıınun kaçması engellenmiş ve bunların bir kısmının Edirne’de, bir kısmının da sancak dahilinde tutulması kararlaştırılmıştır. Tekfuıclağı’nda bulunan hapishanenin vakit geçirilmeksizin tamiri için 13.000 kuruşluk bir meblağ tahsis edilmiştir.38 Bölge güvenliği ile ilgili bir diğer örnek de Keşan’ın İbıiktepe köyünde 20’yi aşkın Müslümanın mandıralara hücum ederek 500 kadar koyunu çaldıkları ve asayiş görevlilerinin müdahalesi ile Vasili’nin çalınan 90 koyunun haricindeki koyunların bulunup sahiplerine iade edilmesi olayıdır.39 Görüldüğü üzere deprem sonrası ordu ve birimleri hem asayiş, hem de kaynak temininde yararlanılan bir unsur olarak görevini yerine getirmektedir.
Deprem bölgesinde çözüme kavuşturulması beklenen bir diğer unsur ise su meselesidir. Başlangıçta ihtiyaç haline geldiği bildirilen suyun, Bahriye ve Liman İdaresi tarafından sağlanacak olan su depolarıyla Şarköy sahillerine ulaştırılması Bahriye Nazırı’ndan istenmiştir.40 Şarköy depıemzedeleri için istenen sıı,41 depremzedelere içme suyunun temini,42 Şarköy, Mürefte43 ve Gelibolu depıemzede lerinin su ihtiyacının karşılanması44 hususlarında yapılan yazışmalardan anlaşılacağı gibi, deprem sonrası hasar gören su kaynakları nedeniyle halk sıkıntı içerisindedir. Su yollarındaki hasarın halkın sağlığını tehdit etme olasılığını da beraberinde getireceği göz önüne alınırsa, su şebekesinin tamiri öncelikle halledilmesi gereken meselelerden birisi haline gelmiştir. Erzurum bölgesinde meydana gelen depremlerde, kanalizasyonların içme suyuna karışarak salgın hastalıklara sebebiyet verme endişesi, mahalli idare tarafından ele alınan konulardan biridir.45 Deprem sonrası su yollarının tamirine de önem verilmiş ve Miirefte’de depremde bozulan su yollarının tamiri ile ilgili çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.46
Depremden sonra öncelikli ihtiyaçlar kısmen de olsa halledilmiştir. Fakat hükümetin en büyük hatası, gerekli tahkikatın geciktirilmesi ve halkın baıınak ihtiyacının daha önemli olduğu gerçeğinin anlaşılamaması yönünde olmuştur.47 Deprem bölgesindeki hasarın ve bölge ihtiyaçlarının yerinde tespiti, bu bölgeye gönderilecek görevlilerin çalışmaları ile mümkün olacaktır. Bölgedeki hasarın tespitinde hükümet görevlilerinin yanı sıra, bölgeye gelen gazeteciler ve dini grupların liderlerinin yapmış oldukları çalışmalar, hem kamuoyunu hem de hükümetin yetkili organlarının yardımlarını organize etme açısından önem taşımaktadır. Hükümet, resmi kuramlara ait binaların hasar tespitini ihmal etmemiş ve depremden zarar gören So ğukçeşme’deki Şıırayı Devlet Mahkemeleri binasının kullanılıp kullanılamayacağı hakkında rapor istemiştir.48 Ayrıca bölgeye gönderilen Ha midiye kruvazörünün süvarisi deprem bölgesine gitmiş ve bölgede yaptığı incelemeleri bir rapor ile merkeze bildirmiştir.49 Evkaf Nazırı Mehmed Fevzi Paşa’nın deprem bölgelerinde yapmış olduğu incelemeler ve depremzedeleıin ihtiyaçlarını belirleme çalışmaları, tespit edebildiğimiz bir diğer hasar tespit çalışmasıdır.50 Dini grupların liderlerinin deprem bölgesi hakkında bilgi topladıkları ve gerek kamuoyunu, gerekse hükümeti gerekli gördükleri yerlerde yardıma çağırdıkları görülmektedir. Deprem bölgelerine gidecek olan İstanbul Rum Patriğine iyi davranılma sına dair merkezden gönderilen yazı, devletin bu tür faaliyetleri desteklediğinin açık bir kanıtıdır.51 Ayrıca Çardak imamı Edhem tarafından çekilen telgrafın okunup dep ıemzedelere gereken yardımın yapılması yönünde alınan karar, idarecilerin bu tür bilgilere ciddiyetle yaklaştığım gösterir.52 Deprem bölgesi hakkında bilgi veren bir diğer unsur da basındır. Mürefte’ye gidecek olan Novye Vrenıya gazetesi muhabir muavini Atanos Baisiyos53 Ve Edirne yöresini ziyaret edecek olan Times özel muhabiri ile İngiliz yazarlarından Bortelt’e54 gerekli kolaylığın gösterilmesine dair vilayet idarecilerine gönderilen yazılar hükümetin bu konudaki duyarlılığının göstergesidir.
Barınma ve deprem sonrası evsiz kalan halkın iskânı, depremin beraberinde getirdiği bir diğer problemdir. Depremden 1015 gün sonra Mıiref te’de barakalar yapılmaya başlanmıştır. Miiıefte’de 300400 aileyi yerleştirmek mecburiyeti varken günde ancak bir ya da iki baraka ikmal edilebilmektedir. Malzeme ve işçinin olmaması barınma ihtiyacının çözüme kavuşmasını engellemiştir. Halk, geçici olarak barınma ihtiyacını temin edebilmek için enkazdan aıta kalan malzemeleri değerlendirerek derme çatma barakalar inşa etmiştir.55 Hükümetin imkânları ölçüsünde, barınma meselesinin halli için yeterli olmamakla birlikte, halka yardımcı olmaya çalıştığını tespit ettik. Bahriye nazırı tarafından Şarköy, Mürefte ve Gelibolu depremzedelerinin iskânı için 100 çadır Basra torpidosuna yüklenerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Ayrıca sahilde bulunan halkın geçici olarak barındırılabilmesi için Şarköy sahiline 12 gemi gönderilmesi istenmiştir.56 Dahiliye Nezaretine Edirne Valisi Halil tarafından gönderilen telgrafnamede, deprem ve sonrasında çıkan yangından etkilenenlerin iskânları için İstanbul’dan çadırların gönderilmesi istenmiş ve bunun mümkün olmaması halinde, Bahriye Nezareti bünyesinde bulunan ve sefer dışı tutulan gemilerin römorkörlerle
Mürefte ve Şarköy sahillerine gönderilerek halkın barınma ihtiyacının çözüme kavuşturulması talep edilmiştir.57 Erdek kazası, Gelibolu ve civarı ve Edirne vilayetindeki depremzedeler için istenen çadırlar imkânlar dahilinde bu bölgelere sevk edilmiştir.58 Harbiye Nezareti’nden istenen çadırlar ise ordunun seferberlikte olması nedeniyle temin edilememiştir.59 Barınma meselesini çözemeyen bir kısım halk civar vilayetlere göç etmiştir. Mürefte ve Şarköy’den kimsesiz kalan 30 kadar nüfus, çoluk çocuk İstanbul’a gelmiş ve bunların geçici olarak yerleştirilmesi yönünde çalışmalar olmuştur. Bu şekilde İstanbul’a gelecek olanlar için askeri kışlalardan uygun bulunan birisinin ayrılması yönünde yapılan yazışmalarda ihtiyaç duyulan kışlanın bulunamadığım görmekteyiz.60 Deprem sahasında kalan halkın kendi barınma problemlerini halletme yönünde yaptıkları çalışmaları tespit ettik. Bu çalışmalar esnasında ihtiyaç duyulan inşaat malzemesi hükümet tarafından bulunmuş, ya da mevcut kaynaklar halkın yararına sunulmuştur. Maydoslu usta mimarlar Gelibolu depremzedelerinin iskânı için gönderilmiştir.61 Şarköy depremzedelerinin, baraka inşası için kereste ve usta gönderilmesine dair istekleri62 iki gün sonra görüşülmüş ve gerekli olan kerestenin temin edilerek Mürefte ve Şarköy depıemze deleıi için bölgeye sevk edilmesine karar verilmiştir.63 Genel olarak deprem sahası içerisinde bulunan diğer bölgelere baraka inşasında kullanılmak üzere kereste ve diğer yapı malzemelerinin sevk edildiğini tespit ettik.64 Hükümetin temin etmiş olduğu yapı malzemeleri, depremden etkilenen halkın işçiliği sayesinde barınaklara dönüştürülerek barınma ihtiyacına çözüm aranmıştır. Barınak inşası için gerekli olan kerestenin temininde halk bazen yakın kaynakları kullanma yoluna gitmiştir. Depremde evleri yıkılan Cedid karyesi halkına Koru dağından kereste kesilmesine dair verilen izin bunun bir kanıtı olsa gerektir.65 Dikkat edilen bir diğer husus da, halkın civar yerlere dağılmadan eski yerleşim yerlerine ya da buralara yakın yerlere iskânları hususunda mahalli idarelerin gerekli tedbirleri almış olmasıdır. Gelibolu, Evıeşe,66 Şarköy kasabası, Ereğlice, Arablı, Gölcük bölgesindeki köylerde67 depremden etkilenen halkın bölge dahilinde iskânları yönünde çalışmalara başlanmıştır. Deprem bölgelerinin yeniden imarı için hükümetin gerekli çalışmaları yaptığını tespit ettik. Depremde yıkılan Mürefte ve Şarköy kasabalarının planları çıkarılmış68 ve bu bölgelerin yeniden düzenlenmesi hususunda yapılacak çalışmaların keşfi için Mühendis Si los ve Başmühendis İrfan Bey görevlendirilmiştir.69
Deprem sonrası bölgedeki halka yapılan yardım, sosyal dayanışmanın en güzel örneği olsa gerektir. Yapılacak yardım çalışmalarını düzenlemek ve bu yardımları Edirne ve Kalai Sultaniye’deki gerekli yerlere ulaştırmak için “İane Komisyonu” adı verilen geçici bir kurul görevlendirilmiştir.70 Depremden etkilenen halk için Şehzade Abdülme cid’in fahri başkanlığında kurulan tane Komisyonu’na71 Ermeni Patrikhanesi ve hahamlardan birer kişinin seçilmesine karar verilmiştir.72 Depremden etkilenen halk için toplanan paraların İane Komis yonu’na gönderilmesine karar verilmiş7•3 ve bu komisyon için Harbiye Daiıesi’nin bir salonu tahsis edilmiştir. Komisyonun riyaset vekâleti ise İstanbul Valiliği makamına bağlanmıştır.74 Bununla birlikte halk içerisinden gönüllü olarak deprem bölgesi için yardım toplama faaliyetinde bulunanlar olmuştur. Bunların, bulundukları idari makamlardan izin almak suretiyle yardım toplayabildiklerini görmekteyiz. İstanbul’daki Rum kadınlarının sokaklarda depıemzedelere yardım toplamak için çiçek satmalarına nıhsat verilmesi yönündeki istekleri, yardım toplama çalışmalarının idarecilerin bilgisi dahilinde olduğunu göstermektedir.75 Ayrıca depremzedeler için toplanan yardım paralarının, bazen hükümet tarafından farklı bir meselenin çözümü için kullanıldığını tespit ettik. Gelibolu depremzedeleri için toplanmış olan yardım parasının İstanbul’da vilayet adına bir bankada toplandığı ve meblağın 7.000 lira olduğu haber alınmış ve bu paranın açıkta kalan Gelibolu’daki muhacirlerin iskânında kullanılabilmesi için Edirne valisi tarafından Edirne Iskânı Muhacirin Komisyonu’na devredilmesi istenmiştir.76 Karşılaştığımız bir diğer belgede de İstanbul vali vekili tarafından Şarköy ve Mürefte için oluştu mlan komisyonda toplanan 2.570 lira 3 kuruşun, vilayet dahilinde en çok faiz veren bankaya yatırılarak, bir diğer bölgede afetten mustarip olanlara
verilmiş olduğunu gördük.77 Bazı durumlarda dep ıemzedeler için toplanan yardım paralarının kullanılmadan geri gönderilen miktarının ancak BabIâli’nin yeniden karar almasıyla kullanılabileceği belirtilmektedir.78 Öyleyse doğal afetler esnasında yardım için halktan toplanan paralar Maliye Neza ıeti’nin tasarrufu altına girmekte ve hükümetin istekleri doğrultusunda kullanılabilmektedir.
Sosyal dayanışmanın yanı sıra bu tür afet dönemlerinde görülen bir diğer gelişme uluslararası yardımlaşmadır. Amerikan sefaretince depremzede lerin tedavisi için Şarköy’e gönderilecek doktorlara gerekli olan ilaç yardımı yapılmıştır.79 Almanya imparatoru depremzedelere 10.000 mark tutarında mali yardımda bulunmuş ve Almanya Sefaıeti’ne ait Loreley adlı vapur depremzedeler için yardım malzemesi ile İstanbul’dan afet bölgesine gönderilmiştir.80 Ayrıca Güney Bavyera’da Hohenkam meı ’de NVesternaıh Baronluğu arazisi müdürü J. R. Sclımitt depremzedeler için mali yardım göndermiştir.81 Gelibolu depıemzedeleri için ise hayırsever bir vatandaş Berlin Sefareti vasıtasıyla nakdi yardım göndermiştir.82 Bunlara ilaveten Londra belediye reisi depremzedeler için yardım toplama faaliyetlerine girişmiş ve depremde harap olan yerler ve depıemzedelerin sayısı hakkında bilgi istemiştir.83 Mısır’da yayınlanan Bcırs Ecipsiyerı gazetesi depremzedeler için mali yardımda bulunmuştur.84 Devletin üst düzey yetkililerinin bu yardım faaliyetine katkıda bulunduğu görülmektedir. Padişah, Edirne depıemzedeleıinin ihtiyacı için sarf olunmak üzere nakdi yardımda bulunmuştur.85
Deprem sonrası bölgede sıkıntı içerisinde bulunan halka vergi ve kredi gibi konularda kolaylıklar sağlanmıştır. Depremden zarar gören çiftçilere Ziraat Bankası şubelerinden krediler verilmiştir.86 Depremden zarar gören Bolayır ve civarındaki 6 köy halkı, 3 sene müddetle vergiden muaf tutulmalarına dair istekte bulunmuşlardır.87 Aynı şekilde Mürefte depıemzedeleri de bir sene için tekâlifi mâliyeden muafiyet istemişlerdir.88 Edirne’deki depremde zarar görenlerin müsakkafat vergileri görüşülmüştür.89 Hükümetin deprem sahasında gerekli gördüğü yerlerdeki halkın vergileri ve bunların ödenme süreleri hususunda tavizkâr yaklaşımı dikkat çekmektedir.
Sonuç olarak, Ekim 1912 tarihinde başlayacak olan Balkan Harbi öncesi Edirne vilayeti sınırları içerisindeki Gelibolu ve Tekfurdağı sancaklarında meydana gelen deprem, bölge insanını savunmasız bırakmıştır. Vilayet hudutları içerisinde bulunan
10.0 kadar askerin yiyeceksiz kalması90 ve askeri binaların hasarı, ordu için iki ay kadar sonra başlayacak olan I. Balkan Harbi öncesinde bir dezavantaj niteliğini taşımaktadır. Bölge için yapılan deprem sonrasına yönelik yatırımlar harp nedeniyle gecikmeye uğramış olmalıdır. Mevcut erzak stoku ve mâliyenin yapmış olduğu yardımlar göz önüne alındığında hükümetin elindeki kaynakların önemli bir kısmını deprem bölgesi halkına yardım için tahsis ettiği görülmüştür. Bu ise ordunun iaşe ve mali açıdan zayıf düşmüş olduğunu gösterir.91 Savunma açısından stratejik önemi olan kalelerin ve lojistik tesislerin deprem nedeniyle tahribinin tespiti ve bu durumun bölge savunması üzerinde meydana getirdiği boşluk tarihi olayları incelerken göz ardı edilmemelidir.92 Deprem bölgesinde bulunan halkın bürokratlara yönelik şikâyetleri ve bazı göç olayları burada bulunan Hıristiyan Osmanlı halkını huzursuz etmiştir. Bu tür olaylarda devleti temsil eden bürokratların gösterecekleri ihmalkârlıklar, Osmanlı halkından olan gayrimüslim tebaa üzerinde karşılıklı güven unsuruna zarar verecektir. Depremin, nüfus kaybı ve halkın moral gücünü düşürücü etkide bulunarak bölgeyi savunmasız hale getirdiği söylenebilir. Bölgede deprem sonrası yapılan hasar tespiti esnasında yeldeğirmenleıi, un fabrikaları ve büyük ve küçükbaş hayvancılıkla geçinenlerin gerek hayvanlarında ve gerekse bunların barınaklarında meydana gelen hasar bölge ekonomisinin deprem nedeniyle felce uğradığını gösterir. Ayrıca ticaret ve ziraat nazırının Dedeağaç bölgesinde yaptığı incelemelerde deprem nedeniyle bölgedeki ekinlerin kuruduğu görülmüştür.93 Depremin ekonomik hasarı İstanbul’u da etkilemiş ve hükümet mali açıdan hesapta olmayan harcamalarda bulunmak zorunda kalmıştır. Bölgede ekonomik durumun ve mevcut hasarın giderilmesi için hükümet tarafından yapılacak olan yatırımlar, I. Balkan Harbi ve buna bağlı olarak Ahıııed Muhtar Paşa Hiikümeti’nin görevden çekilmesi nedeniyle sonuçlandırılamamıştır.

1. Ali Koçyiğit, “Deprem”, Yeryuvarı ve İnsan, Şubat 1977, s. 5.
2. İbrahim Atalay, “Türkiye Jeomorfolojisine Giriş”, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yayınları, no. 9, İzmir 1982.
3. Tüccarzade İbrahim Efendi, Menıaliki Osmaniye Ceb Atlası, Babıâli 1323, s. 3233.
4. N. N. Ambraseys C. F. Finkel, The Seismicity of Tıırkey and Adjacent Areas, A Historical Revieıv, 15001800, İstanbul, 1995, s. 169178.
5. Büyiik Larousse, c. 6.
6. N. N. Ambraseys C. F. Finkel, ibid, s. 145148.
7. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Dahiliye Miitenevvia (DH.MTV). 162/33 (1330 N. 2)
8. BOA, DH.MTV. 162/41 (1330 N. 9)
9. Doktor Yüzbaşı M. Sadi, Marmara Havzasının 2627 Temmuz 1328 Hareketi Arzı, 15 Eylül 1328.
10. BOA, DH.MTV. 162/13 (29 Temmuz 1332 tarihli Edirne Valisi Halil’in Dahiliye Nezareti’ne gönderdiği telgraf.)
11. BOA, DH.MTV. 162/3 (1330 Ş. 25)
12. Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 16.
13. BOA, DH.MTV. 162/13 (29 Temmuz 1332); Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 25.
14. Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 29.
15. BOA, Meçlisi Vükela (M.V.) 167 (31 Temmuz 1328)
16. Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 2931.
17. Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 29.
18. BOA, DH.MTV. 162/46, ( 1330 N. 7)
19. Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 31.
20. Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 31.
21. BOA, DH.MTV. 162/71 (1330 N. 20)
22. BOA, DH.MTV. 162/41 (1330 N. 9)
23. BOA, Dahiliye Kalemi Mahsus (DH.KMS.) 19/55 (20 Nisan 1330)
24. BOA, DH.KMS. 19/55 (17 Nisan 1330)
25. Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 3133.
26. BOA, DH.MTV. 162/13 (30 Temmuz 1328)
Tl. BOA, DH.MTV. 162/14 (1330 Ş. 28)
28. BOA, DH.MTV. 162/41 (1330 N. 9)
29. Tüccarzade İbrahim Efendi, ibid, s. 37.
30. Nedim İpek, “BurdurIsparta Depremi (1914)”, SDÜFen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 1 (İsparta, 1995)’, s. 191197.
31. BOA, DH.MTV. 162/23 (1330. Ş. 29)
32. BOA, DH.MTV. 162/24 (1330 Ş. 29)
33. BOA, DH.MTV. 162/31 (1330 N. 2)
34. BOA, DH.MTV. 162/89 (1330 L. 18)
35. BOA, DH.MTV. 162/34 (1330 N. 4)
36. BOA, DH.MTV. 162/42 (1330 N. 6)
37. BOA, DH.MTV. 162/16 (1330 Ş. 29)
38. BOA, DH.MTV. 162/2 (1330 Ş. 25)
39. BOA, DH.KMS. 19/55 (22 Mayıs 1330)
40. BOA, DH.MTV. 162/13 (30 Temmuz 1328)
41. BOA, DH.MTV. 162/22 (1330 Ş. 29)
42. BOA, DH.MTV. 162/34 (1330 N. 4)
43. BOA, DH.MTV. 162/40 (1330 N. 5)
44. BOA, DH.MTV. 162/52 (1330 N. 11)
45. Selahattin Tozlu, “Erzurum Depremleri (18501900)”, Akademik Araştırmalar, S. 1 (Erzurum, 1996), s. 119126.
46. BOA, DH.MTV. 162/67 (1330 N. 18)
47. Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 3133•
48. BOA, DH.MTV.43/40 (1330 Ş. 29)
49. BOA, DH.MTV. 162/29 (1330 N. 1)
50. BOA, DH.MTV.162/63 (1330 N. 14)
51. BOA, DH.MTV. 162/37 (1330 N. 4)
52. BOA, DH.MTV. 162/44 (1330 N. 6)
53. BOA, DH.MTV. 38/39 (1330 N. 25)
54. BOA, DH.MTV. 38/53 (1331 N. 13)
55. Doktor Yüzbaşı Sadi, ibid, s. 3133.
56. BOA, DH.MTV. 162/8 (1330 Ş. 27)
57. BOA, DH.MTV. 162/7 (1330 Ş. 27)
58. BOA, DH.MTV. 162/35 (1330 N.4); BOA, DH.MTV.l62/39 (1330 N.4); BOA, DH.MTV. 162/55 (1330 N.ll); BOA, DH.MTV. 162/56 (1330 N.12); BOA, DH.MTV. 162/62 (1330 N.14).
59. BOA, DH.MTV. 162/53 (1330 N. 11)
60. BOA, DH.MTV. 162/36, (1330 N. 4)
61. BOA, DH.MTV. 162/38 (1330 N. 4)
62. BOA, DH.MTV. 162/57 (1330 N. 12)
63. BOA, DH.MTV. 162/65 (1330 N. 14)
64. BOA, DH.MTV. 162/83 (1330 L. 7)
65. BOA, DH.MTV. 162/66 (1330 N. 18)
66. BOA, DH.MTV. 162/78 (1330 N. 29)
Haifrrlirij
îlcutfdje Botfdjnft Théraplo, le 10 Août 1912.
J.No 3194.
L’Anbassado Inpérlale ri ‘Al lenaçno a l’hon d’Inforner le Ulnlstère Inpérial Ottonan des ires Etrangères que Sa SJaJaste l’inpereur et Roi a dolçuo destiner une sonne do 10 000 Uarhs pour venir en aida aux habl tants dos vil laças éprouvés par le trenblenant de terre. Ce stationnatro de cette Anbas sado *Loreleym se rendra ln*iédiatetient, en exécution de l’Ordre Impérial, sur les’lieux pour y distribuer des vivres et pour at£n inis’trer des soins nédloaux aux sinistrés. L’Anbassade prie la Subllne Porto de vouloir bien ln/orner de oe qui précède les autorités do la côte du Uarnara de Hodosto a Tchanak pour QU’elLes prêtent leur assistance a cette action de secours.
&n nêne te»ips et pour /aire suite o sa note verbale du 12 art., 1 ‘Anbassade se pernet d’observer que le voyage du ‘Loroley* pour Salonlque, Athos et Thasos sera ajourité Jusqu ‘après 1 ’aaoor.pl isaenent de sa tSche actuel le.
Au
Uinletère Inpérial Ottonan des Affaires A’£» ançeres Subliao Porto.
Alman sefaretinin imparatorun bağışıyla ilgili yazısı.
67. BOA, DH.MTV. 162/47 (1330 N. 8)
68. BOA, DH.MTV. 162/95 (1330 Za. 11)
69. BOA, DH.MTV. 162/54 (1330 N. 11)
70. BOA, DH.MTV. 162/58 (1330 N. 12•)
71. BOA, DH.MTV. 162/49 (1330 N. 8)
72. BOA, DH.MTV. 162/59 (1330 N. 13)
73. BOA, DH.MTV. 162/67 (1330 N. 18)
74. BOA, DH.MTV. 162/98 (1330 Z. 15)
75. BOA, DH.MTV. 162/50 (1330 N. 8)
76. BOA, DH.MTV. 162/101 (1331 Za. 21)
77. BOA, Dahiliye İdare (DH.İD.) 128/12 (3 Rebiülevvel 1331)
78. BOA, M.V. 169 (23 Eylül 1328)
79. BOA, DH.MTV. 162/27 (1330 Ş. 29)
80. BOA, DH.MTV. 162/43 (1330 N. 6)
81. BOA, DH.MTV. 162/82 (1330 N. 23)
82. BOA, DH.MTV. 162/94 (1330 L. 25)
83. BOA, DH.MTV. 162/77 (1330 N. 28)
84. BOA, DH.MTV. 162/93 (1330 L. 13)
85. BOA, DH.MTV. 162/64 (1330 N. 14)
86. BOA, DH.MTV. 162/90 (1330 L. 19)
87. BOA, DH.MTV. 162/70 (1330 N. 20)
88. BOA, DH.MTV. 162/79 (1330 N. 30)
89. BOA, DH.MTV. 162/79 (1330 N. 30)
90. BOA, M.V. 167 (31 Temmuz 1328)
91. Nevzat Giindağ, 1913 Garbi Trakya Hükilmeti Milstakilesi, Ankara, 1987, s. 98.
92. Selçuklular döneminde kuşatma altındaki kalenin deprem sonucu yıkılması Bizans’ı hem savunma sisteminden malınım etmiş, hem de psikolojik olarak halkın ve askerin moral gücünü zayıflatmıştır. Ahmet bin Mahmut, SelçukNâme, I, Tercüman 1001 Temel Eser, İstanbul, 1977, s. 6162. Ayrıca Bizans kroniklerinden Ulubat’m fethini naklen anlatan günümüz Osmanlı araştırıcıları deprem gerçeğini dile getirmişlerdir. “1327’niıı 12 Mayıs’ın da büyük bir deprem oldu. Bu depremi takip eden gün, Müslümanlar Ulubatı aldı.’’ Dr. Colin Imber, The Ottoman Empire 13001481, The ISIS Press, İstanbul, 1990, s. 20.
93. BOA, DH.MTV. 162/41 (1330 N.9)

Please follow and like us:

Enjoy this blog? Please spread the word :)